low - Turco Inglés Diccionario
Historia

low

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "low" en diccionario turco inglés : 58 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
low n. alçak
low adj. alçak
low adj. az
low adj. düşük
General
low v. böğürmek
low v. yıkmak
low v. böğürmek (inek/öküz)
low v. (inek) böğürmek
low n. böğürme
low adj. alçaktaki
low adj. geri
low adj. alçakgönüllü
low adj. alçak (ses)
low adj. kısa
low adj. adi
low adj. hakir
low adj. zayıf
low adj. sıkıntılı
low adj. güçsüz
low adj. aşağılık
low adj. alt
low adj. baygın
low adj. bodur
low adj. neşesiz
low adj. pest
low adj. karamsar
low adj. hor
low adj. medeniyetsiz
low adj. yavaş
low adj. düşük (fiyat/sıcaklık)
low adj. ingin
low adj. kısa boylu
low adj. basık
low adj. rezil
low adj. süfli
low adj. üzgün
low adj. boysuz
low adj. şahsiyetsiz
low adj. mütevazı
low adj. çok düşük
low adj. (ses) yavaş
low adj. dibe vurmuş/mutsuz
low adj. ucuz
low adj. kuvvetsiz
low adv. ucuza
low adv. alçaktan
low adv. alçak sesle
low adv. aşağıda
low adv. aşağıya
Trade/Economic
low en düşük değer
low düşük
Technical
low adj. alçak
Automotive
low birinci vites
low düşük vites sürüş modu
Meteorology
low adj. alçak
Music
low pes
low pes olarak
low kalın

Significados de "low" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
in low spirits adj. keyfi yerinde değil
in low spirits adj. keyifsiz
General
be in low spirits v. keyifsiz olmak
lie low v. göze batmamaya çalışmak
sink low v. çok düşmek (fiyat)
lie low v. gizlenmek
lay low v. yatağa düşürmek
be on the low side v. oldukça ucuz olmak
be at a low ebb v. morali bozuk olmak
have a low opinion of v. önemsememek
sink low v. çok alçalmak (güneş/ay)
lay low v. yere sermek
fly low v. alçaktan uçmak
lay low v. indirmek
lay low v. yatırmak
lay low v. mahvetmek
be at a low ebb v. çok azalmış olmak
lie low v. ortalıkta görünmemek
run low v. azalmak
be low in v. miktarı az olmak
feel low v. morali bozuk olmak
lie low v. saklanmak
lay somebody low v. yere sermek
search high and low (for) v. fellik fellik aramak
have low regard for someone (or something) v. metelik vermemek
keep something low (price/quality/pressure) v. düşük tutmak
get low mark v. düşük not almak
be low v. düşük olmak
play it low down v. kaale almamak
get low mark v. kırık not almak
get low mark v. zayıf not almak
keep a low profile v. dikkat çekmekten sakınmak
keep a low profile v. dikkat çekmemeye çalışmak
get the low-down on him v. onun hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
lay low an empire v. bir imparatorluğu yıkmak
have low self esteem v. kendine güveni az olmak
be in low spirits v. keyifsiz hissetmek
fly too low v. çok alçaktan uçmak
suffer from low back pain v. bel ağrısı çekmek
begin to drop into the low 20s v. sıcaklık 20 derecelere (22-23) düşmeye başlamak
wear low-cut v. dekolte giymek
wear low-cut v. dekolte giyinmek
show low water absorption and translucency properties v. düşük su emme ve ışık geçirgenliği özelliği göstermek
be at an all-time low v. en düşük seviyesinde olmak
remain low v. düşük kalmak
keep the cost low v. maliyeti düşük tutmak
keep costs low v. maliyeti düşük tutmak
lay low v. (mec.) geriye çekilmek
swoop low v. pike yapmak
reach a low point v. düşük seviyeye ulaşmak
get a low salary v. düşük maaşla çalışmak
get a low salary v. düşük maaş almak
get a low salary v. az maaş almak
get a low salary v. düşük maaşla çalışmak
get a low salary v. düşük maaş almak
low flying n. alçak uçuş
low order detonation n. alçak detonasyon
low altitude flight n. alçak uçuş
low cost housing n. düşük maliyetli konut
low fidelity n. düşük sadakat
low hurdles n. alçak engelli 200 metrelik koşu
low countries n. belçika, lüksemburg ve hollanda'yı kapsayan coğrafi bölge
the low countries n. hollanda
low level file store n. alt düzeyde dosya depolama
low tide n. cezir hareketi
low temperature n. düşük sıcaklık
