bring - Turco Inglés Diccionario
Historia

bring

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "bring" en diccionario turco inglés : 14 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bring v. getirmek
Irregular Verb
bring v. brought - brought
General
bring v. neden olmak
bring v. belirtmek
bring v. razı etmek
bring v. getirmek
bring v. kazandırmak
bring v. ayıltmak
bring v. sebebiyet vermek
bring v. kandırmak
bring v. doğurmak
bring v. ikna etmek
Technical
bring getirmek
Computer
bring getir

Significados de "bring" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bring forward v. ileri sürmek
bring under control v. kontrol altına almak
General
be unable to bring oneself (to do something) v. nefsine yedirememek
be unable to bring oneself to v. kendine yedirememek
be unable to bring oneself to say v. dili varmamak
bring (somebody) in for questioning v. birini sorgulanmak üzere getirmek
bring (someone) round (to another's point of view) v. yola getirmek
bring (someone) to top v. zirveye çıkarmak
bring (something) back v. yerine getirmek
bring (something) on oneself v. çanak tutmak
bring (something) to mind v. çağrıştırmak
bring (something) to perfection v. mükemmel bir hale getirmek
bring (something) to perfection v. mükemmel bir hale sokmak
bring (something) to perfection v. mükemmelleştirmek
bring (something) to someone v. ayağına götürmek
bring (something) to the condition of v. düzeye getirmek
bring (something) to the level of v. düzeye getirmek
bring 1500 dollars in a month v. ayda bin beş yüz dolar getirmek
bring a charge against someone v. yasal işlem başlatmak
bring a child into the world v. doğurtmak
bring a child into the world v. doğurmak
bring a different approach v. farklı bir yaklaşım getirmek
bring a fire under control v. yangını kontrol altına almak
bring a lawsuit v. mahkeme açmak
bring a lawsuit v. dava açmak
bring a matter to a solution v. çözüm üretmek
bring a new dimension to v. yeni bir boyut getirmek
bring a new perspective v. yeni bir bakış açısı getirmek
bring a person to justice v. birine ettiğini buldurmak
bring a prosecution against v. soruşturma açmak
bring a suit v. dava açmak
bring a suit against v. dava açmak
bring a trouble in the past v. geçmişte başına iş açmak
bring a unit up to strength v. bir grubun mevcudunu tamamlamak
bring about v. ileri sürmek
bring about v. meydana getirmek
bring about v. beraberinde getirmek
bring about v. sebep olmak
bring about v. gerçekleştirmek
bring about v. husule getirmek
bring about v. neden olmak
bring about v. yol açmak
bring about v. doğurmak
bring about a change v. değişiklik getirmek
bring about a change v. değişiklik yapmak
bring about a marriage v. evliliği gerçekleştirmek
bring about change v. değişikliğe sebep olmak
bring about integration v. entegrasyon yapmak
bring about peace v. barış sağlamak
bring advantage v. avantaj vermek
bring advantage v. avantaj yaratmak
bring advantage v. avantaj getirmek
bring along v. beraberinde getirmek
bring along v. yanında getirmek
bring along v. getirmek
bring along v. neden olmak
bring an accusation against somebody v. suçlamak
bring an action v. dava açmak
bring an action v. dava ikame etmek
bring an action v. birinin aleyhine dava açmak
bring an action against v. dava açmak
bring an action against one v. birisi aleyhine dava açmak
bring an arrangement v. düzenleme getirmek
bring an initiative v. açılım getirmek
bring an order v. düzenleme getirmek
bring around v. hayata döndürmek
bring around v. ikna etmek
bring around v. ayıltmak
bring around v. yaşama döndürmek
bring around v. düşüncesini değiştirtmek
bring around v. inancından döndürmek
bring around v. düşüncesinden caymasını sağlamak
bring away v. götürmek
bring back v. geri getirmek
bring back v. hatırlatmak
bring back v. yaşama döndürmek
bring back v. hayata döndürmek
bring back to life v. hayata döndürmek
bring bad luck v. kötü şans getirmek
bring bad luck v. uğursuz gelmek
bring benefit v. yarar getirmek
bring benefit to v. fayda getirmek
bring close together v. biraraya getirmek
bring cold soup v. soğuk çorba servis etmek
bring continuity v. süreklilik kazandırmak
