low - Türkçe İngilizce Sözlük

low

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

low — Definition

Anlamı ve Tanımı:
düşük, alçak
Okunuş (IPA):
(AmE /loʊ/ – BrE /ləʊ/)
Terim Türü:
Sıfat/Zarf
Seviye, miktar veya yoğunluk bakımından azlığı açıklayan sözcüktür. Eski İngilizcedeki hlāw köküyle ilişkilidir. Fiziksel ölçülerden ruh hâline kadar geniş bir yelpazede kullanılır.
Eş Anlamlılar:
small, minimal
Zıt Anlamlılar:
high, elevated

"low" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 134 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
low i. alçak
Tory hit her head on the low ceiling.
Tory kafasını alçak tavana çarptı.

More Sentences
low s. alçak
Tory hit her head on the low ceiling.
Tory kafasını alçak tavana çarptı.

More Sentences
low s. düşük
What's up? You seem in low spirits today.
Ne var ne yok? Bugün modun düşük gibi.

More Sentences
low s. az
We're low on wine. Can you go and get more?
Şarabımız az kalmış. Gidip biraz daha getirebilir misin?

More Sentences
Genel
low i. düşük
Oil prices plummeted to an all-time low.
Petrol fiyatları tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi.

More Sentences
low i. düşük sıcaklık
The cloudy weather led to warm overnight lows.
Bulutlu hava gece boyunca düşük sıcaklıklara yol açtı.

More Sentences
low f. möö'lemek
We could hear the cattle lowing in the barn.
Ahırdaki sığırların möö'lediğini duyabiliyorduk.

More Sentences
low s. bodur
Lots of low trees grow on the hill.
Tepede çok sayıda bodur ağaç yetişiyor.

More Sentences
low s. zayıf
Your battery power is low.
Bataryanız zayıf.

More Sentences
low s. alt
He has no problem hitting the lower notes.
Alt notalara basmakta hiç zorlanmıyor.

More Sentences
low s. aşağılık
Killing people while they pray is the lowest thing imaginable.
İnsanları dua ederken öldürmek hayal edilebilecek en aşağılık şeydir.

More Sentences
low s. kısık
Warm up the buns over low heat.
Ekmekleri kısık ateşte ısıtın.

More Sentences
low s. (aralık içerisinde) alt seviyede olan
Our budget is in the low 20s.
Bütçemiz 20'lerin alt seviyesinde.

More Sentences
low s. alttaki
The washcloths are in the lowest drawer.
El bezleri en alttaki çekmecede.

More Sentences
low s. derin (dekolte)
She wore a low-cut blouse and jean shorts.
Derin kesimli bir bluz ve kot şort giymişti.

More Sentences
low zf. alçaktan
Why is that helicopter flying so low?
Helikopter neden bu kadar alçaktan uçuyor?

More Sentences
low zf. aşağıda
Keep your head low.
Başını aşağıda tut.

More Sentences
low zf. aşağı
My father stooped low to look under my bed.
Babam yatağımın altına bakmak için aşağı eğildi.

More Sentences
low zf. alçak
Tory hit her head on the low ceiling.
Tory kafasını alçak tavana çarptı.

More Sentences
low zf. pes perdeden
She trained her voice to sing lower.
Sesini daha pes perdeden söylemek üzere eğitti.

More Sentences
Konuşma
low i. zorluk
He is well aware of all the highs and lows of this job.
Bu işin nimetleri ve zorluklarının çok iyi farkında.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
low s. düşük
What's up? You seem in low spirits today.
Ne var ne yok? Bugün modun düşük gibi.

More Sentences
Teknik
low s. alçak
Tory hit her head on the low ceiling.
Tory kafasını alçak tavana çarptı.

More Sentences
Meteoroloji
low i. alçak basınç merkezi
The lows are shown in red on the map.
Alçak basınç merkezleri haritada kırmızı ile gösterilmiştir.

More Sentences
low s. alçak
Tory hit her head on the low ceiling.
Tory kafasını alçak tavana çarptı.

