zorluk - Turco Inglés Diccionario

zorluk

Significados de "zorluk" en diccionario inglés turco : 70 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
zorluk hardship n.
The company is ready for any hardships.
Şirket her türlü zorluğa karşı hazır.

More Sentences
zorluk difficulty n.
The difficulty of facing the truth frustrated him.
Gerçekle yüzleşmenin zorluğu onu hüsrana uğratmıştı.

More Sentences
zorluk challenge n.
She thought she was equipped for the challenges of early motherhood.
Anneliğin ilk dönemlerindeki zorluklara karşı hazırlıklı olduğunu düşünüyordu.

More Sentences
General
zorluk hassle n.
I can't face the hassle of moving to another town now.
Şimdi başka bir şehre taşınmanın zorluğuyla yüzleşemem.

More Sentences
zorluk adversity n.
Learning to cope with adversity is an important part of healthy childhood development.
Zorluklarla baş etmeyi öğrenmek, sağlıklı çocukluk gelişiminin önemli bir parçasıdır.

More Sentences
zorluk complication n.
The malfunction of software added another complication to our operation.
Yazılımın arızalanması operasyonumuza bir zorluk daha ekledi.

More Sentences
zorluk difficulty n.
The difficulty of facing the truth frustrated him.
Gerçekle yüzleşmenin zorluğu onu hüsrana uğratmıştı.

More Sentences
zorluk trouble n.
Do you have trouble breathing when you sleep?
Uyurken nefes almakta zorluk mu çekiyorsunuz?

More Sentences
Idioms
zorluk hot water n.
Tom is in hot water.
Tom zorluk içinde.

More Sentences
zorluk a hard time n.
Young children have a hard time understanding the concept of time.
Küçük çocuklar zaman kavramını anlamakta zorluk çekerler.

More Sentences
zorluk an uphill struggle n.
After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again.
Büyük zorluklara karşı çetin bir mücadelenin ardından nihayet şirketi yeniden ayağa kaldırdılar.

More Sentences
Speaking
zorluk low n.
He is well aware of all the highs and lows of this job.
Bu işin nimetleri ve zorluklarının çok iyi farkında.

More Sentences
General
zorluk difficultness n.
zorluk hobble n.
zorluk gruelling n.
zorluk asperity n.
zorluk knot n.
zorluk gaff n.
zorluk arduousness n.
zorluk complexity n.
zorluk labor n.
zorluk hardness n.
zorluk uneasiness n.
zorluk grueling n.
zorluk hole n.
zorluk fix n.
zorluk entanglement n.
zorluk severity n.
zorluk rigour n.
zorluk rough n.
zorluk rigor n.
zorluk strain n.
zorluk stumbling block n.
zorluk tightness n.
zorluk toughness n.
zorluk inconvenience n.
zorluk a thorn in the flesh n.
zorluk bother n.
zorluk labour n.
zorluk reconditeness n.
zorluk laboriousness n.
zorluk nodus n.
zorluk noyance [obsolete] n.
zorluk formidability n.
zorluk uneasiness [obsolete] n.
zorluk endurance n.
zorluk henner n.
zorluk rubber n.
zorluk implexion n.
zorluk fash n.
zorluk fashery [scotland] n.
zorluk fashiousness n.
zorluk spinosity n.
Colloquial
zorluk jam n.
zorluk facer [uk] n.
zorluk a bad time n.
zorluk doo-doo n.
zorluk static n.
Idioms
zorluk a lion in the way [obsolete] n.
zorluk a hair in the butter n.
zorluk a bumpy ride n.
zorluk a rough ride n.
zorluk a devil of a time n.
zorluk an uphill battle n.
zorluk an uphill task n.
zorluk fun and games n.
Trade/Economic
zorluk inconvenience n.
Slang
zorluk tight n.
zorluk mother n.
zorluk motherfucker n.

