dar - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

dar



Sens de "dar" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 39 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
dar narrow adj.
General
dar gorge n.
dar region n.
dar clinging adj.
dar poky adj.
dar attenuate adj.
dar close adj.
dar parochial adj.
dar tight adj.
dar local adj.
dar scant adj.
dar strait adj.
dar scanty adj.
dar restricted adj.
dar home adj.
dar cramped adj.
dar short adj.
dar exiguous adj.
dar limited adj.
dar house adj.
dar spare adj.
dar constricted adj.
dar snug adj.
dar narrow adj.
dar stringent adj.
dar narrowish adj.
dar not spacious adj.
dar incapacious adj.
dar close-fitting adj.
dar close-bodied adj.
dar thin adj.
dar narrowly adv.
dar barely adv.
Technical
dar narrow
Computer
dar condensed
Linguistics
dar close
dar covered
dar narrow
Theatre
dar restrained

Sens de "dar" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
dar elbise tight dress n.
dar görüşlü closed-minded adj.
dar görüşlü narrow-minded adj.
General
zamanı dar olmak be pressed for time v.
sıkışmak (dar bir yere) squash into v.
dar gelmek be much too tight v.
fazla veya dar kesmek scrimp v.
rahatsız etmek (dar bir giysi) bind v.
dar gelmek not fit v.
ancak geçmek (dar bir yerden) skin through v.
güçbela geçmek (dar bir yerden) skin through v.
dünyayı dar etmek make life unbearable for v.
dar olmak be tightly fitting v.
dar gelmek be tightly fitting v.
dar gelmek be tight v.
dar olmak be tight v.
dünyayı dar etmek make life unbearable for someone v.
dünyayı başına dar etmek make life unbearable for v.
dar tutmak stint v.
dar gelmek fit tight v.
arabayı dar/sıkışık bir yere yerleştirmek/park etmek ease a car into a narrow space v.
dar geçit throat n.
dar ve derin akarsu yatağı gulch n.
geçmeye yarayan dar ve uzun aralık corridor n.
dar ve derin vadi ravine n.
dar geçit defile n.
dar görüşlülük purblindness n.
derin ve dar derecik gulch n.
dar kurtulma close call n.
dar üçgen acute triangle n.
dar sokak lane n.
dar kanal gat n.
dar vakit urgent moment n.
dar görüşlülük insularity n.
dar ve uzunca şey sliver n.
dar boğaz defile n.
dar anlamlı bir sözcüğün geniş anlamda kullanılması synecdoche n.
dar pantolon trews n.
ileri doğru uzanan dar kara parçası panhandle n.
dar boğaz narrows n.
dar yol alley n.
dar ve uzun açıklık slot n.
uzun ve dar kesik slit n.
dar boyunlu küçük şişe flask n.
bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit corridor n.
dar hat narrow gauge n.
dar gün rainy day n.
sırıkla hareket ettirilen dar sandal punt n.
dar boğaz narrow pass n.
dar sokak alley n.
dar kafalılık bigotry n.
dar yol alleyway n.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı kimse (cinsel konularda) prude n.
dar açı acute angle n.
dar film small film n.
dar geçit lane n.
alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası low pressure trough n.
iskoçya'da bir adayla başka bir ada veya anakara arasındaki dar boğaza verilen isim kyle n.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı olma (cinsel konularda) prudery n.
dar boğaz chasm n.
dar sokak court n.
dar görüşlülük dimsightedness n.
iki devlet arasındaki dar toprak parçası corridor n.
ağzı dar, çift kulplu yuvarlak şişe (eski roma'da) ampulla n.
üstü dar altı geniş elbise dirndl n.
dar geçit narrow n.
uzun ve dar parça strip n.
dar yol pass n.
dar film narrow film n.
dar görüşlü öğretmen pedagogue n.
dar tepe drumlin n.
dar görüşlülük illiberality n.
dar yol gangway n.
dar aralık slit n.
dar ve kısa yelek jerkin n.
35 mm'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinesi miniature camera n.
dar pervaz reglet n.
dar ve uzun yiv slot n.
iki deniz veya su kütlesini birleştiren dar su yolu strait n.
ingilizce'de özellikle kırsal kesimlerdeki dar sokak veya patikalara verilen isim lane n.
sırtın en dar kısmı the small of the back n.