More Sentences
Genel
low i. böğürme
low f. böğürmek (inek/öküz)
low f. yıkmak
low f. böğürmek
low f. (inek) böğürmek
low f. böğürerek ifade etmek
low f. bağırmak
low s. rezil
low s. şahsiyetsiz
low s. düşük (fiyat/sıcaklık)
low s. üzgün
low s. alçakgönüllü
low s. medeniyetsiz
low s. hor
low s. kısa boylu
low s. süfli
low s. basık
low s. pest
low s. boysuz
low s. alçak (ses)
low s. sıkıntılı
low s. kısa
low s. karamsar
low s. alçaktaki
low s. yavaş
low s. neşesiz
low s. güçsüz
low s. baygın
low s. adi
low s. geri
low s. ingin
low s. hakir
low s. mütevazı
low s. çok düşük
low s. dibe vurmuş/mutsuz
low s. ucuz
low s. kuvvetsiz
low s. dekolteli
low s. düşük kesimli
low s. yakası açık
low s. alt kültürde olan
low s. düşük statüde olan
low s. daha kötü durumda olan
low s. oldukça düşük
low s. mümkün olan en düşük seviyede
low s. yerin dibinde
low s. azalmış
low s. (moral) bozuk
low s. alçaktaki
low zf. ucuza
low zf. alçak sesle
low zf. aşağıya
low zf. düşük seviyeli bir şekilde
low zf. düşük seviyeye doğru
low zf. mütevazı bir şekilde
low zf. gösterişsiz bir şekilde
low zf. naçizane
low zf. indirgenmiş bir şekilde
low zf. düşürülmüş bir şekilde
low zf. alçaltıcı bir şekilde
low zf. küçük düşürücü bir şekilde
low zf. aşağılık bir şekilde
low zf. aşağıya
Ticaret/Ekonomi
low i. en düşük değer
low s. beş parasız
low s. parasız
low s. meteliksiz
low s. dar bütçeli
low zf. ucuz bir şekilde
low zf. ucuza gelerek
low zf. ucuza kapatarak
low zf. düşük fiyata gelerek
Elektrik
low i. düşük voltaj
low i. alçak gerilim
Otomotiv
low i. birinci vites
low i. düşük vites sürüş modu
Biyoloji
low s. gelişmemiş
low s. basit kalmış
Gökbilim
low zf. ekvator yakınlarında ilerleyerek
low zf. ufkun yanında ilerleyerek
low zf. ufuk hizasında ilerleyerek
low zf. ekvator hizasında ilerleyerek
Dilbilim
low s. (sesli harf) kalın
low s. (sesli harf) alçak
low s. (sesli harf) oral kavitenin alt bölümüne yakın seviyede üretilen
low s. (sesli harf) dil aşağıda iken üretilen
Dini
low s. low church ile ilgili
low s. alt kilise ile ilgili
low s. anglikan kilisesi tarafı ile ilgili
low s. anglikan kilisesi alt kanadına ait
Meteoroloji
low i. alçak atmosferik basınç bölgesi
Spor
low s. (top) alçak atılan
low s. (top) düşük
low s. (top) vurucunun dizinin alt seviyesinde süzülen
İskambil
low i. en düşük koz
low i. en değersiz koz
low i. değersiz ikili
Müzik
low i. pes
low s. kalın
low zf. pes olarak
Eski Kullanım
low i. tepecik
low i. tümsek
low i. mezar tepeciği
low i. höyük
low zf. geç bir şekilde
low zf. geç kalarak
Argo
low i. ucuz ödeme
low i. düşük maliyet
low i. avantajlı ödeme

