seal - Turco Inglés Diccionario

seal

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

seal — Definition

Significado:
mühürlemek, fok
Pronunciación (IPA):
(AmE /siːl/ – BrE /siːl/)
Categoría gramatical:
İsim: seal (seals); Fiil: seal (seals – sealed – sealing)
Sinónimo:
close, stamp
Antónimos:
open

Significados de "seal" en diccionario turco inglés : 88 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
seal n. fok
A seal was spotted on the rocks enjoying the warm sunshine.
Kayalıklarda sıcak güneşin tadını çıkaran bir fok görüldü.

More Sentences
seal n. mühür
The letter came with a nostalgic wax seal.
Mektup üzerinde nostaljik bir balmumu mühürle geldi.

More Sentences
seal v. mühürlemek
He placed the lamp in a box and sealed it.
Lambayı bir kutuya koyarak mühürledi.

More Sentences
seal n. kaşe
General
seal n. fok balığı
There was a seal on the shore.
Kıyıda bir fok balığı vardı.

More Sentences
seal n. mühür
The letter came with a nostalgic wax seal.
Mektup üzerinde nostaljik bir balmumu mühürle geldi.

More Sentences
seal n. conta
The principle design of the flange face includes two independent seals.
Flanş yüzünün temel tasarımı iki bağımsız conta içerir.

More Sentences
seal v. kapatmak
We sealed the door shut.
Kapıyı sıkıca kapattık.

More Sentences
seal v. mühürlemek
He placed the lamp in a box and sealed it.
Lambayı bir kutuya koyarak mühürledi.

More Sentences
seal v. kaplamak
We sealed the hardwood floors just in case.
Her ihtimale karşı parke zeminleri kapladık.

More Sentences
seal adj. damga
Be that as it may, this report sets the seal on the task.
Her ne olursa olsun, bu rapor bu göreve damgasını vurmaktadır.

More Sentences
Law
seal v. mühürlemek
He placed the lamp in a box and sealed it.
Lambayı bir kutuya koyarak mühürledi.

More Sentences
Politics
seal v. mühürlemek
He placed the lamp in a box and sealed it.
Lambayı bir kutuya koyarak mühürledi.

More Sentences
Technical
seal n. conta
The principle design of the flange face includes two independent seals.
Flanş yüzünün temel tasarımı iki bağımsız conta içerir.

More Sentences
seal n. mühür
The letter came with a nostalgic wax seal.
Mektup üzerinde nostaljik bir balmumu mühürle geldi.

More Sentences
Construction
seal n. yalıtım
Roxtec seals are developed to withstand extremely powerful and repeated fault currents.
Roxtec yalıtım malzemeleri son derece güçlü ve tekrarlanan arıza akımlarına dayanacak şekilde geliştirilmiştir.

More Sentences
Automotive
seal n. mühür
The letter came with a nostalgic wax seal.
Mektup üzerinde nostaljik bir balmumu mühürle geldi.

More Sentences
seal n. yalıtım
Roxtec seals are developed to withstand extremely powerful and repeated fault currents.
Roxtec yalıtım malzemeleri son derece güçlü ve tekrarlanan arıza akımlarına dayanacak şekilde geliştirilmiştir.

