dert - Turco Inglés Diccionario
Historia

dert



Significados de "dert" en diccionario inglés turco : 47 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
dert trouble n.
dert nuisance n.
dert bother n.
General
dert dolor n.
dert affliction n.
dert solicitude n.
dert suffering n.
dert woe n.
dert sickness n.
dert pain n.
dert botheration n.
dert care n.
dert misery n.
dert bother n.
dert ill n.
dert worry n.
dert throe n.
dert cross n.
dert plague n.
dert evil n.
dert headache n.
dert rock n.
dert hobble n.
dert eviler n.
dert malady n.
dert complaint n.
dert sorrow n.
dert mopes n.
dert distress n.
dert scourge n.
dert grievances n.
dert disease n.
dert grief n.
dert trial n.
dert heartache n.
dert tribulation n.
dert pip n.
dert dolour n.
dert bore n.
dert fear n.
dert bane n.
dert pother n.
dert grievance n.
dert discomfort n.
dert matter n.
dert bedevilment n.
Law
dert distress

Significados de "dert" con otros términos en diccionario inglés turco: 123 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
dert vermek bother v.
General
başına dert açmak bring trouble on v.
başına dert açmak get one's knife into v.
başına dert açmak borrow trouble v.
başına dert almak get into trouble v.
başına dert etmek worry about v.
başına dert olmak get one's knife into v.
başına dert olmak afflict with v.
birine dert yanmak cry on someone's shoulder v.
birini/bir şeyi dert ederek kendini üzmek trouble oneself about someone or something v.
birisini/bir şeyi dert ederek düşünmek trouble oneself about someone or something v.
derde dert katmak pile one trouble on another v.
dert açmak lead to trouble v.
dert açmak cause trouble v.
dert çekmek suffer v.
dert dökmek talk about one's troubles v.
dert edinmek occupy oneself with (a worrying problem) v.
dert etmek nurse v.
dert etmek trouble v.
dert etmek get the pips v.
dert etmek fester v.
dert etmek let something prey on one's mind v.
dert etmek occupy oneself with (a worrying problem) v.
dert etmek languish v.
dert etmek obsess about v.
dert etmemek be untroubled by v.
dert olmak become a worry v.
dert olmak become a worry (to) v.
dert olmak pother v.
dert sahibi olmak be troubled v.
dert sahibi olmak have trouble v.
dert vermek grieve v.
dert vermek bother v.
dert yanmak complain about one's troubles v.
dert yanmak pour out one's troubles v.
dert yanmak unburden one's troubles to somebody v.
içine dert olmak prey upon v.
içine dert olmak rankle v.
içine dert olmak be a thorn in one's flesh v.
içine dert olmak weigh on v.
içine dert olmak prey on v.
ileride başına dert açma riskini göze almak give hostages to fortune v.
yüklü olmak (dert/keder) be weighed down v.
yüklü olmak (dert/keder) be weighed by v.
yüreğine dert olmak rankle v.
çifte dert double trouble n.
dert ortağı companion in misfortune n.
dert ortağı confidant n.
dert ortağı fellow sufferer n.
dert ortağı shoulder to cry on n.
dert sahibi having bad health n.
dert sahibi having troubles n.
dert sahipliği plaintiveness n.
dert/tasa trial n.
vaktiyle işe yarayan fakat şimdi dert olan bir şey white elephant n.
(dert) çeken stricken adj.
(dert) çeken afflicted adj.
dert sahibi troubled adj.
dert sahibi sickly adj.
dert sahibi ailing adj.
ile ilgili dert matter with adj.
dert olabilecek hiçbirşey nothing the matter interj.
dindirilebilir dert abatable nuisance
Phrasals
başa dert almak bugger around
başına dert açmak land someone with something
bir şey hakkında birisine içini dökmek/dert yanmak/sızlanmak rant at someone about something
dert edinmek fret over
dert edinmek fret about
kendi kendine dert olmak worry oneself about
Phrases
ellerin dert görmesin thank you
Proverb
(üzülme/dert etme) herkes payına düşeni yaşar/herkes sıkıntı yaşar you have to eat a peck of dirt before you die
aynı dert kişinin başına iki kez gelmez lightning never strikes in the same place twice
az olsun dert değil ama çabuk olsun he gives twice who gives quickly
sorun seni üzmeden sorunu dert etme never trouble trouble till trouble troubles you
Colloquial
bir yığın dert a peck of troubles
birçok dert a peck of troubles
Idioms
(ağrı/acı/dert gibi) bir şeye çok iyi gelmek work wonders with something
ağacı kurt, insanı dert yer care killed a cat
başına dert açmak get into a mess
başına dert açmak bring a hornet's nest about one's ears
bir dolu dert a ton of trouble
bir şey (dert/sorun) ile yaşamak zorunda olmak have to live with something
dert edeceği en son şey olmak be the least of one's worries
dert edinmek concern oneself
dert küpü overtroubled
dert ortağı sympathetic ear
dert ortağı a shoulder to cry on
dert/çile dünyası this vale of tears
dert/çile dünyası vale of tears
dert/sorun almak buy trouble
içine dert olmak be a thorn in one's side
içine dert olmak be a thorn in one's flesh
içine dert olmak have a chip on one's shoulder about
kendi başına (dert) açmak bring something on oneself
kendi başına (dert) açmak bring something upon oneself
kendi sorunlarını çok dert etme (başkalarının daha büyük sorunları var) (haline şükret) worse things happen at sea
önemsiz şeyleri dert etme don't sweat the small stuff
Speaking
artık dert etme! don't give it another thought!
ben dert babası mıyım? why do you always have to lay your problems at my doorstep?
bu durum içime dert oldu this is eating away at me
bunu hiç dert etme you know it's not a problem
dert değil not to worry
dert değil no sweat
dert değil it's no trouble
dert değil do not worry
dert değil! it's no trouble!
dert edinme not to worry
dert edinme no sweat
dert edinme do not worry
dert etme don't saw sawdust
dert etme don't worry
dert etme never mind
dert etme don't stress about it
dert etme! don't give it a thought
dert etme! don't give it a second thought
dert etme! don't give it another thought
dert etme! think nothing of it
dert etmeye değmez it isn't worth the trouble
hiç dert değil not a problem
o kadar dert edilecek bir olay değil it isn't worth the trouble
parayı dert etme money is no object
sen beni dert etme don't worry about me
Slang
dert etme no biggie