"low" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
in low spirits s. keyifsiz
in low spirits s. keyfi yerinde değil
Genel
low water i. çekik deniz
low core i. alçak çekirdek
low voltage integrated circuits i. düşük voltajlı entegre devreler
low frequency impedance corrector i. alçak frekans empedans düzelticisi
low section tyre i. alçak profilli lastik
low pressure trough i. alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası
low level flight i. alt sınıf uçuşu
low idle i. alçak rölanti
low relief i. hafif kabartma
low literature i. aşağı edebiyat
low temperature i. düşük sıcaklık
low voltage cable i. alçak gerilim kablosu
low cost housing i. düşük maliyetli konut
low mileage i. az kilometreli
low alloy steel i. düşük alaşımlı çelik
low speed engine i. ağır devirli motor
low heat cement i. düşük ısılı çimento
low frequency stage i. alçak frekans katı
low voice i. alçak ses
low flammability i. düşük dereceli tutuşabilirlik
low altitude flight i. alçak uçuş
low water i. çekik su
low pressure tyre i. alçak basınçlı lastik
low status i. düşük statü
low order detonation i. alçak detonasyon
low speed flight i. alçak hızla uçuş
low comedy i. kaba komedi
low countries i. belçika, lüksemburg ve hollanda'yı kapsayan coğrafi bölge
low tide i. cezir
low salt diet i. tuzsuz diyet
low flying i. alçak uçuş
low water i. denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum
low life i. yoksulluk
low pressure steam heating i. alçak basınçlı buharla ısıtma
low tide i. cezir zamanı
low temperature bath i. düşük sıcaklık banyosu
the low countries i. hollanda
low pass i. alçak frekans geçirimi
low velocity scanning i. alçak hızla tarama
low pass filter i. alçak geçirgen filtre
high and low i. herkes
low altitude i. alçak irtifa
low blood pressure i. düşük tansiyon
low wing plane i. alçak kanatlı uçak
low coast i. alçak kıyı
low income group i. alt gelir grubu
low tide i. deniz alçalması
low temperature i. düşük ısı
low protein diet i. proteinden fakir diyet
charging low prices i. ucuzcu
low dose i. düşük doz
low resistance i. dirençsizlik
low tide i. cezir hareketi
low altitude bombing i. alçak bombardıman
low compression i. alçak kompresyon
low season i. bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem
low voltage lamp i. alçak voltajlı lamba
low set i. alçak set
low thinning i. alçak aralama
low order i. alçak konum
low tide i. inik deniz
low frequency direction finder i. alçak frekans yön bulucusu
low water mark i. alçak su seviyesi
logic low i. 0 bit
low pressure area i. alçak basınç alanı
low cloud i. alçak bulut
low ego i. moral bozukluğu
low flammability i. düşük dereceli yanabilirlik
low explosive i. zayıf patlayıcı
low grade i. alt tabaka
low wages policy i. düşük ücret politikası
low loss line i. düşük kayıplı hat
low pressure cylinder i. alçak basınç silindiri
low resolution graphic i. düşük çözünürlüklü grafik
high and low i. zengin fakir
low voltage rectifier i. alçak gerilim redresörü
low pressure steam i. alçak basınçlı buhar
the low countries i. belçika ve lüksemburg
low tide i. cezir hali
low order burst i. yavaş paralanma
low tide i. denizin alçalması
low spiritedness i. üzgünlük
low level flight i. alçaktan uçuş
low hurdles i. alçak engel
low latitudes i. ekvator üstünde veya yakınındaki bölgeler için kullanılan ingilizce ifade
low priority program i. düşük öncelikli program
low seedbed i. alçak ekim yastığı
low level file store i. alt düzeyde dosya depolama
low income i. düşük gelir
low frequency i. alçak frekans
low spirits i. neşesizlik
low class i. alt sınıf
low countries i. çukureller
low alloy i. düşük alaşımlı
low strength steel i. düşük mukavemetli çelik
low hurdles i. alçak engelli 200 metrelik koşu
low frequency amplification i. alçak frekans amplifikasyonu
low red heat i. düşük kızıl sıcaklık
low power i. alçak güç
low water i. çekilme
low fidelity i. düşük sadakat
low carbon martensite i. düşük karbonlu martensit
low platform trailer i. alçak platformlu römork
low-brow i. kültürsüz
low boot i. kısa çizme
low-heeled shoes i. kısa topuklu ayakkabı
low voltage i. alçak voltaj
low level i. alt kademe
low price i. ucuz fiyat
low voltage directive i. alçak gerilim yönergesi
low point i. düşük puan
low maintenance i. az bakım (gerektiren)
low maintenance i. az bakım
low value i. düşük değer
low interest loan i. düşük faizli kredi
low altitude i. düşük rakım
low altitude i. alçak rakım
low-angle shot i. kontrplonje
low-dimensional topology i. düşük boyutlu topoloji
low-incomers i. dar gelirliler
low-class cabaret i. baloz
low-cut dress i. dekolte elbise
low-mileage i. düşük kilometre
low-paid job i. düşük maaşlı iş
low-noise workplace i. düşük gürültü seviyeli iş yeri
low-down i. gerçek
low-pressure i. alçak basınç
low-water mark i. alçak su seviyesi işareti
low-cut dress i. dekolte
low-income family i. düşük gelirli aile
low-level radioactive waste i. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-end goods i. düşük kaliteli ve ucuz ürünler
low-level waste i. düşük seviyeli radyoaktif atık
low-income families i. dar gelirli aileler
low-fat milk i. az yağlı süt
low-water mark i. bir şeyin en alçak noktası
low-down i. içyüzü
low-necked dress i. dekolte elbise
low-incomer i. dar gelirli kimse
low consumption i. düşük tüketim
low consumption i. az tüketim
someone with a low level of education i. eğitim düzeyi düşük (kimse)
low-spiritedness i. moralsizlik
low income i. dar gelir
bridge of hope for low-incomers i. dar gelirliye umut kapısı
a beacon of hope for low-incomers i. dar gelirliye umut kapısı
a touch of hope for low-incomers i. dar gelirliye umut kapısı
carpet at low price i. düşük fiyata halı