small - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

small

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "small" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 32 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
small adj. az
small adj. küçük
small adj. ufak
General
small adj. çok bencil
small adj. afaki
small adj. parmak kadar
small adj. ufak parça
small adj. cömertlikten yoksun
small adj. hafif
small adj. yalnızca kendi çıkarlarını düşünen
small adj. zayıf
small adj. kuvvetsiz
small adj. ince
small adj. ufak tefek
small adj. ufacık
small adj. alçak
small adj. fakir
small adj. soysuz
small adj. basit
small adj. arka
small adj. sıradan
small adj. küçücük
small adj. önemsiz
small adj. minyon
small adj. mini
small adj. minik
small adj. mütevazı
small adj. ufak
small adj. küçük
Technical
small küçük
small ufak
Tobacco
small ufak küçük kıtalı

Bedeutungen, die der Begriff "small" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
small change n. bozukluk
General
be broken into small pieces v. ufalanmak
be happy with small things v. küçük şeylerle mutlu olmak
be of no small matter v. az buz olmamak
be small in number v. parmakla gösterilmek
become small v. küçülmek
break into small pieces v. ufalamak
break up into small pieces v. küçük parçalara ayırmak/ayrılmak
break up into small pieces v. tuzla buz olmak
contain the damage to a small area v. zararı küçük bir alan(l)a sınırlamak
cry small v. pes etmek
cut into small pieces v. küçük parçalara ayırmak
cut into small pieces v. küçük parçalara bölmek
deal in small wares v. tuhafiyecilik yapmak
feel small v. mahcup olmak
feel small v. küçük düşmek
get a small job out of the way v. aradan çıkarmak
get a small part in the film v. filmde küçük bir rol almak
have a small part on a tv show v. dizde ufak bir rol oynamak
live in a small apartment v. küçük bir dairede oturmak
live in a small flat v. küçük bir dairede oturmak
live on a very small amount of money v. çok az bir parayla geçinmek
look small v. küçük düşmek
make small v. küçültmek
make somebody feel small v. küçük düşürmek
make somebody feel small v. mahcup etmek
make somebody feel small v. utandırmak
miss small details v. küçük detayları kaçırmak
miss small details v. küçük ayrıntıları kaçırmak
sing small v. aşağıdan almak
sing small v. yelkenleri suya indirmek
sing small v. alçaktan almak
sweat the small stuff v. gereksiz şeylere kafayı takmak
take a small space v. az yer kaplamak
think no small beer of oneself v. kendini fasulye gibi nimetten saymak
a cart for carrying small loads n. el arabası
a kind of small fly n. mucuk
a small budget n. küçük bir bütçe
a small crab n. çingenepavuryası
a small double drum n. kudüm
a small example n. küçük bir örnek
a small garden n. küçük bir bahçe
a small goby n. papazbalığı
a small islamic monastery n. zaviye
a small piece of information n. bilgi kırıntısı
a small plane n. küçük bir uçak
a small town near a lake n. gölün kıyısında küçük bir kasaba
a small village n. küçük bir köy
a very small town n. çok küçük kasaba
a very small town n. küçücük kasaba
great and small n. büyük küçük
in small pieces n. kuşbaşı
in small portions n. lokma lokma
mouse is a small animal n. fare küçük bir hayvandır
small ads n. küçük ilanlar
small advertisement n. küçük ilan
small amount of money n. az miktarda para
small amount of money n. az para
small and medium industry development organization n. kosgeb
small and medium sized enterprises n. küçük ve orta ölçekli işletmeler
small arms n. hafif silahlar
small bag n. kese
small base n. ufak üs
small base n. küçük üs
small bell n. çıngırdak
small bell n. çıngırak
small bird n. küçük kuş
small bite n. küçük ısırık
small boat n. kayık
small bonito n. kestanepalamudu
small bowel n. ince bağırsak
small breasts n. küçük göğüsler
small bridge n. küçük köprü
small bunch of grapes n. cıngıl
small business n. küçük işletmeler
small business concern n. küçük sanatlar işletmesi
small business investment companies n. küçük yatırım şirketleri
small business owner n. küçük esnaf
small cakes with syrup n. şekerpare
small cap n. küçük büyük harf
small capacity public service vehicles n. küçük kapasiteli genel servis taşıtları
