low - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

low

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "low" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 59 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
low n. alçak
low adj. düşük
low adj. az
low adj. alçak
General
low v. böğürmek
low v. yıkmak
low v. (inek) böğürmek
low v. böğürmek (inek/öküz)
low n. böğürme
low adj. alçaktaki
low adj. geri
low adj. (ses) yavaş
low adj. alçakgönüllü
low adj. alçak (ses)
low adj. kısa
low adj. adi
low adj. hakir
low adj. zayıf
low adj. mütevazı
low adj. sıkıntılı
low adj. güçsüz
low adj. dibe vurmuş/mutsuz
low adj. aşağılık
low adj. alt
low adj. baygın
low adj. ucuz
low adj. bodur
low adj. neşesiz
low adj. pest
low adj. karamsar
low adj. hor
low adj. medeniyetsiz
low adj. yavaş
low adj. düşük (fiyat/sıcaklık)
low adj. çok düşük
low adj. ingin
low adj. kısa boylu
low adj. basık
low adj. kuvvetsiz
low adj. rezil
low adj. süfli
low adj. üzgün
low adj. boysuz
low adj. şahsiyetsiz
low adv. ucuza
low adv. aşağıya
low adv. alçaktan
low adv. aşağıda
low adv. alçak sesle
Trade/Economic
low en düşük değer
low düşük
Technical
low alçak
Computer
low altta
low altta düşük
Automotive
low birinci vites
Meteorology
low alçak
Music
low pes olarak
low kalın
low pes

Bedeutungen, die der Begriff "low" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
in low spirits adj. keyfi yerinde değil
in low spirits adj. keyifsiz
General
be at a low ebb v. morali bozuk olmak
be at a low ebb v. çok azalmış olmak
be at an all-time low v. en düşük seviyesinde olmak
be in low spirits v. keyifsiz hissetmek
be in low spirits v. keyifsiz olmak
be low v. düşük olmak
be low in v. miktarı az olmak
be on the low side v. oldukça ucuz olmak
begin to drop into the low 20s v. sıcaklık 20 derecelere (22-23) düşmeye başlamak
feel low v. morali bozuk olmak
fly low v. alçaktan uçmak
fly too low v. çok alçaktan uçmak
get low mark v. kırık not almak
get low mark v. düşük not almak
get low mark v. zayıf not almak
get the low-down on him v. onun hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
have a low opinion of v. önemsememek
have low regard for someone (or something) v. metelik vermemek
have low self esteem v. kendine güveni az olmak
keep a low profile v. dikkat çekmemeye çalışmak
keep a low profile v. dikkat çekmekten sakınmak
keep costs low v. maliyeti düşük tutmak
keep something low (price/quality/pressure) v. düşük tutmak
keep the cost low v. maliyeti düşük tutmak
lay low v. (mec.) geriye çekilmek
lay low v. indirmek
lay low v. yatırmak
lay low v. yere sermek
lay low v. yatağa düşürmek
lay low v. mahvetmek
lay low an empire v. bir imparatorluğu yıkmak
lay somebody low v. yere sermek
lie low v. ortalıkta görünmemek
lie low v. saklanmak
lie low v. gizlenmek
lie low v. göze batmamaya çalışmak
play it low down v. kaale almamak
reach a low point v. düşük seviyeye ulaşmak
remain low v. düşük kalmak
run low v. azalmak
search high and low (for) v. fellik fellik aramak
show low water absorption and translucency properties v. düşük su emme ve ışık geçirgenliği özelliği göstermek
sink low v. çok alçalmak (güneş/ay)
sink low v. çok düşmek (fiyat)
suffer from low back pain v. bel ağrısı çekmek
swoop low v. pike yapmak
wear low-cut v. dekolte giyinmek
wear low-cut v. dekolte giymek
a beacon of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
a low-cut shoe n. bileksiz ayakkabı
a low-key ceremony n. sade bir tören
a touch of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
all time low n. en düşük seviye
bridge of hope for low-incomers n. dar gelirliye umut kapısı
carpet at low price n. düşük fiyata halı
charging low prices n. ucuzcu
families with low income n. dar gelirli aileler
high and low n. herkes
high and low n. zengin fakir
logic low n. 0 bit
low alloy n. düşük alaşımlı
low alloy steel n. düşük alaşımlı çelik