Significados de "zorluk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
zorluk çıkarma durumu obstructiveness n.
safran örtü ile örtünen ve nefsine çoğu zaman ileri derecede zorluk çektiren hintli duacı sadhu n.
zorluk çekme uneasiness n.
zorluk yaşatan ballbreaker n.
bir insana zorluk çektiren ballbreaker n.
zorluk derecesi degree of difficulty n.
zorluk derecesi level of difficulty n.
zorluk derecesi difficulty level n.
zorluk derecesi difficulty n.
maddi zorluk financial difficulty n.
karşılaşılan zorluk the challenges confronted n.
karşılaşılan zorluk the hardships encountered n.
karşılaşılan zorluk the difficulty encountered n.
zorluk görev laborious task n.
yürümekte zorluk çeken kimselere yardım etmek amacıyla üretilen dört ayaklı bir yürüme desteği sistemi (ticari marka) zimmer n.
kültürel zorluk cultural challenge n.
mücadeleyi heyecanlı kılan zorluk challenge n.
her zorluk ve engel thick and thin n.
zorluk ve sıkıntı yaratan durum tyrant n.
(sorun, zorluk) çözümü mümkün olmama unsolvability n.
(sorun, zorluk) çözülemez olma unsolvability n.
muhtemel zorluk kink n.
zorluk çıkaran kimse beleaguerer n.
beklenmedik zorluk joker n.
zorluk seviyesi level of difficulty n.
zorluk seviyesi difficulty level n.
zorluk kaynağı blaze n.
çok zorluk çekme hard put n.
ekonomik zorluk economic hardship n.
öngörülemeyen zorluk booby trap n.
şaşırtıcı zorluk booby trap n.
aşırı zorluk hell n.
ani zorluk bump n.
zorluk çıkaran kimse obstructive n.
zorluk çıkaran şey obstructive n.
özellikle aksilik ve kazalardan kaynaklanan zorluk ve sıkıntı grief n.
istenmeyen külfetli zorluk oppressiveness n.
mali işlerde zorluk difficulty n.
zorluk çıkarma difficulty n.
halledilmemiş zorluk doubt n.
zorluk çıkaran kuruluş peck's bad boy n.
zorluk çıkaran kimse sticker n.
asimilasyonda zorluk indigestion n.
zorluk çekmek have difficulty in v.
zorluk çıkarmak hamper v.
zorluk çekmek have difficulty v.
zorluk yaşamak have difficulty v.
zorluk çıkarmak push about v.
bir kelimeyi söylemede zorluk çekmek jawbreak v.
zorluk çıkarmak demur v.
zorluk çıkarmak fash [scotland] v.
zorluk çıkarmak make difficulties v.
zorluk çıkarmak make it warm for somebody v.
zorluk çıkarmak rise difficulties v.
bir şeyi yapmakta zorluk yaşamak have difficulty in doing something v.
bir şeyi yapmada zorluk yaşamak have difficulty in v.
kişisel çıkarı için zorluk çıkarmak lead someone a dance v.
zorluk yaşamak have a difficulty v.
zorluk aşmak overcome a problem v.
zorluk aşmak overcome a difficulty v.
zorluk aşmak get over a problem v.
zorluk aşmak surmount a difficulty v.
zorluk çıkarmak raise difficulties v.
zorluk getirmek put a strain v.
zorluk çıkarmak stonewall v.
anlamakta zorluk çekmek have difficulty in understanding v.
zorluk çıkarmak prove troublesome v.
zorluk göstermek present a challenge v.
ürkütücü bir zorluk olarak ortaya çıkmak be proving a daunting challenge v.
büyük zorluk çekmek suffer extreme hardship v.
(bir şeyi gerçekleştirmede) zorluk çıkarmak encomber [obsolete] v.
(zorluk, sorun) üstesinden gelmek hurdle v.
zorluk çıkarmak offend v.
(zorluk) ortadan kaldırmak conquer v.
zorluk çıkarmak disoblige v.
maddi zorluk yaşamak scuffle v.
zorluk yaşamak stick v.
zorluk çıkarmak strain v.
zorluk çıkaran awkward adj.
zorluk çıkarıcı obstructive adj.
karşılaşılan zorluk the difficulty faced adj.
zorluk çıkaran unaccommodating adj.