small cat n. küçük kedi
small cattle n. küçükbaş hayvan
small change n. küçük değişiklik
small change n. bozukluk
small change n. ufak para
small change n. önemsiz kimse
small change n. ufaklık
small change n. bozuk para
small changes n. küçük değişiklikler
small changes n. ufak değişiklikler
small chestnut n. kuzukestanesi
small child n. küçük çocuk
small churn n. atık
small coach n. vagonet
small coal n. ince kömür
small company n. küçük ölçekli firma
small craft n. sandal
small debt n. takıntı
small detail n. ufak detay
small details n. ufak detaylar
small details n. küçük detaylar
small economy n. küçük ekonomi
small family n. küçük aile
small film n. dar film
small film n. amatör filmi
small fireworks n. maytap
small first-aid cupboard n. ecza dolabı
small fish n. küçük balık
small fishing boat n. küçük balıkçı kayığı
small focus n. küçük odak
small garden n. bahçecik
small gift n. çam sakızı çoban armağanı
small handful n. tutam
small holding n. küçük çiftlik
small hole n. küçük delik
small home appliance n. küçük ev aleti
small home appliances n. küçük ev aletleri
small hours n. gece yarısından sonraki üç dört saat
small hours n. gece yarısından sonraki saatler
small hut n. kümültü
small images n. küçük görüntüler
small industrial area n. küçük sanayi sitesi
small island economy n. küçük ada ekonomisi
small lake n. gölcük
small lake n. gölet
small lake n. gölek
small letter n. küçük mektup
small letter n. miniskül
small letter n. minüskül
small letter n. küçük harf
small lorry n. kamyonet
small lugger n. alamana
small makeshift tent n. çergi
small man n. küçük adam
small man syndrome n. boy kompleksi
small mansion n. konak yavrusu
small matter n. önemsiz durum
small minority n. küçük azınlık
small mosque n. mescit
small mullet n. küçük kefal
small mullet n. ilerya
small necessities n. eksik gedik
small part (in a film/movie) n. küçük rol (filmde)
small penis n. küçük penis
small people n. cüce insanlar
small pieces of casseroled meat n. kuşbaşı
small pipe n. zıvana
small pizza n. küçük pizza
small pizza n. küçük boy pizza
small portion n. küçük porsiyon
small pot/jug n. kumkuma
small present n. çam sakızı çoban armağanı
small pulley n. mandar
small reddish bean n. barbunya fasulyesi
small retailer n. küçük esnaf
small saucepan n. kuşhane
small ship n. küçük gemi
small shot n. saçma
small silver coin n. akça
small silver coin n. akçe
small talk n. gevezelik
small talk n. sohbet
small talk n. laklak
small talk n. hoşbeş
small talk n. boş laf
small talk n. muhabbet
small talk n. çene çalma
small talk n. havadan sudan konuşma
small three-stringed violin n. kemençe
small tonnage n. küçük tonajlı
small tools n. küçük aletler
small tools n. avadanlık
small torrent n. selinti
small town n. küçük kasaba
small town n. kasaba
small trap n. kapanca
small tree n. ağaççık
small truck n. pikap
small van n. pikap
small watermelon n. cimcime
small white bean n. horoz fasulyesi
the small hours n. gece geç saatler
the small hours n. gece yarısından sonraki ilk saatler
the small hours n. sabahın körü
the small of the back n. sırtın en dar kısmı
the small print n. okunamayacak kadar küçük basılmış bölüm
very small quantity n. damla
a small number of adj. birkaç
a small number of adj. biraz
as small as adj. kadar küçük
fairly small adj. ufarak
full of small protuberances adj. pütür pütür
having a small income adj. dar gelirli
having a small swelling adj. bombeli
large and small adj. irili ufaklı
negligibly small adj. savsanacak küçüklükte
quite small adj. ufakça
rather small adj. küçümen
relatively small adj. göreceli olarak küçük
relatively small adj. nispeten küçük
relatively small adj. diğerlerine nazaran küçük
relatively small adj. diğerlerine göre küçük
small and cosy adj. kutu gibi
small and lively adj. fındık kurdu gibi
small and shapely adj. pabuç gibi (dil)
small and short adj. ufak tefek
small and sweet adj. minik
small enough adj. yeterince küçük
small grained adj. küçük taneli
small minded adj. dar fikirli
small sized adj. küçük beden
small-minded adj. yalnızca kendi çıkarlarını düşünen
small-minded adj. çok bencil
small-minded adj. küçük düşünen
small-minded adj. dar kafalı
small-minded adj. cömertlikten yoksun