şişede ağza yakın dar bölüm strait n.
uzun ve dar delik slit n.
dar geçit constriction n.
dar görüşlü kimse bigot n.
özellikle ağaçlar arasından uzun ve dar manzara vista n.
dar geçit bottleneck n.
dar yol lane n.
alt tarafı dar eteklik hobble skirt n.
dağ vb içinden geçen dar yol pass n.
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar ria n.
dar ve derin dağ geçidi notch n.
iki kıyı arasındaki dar ve derin deniz canal n.
kaya üzerinde yukarı doğru yükselen dar ve derin oluk chimbly n.
dar grupçuluk turfism n.
büyük kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı (mimari) nave n.
dar mekan narrow space n.
dar mekan narrow place n.
evler arasındaki dar yol snicket n.
dar bakış açısı narrow point of view n.
dar viraj tight bend n.
dar kapsam narrow scope n.
dar kapsam limited scope n.
dar tahta batten n.
dar ve derin koyak ravine n.
dar alan confined space n.
dar uzun geçit corridor n.
dar gelirliler low-incomers n.
dar bayan ceketi hug-me-tight n.
dar gelirli aileler low-income families n.
dar gelirli kimse low-incomer n.
dar hat narrow-gauge line n.
dar geçit gut n.
dar boğaz bottleneck n.
özellikle ingiltere'nin wight ve dorset adalarında, derin ve dar vadilere verilen isim chine n.
(dar) dağ geçidi notch n.
dar gelir low income n.
dar gelirliye umut kapısı a beacon of hope for low-incomers n.
dar gelirliye umut kapısı bridge of hope for low-incomers n.
dar gelirliye umut kapısı a touch of hope for low-incomers n.
dar yorum literal interpretation n.
dar pantolon tight pants n.
dar anlam narrow sense n.
dar boxer şort boxer briefs n.
dar boxer şort tight boxers n.
dar boxer şort boxerbriefs n.
dar vajina tight vagina n.
dar kanatlar narrow wings n.
dar köprü catwalk n.
dar ve kısa manto coatee n.
dar yol defile n.
dar elbise sheath dress n.
dar pantolonlar tight pants n.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi longhouse n.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi long house n.
dar gelirli aileler families with low income n.
dar kot pantolon tight fitting jeans n.
dar aralık narrow range n.
dar arazi strip n.
dar pantolon tight trousers n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai suit n.
dar görüşlülük parochialism n.
dar görüşlü, orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olan kendini beğenmiş kimse babbitt n.
orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olarak oluşan dar görüşlülük babbitry n.
orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olarak oluşan dar görüşlülük babbittry n.
halatın büküldüğü uzun ve dar yapı ropewalk n.
en dar narrowest adj.
dar ve kısa skimpy adj.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı (cinsel konularda) prudish adj.
dar görüşlü insular adj.
dar görüşlü illiberal adj.
dar görüşlü parochial adj.
dar görüşlü little adj.
çok dar (giysi) skintight adj.
dar (denizde) strait adj.
daha dar narrower adj.
dar görüşlü hidebound adj.
dar gelirli having a small income adj.
dar görüşlü purblind adj.
dar (zaman) short adj.
dar (görüşlü) parochial adj.
çok dar skintight adj.
dar fikirli small minded adj.
dar ve sıkı (giysi) tight adj.
dar gelirli poor adj.
dar görüşlü provincial adj.
dar görüşlü narrow adj.
dar (görüş) parochial adj.
dar ya da yetersiz bir yere sıkışmış shoehorned adj.
dar fikirli narrowminded adj.
eli dar hard-up adj.
dar paçalı peg-top adj.
dar gövdeli narrow-bodied adj.
dar kafalı narrow-minded adj.
paçası dar olan peg-top adj.
dar görüşlü strait-laced adj.
dar kapsamlı narrow-scoped adj.
dar kafalı small-minded adj.
dar fikirli narrow-minded adj.
dar kafalı old-fashioned adj.
dar kafalı bigoted adj.