(kayak pisti) orta zorluk düzeyini gösteren mavi renkli blue adj.
zorluk çeken hard-put adj.
zorluk içinde hard-pushed adj.
yalnızca bolluk zamanındayken ve zorluk veya tehlike yokken faal, etkili, elverişli veya sadık olan fair-weather adj.
zorluk, tehlike veya korkutucu görünümle nitelenen rum adj.
zorluk çıkaran infestive adj.
zorluk yaratan sticky adj.
zorluk çıkaran stonewall adj.
zorluk yaratan spinous adj.
zorluk karşısında under difficulties adv.
zorluk çıkaracak şekilde hard adv.
zorluk çekmeden cleanly adv.
zorluk yaratarak strait adv.
zorluk anlamı veren ön ek dys- pref.
Phrasals
bir zorluk karşısında direnmek/tutunmak hold up to (something) v.
(bir şeyin/işin) altına girerek zorluk çekmek trouble (someone or oneself) with (something) v.
(birine) bir zorluk yaşatmak/vermek afflict (one) with (something) v.
(birine) bir zorluk yaşatmak/vermek afflict (one) with (something) v.
zorluk veya sıkıntı içinde yaşamaya devam etmek hold out v.
zorluk veya sıkıntıyla yaşamaya devam etmek hold up v.
(talep, zorluk karşısında) lazım geleni yapmak rise to v.
ile zorluk çıkarmak plague with v.
zorluk çekmeden ilerlemek rock along v.
zorluk çekmeden/kolayca ilerlemek skate by v.
(bir şeyde) zorluk çekmek struggle for (something) v.
'-in altına girerek zorluk çekmek trouble with v.
Phrases
önümüzde daha çok zorluk var more challenges ahead expr.
zorluk üstüne zorlukla in travail upon travail expr.
Colloquial
(zorluk anlamında) sancı birth pangs n.
zorluk çekmemek/yaşamamak have it easy v.
zorluk içinde yaşamak do it tough v.
bir şeyi zorluk çekmeden halletmek/yapmak walk it v.
zorluk yaratmak bring on v.
aşırı zorluk yaşamak drown v.
(bir şeyi) zorluk çekmeden bulmayı başarmak scare v.
hiç zorluk çekmeden with one arm tied behind one's back expr.
herhangi bir zorluk çekmeden hands down expr.
asıl zorluk şu ki that's the rub expr.
asıl zorluk şu ki here's the rub expr.
zorluk çıkarmayacak şekilde out of (one's) way expr.
Idioms
zorluk çıkarma run for (one's) money n.
zorluk çıkarma a run for one's money n.
gereksiz zorluk a rough time n.
gereksiz zorluk a bad time n.
gereksiz zorluk a hard time n.
zorluk çıkarma a run for money n.
zorluk çıkarma a run for your money n.
zorluk içinde olmak be in a jam v.
duymakta zorluk çekmek have a hard time hearing v.
bir şeyi yapmakta zorluk çekmek have a hard time doing something v.
(zorluk çıkarmadan) almak/geçmesine izin vermek let someone slide by v.
bir şeyi yapmada psikolojik olarak zorluk çekmek get a mental block against something v.
bir şeyi yapmada psikolojik olarak zorluk çekmek have a mental block against something v.
birine zorluk çıkarmak give somebody a rough time v.
birine zorluk çıkarmak give someone flak v.
bir zorluk çıkarmak put up a fuss v.
zorluk aşmak clear a hurdle v.
zorluk aşmak cross a hurdle v.
zorluk içinde olmak be in a pickle v.
mali zorluk yaşamak be bleeding red ink v.
kolayca/hiç zorluk çekmeden kazanmak beat (someone) hands down v.
kolayca/hiç zorluk çekmeden kazanmak win (something) hands down v.
kolayca/hiç zorluk çekmeden yenmek win (something) hands down v.
kolayca/hiç zorluk çekmeden yenmek beat (someone) hands down v.
zorluk yaşamamak have an easy time of it v.
bir durumla ilgili hiç zorluk çekmemek have an easy time of it v.
(birini) zorluk içine düşürmek put (one) through the mangle v.
ile zorluk yaşamak run foul of v.