small-roomed adj. nohut oda bakla sofa
small-scale adj. küçük ölçekli
small-scale adj. küçük çaplı
small-time adj. ufak çapta
small-time adj. küçük
very small adj. bit kadar
very small adj. avuç içi kadar
very small adj. azıcık
very small adj. çok küçük
very small adj. ufacık
very small adj. küçücük
very small adj. el kadar
x-small adj. çok küçük
x-small adj. x-küçük
xx-small adj. xx-küçük
(at) very small scale adv. çok küçük ölçüde
by small degrees adv. küçük dereceyle
in a small way adv. gösterişsiz şekilde
in a small way adv. azıcık
in a small way adv. küçük ölçüde
in a small way adv. karınca kararınca
in no small measure adv. büyük çapta
in no small measure adv. büyük ölçüde
in no small measure adv. büyük oranda
in small amounts adv. azar azar
in small compass adv. küçük genişlikte
in small compass adv. küçük hacimde
in small numbers adv. azar azar
in small pieces adv. ufak ufak
in small quantities adv. az miktarda
in small swallows adv. yudum yudum
in the small hours adv. sabaha karşı
in the small hours adv. gece yarısından sonra
on a small scale adv. küçük çapta
on a small scale adv. ufak çapta
no small matter interj. sanıldığı kadar önemsiz değil
Phrases
as a small token of our gratitude minnettarlığımızın küçük bir nişanesi olarak
due in no small part to esasen -den dolayı
due in no small part to daha çok -den
due in no small part to küçümsenmeyecek/azımsanmayacak ölçüde...nedeniyle
due in no small part to temel olarak -den dolayı
if you want to go big, stop thinking small büyük işler yapmak istiyorsan küçük düşünme
if you want to go big, stop thinking small büyük işler yapmak istiyorsan küçük düşünmeyi bırak
no small amount of trepidation en ufak bir korku belirtisi
one small step for a man one giant leap for mankind benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım
that's one small step for man one giant leap for mankind benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım
what a small world! dünya ne kadar küçük!
your small life is someone else's dream senin küçük yaşantın başkasının hayalidir
Proverb
best things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
best things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
good things come in small packages en güzel şeyler küçük paketlerden çıkar
good things come in small packages iyi şeyler küçük paketlerde gelir
many small make a great damlaya damlaya göl olur
mills of god grind slowly yet they grind exceeding small kötülük eninde sonunda cezasını bulur
mills of god grind slowly yet they grind exceeding small kötülük cezasız kalmaz
mills of god grind slowly, yet they grind exceeding small allahın değirmeni yavaş döner ama ince öğütür
small is the seed of every greatness damlaya damlaya göl olur
small rain lays great dust damlaya damlaya göl olur
small things please small minds küçük beyinler küçük şeylerle uğraşır
Colloquial
a small change ufak bir değişiklik
a small change küçük bir değişiklik
a small favor küçük bir iyilik
a small kindness ufak bir jest
a small stakes player küçük bahislerin adamı
a small town küçük bir kasaba
at small ages küçük yaşlarda
be thankful for small mercies küçük şeylerle mutlu olmak
be thankful for small mercies küçük şeylere yetinmek
be thankful for small mercies küçük şeyler için şükretmek
in small doses kısa süreliğine
in small doses azar azar
in the wee small hours of the morning sabahın ilk ışıklarıyla
small arguments add spice to a marriage ufak tartışmalar evliliğin tuzu biberidir
small arguments spice up a marriage ufak tartışmalar evliliğin tuzu biberidir
small beer beş para ermez şey
small beer önemsiz sözler
small beer ufak tefek önemsiz şey
small beer önemsiz şey
small beer değersiz şey
small beer önemsiz kimse
small beer bir şeye benzemeyen şey
small change bozukluk
small change bozuk para
small distance iki adımlık yol
small potatoes ıvır zıvır
small potatoes hava civa
small talk hoşbeş
small talk havadan sudan konuşma
with a very small amount of money çok az bir parayla
Idioms
look small v. utanmak
(it's) small wonder tevekkeli değil
a big fish in a small pond küçük denizde büyük balık
a big frog in a small pond küçük denizde büyük balık
