yoksulluk - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

yoksulluk



"yoksulluk" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
yoksulluk poverty i.
General
yoksulluk hardship i.
yoksulluk poverty i.
yoksulluk need i.
yoksulluk necessitousness i.
yoksulluk destitution i.
yoksulluk beggarliness i.
yoksulluk impoverishment i.
yoksulluk penury i.
yoksulluk want i.
yoksulluk indigence i.
yoksulluk destituteness i.
yoksulluk calamity i.
yoksulluk misery i.
yoksulluk poorness i.
yoksulluk bareness i.
yoksulluk neediness i.
yoksulluk low life i.
yoksulluk pauperism i.
yoksulluk impecuniosity i.
yoksulluk necessity i.
yoksulluk necessity i.
yoksulluk light purse i.
yoksulluk poortith [scotland] i.
yoksulluk puirtith [scotland] i.
Idioms
yoksulluk be down and out

"yoksulluk" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 91 sonuç

Türkçe İngilizce
General
kentsel yoksulluk urban poor i.
aşırı yoksulluk penury i.
kırsal yoksulluk rural poor i.
aşırı yoksulluk beggary i.
yoksulluk yardımı dole i.
yoksulluk sınırı poverty line i.
ekonomik yoksulluk economic poverty i.
yoksulluk hali state of destitution i.
aşırı yoksulluk destitution i.
aşırı yoksulluk great poverty i.
aşırı yoksulluk extreme poverty i.
aşırı yoksulluk severe poverty i.
geçici yoksulluk temporary poverty i.
büyük bir yoksulluk a great poverty i.
kırsal yoksulluk rural poverty i.
yoksulluk haritası poverty map i.
aşırı yoksulluk wolf i.
yoksulluk vergisi poor rate i.
yoksulluk vergisi poor rates i.
genel yoksulluk hali orbitude [obsolete] i.
yoksulluk içinde yaşamak live in want f.
yoksulluk içinde yaşamak be in straitened circumstances f.
yoksulluk çekmek live in poverty f.
yoksulluk edebiyatı yapmak poor-mouth f.
yoksulluk çeken hungry s.
yoksulluk içinde in poverty zf.
yoksulluk içinde destitutely zf.
yoksulluk sınırının altında below the poverty line zf.
Phrases
felaket veya yoksulluk içinde under the harrow expr.
Proverb
yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar when poverty comes in at the door love flies out of the window
yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar when poverty comes in at the door love flies out at the window
yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar when the wolf comes in at the door, love creeps out of the window
Colloquial
sefalet/yoksulluk içinde kimse skid-row bum i.
sefalet/yoksulluk içinde kimse stew bum [old-fashioned] i.
aşırı yoksulluk içinde olmak be on the breadline f.
Idioms
genel yoksulluk, yüksek işsizliğin yaşandığı ağır ekonomik gerileme dönemine girmek fall into depression f.
genel yoksulluk, yüksek işsizliğin yaşandığı ağır ekonomik gerileme dönemine girmek sink into depression f.
bir kurumdan yoksulluk yardımı almak go on relief f.
bir kurumdan yoksulluk yardımı almak go on welfare f.
bir kurumdan yoksulluk yardımı almak be on welfare f.
yoksulluk içinde close to the bone s.
yoksulluk içinde near the bone s.
yoksulluk/açlık içinde below the breadline zf.
yoksulluk/açlık sınırı altında below the breadline zf.
yoksulluk içinde below the breadline zf.
yoksulluk sınırı altında below the breadline zf.
yoksulluk içinde on skid row expr.
sefalet/yoksulluk içinde on skid row [us] expr.
yoksulluk kapıda the wolf is at one's door expr.
yoksulluk kapıda the wolf is at the door
yoksulluk içinde yaşamak live in the poorhouse
yoksulluk içinde yaşamak end up in the poorhouse
Trade/Economic
çok boyutlu yoksulluk endeksi multidimensional poverty index i.
kentsel yoksulluk urban poverty i.
mutlak yoksulluk absolute poverty i.
resmi yoksulluk sınırı official poverty line i.
uluslararası yoksulluk çizgisi international poverty line i.
yoksulluk açığı poverty gap i.
yoksulluk boşluğu poverty gap
yoksulluk oranı poverty rate
yoksulluk tuzağı poverty trap
yoksulluk çemberi circle of poverty
yoksulluk hattı poverty line
yoksulluk-refah eğrisi poverty-welfare curve
yoksulluk sınırı poverty level
yoksulluk sınırı poverty threshold
yoksulluk sınırı poverty line
yoksulluk tuzağı poverty trap
Law
yargı gücünden yoksulluk want of reason i.
yargı gücünden yoksulluk want of mental faculties i.
yoksulluk nafakası alimony
Politics
aşırı yoksulluk extreme poverty i.
aşırı yoksulluk extreme poverty i.
göreli yoksulluk relative poverty i.
mutlak yoksulluk absolute poverty i.
yoksulluk sınırı poverty threshold
yoksulluk nafakası supplementary welfare allowance
yoksulluk nafakası welfare allowance
yoksulluk ve sosyal etki analizi poverty and social Impact analysis (psIa)
Institutes
1942 senesinde ingiltere'de kurulmuş, 21 bağımsız yardım kuruluşundan oluşan bir küresel yoksulluk ile mücadele konfederasyonu oxfam i.
Industry
yoksulluk yardımı alan ve çiftliklerde çalışan ingiliz emekçi roundsman i.
Psychology
yoksulluk kuruntusu delusion of poverty
yoksulluk korkusu peniaphobia
Social Sciences
ezici yoksulluk grinding poverty i.
yoksulluk çeken poverty-struck s.
yoksulluk sınırının altında maaş alan kesim working poor
yoksulluk sınırının altında çalışan kesim working poor
History
yoksulluk yardımı alan on the parish expr.
Religious
yoksulluk yemini etmiş dini tarikat üyesi kadın regular canoness i.
Slang
yoksulluk ve suç oranı yüksek mahalle combat zone i.
British Slang
yoksulluk yardımı pancrack