low water n. denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum
low income group n. alt gelir grubu
low compression n. alçak kompresyon
low heat cement n. düşük ısılı çimento
low relief n. hafif kabartma
low resistance n. dirençsizlik
low flammability n. düşük dereceli yanabilirlik
low coast n. alçak kıyı
low pressure trough n. alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası
low frequency n. alçak frekans
low pass filter n. alçak geçirgen filtre
low carbon martensite n. düşük karbonlu martensit
low water mark n. alçak su seviyesi
low spiritedness n. üzgünlük
low voice n. alçak ses
low class n. alt sınıf
the low countries n. belçika ve lüksemburg
low altitude bombing n. alçak bombardıman
low red heat n. düşük kızıl sıcaklık
low section tyre n. alçak profilli lastik
low comedy n. kaba komedi
low altitude n. alçak irtifa
low countries n. çukureller
low tide n. cezir zamanı
low frequency stage n. alçak frekans katı
low tide n. deniz alçalması
low voltage cable n. alçak gerilim kablosu
low thinning n. alçak aralama
low latitudes n. ekvator üstünde veya yakınındaki bölgeler için kullanılan ingilizce ifade
low pressure cylinder n. alçak basınç silindiri
low pressure steam heating n. alçak basınçlı buharla ısıtma
high and low n. zengin fakir
low ego n. moral bozukluğu
low wing plane n. alçak kanatlı uçak
low literature n. aşağı edebiyat
low voltage rectifier n. alçak gerilim redresörü
low alloy steel n. düşük alaşımlı çelik
low velocity scanning n. alçak hızla tarama
logic low n. 0 bit
low grade n. alt tabaka
low pass n. alçak frekans geçirimi
low order burst n. yavaş paralanma
low loss line n. düşük kayıplı hat
low core n. alçak çekirdek
low water n. çekik deniz
low resolution graphic n. düşük çözünürlüklü grafik
low status n. düşük statü
low seedbed n. alçak ekim yastığı
low frequency impedance corrector n. alçak frekans empedans düzelticisi
low profile n. yatıştırıcı
low level flight n. alçaktan uçuş
low frequency amplification n. alçak frekans amplifikasyonu
low voltage lamp n. alçak voltajlı lamba
low level flight n. alt sınıf uçuşu
low voltage integrated circuits n. düşük voltajlı entegre devreler
low flammability n. düşük dereceli tutuşabilirlik
low set n. alçak set
low dose n. düşük doz
low platform trailer n. alçak platformlu römork
low speed engine n. ağır devirli motor
low temperature n. düşük ısı
low pressure steam n. alçak basınçlı buhar
low priority program n. düşük öncelikli program
low alloy n. düşük alaşımlı
low speed flight n. alçak hızla uçuş
low explosive n. zayıf patlayıcı
charging low prices n. ucuzcu
low idle n. alçak rölanti
low mileage n. az kilometreli
low season n. bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem
low order n. alçak konum
low strength steel n. düşük mukavemetli çelik
high and low n. herkes
low water n. çekik su
low cloud n. alçak bulut
low temperature bath n. düşük sıcaklık banyosu
low hurdles n. alçak engel
low pressure area n. alçak basınç alanı
low frequency direction finder n. alçak frekans yön bulucusu
low pressure tyre n. alçak basınçlı lastik
low tide n. cezir
low life n. yoksulluk
low tide n. inik deniz
low tide n. denizin alçalması
low power n. alçak güç
low blood pressure n. düşük tansiyon
low wages policy n. düşük ücret politikası
low water n. çekilme
low salt diet n. tuzsuz diyet
low income n. düşük gelir
low protein diet n. proteinden fakir diyet
low spirits n. neşesizlik
low tide n. cezir hali
low-brow n. kültürsüz
low boot n. kısa çizme
low voltage n. alçak voltaj
low level n. alt kademe
low-heeled shoes n. kısa topuklu ayakkabı
low price n. ucuz fiyat
low voltage directive n. alçak gerilim yönergesi
low point n. düşük puan
low maintenance n. az bakım (gerektiren)
low maintenance n. az bakım
low value n. düşük değer
low interest loan n. düşük faizli kredi
low altitude n. düşük rakım
low altitude n. alçak rakım
low-class cabaret n. baloz
