small - Turc Anglais Dictionnaire

small

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

small — Definition

Signification:
küçük
Prononciation (IPA):
(AmE /smɔːl/ – BrE /smɔːl/)
Partie du discours:
Sıfat: small
Synonymes:
little
Antonymes:
large

Sens de "small" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 86 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
small adj. az
On the other hand, the amount of undeclared work is comparatively small.
Öte yandan beyan edilmemiş iş miktarı nispeten azdır.

More Sentences
small adj. küçük
Just double-tap the shift key to use the small letter.
Küçük harfi kullanmak için shift tuşuna iki kez dokunmanız yeterlidir.

More Sentences
small adj. ufak
He took his small dog to walk.
Ufak köpeğini yürüyüşe çıkarmış.

More Sentences
General
small n. az olanlar
I shall keep my comments brief, for small groups have little speaking time.
Küçük grupların konuşma süresi az olduğu için yorumlarımı kısa tutacağım.

More Sentences
small n. iç çamaşırı
He wore wool smalls to take care of his health.
Sağlığını korumak için yün iç çamaşıları giyerdi.

More Sentences
small v. küçülmek
The more you travel, the smaller the world becomes.
Ne kadar çok seyahat ederseniz, dünya o kadar küçülür.

More Sentences
small adj. küçücük
Just a small piece, I already ate at the hospital.
Küçücük bir parça, zaten hastanede yedim.

More Sentences
small adj. minik
If my memory serves me right, she has a small car.
Hafızam beni yanıltmıyorsa, minik bir arabası var.

More Sentences
small adj. ince
The coating ensures the tablet disintegrates in the small intestine instead.
Kaplama, tabletin bunun yerine ince bağırsakta parçalanmasını sağlar.

More Sentences
small adj. minyon
They described the girl as being small.
Kızı minyon tipli olarak tanımladılar.

More Sentences
small adj. ufak tefek
Tom is small but tough.
Tom ufak tefek ama güçlüdür.

More Sentences
small adj. önemsiz
The issue was a result of a small misunderstanding.
Sorun önemsiz bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandı.

More Sentences
small adj. ufacık
For example, the smallest disruption in the balance of heat or cold could eliminate everything.
Mesela, sıcaklık ve soğukluk dengesindeki ufacık bir aksama her şeyi yok edebilir.

More Sentences
small adj. ufak
He took his small dog to walk.
Ufak köpeğini yürüyüşe çıkarmış.

More Sentences
small adj. küçük
Just double-tap the shift key to use the small letter.
Küçük harfi kullanmak için shift tuşuna iki kez dokunmanız yeterlidir.

More Sentences
small adj. kısık
She was complaining about her husband in a small voice.
Kısık bir sesle kocasından dert yanıyordu.

More Sentences
Technical
small adj. küçük
Just double-tap the shift key to use the small letter.
Küçük harfi kullanmak için shift tuşuna iki kez dokunmanız yeterlidir.

More Sentences
small adj. ufak
He took his small dog to walk.
Ufak köpeğini yürüyüşe çıkarmış.

More Sentences
Textile
small n. küçük beden
Do you have any race shirts in extra small?
Ekstra küçük beden yarış tişörtünüz var mı?

More Sentences
Archaic
small adj. dar
The margin for manoeuvre is, nevertheless, very small.
Yine de manevra alanı çok dardır.

More Sentences
General
small n. balinanın kuyruğu ile hava deliği arasındaki bölümü
small n. küçükler
small n. küçük olanlar
small n. iç giyim
small v. azalmak
small v. eksilmek
small adj. afaki
small adj. mini
small adj. arka
small adj. alçak
small adj. soysuz
small adj. fakir
small adj. zayıf
small adj. basit
small adj. sıradan
small adj. hafif
small adj. çok bencil
small adj. yalnızca kendi çıkarlarını düşünen
small adj. ufak parça
small adj. cömertlikten yoksun
small adj. parmak kadar
small adj. kuvvetsiz
small adj. mütevazı
small adj. küçük parça veya birimlerden oluşan
small adj. küçük (harf)
small adj. büyük versiyonuna oranla daha ufak boyutlu ve yumuşak çizgilerden oluşan (harf)
small adj. az nüfuzlu
small adj. rütbece düşük
small adj. düşük statülü
small adj. sermayesi veya kaynakları az olan
small adj. küçük ölçekte işleyen
small adj. müşteri kitlesi küçük olan
small adj. nazik (ses)
small adj. yumuşak (ses)
small adj. çok sulu
small adj. çok seyreltik
small adj. alkol oranı yetersiz
small adj. alkolsüz
small adj. gönlü bol olmayan
small adj. geniş fikirli olmayan
small adj. cimri
small adj. aşağılanmış
small adj. küçük görülmüş
small adv. küçük parçalar halinde
small adv. küçük parçalara
small adv. ince ince
small adv. güçsüz veya sessiz olarak
small adv. hafifçe
small adv. belli belirsiz
small adv. çekinerek
small adv. küçük düşünerek
small adv. küçük boyutta
small adv. minyatür olarak
small adv. ufak çapta
small adv. aşağılayarak
small adv. kibirlice
small adv. küçültücü bir biçimde
small adv. hor görerek
Textile
small n. küçük beden elbise
Zoology
small adj. (yerel hayvan isimlerinde) ilgili türlere göre nispeten küçük olan
Tobacco
small adj. ufak küçük kıtalı
Linguistics
small adj. açık (dil)
small adj. sade (dil)
small adj. basit (dil)
Geology
small n. belirli boyuttaki küçük elek gözlerinden geçen kömür, maden veya maden içeren kayaç
Archaic
small adj. eni boyundan küçük olan