çok dar very narrow adj.
dar görüşlü blinkered adj.
dar görüşlü claustral adj.
dar görüşlü petty adj.
dar görüşlü (yol) untraveled adj.
dar (açı) acute adj.
düz ve dar bir uçta son bulan acuminose adj.
düz ve dar uçlu acuminose adj.
dar sırtlı razorback adj.
dar sırtlı razorbacked adj.
dar yol halinde lanely adv.
dar bir şekilde constrictedly adv.
dar geçitte in the cut adv.
dar darına hardly adv.
dar bir biçimde restrictedly adv.
dar anlamda in the strict sense adv.
dar görüşlü bir halde parochially adv.
dar darına narrowly adv.
dar bir halde exiguously adv.
dara dar with great difficulty adv.
dar darına barely adv.
dar görüşlü bir biçimde insularly adv.
dar görüşlü olarak narrow-mindedly adv.
dar görüşlü bir biçimde closemindedly adv.
en dar anlamıyla in the narrowest sense adv.
biraz dar a bit tight
Phrasals
dar bir yere tıkışmak box in
dar bir yere tıkışmak box up
dar bir yere kapatmak pen in
kendini dar bir elbiseye sokmak pour oneself into something
(dar elbiseyi) üstüne cuk diye oturtmak pour oneself into something
Proverb
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar der bad workman blames his tools
Colloquial
dar yol snicket
Idioms
çok dar olmak (yer) not have room to swing a cat v.
dar darına by the skin of the/one's teeth
dar kafalı three bricks shy of a load
dar görüşlü olmak see no further than the end of nose
dar kafalı olmak see no further than the end of nose
dar düşünceli olmak see no further than the end of nose
dar boğazdan çıkmak take a turn for the better
dar görüşlü olmak can't see past the end of one's nose
dar düşünceli olmak cannot see further than the end of one's nose
dar düşünceli olmak see no further than the end of one's nose
dar düşünceli olmak can't see beyond the end of one's nose
dar fikirli olmak can't see beyond the end of one's nose
dar fikirli olmak cannot see further than the end of one's nose
dar görüşlü olmak can't see beyond the end of one's nose
dar düşünceli olmak cannot see any further than the end of one's nose
dar fikirli olmak see no further than the end of one's nose
dar fikirli olmak cannot see any further than the end of one's nose
dar boğaza girmek get into a jam
dar boğazda olmak be in a jam
dar boğaza girmek get in a jam
dar boğaza girmek get into a bind
dar boğaza girmek get in a bind
dar boğazda olmak be in a bind
dar boğaz a rough ride
dar boğaz a bumpy ride
dar çerçeveden bakmak think inside the box
dar düşünmek think inside the box
(dar) bir virajdan dönmek turn on a dime
vakti dar olmak be short on time
...yönünden bol...yönünden dar/yetersiz long on something (and short on something else)
dar boğazdan çıkmak/kurtulmak get out of the red
dar bakış açısı tunnel vision
dar boğaza düşmüş strapped for cash
Speaking
vakit çok dar it's a race against time
vakit dar time is pressing
Slang
çok dar bir yerden sıyrılıp kaçmak oodle
Trade/Economic
dar boğaz bottleneck
dar boğaz enflasyonu bottleneck inflation
genel önerilerden akıl yürütme yoluyla daha dar kapsamlı sonuçlar çıkartılması deduction
kısa ve dar görüşlü pazarlama anlayışı marketing myopia
dar marjlı dalgalanma sistemi narrow band of fluctuations
dar boğaza girmek experience a turnaround
dar para arzı narrow money supply
dar tabanlı vergiler narrow based taxes
dar piyasa narrow market
dar piyasa thin market
dar mükellef limited taxpayer
dar bütçe tight budget
dar tanımlı para arzı narrow-defined monetary supply
dar tanımlı para arzı narrow money supply
dar tanımlı para arzı narrow-defined money supply
dar/kısıtlı bütçeli tüketici (müşteri zincirinin en uç halkası) low end consumer
dar bankacılık narrow banking
dar mükellefiyet limited liability to tax
Law
dar manada aile familia proprio jure
dar yorum close interpretation
dar yorum strict construction
dar yetkili mahkeme summary court
Politics
dar bölge usulü single member district
dar boğaz dire straits
dar bölge tek turlu çoğunluk sistemi single-member plurality
dar bölge seçim sistemi single-member district system
dar bölge seçim sistemi single-member district
Tourism
avrupa'da pist dışı dar, kısa ve dik kayak parkuru chute
Technical
dar açılı acute-angled n.
dar açılı acutangular adj.
