distress - Turco Inglés Diccionario

distress

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

distress — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /dɪˈstrɛs/ – BrE /dɪˈstrɛs/)
Categoría gramatical:
İsim: distress (uncountable); Fiil: distress (distresses – distressed – distressing)
Sinónimo:
anguish, affliction
Antónimos:
comfort, relief

Significados de "distress" en diccionario turco inglés : 71 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
distress n. sıkıntı
It is at the very heart of world injustice, which condemns millions of people to poverty and distress.
Kahve, milyonlarca insanı yoksulluk ve sıkıntıya mahkum eden dünya adaletsizliğinin tam kalbinde yer almaktadır.

More Sentences
distress v. üzmek
The news distressed her.
Haber onu üzdü.

More Sentences
General
distress n. üzüntü
The news caused my mother considerable distress.
Bu haber annemde ciddi bir üzüntü yarattı.

More Sentences
distress n. tehlike
The crew transmitted a distress signal every 30 minutes.
Mürettebat her 30 dakikada bir tehlike sinyali göndermiştir.

More Sentences
distress n. zorluklar
He has been in financial distress for years.
Yıllardır mali zorluklar içerisinde.

More Sentences
distress v. üzmek
The news distressed her.
Haber onu üzdü.

More Sentences
distress v. sıkıntıya sokmak
The news distressed her.
Haber onu sıkıntıya soktu.

More Sentences
distress v. üzüntüye boğmak
The tragic news distressed the whole family.
Trajik haber tüm aileyi üzüntüye boğdu.

More Sentences
Law
distress n. sıkıntı
It is at the very heart of world injustice, which condemns millions of people to poverty and distress.
Kahve, milyonlarca insanı yoksulluk ve sıkıntıya mahkum eden dünya adaletsizliğinin tam kalbinde yer almaktadır.

More Sentences
Technical
distress n. tehlike
The crew transmitted a distress signal every 30 minutes.
Mürettebat her 30 dakikada bir tehlike sinyali göndermiştir.

More Sentences
Marine
distress n. tehlike
The crew transmitted a distress signal every 30 minutes.
Mürettebat her 30 dakikada bir tehlike sinyali göndermiştir.

More Sentences
General
distress n. zor bir durum
distress n. sefalet
distress n. zaruret
distress n. elem
distress n. endişe
distress n. kahır
distress n. bun
distress n. tehlikeli bir durum
distress n. keder
distress n. ızdırap
distress n. haciz
distress n. dert
distress n. ıstırap
distress n. felaket
distress n. iç sıkıntısı
distress n. zayıflık
distress n. güçsüzlük
distress n. dermansızlık
distress n. zayıflama
distress n. güç kaybetme
distress n. yeni başlayan arıza
distress n. canı yanma
distress n. fiziki acı
distress v. sıkmak
distress v. kahretmek
distress v. acı vermek
distress v. ıstırap vermek
distress v. sıkıntı vermek
distress v. endişelendirmek
distress v. haczetmek
distress v. el koymak
distress v. endişe uyandırmak
distress v. eskitmek
distress v. zorlamak
distress v. baskı yapmak
distress v. kısıtlamak
distress v. rahatsız etmek
distress v. zor duruma sokmak
distress adj. zararına
distress adj. yok pahasına
distress adj. elden çıkarılan malları içeren
distress adj. zararına satılanları içeren
Trade/Economic
distress n. bir borcun veya tazminatın ödenmesi için borçlunun eşyalarının haczedilmesi
distress n. haciz
distress n. rehin
distress adj. (mal) elden çıkarmak
distress adj. zararına satmak
distress adj. yok pahasına satmak
Law
distress n. dert
distress n. haczedilmiş mal
distress n. haczetme
distress n. hapsedilen eşya
distress v. haczetmek
Technical
distress v. (eskitmek için) kasten lekelemek
distress v. (antika görünüm vermek için) şeklini bozmak
Transportation
distress n. (gemi veya hava aracı) acil yardım gereken durum
Medical
distress n. detres
distress n. distres
distress n. (yaralanma veya hastalık sonucu) vücutta fonksiyon bozukluğu
distress n. vücutta huzursuzluk

Significados de "distress" con otros términos en diccionario inglés turco: 148 resultado(s)