bring criticism v. eleştiri getirmek
bring damage v. zarar vermek
bring democracy v. demokrasiyi getirmek
bring democracy v. demokrasi getirmek
bring discredit to one's name v. adına leke sürmek
bring disgrace on somebody v. rezil etmek
bring disgrace on somebody v. utandırmak
bring disorder v. kargaşa yaratmak
bring down v. yaralamak
bring down v. azaltmak
bring down v. aşağıya indirmek
bring down v. aşağı getirmek
bring down v. düşürmek
bring down v. vurup indirmek
bring down v. devirmek
bring down v. (yönetimi) düşürmek
bring down v. indirmek
bring down v. değerini düşürmek
bring down v. yıkmak
bring down a gang v. çete çökertmek
bring down in ruins v. yerle bir etmek
bring down in ruins v. yıkmak
bring down one's price v. fiyatını düşürmek
bring down one's price v. fiyatını indirmek
bring down the cost v. maliyeti düşürmek
bring down the cost v. maliyet düşürmek
bring down the cost v. maliyeti azaltmak
bring down the cost v. maliyet azaltmak
bring down the fever v. ateş düşmek
bring down the fever v. ateşini düşürmek
bring down the house v. çok alkış toplamak
bring down the house v. çok alkışlanmak
bring down the house v. kırıp geçirmek
bring down the price v. fiyatı indirmek
bring down the price v. fiyatı düşürmek
bring down the price v. fiyatı (aşağı) çekmek
bring down the price v. fiyatı aşağı çekmek
bring down the prices v. fiyatları düşürmek
bring down the prices v. fiyatları aşağı çekmek
bring down the rate of inflation v. enflasyonu aşağı çekmek
bring everything back to sex v. her konuyu sekse getirmek
bring evil v. kötülük getirmek
bring experience v. deneyim kazandırmak
bring fame v. ün getirmek
bring flexibility v. esneklik getirmek
bring flexibility v. esneklik kazandırmak
bring forth v. ürün vermek
bring forth v. vermek
bring forth v. meydana getirmek
bring forth v. neden olmak
bring forth v. hasıl etmek
bring forth v. getirmek
bring forth v. sebep olmak
bring forth v. doğurmak
bring forth awareness to v. bilinç kazandırmak
bring forth young v. yavrulamak
bring forward v. nakliyekun yapmak
bring forward v. erken bir tarihe almak
bring forward v. tarihi ileriye almak
bring forward v. ortaya almak
bring forward v. tarihi öne almak
bring forward v. erken tarihe almak
bring forward v. arzetmek
bring forward v. (randevuyu/toplantı tarihini) öne çekmek
bring forward v. sunmak
bring forward v. teklif etmek
bring forward v. ileri almak
bring forward v. erkene almak
bring forward v. öne almak
bring forward v. öne çekmek
bring forward v. öne sürmek
bring forward v. hesap toplamını nakletmek
bring forward a proposal v. öneri götürmek
bring forward a proposal v. öneri getirmek
bring forward a proposal v. öneri sunmak
bring forward a reason v. sebep öne sürmek
bring forward an idea v. fikir ileri sürmek
bring forward an idea v. fikir ortaya atmak
bring good fortune v. şans getirmek
bring good luck v. uğur getirmek
bring good luck v. şanslı gelmek
bring good luck v. ayağı uğurlu gelmek
bring happiness v. mutluluk getirmek
bring happiness v. saadet getirmek
bring harm v. zarar getirmek
bring home the bacon v. evini geçindirmek
bring home the bacon v. ev geçindirmek
bring home the bacon v. eve ekmek getirmek
bring home the bread v. eve ekmek getirmek
bring honor to v. onurlandırmak
bring in v. iş vermek
bring in v. işe almak
bring in v. karakolda sorgulamaya çekmek
bring in v. işi vermek
bring in v. getirmek
bring in v. kazandırmak (para)
bring in v. işe sokmak
bring in v. kazanmak
bring in v. işe karıştırmak
bring in v. kazandırmak
bring in v. para getirmek
bring in v. sunmak
bring in v. suçluyu karakola getirmek
bring in v. derdest etmek
bring in v. kazanç getirmek
bring in v. vermek
bring in v. tanıtmak
bring in compliance with v. uygun hale getirmek
bring in line v. sıraya sokmak
bring in money v. gelir getirmek
bring in numerous victories v. sayısız zafere imza atmak
bring in something new v. bir ilke imza atmak
bring in the tourists v. turist çekmek
bring in through v. taşımak
bring in through pipes v. borularla taşımak
bring innovation to v. yenilik getirmek
bring innovation to v. yenilik kazandırmak
bring innovation to v. yenilik katmak