çok dar hairbreadth
dar bantlı sıklık kiplenimi narrow band frequency modulator
dar bant narrow band
dar bantlı kuvvetlendirici narrow band amplifier
dar sıkı geçme close fit
dar hendek ditch
dar bir tekne canal boat
dar geçiş closefitting
dar açılı üçgen acute angled triangle
dar açılı acute angled
dar bant frekans modülasyonu narrow band frequency modulation
kayalıklar arasındaki dar gemi kanalı gat
dar ağızlı testere compass saw
dar segman scuff ring
dar açıklık short span
koridor hol veya pasaj gibi geçiş için dar yol passageway
dar açılı üçgen acute triangle
dar üçgen acute triangle
dar şerit testere ribbon saw
dar açılı üçgen acute-angled triangle
kaplarda ağza yakın dar kısım neck
yarım puntoya eşit olan en dar metal hair space
dar ve süslü pli pin tuck
dar kanal orifice
dar bir yaya yolu catwalk
dar bir geçit bottleneck
dar bantlı iletişim narrowband communication
dar alana yayın narrowcast
dar huzme pencil beam
dar hat narrow gage
sıcak haddelenmiş dar çelik şerit hot-rolled narrow steel strip
çınlama odalarında farklı frekansı ve dar band kaynakları İçin kesinlik yöntemleri precision methods for discrete-frequency and narrow-band sources in reverberation rooms
soğuk haddelenmiş kaplanmamış dar yumuşak çelik şerit cold rolled uncoated mild steel narrow strip
bileşik dar v kayışları narrow joined v-belts
biçimleme sıcaklığı aralığı dar olan cam short glass
dar tabanlı kalıp big-end-up mould
dar tabanlı tomruk big-end-up ingot
dar boğaz (şişe) choked neck
dar tabanlı tomruk kalıbı big-end-up ingot mould
dar dalga boyu aralıklı süzgeç (ışık) notch filter
dar boğazlı cam kaplar narrow neck containers
dar açılı esnek saçılım small-angle elastic scattering
dar ağızlı cam kaplar narrow mouth containers
dar maden tüneli shoot
dar açı acute angle
dar açılı x-ışınları saçılımı small angle x-ray scattering
dar aralıklı cam short glass
dar delikten sızma effusion
dar kanal constriction
dar spor pantalonu sweat pants
dar saçılım forward scattering
dar açılı tuğla end skew
dar paylı dövme close tolerance forging
dar tabanlı ingot kalıbı big-end-up ingot mould
dar açılı tane sınırı low angle grain boundary
dar açılı sınır low-angle boundary
dar demiryolu narrow gauge railway
dar gerdanlık necklet
dar kuşak stripe
dar paçalı peg top
dar şerit narrow strip
dar açılı kırınım low-angle diffraction
dar açılı saçılım small angle scattering
dar açılı tane sınırı small angle grain boundary
dar bant deney sinyalleri narrow-band test signals
besleme deliği (fren merkez silindirinde hidrolik yağ haznesine bağlantı sağlayan ince dar delik) filling slot
en dar aralık field stop
mikroskobun iki merceği arasında ışığın geçebileceği en dar aralık field stop
cnc'de uzun ve dar delik delme peck drilling
Computer
dar alana yayılma narrowcasting
kalın dar thick narrow
dar aralık closed spacing
dar yazı tipi condensed font
dar bantlı iletişim narrowband communication
dar dikey narrow vertical
dar bantlı sıklık kiplenimi narrowband fm
dar alana yayın narrowcast
Informatics
dar bant thsş narrowband isdn
dar bantlı girişim narrowband interference
dar bantlı narrow-band
dar bantlı kişisel iletişim hizmetleri narrowband personal communication services
Telecom
dar band kişisel iletişim hizmetleri narrowband personal communication services
dar bant süzgeçi narrow bandwidth filter
dar bant ileri mobil telefon hizmeti narrowband advanced mobile phone service
dar bant analog narrow analog
dar bant narrowband
dar bant doğrudan yazmalı narrow band direct printer
dar-bant doğrudan-basma narrow-band direct-printing
dar band doğrudan yazıcı navteks alıcıları narrow-band direct-printing navtex receivers
Electric
dar bant narrow band
dar bant frekans modülasyonu narrow band frequency modulation
dar bantlı kuvvetlendirici narrow band amplifier
Radio
hücre olarak bilinen dar bir alana yayın yapan telsiz iletişim ağı cellular radio n.