Inglés Turco
General
state of distress n. çekinceli durum
distress signal n. imdat sinyali
distress signal n. imdat işareti
source of distress n. üzüntü kaynağı
state of distress n. tehlikeli durum
distress signal n. imdat çağrısı
distress call n. imdat çağrısı
source of the distress call n. acil yardım çağrısının kaynağı
distress rocket n. imdat fişeği
distress call n. s.o.s
distress signal n. tehlike sinyali
distress [obsolete] n. kısıtlama
distress [obsolete] n. kısıtlılık
distress [obsolete] n. zorunluluk
distress [obsolete] n. germe
distress [obsolete] n. sınırlama
distress [obsolete] n. zorlamama
distress [obsolete] n. baskı
distress [obsolete] n. zorlanma
hide the distress one suffered v. kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek
distress greatly v. iliğini kemirmek
hide one's distress or sorrow v. acısını içine gömmek
be in great distress v. dünya zindan olmak
distress oneself v. canını sıkmak
cause great distress v. kan kusturmak
feel distress v. acı çekmek
ease one's distress v. acısını hafifletmek
conceal one's distress v. üzüntüsünü gizlemek
alleviate one's distress v. acısını hafifletmek
cause someone distress v. üzüntü vermek
cause distress v. üzüntü vermek
relieve one's distress v. acısını hafifletmek
cause distress v. sıkıntı yaratmak
be in distress v. sıkıntıda olmak
be in distress v. tehlikede olmak
send a distress signal v. imdat çağrısı göndermek
pick up a distress call v. imdat çağrısı almak
distress [obsolete] v. (savaşta) bozguna uğratmak
distress [obsolete] v. istila etmek
distress [obsolete] v. bunaltmak
distress [obsolete] v. hezimete uğratmak
distress [obsolete] v. tarumar etmek
distress [obsolete] v. alt etmek
in distress adv. tehlikede
Colloquial
a distress call n. imdat çağrısı
Idioms
a damsel in distress n. bir erkeğin yardımına ihtiyaç duyan kadın
a damsel in distress n. başı dertte bir küçük hanım
Trade/Economic
distress merchandise n. fiyatı düşürülmüş mal
distress warrant n. haciz müzekkeresi
financial distress n. mali sıkıntı
distress freight n. gemi tam yüklü değilken uygulanan düşük navlun tarifesi
distress cargo n. düşük navlun tarifesi ile taşınan kargo gemi tam yükünü alamadığı zamanlarda
distress merchandise n. sürümü çabuklaştırmak için fiyatı düşürülmüş mal
distress warrant n. haciz kararı
distress selling n. ihtiyaçtan satma
distress merchandise n. muhataralı mal
distress freight n. zaruret navlunu
ship in distress n. tehlike içindeki gemi
economic distress n. mali kriz
economic distress n. ekonomik sıkıntı
Law
warrant of distress n. haciz müzekkeresi
distress warrant n. haciz müzekkeresi
economic distress n. müzayaka
abstract of distress n. haczedilen malların kullanılması
abuse of distress n. hapis hakkının kötüye kullanılması
wrongful distress n. hapis hakkının kötüye kullanılması
wrongful distress n. başkasına ait bir şeyi haksız olarak alıkoyma
distress damage feasant n. gayrimenkulün uğradığı zarara karşı hapis hakkı
distress warrant n. eşyayı alıkoyma emri
distress damage feasant n. otlayan hayvanların vermiş olduğu zarara karşı hapis hakkı
distress warrant n. eşyayı alıkoyma müzekkeresi
emotional distress n. manevi zarar
abuse of distress n. haczedilen hayvanın veya taşınır malın kötüye kullanımı
Technical
distress wavelength n. alarm dalga boyu
distress wave n. alarm dalgası
distress light n. yardım çağırmak amacıyla kullnılan tehlike fişeği
distress signal n. imdat çağrı işareti
distress frequency n. imdat çağrı frekansı
Telecom
global maritime distress and safety system n. küresel deniz tehlike ve emniyet sistemi
distress and urgency n. tehlike ve acil durum
distress calls n. tehlike çağrıları
distress signal n. mayday
distress signal n. sos çağrısı
gmdss (global marine distress and safety system) abrev. küresel deniz tehlike ve güvenlik sistemi
Electric