low-water mark n. alçak su seviyesi işareti
low-pressure n. alçak basınç
low-dimensional topology n. düşük boyutlu topoloji
low-cut dress n. dekolte
low-incomers n. dar gelirliler
low-noise workplace n. düşük gürültü seviyeli iş yeri
low-income family n. düşük gelirli aile
low-income families n. dar gelirli aileler
low-fat milk n. az yağlı süt
low-level waste n. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-angle shot n. kontrplonje
low-cut dress n. dekolte elbise
low-down n. gerçek
low-water mark n. bir şeyin en alçak noktası
low-down n. içyüzü
low-incomer n. dar gelirli kimse
low-level radioactive waste n. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-mileage n. düşük kilometre
low-end goods n. düşük kaliteli ve ucuz ürünler
low-necked dress n. dekolte elbise
low-paid job n. düşük maaşlı iş
low consumption n. düşük tüketim
low consumption n. az tüketim
someone with a low level of education n. eğitim düzeyi düşük (kimse)
low-spiritedness n. moralsizlik
low income n. dar gelir
a beacon of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
a touch of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
bridge of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
carpet at low price n. düşük fiyata halı
low temperature n. alçak ısı
low temperature n. alçak ısı derecesi
low-cut dress n. derin dekolteli elbise
low cut pants n. düşük belli pantolon
low probability n. düşük ihtimal
low possibility n. düşük ihtimal
low chance n. düşük ihtimal
low point n. (bir şeyin) dibe vuruğu an
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
low morale n. zayıf moral
low morale n. düşük moral
low temperatures n. düşük sıcaklıklar
low-pitched sound n. pes ses
very low-fat diet n. çok az yağlı diet
low socio-economical status n. düşük sosyoekonomik durum
low rate ticket n. indirimli bilet
a low-cut shoe n. bileksiz ayakkabı
low score n. düşük skor
low life n. toplumun alt kesimindeki yaşam
a low-key ceremony n. sade bir tören
low fidelity n. standarttan daha düşük ses kalitesine sahip ses/müzik
all time low n. en düşük seviye
low protein diet n. düşük proteinli diyet
low-stress job n. az stresli iş
families with low income n. dar gelirli aileler
low-regret measures n. ikinci derece tedbirler
low cut cleavage n. derin göğüs dekoltesi
low cleavage n. derin göğüs dekoltesi
low-maintenance landscape n. az bakım isteyen peyzaj
low calorie ice cream n. düşük kalorili dondurma
low rise n. düşük bel
low-cut back dress n. sırt dekolteli elbise
low-cut back dress n. sırt dekoltesi olan elbise
low mood n. moralsizlik
low mood n. keyifsizlik
low mood n. düşük mod
low pitched adj. ahenkli
low density adj. yoğunluğu az
having low resistance adj. dirençsiz
low pressure adj. düşük basınçlı
low skilled adj. düşük vasıflı
of low degrees adj. avam tabakadan
low spirited adj. üzgün
in low spirits adj. neşesiz
low level adj. düşük düzeyli
low ceilinged adj. alçak tavanlı
low pitched adj. pes
low risk adj. düşük riskli
low pass adj. alçak geçişli
low rise adj. alçak sesli
at a low ebb adj. çok kötü halde
low class adj. adi
low speed adj. alçak hızlı
at a low ebb adj. müşkül durumda
low loss adj. az kayıplı
low camp adj. bayağı
low class adj. bayağı
laid low adj. alçak koyulmuş
low power adj. düşük kuvvetli
rather low adj. alçakça
low brow adj. kalitesiz
low brow adj. cahil
low brow adj. düşük kültürlü
low brow adj. seviyesiz
low brow adj. düşük kalite sanat eserleri satan
very low adj. alçacık
at a low ebb adj. çok kötü durumda
low pressure adj. alçak basınçlı
very low adj. çok alçak
extremely low adj. aşırı düşük
low ground adj. alçak zeminli
low floor adj. alçak zeminli
low floored adj. alçak zeminli
low-minded adj. fesat
low-down adj. ahlaksız
low-spirited adj. üzgün
low-key adj. sönük
low-spirited adj. kederli
low-heat adj. düşük ısılı
low side-stream adj. az dumanlı
low-level adj. düşük düzeyli
low-level adj. düşük seviyeli
low-spirited adj. tasalı