More Sentences
General
seal n. taahhüt
seal n. fokbalığı
seal n. mühürlü mum
seal n. kurşun mühür
seal n. ağzı sıkı olma
seal n. onay
seal n. sır tutma
seal n. ayıbalığı
seal n. keçe
seal n. sızıntı önleyen araç
seal n. salmastra
seal n. mühürlü yüzey
seal n. mühür taşıyan eşya
seal n. plastik malzemeye basılmış mühür izi
seal n. üzerinde mühür izi bulunan balmumu gibi parça
seal n. bir dava onuruna hazırlanmış simge veya resim içeren yapışkanlı mühür
seal n. kilit
seal v. fok avlamak
seal v. tasdik etmek
seal v. belirlemek (yazgı)
seal v. kapamak
seal v. sayacı mühürlemek
seal v. damga basmak
seal v. mühür basmak
seal v. onaylamak
seal v. temhir etmek
seal v. ölçüleri ayar etmek
seal v. damgalamak
seal v. tıkamak
seal v. yalıtmak
seal v. sızdırmazlık sağlamak
seal v. geri dönülemez bir şekilde karar vermek
Law
seal n. hukuken mühür etkisi taşıyan işaret, iz veya vasıta
seal v. kamuya açık sınavdan men etmek
Politics
seal v. damgalamak
Technical
seal n. bagaj fitili
seal n. cam fitili
seal n. kaynak yeri
seal n. keçe
seal n. mühür kurşunu
seal n. salmastra
seal n. sızdırmazlık
seal n. sızdırmazlık öğesi
seal n. sızdırmazlık elemanı
seal v. contalamak
seal v. gaz sızdırmaz yapmak
seal v. sızdırmaz yapmak
seal v. su geçirimsizliği sağlamak
seal v. (elektrik düğmesi) gerekli parçalar birbirine temas ettikten sonra hareketini tamamlamak
seal v. (düğme) kapanarak son konumunu almak
Electric
seal v. (prizi) kilitlenmiş pozisyona getirmek
seal v. (prizi) tamamen hizalamak
Mechanic
seal n. yağ keçesi
Textile
seal n. yolunup boyanarak giysi yapımında kullanılan işlenmemiş fok derisi
seal n. fok kürkünden elde edilen tabaklanmış deri
Woodworking
seal n. ahşaba en son uygulanan sızdırmaz kaplama
Dyeing
seal n. fok derisini andıran koyu bir kahverengi
Automotive
seal n. yalıtım elemanı
seal v. yalıtmak
Marine
seal abrev. abd donanmasında deniz, sahil ve ırmaklardaki özel harekatları yürütmek için eğitilip teçhiz edilmiş tim
Gastronomy
seal v. (eti) mühürlemek
seal v. (etin dış kısmını) iç kısmındaki suyu muhafaza etmek için şiddetli ısıya maruz bırakmak
Tobacco
seal n. dikiş
Religious
seal n. sunakta bulunan sanduka mezarın çimentolu taş kapağı
seal n. (katolik kilisesi'nde) tövbekar bir kimsenin günah çıkarma sırasında söylediklerini sır olarak tutma görevi
seal v. (mormon kilisesi'nde) törenle sonsuza kadar resmileştirmek
Military
seal n. abd donanması özel harp timi üyesi
Chess
seal v. ertelenen partide oynanacak hamlenin notasyonunu hakeme teslim etmek üzere zarfa yerleştirmek
Printery
seal n. salmastra
seal n. sızdırmazlık contası