distress frequency n. imdat çağrı frekansı
distress wavelength n. alarm dalga boyu
distress signal n. imdat çağrı işareti
distress wave n. alarm dalgası
Aeronautic
distress phase n. tehlike hali
distress phase of rescue n. arama kurtarma çalışmasının tehlikeli anı
Marine
marine distress n. deniz tehlikesi
port of distress n. kaçış limanı
port of distress n. tehlike limanı
distress cargo n. gemi tamamen dolmadığında düşük tarife ile taşınan navlun
distress signals n. gemi yardım çağrıları
distress freight n. zaruret navlunu
distress signals n. imdat çağrıları
distress merchandise n. muhataralı mal
global maritime distress and safety system n. küresel deniz tehlike ve güvenlik sistemi
distress radiobeacons n. (seyrüsefer) acil pozisyon gösterme radyo sinyali
distress beacons n. (seyrüsefer) acil pozisyon gösterme radyo sinyali
distress alert n. tehlike mesajı
Medical
adult respiratory distress syndrome n. yetişkinde solunum güçlüğü sendromu
adult respiratory distress syndrome n. erişkinde sıkıntılı solunum sendromu
respiratory distress syndrome n. solunum güçlüğü sendromu
adult respiratory distress syndrome n. erişkin solunum sıkıntısı sendromu
acute respiratory distress syndrome n. akut solunum sıkıntısı sendromu
respiratory distress syndrome of the newborn n. respiratuvar distres sendromu
respiratory distress n. respiratuvar distres
respiratory distress syndrome n. respiratuvar distres sendromu
acute respiratory distress syndrome n. akut solunum yetersizliği
neonatal respiratory distress n. neonatal solunum sıkıntısı
differential diagnosis of respiratory distress n. solunum sıkıntısının ayırıcı tanısı
respiratory distress syndrome of the newborn n. respiratuar distres sendromu
respiratory distress syndrome n. respiratuar distres sendromu
shortness of breath and respiratory distress n. nefes darlığı ve solunum sıkıntısı
severe respiratory distress n. ciddi solunum sıkıntısı
newborn with respiratory distress n. solunum güçlüğü olan yenidoğan
neonatal respiratory distress syndrome n. yenidoğanın respiratuar distres sendromu
severe respiratory distress n. ağır solunum yetmezliği
rds (respiratory distress syndrome) n. solunum sıkıntısı sendromu
ards (acute respiratory distress syndrome) n. akut solunun sıkıntısı sendromu
fetal distress n. fetal distres
oleic-acid mediated acute respiratory distress syndrome n. oleik asit ile oluşturulan akut respiratuar distres sendromu
respiratory distress n. solunum bozukluğu
adult respiratory distress syndrome n. ıslak akciğer
moral distress n. ahlaki sıkıntı
Psychology
fetal distress n. fetal sıkıntı
emotional distress n. duygusal sıkıntı
mental distress n. ruhi baskı
mental distress n. stres
psychological distress n. ruhi baskı
psychological distress n. stres
Pathology
adult respiratory distress syndrome n. akciğer iltihabı sonucu ciğerlerde sertleşme ve öksürük ile karakterize edilen akut akciğer hasarı
adult respiratory distress syndrome n. akut solunum sıkıntısı sendromu
infant respiratory distress syndrome n. bebek respiratuvar distres sendromu
infant respiratory distress syndrome n. prematüre bebeklerde görülen bir akciğer hastalığı
fetal distress n. fetüste anormal kalp ritmiyle tespit edilen rahatsızlık hali
foetal distress n. fetüste anormal kalp ritmiyle tespit edilen rahatsızlık hali
fetal distress syndrome n. fetal distres sendromu
Literature
damsel in distress n. yardıma ihtiyaç duyan kadın
damsel in distress n. başı dertte olan genç kadın
Military
distress communication n. tehlike muhaberesi
distress radio frequency n. telsiz imdat frekansı
distress phase n. felaket safhası
distress communication n. imdat muhaberesi
global maritime distress and safety system n. küresel deniz imdat ve güvenlik sistemi
Abbreviation
ards (acute respiratory distress syndrome) n. akut solunum sıkıntısı sendromu