low altitude n. alçak rakım
low altitude n. düşük rakım
low altitude n. alçak irtifa
low altitude bombing n. alçak bombardıman
low altitude flight n. alçak uçuş
low blood pressure n. düşük tansiyon
low boot n. kısa çizme
low calorie ice cream n. düşük kalorili dondurma
low carbon martensite n. düşük karbonlu martensit
low chance n. düşük ihtimal
low class n. alt sınıf
low cleavage n. derin göğüs dekoltesi
low cloud n. alçak bulut
low coast n. alçak kıyı
low comedy n. kaba komedi
low compression n. alçak kompresyon
low consumption n. düşük tüketim
low consumption n. az tüketim
low core n. alçak çekirdek
low cost housing n. düşük maliyetli konut
low countries n. belçika, lüksemburg ve hollanda'yı kapsayan coğrafi bölge
low countries n. çukureller
low cut cleavage n. derin göğüs dekoltesi
low cut pants n. düşük belli pantolon
low dose n. düşük doz
low ego n. moral bozukluğu
low explosive n. zayıf patlayıcı
low fidelity n. standarttan daha düşük ses kalitesine sahip ses/müzik
low fidelity n. düşük sadakat
low flammability n. düşük dereceli yanabilirlik
low flammability n. düşük dereceli tutuşabilirlik
low flying n. alçak uçuş
low frequency n. alçak frekans
low frequency amplification n. alçak frekans amplifikasyonu
low frequency direction finder n. alçak frekans yön bulucusu
low frequency impedance corrector n. alçak frekans empedans düzelticisi
low frequency stage n. alçak frekans katı
low grade n. alt tabaka
low heat cement n. düşük ısılı çimento
low hurdles n. alçak engel
low hurdles n. alçak engelli 200 metrelik koşu
low idle n. alçak rölanti
low income n. düşük gelir
low income n. dar gelir
low income group n. alt gelir grubu
low interest loan n. düşük faizli kredi
low latitudes n. ekvator üstünde veya yakınındaki bölgeler için kullanılan ingilizce ifade
low level n. alt kademe
low level file store n. alt düzeyde dosya depolama
low level flight n. alt sınıf uçuşu
low level flight n. alçaktan uçuş
low life n. yoksulluk
low life n. toplumun alt kesimindeki yaşam
low literature n. aşağı edebiyat
low loss line n. düşük kayıplı hat
low maintenance n. az bakım (gerektiren)
low maintenance n. az bakım
low mileage n. az kilometreli
low morale n. düşük moral
low morale n. zayıf moral
low order n. alçak konum
low order burst n. yavaş paralanma
low order detonation n. alçak detonasyon
low pass n. alçak frekans geçirimi
low pass filter n. alçak geçirgen filtre
low platform trailer n. alçak platformlu römork
low point n. düşük puan
low point n. (bir şeyin) dibe vuruğu an
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) n. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
low possibility n. düşük ihtimal
low power n. alçak güç
low pressure area n. alçak basınç alanı
low pressure cylinder n. alçak basınç silindiri
low pressure steam n. alçak basınçlı buhar
low pressure steam heating n. alçak basınçlı buharla ısıtma
low pressure trough n. alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası
low pressure tyre n. alçak basınçlı lastik
low price n. ucuz fiyat
low priority program n. düşük öncelikli program
low probability n. düşük ihtimal
low profile n. yatıştırıcı
low protein diet n. düşük proteinli diyet
low protein diet n. proteinden fakir diyet
low rate ticket n. indirimli bilet
low red heat n. düşük kızıl sıcaklık
low relief n. hafif kabartma
low resistance n. dirençsizlik
low resolution graphic n. düşük çözünürlüklü grafik
low rise n. düşük bel
low salt diet n. tuzsuz diyet
low score n. düşük skor
low season n. bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem
low section tyre n. alçak profilli lastik
low seedbed n. alçak ekim yastığı
low set n. alçak set
low socio-economical status n. düşük sosyoekonomik durum
low speed engine n. ağır devirli motor
low speed flight n. alçak hızla uçuş
low spiritedness n. üzgünlük
low spirits n. neşesizlik
low status n. düşük statü
low strength steel n. düşük mukavemetli çelik