bring into v. getirmek
bring into v. dışarıdan mal getirmek
bring into v. ithal etmek
bring into a certain state v. belirli bir duruma getirmek
bring into a different state v. farklı bir duruma getirmek
bring into accord v. uzlaşmaya sevk etmek
bring into alignment with v. ile hizaya getirmek
bring into balance v. dengeyi sağlamak
bring into being v. hayata geçirmek
bring into being v. vücuda getirmek
bring into being v. meydana getirmek
bring into compliance v. uyum sağlamak
bring into connection with v. temasa geçirmek
bring into connection with v. ilişki sağlamak
bring into connection with v. ilişki kurmak
bring into consonance v. ahenk sağlamak
bring into contempt v. küçük düşürmek
bring into contempt v. mahcup etmek
bring into court v. mahkemeye sevk etmek
bring into court v. mahkemeye vermek
bring into derision v. maskara etmek
bring into discredit v. çaptan düşürmek
bring into discredit v. itibardan düşmek
bring into disorder v. kargaşa yaratmak
bring into disrepute v. adını lekelemek
bring into disrepute v. itibarını yerle bir etmek
bring into disrepute v. gölge düşürmek
bring into disrepute v. adını kötüye çıkartmak
bring into disrepute v. kötü tanıtmak
bring into disrepute v. -e gölge düşürmek
bring into disrepute v. itibardan düşürmek
bring into doubt v. şüpheye düşürmek
bring into equation v. denkleme dahil etmek/katmak
bring into existence v. türetmek
bring into force v. yürürlüğe koymak
bring into line v. sıraya sokmak
bring into prominence v. şöhret kazandırmak
bring into prominence v. önem kazandırmak
bring into prominence v. ön plana çıkartmak
bring into relief v. açığa çıkarmak
bring into safety v. güven sağlamak
bring into service v. kullanıma açmak
bring into service v. halkın hizmetine açmak
bring into service v. kullanımına izin vermek
bring into service v. hizmete açmak
bring into the open v. ortaya çıkarmak
bring into the open v. açığa çıkarmak
bring into the world v. doğurmak
bring into the world v. dünyaya getirmek
bring into use v. halkın hizmetine açmak
bring into use v. kullanıma açmak
bring into use v. kullanımına izin vermek
bring joy v. neşe vermek
bring joy v. neşe getirmek
bring joy v. neşe katmak
bring justice to a crime-ridden city v. suçun kol gezdiği bir şehre adalet getirmek
bring liberty v. özgürlük getirmek
bring light v. ortaya çıkarmak
bring light v. meydana çıkarmak
bring light v. ışık tutmak
bring luck v. kademli gelmek
bring luck v. şans getirmek
bring matters to a head v. çıbanın başını koparmak
bring new initiatives v. yeni açılımlar getirmek
bring off v. zorluklara rağmen başarmak
bring off v. başarıyla yürütmek
bring off v. başarmak
bring off v. alt etmek
bring off v. kurtarmak
bring off v. umulmayan bir şeyi başarmak
bring off v. üstesinden gelmek
bring on v. geliştirmek
bring on v. sebep olmak
bring on v. neden olmak
bring on v. gelişmesine neden olmak
bring on a headache v. baş ağrısına neden olmak
bring on a headache v. başını ağrıtmak
bring one to oneself v. aklını başına getirmek
bring one's power into play v. ağırlık koymak
bring oneself to v. ikna etmek
bring oneself to v. kandırmak
bring oneself to do something v. bir şeyi yapmak için cesaret bulmak
bring order into v. düzene sokmak
bring order to v. düzene sokmak
bring out v. belli etmek
bring out v. görülmesini sağlamak
bring out v. yayımlamak (yeni bir şeyi)
bring out v. konuşarak rahatlamasını sağlamak
bring out v. yayımlamak
bring out v. çıkarmak
bring out v. meydana çıkarmak
bring out v. ortaya çıkarmak
bring out v. üzerinde durmak
bring out v. yapmak (yeni bir şeyi)
bring out v. piyasaya yeni mal sürmek
bring out v. yayınlamak
bring out v. yapmak
bring out v. su yüzüne çıkarmak
bring out v. -i açmak
bring out v. üretmek
bring out v. piyasaya sürmek
bring out into the open v. açığa çıkarmak
bring out one’s eyes v. gözlerini ortaya çıkarmak
bring out the best in someone v. birinin içindeki cevheri çıkarmak
bring out the truth v. gerçeği ortaya çıkarmak
bring over v. ikna etmek
bring over v. razı etmek
bring over v. karşıya geçirmek
bring peace v. barış getirmek
bring peace and tranquility v. barış ve huzuru getirmek
