yoksulluk - Turco Inglés Diccionario

yoksulluk

Significados de "yoksulluk" en diccionario inglés turco : 27 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yoksulluk poverty n.
Countries have united in efforts to end poverty.
Ülkeler yoksulluğu sona erdirme çabalarında birleşti.

More Sentences
General
yoksulluk penury n.
The charitable organization aims to alleviate penury.
Hayır kurumu yoksulluğu azaltmayı amaçlamaktadır.

More Sentences
yoksulluk impoverishment n.
The absolute impoverishment which people know forces them to sell their organs to shrewd intermediaries.
İnsanların yaşadığı mutlak yoksulluk, onları organlarını kurnaz aracılara satmaya zorlamaktadır.

More Sentences
yoksulluk poverty n.
Countries have united in efforts to end poverty.
Ülkeler yoksulluğu sona erdirme çabalarında birleşti.

More Sentences
yoksulluk destituteness n.
yoksulluk pauperism n.
yoksulluk destitution n.
yoksulluk necessitousness n.
yoksulluk low life n.
yoksulluk want n.
yoksulluk bareness n.
yoksulluk need n.
yoksulluk misery n.
yoksulluk neediness n.
yoksulluk calamity n.
yoksulluk beggarliness n.
yoksulluk hardship n.
yoksulluk poorness n.
yoksulluk indigence n.
yoksulluk impecuniosity n.
yoksulluk necessity n.
yoksulluk necessity n.
yoksulluk light purse n.
yoksulluk poortith [scotland] n.
yoksulluk puirtith [scotland] n.
yoksulluk indigency n.
Idioms
yoksulluk be down and out

Significados de "yoksulluk" con otros términos en diccionario inglés turco: 89 resultado(s)

Turco Inglés
General
kentsel yoksulluk urban poor n.
aşırı yoksulluk beggary n.
kırsal yoksulluk rural poor n.
yoksulluk yardımı dole n.
aşırı yoksulluk penury n.
yoksulluk sınırı poverty line n.
ekonomik yoksulluk economic poverty n.
yoksulluk hali state of destitution n.
aşırı yoksulluk extreme poverty n.
aşırı yoksulluk destitution n.
aşırı yoksulluk great poverty n.
aşırı yoksulluk severe poverty n.
geçici yoksulluk temporary poverty n.
büyük bir yoksulluk a great poverty n.
kırsal yoksulluk rural poverty n.
yoksulluk haritası poverty map n.
aşırı yoksulluk wolf n.
yoksulluk vergisi poor rate n.
yoksulluk vergisi poor rates n.
genel yoksulluk hali orbitude [obsolete] n.
yoksulluk içinde yaşamak live in want v.
yoksulluk çekmek live in poverty v.
yoksulluk içinde yaşamak be in straitened circumstances v.
yoksulluk edebiyatı yapmak poor-mouth v.
yoksulluk çeken hungry adj.
yoksulluk içinde poverty-stricken adj.
yoksulluk içinde in poverty adv.
yoksulluk içinde destitutely adv.
yoksulluk sınırının altında below the poverty line adv.
yoksulluk çekerek indigently adv.
Phrases
felaket veya yoksulluk içinde under the harrow expr.
Proverb
yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar when poverty comes in at the door love flies out of the window
yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar when poverty comes in at the door love flies out at the window
yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden kaçar when the wolf comes in at the door, love creeps out of the window
Colloquial
aşırı yoksulluk içinde olmak be on the breadline v.
Idioms
genel yoksulluk, yüksek işsizliğin yaşandığı ağır ekonomik gerileme dönemine girmek sink into depression v.
genel yoksulluk, yüksek işsizliğin yaşandığı ağır ekonomik gerileme dönemine girmek fall into depression v.
bir kurumdan yoksulluk yardımı almak go on welfare v.
bir kurumdan yoksulluk yardımı almak go on relief v.
bir kurumdan yoksulluk yardımı almak be on welfare v.
yoksulluk içinde close to the bone adj.
yoksulluk içinde near the bone adj.
yoksulluk içinde below the breadline adv.
yoksulluk sınırı altında below the breadline adv.
yoksulluk içinde on skid row expr.
yoksulluk kapıda the wolf is at one's door expr.
yoksulluk kapıda the wolf is at the door
yoksulluk içinde yaşamak end up in the poorhouse
yoksulluk içinde yaşamak live in the poorhouse
Trade/Economic
resmi yoksulluk sınırı official poverty line n.
uluslararası yoksulluk çizgisi international poverty line n.
mutlak yoksulluk absolute poverty n.
kentsel yoksulluk urban poverty n.
çok boyutlu yoksulluk endeksi multidimensional poverty index n.
yoksulluk açığı poverty gap n.
yoksulluk boşluğu poverty gap
yoksulluk oranı poverty rate
yoksulluk çemberi circle of poverty
yoksulluk tuzağı poverty trap
yoksulluk hattı poverty line
yoksulluk-refah eğrisi poverty-welfare curve
yoksulluk sınırı poverty threshold
yoksulluk sınırı poverty line
yoksulluk sınırı poverty level
yoksulluk tuzağı poverty trap
Law
yargı gücünden yoksulluk want of mental faculties n.
yargı gücünden yoksulluk want of reason n.
yoksulluk nafakası alimony
Politics
göreli yoksulluk relative poverty n.
aşırı yoksulluk extreme poverty n.
mutlak yoksulluk absolute poverty n.
aşırı yoksulluk extreme poverty n.
yoksulluk sınırı poverty threshold
yoksulluk nafakası welfare allowance
yoksulluk nafakası supplementary welfare allowance
yoksulluk ve sosyal etki analizi poverty and social Impact analysis (psIa)
Institutes
1942 senesinde ingiltere'de kurulmuş, 21 bağımsız yardım kuruluşundan oluşan bir küresel yoksulluk ile mücadele konfederasyonu oxfam n.
Industry
yoksulluk yardımı alan ve çiftliklerde çalışan ingiliz emekçi roundsman n.
Psychology
yoksulluk kuruntusu delusion of poverty
yoksulluk korkusu peniaphobia
Social Sciences
ezici yoksulluk grinding poverty n.
yoksulluk çeken poverty-struck adj.
yoksulluk sınırının altında çalışan kesim working poor
yoksulluk sınırının altında maaş alan kesim working poor
History
yoksulluk yardımı alan on the parish expr.
Religious
yoksulluk yemini etmiş dini tarikat üyesi kadın regular canoness n.
Latin
tanrı huzurundaki yoksulluk yeminini bozarak mülk edinen keşiş proprietary [obsolete] n.
Slang
yoksulluk ve suç oranı yüksek mahalle combat zone n.
British Slang
yoksulluk yardımı pancrack