low temperature n. alçak ısı derecesi
low temperature n. alçak ısı
low temperature n. düşük sıcaklık
low temperature n. düşük ısı
low temperature bath n. düşük sıcaklık banyosu
low temperatures n. düşük sıcaklıklar
low thinning n. alçak aralama
low tide n. denizin alçalması
low tide n. inik deniz
low tide n. cezir
low tide n. cezir zamanı
low tide n. cezir hareketi
low tide n. deniz alçalması
low tide n. cezir hali
low value n. düşük değer
low velocity scanning n. alçak hızla tarama
low voice n. alçak ses
low voltage n. alçak voltaj
low voltage cable n. alçak gerilim kablosu
low voltage directive n. alçak gerilim yönergesi
low voltage integrated circuits n. düşük voltajlı entegre devreler
low voltage lamp n. alçak voltajlı lamba
low voltage rectifier n. alçak gerilim redresörü
low wages policy n. düşük ücret politikası
low water n. çekilme
low water n. çekik deniz
low water n. denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum
low water n. çekik su
low water mark n. alçak su seviyesi
low wing plane n. alçak kanatlı uçak
low-angle shot n. kontrplonje
low-brow n. kültürsüz
low-class cabaret n. baloz
low-cut back dress n. sırt dekolteli elbise
low-cut back dress n. sırt dekoltesi olan elbise
low-cut dress n. dekolte
low-cut dress n. dekolte elbise
low-cut dress n. derin dekolteli elbise
low-dimensional topology n. düşük boyutlu topoloji
low-down n. içyüzü
low-down n. gerçek
low-end goods n. düşük kaliteli ve ucuz ürünler
low-fat milk n. az yağlı süt
low-heeled shoes n. kısa topuklu ayakkabı
low-income families n. dar gelirli aileler
low-income family n. düşük gelirli aile
low-incomer n. dar gelirli kimse
low-incomers n. dar gelirliler
low-level radioactive waste n. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-level waste n. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-maintenance landscape n. az bakım isteyen peyzaj
low-mileage n. düşük kilometre
low-necked dress n. dekolte elbise
low-noise workplace n. düşük gürültü seviyeli iş yeri
low-paid job n. düşük maaşlı iş
low-pitched sound n. pes ses
low-pressure n. alçak basınç
low-regret measures n. ikinci derece tedbirler
low-spiritedness n. moralsizlik
low-stress job n. az stresli iş
low-water mark n. alçak su seviyesi işareti
low-water mark n. bir şeyin en alçak noktası
someone with a low level of education n. eğitim düzeyi düşük (kimse)
the low countries n. hollanda
the low countries n. belçika ve lüksemburg
very low-fat diet n. çok az yağlı diet
as low as adj. kadar az
as low as adj. kadar alçak
as low as adj. kadar düşük
at a low ebb adj. çok kötü halde
at a low ebb adj. çok kötü durumda
at a low ebb adj. müşkül durumda
extremely low adj. aşırı düşük
having low resistance adj. dirençsiz
in low spirits adj. neşesiz
laid low adj. alçak koyulmuş
low brow adj. kalitesiz
low brow adj. seviyesiz
low brow adj. düşük kültürlü
low brow adj. cahil
low brow adj. düşük kalite sanat eserleri satan
low camp adj. bayağı
low ceilinged adj. alçak tavanlı
low class adj. adi
low class adj. bayağı
low density adj. yoğunluğu az
low floor adj. alçak zeminli
low floored adj. alçak zeminli
low ground adj. alçak zeminli
low level adj. düşük düzeyli
low loss adj. az kayıplı
low lying adj. düşük rakımlı
low mileage adj. düşük kilometrede
low mileage adj. düşük kilometreli
low mileage adj. düşük kilometre
low pass adj. alçak geçişli
low pitched adj. pes
low pitched adj. ahenkli
low power adj. düşük kuvvetli
low pressure adj. alçak basınçlı
low pressure adj. düşük basınçlı
low rise adj. alçak sesli
low risk adj. düşük riskli
low side-stream adj. az dumanlı
low skilled adj. düşük vasıflı
low speed adj. alçak hızlı
low spirited adj. üzgün
low-cost adj. düşük maliyetli
low-cost adj. her keseye uygun
low-cost adj. uygun fiyatlı
low-cut adj. dekolte
low-down adj. alçak
low-down adj. ahlaksız
low-down adj. aşağılık
low-down adj. rezil
low-energy adj. enerji tasarruflu