bring pressure to bear on v. sıkıştırmak
bring pressure to bear on v. zorlamak
bring prestige v. prestij getirmek
bring prestige v. prestij kazandırmak
bring prestige v. prestij katmak
bring problem v. problem oluşturmak
bring problem v. sorun doğurmak
bring problem v. problem yaratmak
bring profit v. kar etmek
bring prosperity v. refah getirmek
bring prosperity to v. gönendirmek
bring responsibility v. sorumluluk getirmek
bring results v. meyvesini vermek
bring round v. hayata döndürmek
bring round v. düşüncesini değiştirtmek
bring round v. ikna etmek
bring round v. düşüncesinden caymasını sağlamak
bring round v. ayıltmak
bring round v. yaşama döndürmek
bring round v. inancından döndürmek
bring sadness v. üzüntüye neden olmak
bring service v. hizmet getirmek
bring service to v. hizmet götürmek
bring shame on v. rezil etmek
bring short v. durdurmak
bring some solutions v. bazı çözümler getirmek
bring somebody an advantage v. avantaj sunmak
bring somebody in something v. kazanç getirmek
bring somebody in something v. kazandırmak
bring somebody into discredit v. itibarını sarsmak
bring somebody through v. kurtarmak
bring somebody to his knees v. yola getirmek
bring somebody to his knees v. dize getirmek
bring somebody to his senses v. ayıltmak
bring somebody to his senses v. aklını başına getirmek
bring somebody to justice v. hakim karşısına çıkarılmak
bring somebody up v. yetiştirmek
bring someone back safe v. birini sağ salim getirmek
bring someone before someone or something v. birisini (mahkeme/kurul vb.) karşısına çıkarmak
bring someone in on v. birini bir işe katmak
bring someone in on v. birinin bir işe katılmasını sağlamak
bring someone something to eat v. birine yiyecek bir şeyler getirmek
bring someone to v. birini ayıltmak
bring someone to forefront v. gözönüne almak
bring someone to her knees v. birine diz çöktürmek
bring someone to her knees v. birini yola getirmek
bring someone to her knees v. birine boyun eğdirmek
bring someone to his knees v. birini yola getirmek
bring someone to his knees v. birine boyun eğdirmek
bring someone to his knees v. birine diz çöktürmek
bring someone to justice v. mahkemenin önüne çıkarmak
bring someone to justice v. yargılanmak üzere birini mahkemenin önüne çıkartmak
bring someone to justice v. adalete teslim etmek
bring someone to power v. başa geçirmek
bring someone to reason v. birinin aklını başına getirmek
bring someone to the brink of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to the edge of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone to the verge of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring someone under control v. kontrol altına almak
bring someone under suspicion v. zan altında bırakmak
bring someone word of v. hakkında birine haber getirmek
bring something before someone v. bir konuyu (bir kurumun vb) gündemine getirmek
bring something forward v. erkene almak
bring something forward v. ileri sürmek
bring something forward v. ortaya atmak
bring something into conformity with something v. birşeyi bir şeyle uyumlu hale getirmek
bring something into effect v. yürürlüğe koymak
bring something into one’s life v. bir şeyi hayatına sokmak
bring something into the forefront v. ön plana çıkarmak
bring something into use v. kullanıma sunmak
bring something into use v. kullanıma açtırmak
bring something off v. başarmak
bring something out v. üretmek
bring something to a certain degree v. belirli bir aşamaya getirmek
bring something to a specific degree v. belirli bir aşamaya getirmek
bring something to a successful conclusion v. başarılı bir şekilde bitirmek
bring something to bear v. etkilemek
bring something to bear v. baskı yapmak
bring something to bear v. tesir etmek
bring something to bear on v. bir şeyi uygulatmak
bring something to court v. mahkemeye götürmek
bring something to forefront v. ön plana almak
bring something to forefront v. gözönüne almak
bring something to forefront v. ön plana çıkartmak
bring something to forefront v. önplana almak
bring something to good working order v. çalışır duruma getirmek
bring something to pass v. birşeyin olmasını sağlamak