Significados de "seal" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
official seal n. damga
seal of approval n. tasdik mührü
seal hunting n. fok avcılığı
southern fur seal n. denizperisi
true seal n. gerçek damga
seal ring n. mühür yüzüğü
white seal n. beyaz fok
notary public seal n. noter mührü
notarial seal n. noter mührü
deep-seal trap n. yüksek koku önleyicili sifon
cold seal n. soğuk mühür
stamp seal n. damga mühür
seal of solomon n. süleyman'ın mührü
gate seal n. kapı arması/amblemi
golden seal n. altın mühür
silicone seal n. si̇li̇kon conta
impressed seal n. basılmış mühür
seal blubber n. fok balığı yağı
hair seal n. kulaksız fok kürkü
hair seal n. kulaksız fok kürkünden yapılan şey
medicine seal n. ters yöndeki karakterlerle işlenmiş mühür olarak kullanılan küçük değerli taş veya macun
break seal n. mühür
golden seal n. altın mühür bitkisinin şifa amaçlı kullanılan kurutulmuş rizomu ve kökleri
cylinder seal n. (oyma tasarım veya çivi yazılı) silindir mühür
seal lock n. açılması için üzerindeki mührün kırılması gereken kilit
seal [obsolete] n. belgeleri resmen mühürleme töreni
seal manual n. yüzük gibi takılan mühür
seal up v. kapamak
seal the meter v. sayacı mühürlemek
affix a seal v. mühür basmak
seal off v. tıkamak
seal off v. yol kesmek
stamp with a seal v. mühürlemek
seal one's fate v. yazgısını önceden tayin etmek
seal off v. kapamak
set one's seal to v. mühürlemek
seal off v. kapatmak
seal one's fate v. kaderini belirlemek
impress a seal v. mühür basmak
set one's seal on v. damgasını vurmak
deliver underhand and seal v. (bir anlaşmayı) resmi olarak karşı tarafa teslim edip yasallaştırmak
put the seal on v. sonunda onaylamak
set the seal on v. sonunda onaylamak
break a seal v. mührü kırmak
break a seal v. mühür kırmak
affix the seal v. damgalamak
affix the seal v. mühürlemek
seal off v. yalıtmak
seal off v. tecrit etmek
seal off v. soyutlamak
execute under hand or under seal v. imzalı ve mühürlenmiş bir şekilde düzenlemek (belge)
break the seal v. mührü kırmak
put the great seal into commission v. devlet mührünü bir komisyon üyesine teslim etmek
under seal adj. mühürlenmiş
under seal adj. mühürlü
seal-brown adj. siyaha yakın koyu kahverengi
Phrasals
seal off v. mühürlemek
seal something off from someone or something v. bir şeyi birinin/bir şeyin erişimine kapatmak
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) tamamen tecrit etmek
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (bir şeyi/yeri) mühürlemek
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (birini bir şeyi birinden/bir şeyden) tamamen izole etmek
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (birini/bir şeyi bir şeyden/yerden) men etmek
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (birini/bir şeyi bir şeye/yere) sokmamak
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (birinin/bir şeyin bir şeye/yere) girişini kısıtlamak/yasaklamak
seal something off from someone or something v. bir şeyi biri/bir şey için ulaşılmaz/erişilmez kılmak
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) tamamen yalıtmak
seal something off v. bir şeyi birinin/bir şeyin erişimine kapatmak
seal something off v. bir şeyi biri/bir şey için ulaşılmaz/erişilmez kılmak
seal (someone or something) off from (someone or something) v. (bir şeyi/yeri) girişe kapatmak
seal off v. (bir işi/anlaşmayı) halletmek
seal off from v. -i girişe kapatmak
seal off from v. -in erişimine kapatmak
seal off from v. -den tamamen tecrit etmek
seal off from v. -den tamamen izole etmek
seal off from v. -e sokmamak
seal off from v. -den tamamen yalıtmak
seal off from v. -den men etmek
seal off from v. için ulaşılmaz/erişilmez kılmak
seal off from v. -e girişini kısıtlamak/yasaklamak
seal off from v. -i mühürlemek
seal in v. mühürle kapatmak
seal in v. mühürlercesine kapatmak
Phrases
under the seal of secrecy expr. gizli kalmak şartı ile
under the seal of secrecy expr. gizli tutmak kaydıyla
in witness whereof i have hereunto set my hand affixed my seal this expr. imzam ve mührüm buna tanıktır
in witness whereof i set my hand and affix my seal expr. imzam ve mührüm buna tanıktır
witness my hand and my seal expr. imzam ve mührüm buna tanıktır
seal up your lips and give no words but mum expr. sır olarak sakla
seal up your lips and give no words but mum expr. kimseye söyleme
Colloquial
set the seal on v. kökünden halletmek
Idioms
seal of approval n. onay
seal of approval n. tasdik mührü
seal of approval n. onay damgası
a seal of approval n. onay
a seal of approval n. resmi onay
a seal of approval n. tasdik mührü
a seal of approval n. onay damgası
a seal of approval n. resmi destek
set the seal on something v. bir meseleyi kökünden halletmek
seal someone's doom v. birinin kaderini çizmek
seal someone's fate v. birinin kaderini çizmek
set the seal on v. kökünden halletmek
seal someone's doom v. kaderini çizmek
seal someone's fate v. kaderini çizmek
seal someone's fate v. yazgısını önceden belirlemek
seal someone's fate v. kaderini önceden belirlemek
seal the deal v. işi pişirmek
seal the deal v. anlaşmayı kapatmak
seal the deal v. işi sonlandırmak
seal the deal v. işi bitirmek
seal a bargain v. anlaşmayı kutlamak
seal the bargain v. anlaşmayı kutlamak
seal the fate of somebody v. kaderini belirlemek/çizmek
put/set the seal on something v. çözüme ulaştırmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) mührünü/damgasını basmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye/işe) imzasını atmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) imzalamak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye/işe) kendi mührünü basmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) imza atmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) kaşesini basmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz/benzersiz tarzında yapmak
put (one's) seal to (something) v. (bir şeye) kendi yorumunu/dokunuşunu katmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeyde) kendi eşsiz tarzını/yorumunu göstermek
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) imzasını atmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) imzalamak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) kendi tarzını/yorumunu koymak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) damgasını basmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeye) kendi tarzını/yorumunu koymak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyde) kendi eşsiz tarzını/yorumunu göstermek
set (one's) seal to (something) v. (bir şeye) onayını basmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeye) imzasını atmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeye) damgasını basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz tarzında yapmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeye) mührünü basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) mührünü basmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz tarzında üretmek
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz yorumuyla yapmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeye) kaşesini vurmak/basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) onayını basmak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) imzalamak
put (one's) seal on (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz tarzında üretmek
put (one's) seal on (something) v. (bir şeye) kaşesini vurmak/basmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz yorumuyla yapmak
set (one's) seal to (something) v. (bir şeyi) kendi eşsiz tarzında yapmak
seal fate v. kaderini belirlemek
seal fate v. kaderini çizmek
seal fate v. yazgısını önceden tayin etmek
set your seal on v. kendi eşsiz yorumuyla/tarzında yapmak
set your seal to v. kendi eşsiz yorumuyla/tarzında yapmak
set your seal to v. imzasını atmak