low-fat adj. az yağlı
low-foam adj. az köpüklü
low-foaming adj. köpüğü ayarlı
low-foaming adj. az köpüren
low-frictional adj. az sürtünmeli
low-heat adj. düşük ısılı
low-heeled adj. topuksuz
low-heeled adj. düşük topuklu
low-heeled adj. az topuklu
low-key adj. sönük
low-key adj. ılımlı
low-key adj. şatafatsız
low-key adj. gösterişten uzak
low-key adj. sade
low-key adj. uyumlu
low-level adj. düşük düzeyli
low-level adj. düşük seviyeli
low-lying adj. ingin
low-mileage adj. düşük kilometreli
low-mileage adj. az kilometreli
low-minded adj. fesat
low-neck adj. dekolte
low-necked adj. dekolte
low-odor adj. kokusu hafif
low-order adj. düşük değerli
low-pitched adj. alçak tavanlı
low-pitched adj. az eğimli
low-pitched adj. pes
low-pitched adj. (ses) pes
low-power adj. düşük güçlü
low-pressure adj. alçak basınçlı
low-priced adj. uygun fiyatlı
low-priced adj. her keseye uygun
low-priced adj. düşük maliyetli
low-quality adj. düzeysiz
low-rise adj. asansörsüz ve alçak (bina)
low-slung adj. alçak
low-slung adj. yere yakın
low-speed adj. düşük devirli
low-spirited adj. keyifsiz
low-spirited adj. morali bozuk
low-spirited adj. neşesiz
low-spirited adj. üzgün
low-spirited adj. kederli
low-spirited adj. tasalı
low-sudsing adj. az köpüren (deterjan)
low-tech adj. düşük teknoloji
low-tolerant adj. düşük toleranslı
low-to-mid adj. düşük-orta
of low degrees adj. avam tabakadan
rather low adj. alçakça
very low adj. alçacık
very low adj. çok alçak
very-low adj. çok alçak
at a low ebb adv. perişan halde
high and low adv. her yerde
in a low voice adv. alçak sesle
in a low voice adv. kısık sesle
in low spirits adv. mutsuz
in spite of the low chances adv. her şeye rağmen
Phrases
if you run low elindeki azalırsa
if you run low elindekiler tükenirse
if you run low elindekiler azalırsa
in spite of the low chances bütün engellere rağmen
Proverb
if you bow at all bow low bir işi yapıyorsan layıkıyla/tam yap
Colloquial
a low ebb düşük oran
a low ebb düşük düzey
a low ebb durgunluk durumu
a low ebb durgunluk
at low cost düşük fiyata
at low price düşük fiyata
fly low alçaktan uçmak
high and low dört bir yan
high and low her yerde
high and low her tarafta
high and low bir çok yerde
in low spirits morali bozuk
in low spirits sinirli
lie low susup beklemek
lie low niyetini gizlemek
low baller bir malı ya da hizmeti ederinin çok altında satın almak isteyen kişi
low baller ölücü
low-growing yavaş büyüyen/gelişen
low-rent düşük kalite
low-rent ucuz
low-rent adi
low-rent kira bedeli ucuz
low-ticket gayet ucuz
run low bitmek
run low tükenmek
run low azalmak
Idioms
assume a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
be at a low ebb en kötü durumunda olmak
be at a low ebb en düşük seviyede olmak
be brought low bitmek/tükenmek/dermanı kalmamak
be in low cotton bunalımda olmak
be in low cotton depresyonda olmak
be laid low with (bir hastalık yüzünden) yatağa düşmek
bring someone low birini küçük düşürmek
burn with a low blue flame ateş püskürmek
burn with a low blue flame fitil gibi sarhoş olmak
burn with a low blue flame barut kesilmek
burn with a low blue flame bulut gibi sarhoş olmak
burn with a low blue flame sarhoş olmak
down-low gizli tutulan
give oneself a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
have a low boiling point kolay sinirlenmek
have a low boiling point çabuk sinirlenmek
have a low boiling-point çok çabuk sinirlenmek
have a low boiling-point çok çabuk öfkelenmek
have a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
have a low-temper çok çabuk sinirlenmek
have a low-temper çok çabuk öfkelenmek
hold someone in low regard birini ciddiye almamak
hunt high and low (for someone or something) didik didik aramak
hunt high and low (for someone or something) bakmadık yer bırakmamak
in low cotton morali bozuk
in low cotton depresyonda
in low cotton üzgün
in low cotton bunalımda