bring something to pass v. bir şeyi gerçekleştirmek
bring something to pass v. bir şeyi sonuçlandırmak
bring something to the degree of v. aşamasına getirmek
bring something up v. ortaya atmak
bring something up for discussion v. tartışmaya açmak
bring spending money v. harcanacak para getirmek
bring success v. başarı getirmek
bring success v. başarıya götürmek
bring suit v. dava açmak
bring suit against v. -i dava etmek
bring synergy v. sinerji oluşturmak
bring tea v. çay getirmek
bring technology v. teknolojiyi getirmek
bring technology v. teknoloji getirmek
bring the dead back to life v. ölüleri hayata döndürmek
bring the fever down v. ateşi düşürmek
bring the food v. yemekleri getirmek
bring the house down v. evi yıkmak
bring the house down v. herkesi gülmekten kırıp geçirmek
bring the house down v. seyredenleri coşturmak
bring the house down v. kahkahadan kırıp geçirmek
bring the matter to the table v. meseleyi masaya getirmek
bring the matter to the table v. meseleyi masaya yatırmak
bring the order v. siparişi getirmek
bring the past into the present v. geçmişi günümüze taşımak
bring the past into the present v. geçmişi bugüne taşımak
bring the past into the present v. dünü bugüne taşımak
bring the past to the present v. geçmişi bugüne taşımak
bring the past to the present v. dünü bugüne taşımak
bring the past to the present v. geçmişi günümüze taşımak
bring the swelling down v. şişliği indirmek
bring the wisdom forward v. bilgeliği öne çıkarmak
bring the wisdom forward v. sağduyu ve mantıkla hareket etmek
bring the wisdom forward v. sağduyu ve mantığı öne çıkarmak
bring the wisdom forward v. bilgelikle hareket etmek
bring the wisdom forward v. bilgece davranmak
bring those responsible to justice v. sorumluları adaletin karşısına çıkarmak
bring through v. ayıltmak
bring through v. kurtarmak
bring through v. iyileştirmek
bring through v. korumak
bring to v. hayata döndürmek
bring to v. yaşama döndürmek
bring to a close v. sona erdirmek
bring to a close v. sonuna getirmek
bring to a conclusion v. sonuçlandırmak
bring to a dead end v. ölü noktaya getirmek
bring to a deadlock v. çıkmaza sokmak
bring to a destination v. hedefe yöneltmek
bring to a halt v. durma noktasına getirmek
bring to a halt v. sekteye uğratmak
bring to a head v. karar noktasına getirmek
bring to a standstill v. sekteye uğratmak
bring to a successful conclusion v. başarıyla sonuçlandırmak
bring to a successful conclusion v. olumlu sonuç vermek
bring to a successful conclusion v. başarı getirmek
bring to an end v. nokta koymak
bring to an end v. bitirmek
bring to an end v. neticelendirmek
bring to an end v. sonuçlamak
bring to an end v. sona erdirmek
bring to an issue v. sonuçlandırmak
bring to bay v. kıstırmak
bring to book v. hesap verdirmek
bring to completion v. bitirmek
bring to completion v. tamamlamak
bring to future v. geleceğe taşımak
bring to hammer v. mezada çıkarmak
bring to heel v. adam etmek
bring to heel v. dize getirmek
bring to justice v. adalete teslim etmek
bring to justice v. adaletin karşısına çıkarmak
bring to life v. canlandırmak
bring to life v. diriltmek
bring to life v. hayat vermek
bring to life v. ihya etmek
bring to light v. meydana çıkarmak
bring to light v. aydınlatmak
bring to light v. ortaya çıkmasını sağlamak
bring to light v. gün yüzüne çıkarmak
bring to light v. gün ışığına çıkarmak
bring to light v. ortaya çıkarmak
bring to maturity v. olgunlaştırmak
bring to mind v. aklına bir şey getirmek
bring to mind v. hatırlamak
bring to mind v. akla getirmek
bring to mind v. hatırlatmak
bring to one's attention v. nazarı dikkatini çekmek
bring to one's attention v. farkına varmak
bring to one's attention v. dikkatini çekmek
bring to one's notice v. nazarı dikkatini çekmek
bring to one's notice v. dikkatini çekmek
bring to one's notice v. farkına varmak
bring to one's senses v. aklını başına getirmek
bring to pass v. meydana getirmek
bring to pass v. ortaya çıkarmak
bring to perfection v. mükemmelleştirmek
bring to perfection v. mükemmel bir hale getirmek
bring to perfection v. mükemmel bir hale sokmak
bring to reason v. aklını başına getirmek