jam - Turco Inglés Diccionario
Historia

jam

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "jam" en diccionario turco inglés : 69 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
jam v. kıstırmak
jam v. sıkıştırmak
jam v. sıkışmak
jam n. sıkışıklık
jam n. reçel
General
jam v. ezmek
jam v. basmak
jam v. sıkmak
jam v. sıkıştırarak bir geçidi doldurmak
jam v. kenetlenmek
jam v. tıkmak
jam v. hareketsiz kalmak
jam v. aynı dalga boyunda sinyal göndererek yayını anlaşılmaz hale getirmek
jam v. parazit yapmak
jam v. kilitlemek
jam v. takılmak
jam v. hıncahınç doldurmak
jam v. durdurmak
jam v. tıkıştırmak
jam v. yayını bozmak
jam v. kenetlemek
jam v. kırmak
jam v. itmek
jam v. radyo parazit yapmak
jam v. kilitlenmek
jam v. dürtmek
jam v. tıkamak
jam v. tıka basa doldurmak
jam v. (radyo mesajını) bozmak
jam v. boğmak
jam v. bastırmak
jam v. tutukluk yapmak
jam n. çocuk oyuncağı
jam n. sıkıştırılma
jam n. tıkanıklık
jam n. marmelat
jam n. kilitlenme
jam n. yığılışma
jam n. izdiham
jam n. basit şey
jam n. (radyo) parazit
jam n. kolay şey
jam n. kenetlenme
jam n. kalabalık
jam n. trafik sıkışıklığı
jam n. sıkıştırma
jam n. sıkışma
Slang
jam şarkı
Technical
jam sınırlı bir hacime sıkıştırmak
jam radyo mesajını bozmak
jam sınırlı bir hacme sıkıştırmak
jam kart sıkışması
jam bereleme
jam ezme
jam parçalarının sıkışması nedeniyle çalışmaz hale gelmek
jam aynı dalga boyunda sinyal göndererek yayını anlaşılmaz yapmak
jam sıkıştırma
jam sıkıştırmak
jam tıkamak
jam tutukluk yapmak
jam sinyal boğmak
Computer
jam sıkışma
jam sıkışmak
jam kart sıkışması
Food Engineering
jam reçel
Gastronomy
jam reçel
Tobacco
jam tıkanma
Hunting
jam tutukluk
Basketball
jam smaç

Significados de "jam" con otros términos en diccionario inglés turco: 194 resultado(s)