a fly is small but it is enough to make you sick sinek küçüktür, ama mide bulandırır
a small fish in a big pond büyük denizde küçük balık
a small fortune hatırı sayılır bir servet
a small-time küçük lokma
a small-time ufak lokma
be big fish in a small pond küçük denizde büyük balık olmak
be grateful/thankful for small mercies küçük şeyler için şükretmek
be thankful for small blessings buna da şükür demek
be thankful for small blessings küçük şeylere şükretmek
big frog in a small pond küçük denizde büyük balık
big frog in a small pond önemsiz insan
break something into small pieces paramparça etmek
break something into small pieces tuzla buz etmek
come into a small fortune (miras ile) servete konmak
come into a small fortune (miras ile) paraya konmak
contribute a small share çorbada tuzu bulunmak
cost a small fortune küçük/hatırı sayılır bir servete mal olmak
don't sweat the small stuff önemsiz şeyleri dert etme
don't sweat the small stuff küçük şeylere takılma
don't sweat the small stuff pireyi deve yapma
engage in small talk havadan sudan şeyler konuşmak
engage in small talk geyik muhabbeti yapmak
feel small küçük düşmek
feel small utanmak
feel small küçük düşmüş hissetmek
feel small kendisini değersiz görmek
feel small yerin dibine girmek
feel small gururu kırılmış hissetmek
feel small kendisini küçük görmek
feel small yerin dibine geçmek
feel small kırılmak
gamble away a small fortune kumar masasında bırakmak
gamble away a small fortune kumarda kaybetmek
lay low and sing small kendini gizlemek
lay low and sing small gizlenmek
read the small print satır aralarını okumak
read the small print ayrıntısıyla okumak
read the small print bir belgeyi en ince ayrıntısına kadar incelemek
sing small kuyruğunu kısmak
small beer değersiz şey
small beer önemsiz kimse
small beer önemsiz şey
small fry önemsiz kimseler
small fry ufaklıklar
small fry yavru/küçük balık
small fry çocuklar
small hours of the morning gecenin geç saatleri
small pockets of unrest küçük çapta ayaklanmalar/huzursuzluklar
small potatoes önemsiz
small potatoes önemsiz şeyler
small print bir belgenin satır aralarındaki önemli noktalar
small screen televizyon
small talk havadan sudan konuşma
small voice vicdanın sesi
small voice içses
small voice iç ses
small wonder tevekkeli değil
small-roomed house nohut oda bakla sofa
thank god for small favors tanrıya şükürler olsun ki
thank god for small favors bereket versin ki
the small fry çer çöp
the small fry çocuk çoluk
the small fry velet
the small fry önemsiz kişi
the small fry ufaklık
the small fry çocuk
the small fry çocuk sürüsü
the small fry değersiz
the small fry gençler
the small hours sabahın ilk saatleri
the small hours şafak vakti
the small hours sabahın ilk ışıkları
the small hours sabaha karşı
the small hours of the night gece yarısından hemen sonraki saatler
the wee small hours sabaha karşı
the wee small hours sabahın ilk ışıkları
the wee small hours sabahın ilk saatleri
the wee small hours şafak vakti
think no small beer of oneself kendini dev aynasında görmek
wee small hours of the night gecenin ilerleyen saatleri
wee small hours of the night gecenin ilerleyen saatlerinde
wee small voice içses
wee small voice iç ses
wee small voice vicdanın sesi
Speaking
do you have this in small? bunun small'u var mı?
do you have this in small? bunun küçük boyu var mı?
he lives in a small village in paris paris'te küçük bir kasabada yaşıyor
he lives in a small village in paris paris'te küçük bir köyde yaşıyor
i have a small dog ufak bir köpeğim var
if you keep thinking small küçük düşünmeye devam edersen
it is a small wonder that hiç şaşılacak şey değil
it is small wonder that hiç şaşılacak şey değil
it would never fit in a bag that small o kadar küçük bir çantaya sığmaz
it's a small town burası küçük bir kasaba
it's a small world dünya küçüktür
it's a small world dünya küçük
my room is so small benim odam çok küçük
my room is too small benim odam çok küçük
she lives in a small village in paris paris'te küçük bir kasabada yaşıyor
she lives in a small village in paris paris'te küçük bir köyde yaşıyor
small vase küçük vazo
thanks in no small part to ...için ne kadar teşekkür etsek az
that's no small matter! boru değil!