keep a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
keep a low profile göze batmamak
keep low profile göze batmamaya çalışmak
keep low profile dikkatleri üzerine çekmemek
lay low dikkatten kaçmak
lay low göze batmamaya çalışmak
lay low and sing small gizlenmek
lay low and sing small kendini gizlemek
lay somebody low hasta/yorgun/bitap düşürmek
lie low arazi olmak
lie low saklanmak
lie low aşağılanmak
lie low araziye uymak
look for someone or something high and low didik didik aramak
look for someone or something high and low bakmadık yer bırakmamak
look high and low (for someone or something) bakmadık yer bırakmamak
look high and low (for someone or something) didik didik aramak
look high and low for someone or something didik didik aramak
look high and low for someone or something bakmadık yer bırakmamak
low man on the totem pole en alttaki görevli/adam
low man on the totem pole zurnanın son deliği
low on the totem pole zurnanın son deliği
low on the totem pole önemsiz
low-hanging fruit çocuk oyuncağı
maintain a low profile dikkat çekmemeye çalışmak
maintain a low profile göze batmamak
plummet to record low levels rekor seviyelere düşmek
search high and low fellik fellik aramak
search high and low (for someone or something) bakmadık yer bırakmamak
search high and low (for someone or something) didik didik aramak
search high and low for something didik didik aramak
search high and low for something bakmadık yer bırakmamak
straight low işin aslı
the low road kötü yol
the low road yanlış hayat
the low road ahlaki/etik/doğru olmayan yol/yöntem
the lowest of the low aşağılık
the lowest of the low ahlaksız
the lowest of the low karaktersiz
the lowest of the low alçak
Speaking
his blood count is low onun kansayımı düşük
i got a low blood sugar kan şekerim düşüyor
keep it on the down low kimselere söyleme
stay low eğil
that low-lying/good-for-nothing/piece of worthless junk/shit who is supposed to be your husband/father/mother/wife o kocan/baban/annen/karın olacak herif/kadın
that low-lying/good-for-nothing/piece of worthless junk/shit whom you call your husband/father/mother/wife o karın/baban/annen/kocan olacak herif/kadın
we are running low on salt tuzumuz bitiyor
Slang
drop it low dans ederken kalça dışa doğru görünecek şekilde çömelmek
get the low-down on someone biri hakkında bütün gerçekleri öğrenmek
keep it low bozuntuya verme
keep it low çaktırma
lay low yeri öptürmek
lay low yere indirmek
lay low yere sermek
lay low yere devirmek
low hanging fruit kolay hedef
low hanging fruit kolay lokma
low rider alçak şasili
low-life scumbag adi pislik
low-life scumbag aşağılık pislik
you're flying low! dükkanın açık!
you're flying low! fermuarın açık!
Trade/Economic
artificially low prices suni olarak düşürülmüş fiyatlar
be low düşük olmak
credit card with low limit limiti düşük kredi kartı
loan with low interest rate düşük faizli kredi
low cost düşük maliyet
low cost firm düşük maliyetli firma
low efficiency düşük verim
low end consumer alt sınıf tüketici
low end consumer dar/kısıtlı bütçeli tüketici (müşteri zincirinin en uç halkası)
low exchange rate düşük döviz kuru
low grade düşük grat
low grade düşük kalite standardı
low grade düşük kalite
low income düşük gelir
low income group düşük gelir grubu
low income segment düşük gelir segmenti
low inflation düşük enflasyon
low interest düşük faiz
low interest rate düşük faiz oranı
low interest rate loan düşük faizli kredi
low learning product kolay öğrenilen mal
low output düşük verim
low paying job düşük ücretli iş
low price düşük fiyat
low price ucuz fiyat
low priced düşük fiyatlı
low priced country düşük fiyatlı ülke
low productivity düşük verimlilik
low productivity düşük verim
low profit margin düşük kar marjı
low quality düşük kaliteli
low sensitive costs duyarlılığı düşük
low skilled labour force düşük vasıflı işgücü
low temperature düşük sıcaklık
low unemployment düşük işsizlik