Sens de "small" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
small change n. bozukluk
General
small lake n. gölek
in small portions n. lokma lokma
small churn n. atık
small lake n. gölcük
small truck n. pikap
small mosque n. mescit
small film n. amatör filmi
the small hours n. gece geç saatler
small bunch of grapes n. cıngıl
small trap n. kapanca
small mansion n. konak yavrusu
small silver coin n. akçe
the small of the back n. sırtın en dar kısmı
small letter n. küçük harf
great and small n. büyük küçük
small talk n. hoşbeş
small bell n. çıngırdak
small matter n. önemsiz durum
small garden n. bahçecik
small necessities n. eksik gedik
small pipe n. zıvana
small hours n. gece yarısından sonraki üç dört saat
small debt n. takıntı
small home appliances n. küçük ev aletleri
small chestnut n. kuzukestanesi
small business investment companies n. küçük yatırım şirketleri
small lugger n. alamana
in small pieces n. kuşbaşı
a small double drum n. kudüm
small coal n. ince kömür
small change n. önemsiz kimse
small makeshift tent n. çergi
small lorry n. kamyonet
small change n. ufaklık
small white bean n. horoz fasulyesi
small pieces of casseroled meat n. kuşbaşı
small coach n. vagonet
a small islamic monastery n. zaviye
small letter n. minüskül
small van n. pikap
small mullet n. küçük kefal
small hut n. kümültü
the small hours n. sabahın körü
small change n. bozukluk
small talk n. havadan sudan konuşma
small portion n. küçük porsiyon
small handful n. tutam
small silver coin n. akça
small bell n. çıngırak
small shot n. saçma
small lake n. gölet
small letter n. küçük mektup
small town n. kasaba
small saucepan n. kuşhane
small cakes with syrup n. şekerpare
small gift n. çam sakızı çoban armağanı
small business n. küçük işletmeler
small arms n. hafif silahlar
the small hours n. gece yarısından sonraki ilk saatler
small torrent n. selinti
small fireworks n. maytap
small pulley n. mandar
small present n. çam sakızı çoban armağanı
small talk n. laklak
small town n. küçük kasaba
small bonito n. kestanepalamudu
small talk n. muhabbet
small film n. dar film
small and medium sized enterprises n. küçük ve orta ölçekli işletmeler
small talk n. sohbet
small capacity public service vehicles n. küçük kapasiteli genel servis taşıtları
small and medium industry development organization n. kosgeb
small tree n. ağaççık
small talk n. boş laf
small ship n. küçük gemi
small change n. ufak para
small bag n. kese
small mullet n. ilerya
small boat n. kayık
small craft n. sandal
a small goby n. papazbalığı
very small quantity n. damla
a small crab n. çingenepavuryası
small watermelon n. cimcime
small reddish bean n. barbunya fasulyesi
small change n. küçük değişiklik
small bowel n. ince bağırsak
small tools n. avadanlık
small holding n. küçük çiftlik
small advertisement n. küçük ilan
small ads n. küçük ilanlar
small man n. küçük adam
small cap n. küçük büyük harf
a small village n. küçük bir köy
a small example n. küçük bir örnek
small retailer n. küçük esnaf
small company n. küçük ölçekli firma
small business owner n. küçük esnaf
small family n. küçük aile
small industrial area n. küçük sanayi sitesi
small tonnage n. küçük tonajlı
small detail n. ufak detay
small island economy n. küçük ada ekonomisi
small economy n. küçük ekonomi
small man syndrome n. boy kompleksi
small home appliance n. küçük ev aleti
small letter n. miniskül
small three-stringed violin n. kemençe
small first-aid cupboard n. ecza dolabı
small talk n. çene çalma
small talk n. gevezelik
small amount of money n. az miktarda para
small amount of money n. az para
the small print n. okunamayacak kadar küçük basılmış bölüm
small changes n. küçük değişiklikler
small changes n. ufak değişiklikler
small hours n. gece yarısından sonraki saatler
small business concern n. küçük sanatlar işletmesi
small tools n. küçük aletler
small fish n. küçük balık
small fishing boat n. küçük balıkçı kayığı
a cart for carrying small loads n. el arabası
small change n. bozuk para
small images n. küçük görüntüler
small cattle n. küçükbaş hayvan
small people n. cüce insanlar
a small plane n. küçük bir uçak
a small town near a lake n. gölün kıyısında küçük bir kasaba
a small garden n. küçük bir bahçe
a small budget n. küçük bir bütçe
small part (in a film/movie) n. küçük rol (filmde)
small hole n. küçük delik
a small piece of information n. bilgi kırıntısı
small child n. küçük çocuk
a very small town n. çok küçük kasaba
a very small town n. küçücük kasaba
small details n. küçük detaylar
small details n. ufak detaylar
small pot/jug n. kumkuma
small breasts n. küçük göğüsler
small penis n. küçük penis
small base n. ufak üs
small base n. küçük üs
a kind of small fly n. mucuk
mouse is a small animal n. fare küçük bir hayvandır
small cat n. küçük kedi
small minority n. küçük azınlık
small bird n. küçük kuş
small bridge n. küçük köprü