low-quality adj. düzeysiz
low-key adj. şatafatsız
low-neck adj. dekolte
low-order adj. düşük değerli
low-spirited adj. neşesiz
low-lying adj. ingin
low-spirited adj. keyifsiz
low-power adj. düşük güçlü
low-cut adj. dekolte
low-key adj. ılımlı
low-odor adj. kokusu hafif
low-pitched adj. pes
low-energy adj. enerji tasarruflu
low-key adj. gösterişten uzak
low-down adj. rezil
low-key adj. sade
low-key adj. uyumlu
low-tolerant adj. düşük toleranslı
low-cost adj. düşük maliyetli
low-speed adj. düşük devirli
low-down adj. aşağılık
low-necked adj. dekolte
low-heeled adj. topuksuz
low-rise adj. asansörsüz ve alçak (bina)
low-pressure adj. alçak basınçlı
low-priced adj. düşük maliyetli
low-down adj. alçak
low-spirited adj. morali bozuk
low-foaming adj. köpüğü ayarlı
very-low adj. çok alçak
low-frictional adj. az sürtünmeli
low-pitched adj. alçak tavanlı
low-mileage adj. az kilometreli
low-pitched adj. (ses) pes
low-mileage adj. düşük kilometreli
low-pitched adj. az eğimli
low-cost adj. her keseye uygun
low-priced adj. her keseye uygun
as low as adj. kadar düşük
as low as adj. kadar alçak
as low as adj. kadar az
low-heeled adj. az topuklu
low-heeled adj. düşük topuklu
low-sudsing adj. az köpüren (deterjan)
low-to-mid adj. düşük-orta
low-tech adj. düşük teknoloji
low-foam adj. az köpüklü
low-foaming adj. az köpüren
low-fat adj. az yağlı
low-cost adj. uygun fiyatlı
low-priced adj. uygun fiyatlı
low-slung adj. yere yakın
low-slung adj. alçak
low mileage adj. düşük kilometreli
low mileage adj. düşük kilometrede
low mileage adj. düşük kilometre
low lying adj. düşük rakımlı
laid low adj. (hastalık yüzünden) elden ayaktan düşmüş
laid low adj. yataklara düşmüş
laid low adj. yatak döşek olmuş
high and low adv. her yerde
in low spirits adv. mutsuz
in spite of the low chances adv. her şeye rağmen
in a low voice adv. kısık sesle
in a low voice adv. alçak sesle
at a low ebb adv. perişan halde
the seat is too low expr. koltuk çok alçakta
Phrases
in spite of the low chances bütün engellere rağmen
if you run low elindeki azalırsa
if you run low elindekiler tükenirse
if you run low elindekiler azalırsa
Proverb
if you bow at all bow low bir işi yapıyorsan layıkıyla/tam yap
Colloquial
run low v. azalmak
fly low v. alçaktan uçmak
go low v. aşağılamak
low-rent adj. adi
low-key adv. gereksiz samimiyete girmeden
a low ebb durgunluk durumu
a low ebb düşük düzey
a low ebb düşük oran
a low ebb durgunluk
high and low dört bir yan
high and low her tarafta
high and low her yerde
high and low bir çok yerde
in low spirits sinirli
in low spirits morali bozuk
at low price düşük fiyata
at low cost düşük fiyata
lie low niyetini gizlemek
lie low susup beklemek
low-growing yavaş büyüyen/gelişen
low-ticket gayet ucuz
low baller bir malı ya da hizmeti ederinin çok altında satın almak isteyen kişi
low baller ölücü
run low bitmek
run low tükenmek
low-rent kira bedeli ucuz
low-rent düşük kalite
low-rent ucuz
go low zarar vermek
Idioms
burn with a low blue flame v. ateş püskürmek
lie low v. aşağılanmak
lie low v. araziye uymak
lie low v. arazi olmak
lie low v. maksadını belli etmemek
lie low v. gözden uzak kalmak
bring (one) low v. ayağını/ayaklarını yere bastırmak
bring (one) low v. burnunu sürtmek
bring (one) low v. kıçüstü oturtmak
bring (one) low v. (birinin) aklını başına getirmek
bring (one) low v. (birini) kendine getirmek
bring (one) low v. (birini) ayıltmak
buy low, sell high v. ucuz alıp pahalı satmak
buy low, sell high v. ucuza alıp pahalıya satmak
buy low, sell high v. ucuzken alıp pahalıyken satmak
adopt a low profile v. dikkat çekmemeye çalışmak
adopt a low profile v. göze batmamak
keep a low profile v. dikkat çekmemeye çalışmak
keep a low profile v. göze batmamak
the lowest of the low n. aşağılık
the low road n. ahlaki/etik/doğru olmayan yol/yöntem
a peg too low adj. keyifsiz
a peg too low adj. kederli
a peg too low adj. morali bozuk