Textile
dar ceket camisole n.
dar paça skinny leg
dar boğazlı bottle neck
dar dokuma narrow woven
dar bisiklet şortu bike short
giysilerde süs amacıyla kullanılan dar zikzak şerit ricrac
giysilerde süs amacıyla kullanılan dar zikzak şerit rickrack
dar ve süslü pli pin tuck
dar alanlar için ütü tahtası point presser
dar kesim skinny fit
dar fitilli kadife narrow-wale corduroy
dar elbise tight-fitting dress
dar kesim slim cut
dar kesim slim fit
dar kesim kot skinny jeans
dar kesim kot slim-fit pants
dar paça bitişli tayt jegging
dar sütyen bandeau
Architecture
büyük kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı navis
büyük kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı navicella
büyük kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı nave
dar ve düz silme fillet
Construction
odaları bir giriş ya da koridor olmadan arka arkaya dizilmiş dikdörtgen ve dar cepheli daire railroad apartment n.
odaları bir giriş ya da koridor olmadan arka arkaya dizilmiş dikdörtgen ve dar cepheli daire railroad flat n.
odaları bir giriş ya da koridor olmadan arka arkaya dizilmiş dikdörtgen ve dar cepheli daire shotgun house n.
dar çelik mala marging trowel
Lighting
dar hüzmeli sealed-beam
Woodworking
yaş halkaları dar ağaç fine-grained wood
Automotive
dar v kayışı narrow v-belt
dar tabanlı lastik narrow base tyre
dar ve geniş tabanlı lastikler narrow and wide base tyres
dar izli tekerlekli tarım ve orman traktörleri narrow-track wheeled agricultural and forestry tractors
dar açı acute angle
dar bant zımpara narrow belt
dar kasalı kamyonet fenderside
dar yay under-arcing
dar yol lane
önden dar örtüşmeli çarpışma testi small overlap frontal crash test
Railway
standart olan 1,5 metrelik genişten daha dar olan demiryolu hatları narrow gauge
dar hatlı demir yolu narrow gauge
dar hatlı demiryolu narrow gauge railway
dar hat narrow gauge
dar hat demiryolu narrow-gauge railway
dar hatlı demiryolu narrow gauge
dar hat demiryolu narrow gauge railroad
dar hat demiryolu narrow gauge railway
dar yarıçaplı dağ yolu spiral mountain route
Aeronautic
kaplarda ağza yakın dar kıısm neck
dar palli pervane narrow bladed propeller
dar eleron narrow aileron
dar hüzmeli iniş farı sealed-beam landing lamp
Marine
genellikle kanallarda kullanılan ince ve dar tekne canal boat n.
genellikle kanallarda kullanılan ince ve dar tekne canalboat n.
genellikle kanallarda kullanılan ince ve dar tekne canal barge n.
dar geçit aisleway n.
dar geçit ya da su hareketiyle oluşan kanal gut
dar bantlı spektrum narrow band spectrum
yapının kıyı tarafı eğiminde yer alan dar basamak landward slope catwalk
derinliğin kıyıya doğru azaldığı dar ağız ria
dar gemi narrow boat
dar denizler narrow seas
dar kanallarda geçişi sağlamakta kullanılan gemi bağlama yerleri lay bay
nehrin denize karıştığı dar bölge firth
dar sularda seyir navigation in narrow canals
dar geçit aisle
yapının deniz tarafındaki eğiminde yeralan dar basamak outer water side catwalk
dar kanallarda geçişi sağlamakta kullanılan gemi bağlama yerleri lay a course
yelkende dar apaz seyir close reach
dar ve uzun bayrak pennant
Mining
iki ana geçit arasındaki meyilli kısa dar geçit winze
Medical
dar açılı glokom acute glaucoma n.