Inglés Turco
General
jam the lines v. telefonları kitlemek
jam the phone lines v. telefonları kitlemek
jam on the brakes v. frene kuvvetle basıvermek
in a jam v. başı dertte olmak
jam in v. kıstırmak
jam in v. sıkışmak
jam in v. sıkıştırmak
jam in v. takılmak
be in a jam v. başı dertte olmak
get somebody out of a jam v. kurtarmak
the traffic jam to break up v. trafik açılmak
be in a bit of a jam v. sıkıntıda olmak
be in a bit of a jam v. zorda olmak
be in a bit of a jam v. darda olmak
jam one's hand in the door v. elini kapıya sıkıştırmak
jam one's finger in the door v. parmağını kapıya sıkıştırmak
jam the finger in the door v. parmağı kapıya sıkıştırmak
rose jam n. gül reçeli
traffic jam n. trafik sıkışıklığı
rose jam n. gülbeşeker
traffic jam n. trafik tıkanıklığı
ice jam n. buz yığılması
a jar of jam n. bir kavanoz reçel
jam jar n. reçel kavanozu
quince jam n. ayva reçeli
pearl jam n. amerikalı bir rock grubu
log jam n. kördüğüm
log jam n. tıkanma
log jam n. tıkanıklık
log jam n. tomrukların neden olduğu tıkanıklık
log jam n. tomrukların nehir akışını tıkaması
log jam n. sıkışıklık
log jam n. sıkışma
log jam n. tıkanıklık
blackberry jam n. böğürtlen reçeli
jam-packed adj. tıklım tıklım
jam-packed adj. dopdolu
jam-packed adj. tıka basa dolu
jam-packed adj. tıklım tıklım dolu
jam-packed adj. hıncahınç dolu
Phrasals
jam into kıstırmak
jam in sıkıştırmak
jam into sıkışmak
jam into sıkıştırmak
jam into sıkışıp kalmak
jam in sıkışıp kalmak
jam into daracık yere tıkıştırmak
jam into küçücük yere sıkıştırmak
jam in tıkıştırmak
jam in sıkışmak
jam in daracık yere tıkıştırmak
jam into tıkıştırmak
jam in küçücük yere sıkıştırmak
jam in kıstırmak
jam something in bir şeyi bir şeyin içine tıkıştırmak
jam something up bir şeyi sıkıştırmak/tıkamak
jam something into something bir şeyi bir şeyin içine tıkıştırmak
jam with someone birileriyle doğaçlama yapmak
jam something up with something -ile tıkamak
Phrases
what more do you want - jam on it? buldun da bunama
Colloquial
jam-pack n. tıka basa doldurmak
jam-pack n. ağzına kadar doldurmak
hit a traffic jam trafiğe takılmak
Idioms
jam tomorrow beklenti
jam-packed hıncahınç
jam-packed balık istifi
be in a jam güç durumda olmak
be in a jam güçlük içinde olmak
be in a jam işler arap saçına dönmek
be in a jam zorluk içinde olmak
be in a jam karışıklık içinde olmak
do you want jam on it daha ne istiyorsun
money for jam kolay para
money for jam kolay kazanılan para
money for jam beleş para
money for jam havadan gelen para
get in a jam dar boğaza girmek
get in a jam zor duruma düşmek
be in a jam dara düşmek
get in a jam dara düşmek
be in a jam dar boğazda olmak
get into a jam dar boğaza girmek
be in a jam zor durumda olmak
get into a jam zor duruma düşmek
get in a jam darda olmak
jam the brakes on frenlere asılmak
jam the brakes on frene asılmak
get into a jam (parasal) sıkıntıya düşmek
be in a jam (parasal) sıkıntıya düşmek
get into a jam darda olmak
get into a jam dara düşmek
get into a jam parasız kalmak
find oneself in a jam dara düşmek
be in a jam darda olmak
find oneself in a jam parasız kalmak
find oneself in a jam darda olmak
be in a jam parasız kalmak
find oneself in a jam (parasal) sıkıntıya düşmek
in a jam darda
into a jam darda
into a jam sıkıntıda
in a jam zorda
into a jam zorda
in a jam sıkıntıda
get someone out of a jam birini bir sorundan/sıkıntıdan kurtarmak
money for jam kolay yapılan iş/meslek
get out of a jam dertten/sıkıntıdan kurtulmak
jam tomorrow vaat
get someone out of a jam birini dertten/sıkıntıdan kurtarmak
be in a jam sıkıntıda olmak
jam tomorrow söz verilen şey
jam session müzik gösterisi/seansı
be in a jam zorda olmak
jam tomorrow asla gerçekleşmeyecek vaat/söz
jam tomorrow vadedilen ancak gerçekleşmeyecek olan söz
jam-packed ağzına kadar dolu
Speaking
what more do you want-jam on it buldun bunama
what more do you want-jam on it bulmuş da bunuyorsun
what more do you want-jam on it sen de bulmuşsun bulandırıyorsun
what more do you want-jam on it buldun da bunuyorsun
Slang
jam up müthiş
clam jam arkadaşının seks yapmasını engelleyen tip
jammy jam pijama partisi
no jam komik olmayan
no jam eğlenceli olmayan
Technical
ice jam buz boğazı
card jam kart sıkışması
jam nut kontra somun
jam nut sıkıştırma somunu
jam-nut mounted receptacle kilit somunu takılı mahfaza
dislocation jam dislokasyon sıkışıklığı
Computer
tray paper jam tepsi kağıt sıkışması
document jam belge sıkışması
jam recovery sıkışıklık kurtarma
paper jam kağıt sıkıştı
paper jam kağıt sıkıştırma
paper jam kağıt sıkışması
postscript jam recovery postscript sıkışıklık kurtarma
card jam kart sıkışması
paper-jam led kağıt-sıkıştı ışığı
Informatics
paper jam kağıt sıkışması
Mechanic
jam nut sıkıştırma somunu
Textile
jam short diz üstü şotu
Automotive
jam on the brakes frene asılmak
traffic jam assist trafik sıkışıklığı desteği
Traffic
traffic jam trafik sıkışıklığı
be stuck in traffic jam trafiğe yakalanmak
be caught in a traffic jam trafiğe yakalanmak
traffic jam trafik keşmekeşi
get caught in traffic jam trafiğe yakalanmak
traffic jam trafik tıkanıklığı
jam density trafik sıkışıklığı yoğunluğu
Food Engineering
low energy jam düşük enerjili reçel
Gastronomy
figs jam incir reçel
aubergine jam patlıcan reçeli
strawberry jam çilek reçeli
sour cherry jam vişne reçeli
raspberry jam ahududu reçeli
fig jam incir reçeli
jam pancakes krep
apricot jam kayısı reçeli
orange jam portakal reçeli
plum jam erik reçeli
peach jam şeftali reçeli
morello-cherry jam vişne reçeli
citrus jam turunç reçeli
rose jam gül reçeli
quince jam ayva reçeli
figs jam incir reçeli
peanut butter and jam sandwich fıstık ezmeli ve reçelli sandviç
jam roll reçelli rulo pasta
bergamot jam bergamot reçeli
Tobacco
pack jam at exit disc paket çıkış çarkında sıkışma
bundle jam detector demet sıkışma detektörü
infeed jam karton yok
rolling plate jam sarma tablasında sıkışma
third wheel jam detector üçüncü çark sıkışma detektörü
Meteorology
ice jam buz yığılması
Military
jam signal uyarı sinyali
Basketball
reverse jam ters smaç
Music
jam session cazcıların bir araya gelip doğaçlama çaldığı caz müziği
British Slang
jam roll salak
jam roll mankafa
jam roll geri zekalı
jam roll aptal
jam week adet dönemi
jam rag tampon
jam week adet görülen hafta
jam roll (rhyming slang on arsehole) göt
jam jar araba
jam week regl dönemi
jam roll (rhyming slang on arsehole) göt deliği
jam sandwich polis arabası
toe-jam ayak parmaklarının arasında birikmiş kir