a peg too low adj. neşesiz
a peg too low adj. keyfi kaçık
the lowest of the low expr. ahlaksız
the lowest of the low expr. alçak
lay low dikkatten kaçmak
low man on the totem pole zurnanın son deliği
search high and low fellik fellik aramak
burn with a low blue flame barut kesilmek
lie low saklanmak
maintain a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
keep a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
keep a low profile göze batmamak
maintain a low profile göze batmamak
burn with a low blue flame sarhoş olmak
search high and low (for someone or something) bakmadık yer bırakmamak
search high and low (for someone or something) didik didik aramak
hunt high and low (for someone or something) bakmadık yer bırakmamak
hunt high and low (for someone or something) didik didik aramak
look high and low (for someone or something) bakmadık yer bırakmamak
look high and low (for someone or something) didik didik aramak
have a low boiling point kolay sinirlenmek
have a low boiling point çabuk sinirlenmek
lay low and sing small kendini gizlemek
lay low and sing small gizlenmek
have a low-temper çok çabuk öfkelenmek
have a low boiling-point çok çabuk sinirlenmek
have a low-temper çok çabuk sinirlenmek
have a low boiling-point çok çabuk öfkelenmek
give oneself a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
assume a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
have a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
in low cotton üzgün
in low cotton morali bozuk
in low cotton depresyonda
bring someone low birini küçük düşürmek
keep low profile dikkatleri üzerine çekmemek
keep low profile göze batmamaya çalışmak
look for someone or something high and low bakmadık yer bırakmamak
look high and low for someone or something didik didik aramak
look high and low for someone or something bakmadık yer bırakmamak
look for someone or something high and low didik didik aramak
search high and low for something didik didik aramak
search high and low for something bakmadık yer bırakmamak
hold someone in low regard birini ciddiye almamak
be at a low ebb en düşük seviyede olmak
be at a low ebb en kötü durumunda olmak
in low cotton bunalımda
be in low cotton bunalımda olmak
be in low cotton depresyonda olmak
lay low göze batmamaya çalışmak
lay somebody low hasta/yorgun/bitap düşürmek
burn with a low blue flame bulut gibi sarhoş olmak
burn with a low blue flame fitil gibi sarhoş olmak
low on the totem pole önemsiz
low on the totem pole zurnanın son deliği
the lowest of the low karaktersiz
straight low işin aslı
low man on the totem pole en alttaki görevli/adam
plummet to record low levels rekor seviyelere düşmek
down-low gizli tutulan
be laid low with (bir hastalık yüzünden) yatağa düşmek
low-hanging fruit çocuk oyuncağı
be brought low bitmek/tükenmek/dermanı kalmamak
the low road kötü yol
the low road yanlış hayat
Speaking
stay low eğil
we are running low on salt tuzumuz bitiyor
that low-lying/good-for-nothing/piece of worthless junk/shit whom you call your husband/father/mother/wife o karın/baban/annen/kocan olacak herif/kadın
that low-lying/good-for-nothing/piece of worthless junk/shit who is supposed to be your husband/father/mother/wife o kocan/baban/annen/karın olacak herif/kadın
his blood count is low onun kansayımı düşük
keep it on the down low kimselere söyleme
i got a low blood sugar kan şekerim düşüyor
Slang
low rider n. alçak şasili
low-life scumbag n. aşağılık pislik
low-life scumbag n. adi pislik
get the low-down on someone biri hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
lay low yere devirmek
lay low yere sermek
lay low yeri öptürmek
lay low yere indirmek
low hanging fruit kolay hedef
low hanging fruit kolay lokma
keep it low bozuntuya verme
keep it low çaktırma
drop it low dans ederken kalça dışa doğru görünecek şekilde çömelmek
you're flying low! dükkanın açık!
you're flying low! fermuarın açık!