Ön ve arka çapı normalden dar olan pelvis flat pelvis
dar ve çıkıntılı göğüs tahtası pigeon breast
dar bölge tıkayıcıları zonula occludents
dar yüz narrow face
dar bant uvb tedavisi narrowband uvb therapy
dar bant uvb ışını narrowband uv-b radiation
dar açılı glokom narrow-angle glaucoma
Psychology
dar yerlerden korkma stenophobia
Pathology
dar pelvis contracted pelvis
Veterinary
dar salgın enzootic disease
Gastronomy
dar şeritler halinde hazırlanan bir makarna tagliatelle n.
Math
dar açı acute angle
dar üçgen acute triangle
Geometry
dar açılı üçgen acute triangle
dar açılı acute
Chemistry
dar boyunlu küçük şişe flask
Biology
uzun ve dar burunlu leptorrhinic
uzun ve dar burunlu leptorhine
Marine Biology
genellikle sıcak denizlerde yaşayan dar gövdeli çatal kuyruklu geniş balık familyası carangidae n.
doğu pasifik'te görülen büyük kafalı, uzun dar kuyruklu, üçgen yüzgeçli balık türü ratfish (hydrolagus colliei) n.
balığın kuyruğunu gövdesine bitiştiren dar kısım caudal penduncle
dar gözlü ağ fine-meshed net
dar hatlı demiryolu narrow-gauge railway
Zoology
sıska bedenli, uzun bacaklı ve dar sırtlı melez domuz türü razorback hog (sus scrofa) n.
sıska bedenli, uzun bacaklı ve dar sırtlı melez domuz türü razorbacked hog n.
dar çeneli loose-jowled
kuluçkalığın dar gelmesi contract
sıcaklık toleransı dar olan stenothermic
Botanic
abd'nin güneybatısında yetişen dar yapraklı ve sarı-turuncu çiçekli bitki narrow-leaved flame flower (talinum augustissimum) n.
kısa ve dar yapraklı bir eğreltiotu campyloneurum augustifolium n.
kısa ve dar yapraklı bir eğreltiotu central american strap fern n.
kısa ve dar yapraklı bir eğreltiotu narrow-leaved strap fern n.
dar taçyapraklı kuzey amerika kavağı canadian aspen (populus grandidentata) n.
uzun yapraklı dar çiçekli bitki geebung
Agriculture
dar tabanlı teras narrow base terrace
dar izli tekerlekli tarım veya orman traktörlerinin arkaya monte edilmiş devrilmeye karşı koruma çerçevesi rear-mounted roll-over protection structures of narrow-track wheeled agricultural and forestry tractors
dar izli tekerlekli tarım veya orman traktörlerinin sürücü koltuğu önüne monte edilmiş olan devrilmeye karşı koruma çerçevesi roll-over protection structures mounted in front of the driver's seat on narrow-track wheeled agricultural and forestry tractors
dar sıra ekim narrow row planting
dar izli tekerlekli tarım traktörü narrow-track wheeled agricultural tractor
dar izli tekerlekli tarım veya orman traktörlerinin sürücü koltuğu önüne yerleştirilmiş olan devrilmeye karşı koruma çerçevesi roll-over protection structures mounted in front of the driver's seat on narrow-track wheeled agricultural and forestry tractors
bir koyun bahçesinde, koyunların ayrı ayrı geçtiği dar bir geçit race
Apiculture
kuluçkalığın dar gelmesi contract
Tobacco
dar ensiz narrower
Social Sciences
dar gelirli kiracının zorla sömürülmesi rachmanism
Linguistics
dar ünlü close vowel
dar ünlü narrow vowel
History
dar ve gövdeye sarılıp ucu sol ele alınarak kullanılan işlemeli bir atkısı olan bizans imparatorluğuna ait önemli ve ayırt edici bir kostüm loros
Religious
dar al islam abode of peace
dar al harb abode of law
Environment
derin ve dar yarık ravine
dar band süreci narrow band process
Geography
kanada'da bulunan cape breton adası ve nove scotia arasındaki dar kanal strait of canso n.
dar sırtlı sivri tepe razorback n.
güney italya'da apenin dağlarında yer alan dar geçit caudine Forks n.
iki dağ arasında dar geçit strait