Slang
small town jerk köy kırosu
small town jerk köy magandası
Trade/Economic
at small expense az masrafla
defraud the small investors by speculating in stock keriz silkelemek
eu programme for the competitiveness of enterprises and small and medium-sized enterprises (smes) işletmelerin ve kobilerin rekabet edebilirliği için ab programı
for a small fee cüzi bir ücret karşılığı
great value in small bulk küçük ölçümde büyük değer
large and small caps büyük ve küçük şirket yatırım fonları
on payment of a small fee cüzi bir ücret karşılığı
small amount küçük meblağ
small amount küçük miktar
small and medium enterprises development organization kosgeb
small and medium scaled enterprises küçük ve orta ölçekli şirketler
small and medium sized enterprise küçük ve orta ölçekli işletme
small and medium sized enterprises küçük ve orta boyutlu işletmeler (kobi)
small and medium sized enterprises küçük ve orta ölçekli şirketler
small and medium sized enterprises küçük ve orta boyutlu işletmeler
small and medium-sized businesses küçük ve orta boy işletmeler
small and medium-sized enterprises küçük ve orta boy işletmeler
small business ufak işletmeler
small business investment küçük iş yatırımı
small business stock küçük işletme hisse senedi
small business taxation basit usulde vergilendirme
small capital küçük sermaye
small change ufaklık para
small change bozuk para
small charges küçük masraflar
small country ufak ülke
small country assumption ufak ülke varsayımı
small deposits küçük mevduat
small economy ufak ekonomiler
small expense az masraf
small farmer küçük çiftçi
small fry ufak tefek masraf
small fry önemsiz masraf
small income önemsiz gelir
small investor küçük yatırımcı
small investors küçük yatırımcılar
small loan kişisel nakit kredi
small loan company küçük ölçüde kredi vermek üzere kurulmuş şirket
small loan company tüketici kredisi vermek üzere kurulmuş şirket
small loan law küçük borçlar kanunu
small menu costs küçük menü maliyetleri
small money ufak para
small office/home office (soho) küçük ofis/ev ofis
small open economy ufak açık ülke
small order küçük sipariş
small price ehven fiyat
small profit küçük kar
small profit az kar
small proprietor küçük mülk sahibi
small saver küçük tasarruf sahibi
small scale küçük ölçekli
small scale enterprise küçük ölçekli işletme
small scale industry küçük ölçekli sanayi
small sum küçük miktar
small sum küçük meblağ
small trader küçük tacir
small wares küçük eşyalar
small wares ufak tefek şeyler
small-and medium-scaled enterprises küçük ve orta büyüklükteki işletmeler
small-denomination time deposits ufak miktarlı vadeli mevduat hesapları
small-scale company küçük ölçekli şirket
small-scale fishery küçük ölçekli balıkçılık
small-scale fishery küçük balıkçılık
small-scale fishing küçük ölçekli balıkçılık
small-scale fishing küçük balıkçılık
small-scale industry ufak ölçekli endüstri
small-sized company küçük ölçekli şirket
Law
small claim adi tazminat talebi
small claim basit tazminat talebi
small claims court küçük anlaşmazlıklara bakan belediye veya mahalli idare mahkemesi
small claims court asliye mahkemesi
small right küçük hak
Politics
european charter for small enterprises küçük işletmelere yönelik avrupa sözleşmesi
small and medium size enterprise küçük ve orta boy işletme
small and medium-sized enterprises küçük ve orta ölçekli işletmeler
small consumer küçük ölçekli tüketici
small government küçük devlet düzeni
small government minarşizm
small government küçük hükümet biçimi
small group politics küçük grup siyaseti
small island developing country gelişmekte olan küçük ada ülkesi
small island developing state gelişmekte olan küçük ada devleti
small state nüfus olarak küçük ülke
small state küçük devlet
small-sized enterprises küçük ölçekli işletmeler