dar - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

dar



Sens de "dar" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 46 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
dar narrow adj.
General
dar region n.
dar gorge n.
dar strait adj.
dar scanty adj.
dar restricted adj.
dar home adj.
dar spare adj.
dar constricted adj.
dar cramped adj.
dar short adj.
dar clinging adj.
dar poky adj.
dar attenuate adj.
dar close adj.
dar parochial adj.
dar tight adj.
dar local adj.
dar scant adj.
dar exiguous adj.
dar limited adj.
dar house adj.
dar snug adj.
dar narrow adj.
dar stringent adj.
dar narrowish adj.
dar not spacious adj.
dar incapacious adj.
dar close-fitting adj.
dar close-bodied adj.
dar thin adj.
dar narwe [obsolete] adj.
dar two-by-twice adj.
dar angust [obsolete] adj.
dar barely adv.
dar narrowly adv.
Technical
dar narrow adj.
Computer
dar condensed adj.
Textile
dar tightfitting adj.
dar tight-fitting adj.
dar tightly fitting adj.
dar tight fitting adj.
Linguistics
dar narrow adj.
dar close adj.
dar covered adj.
Theatre
dar restrained adj.

Sens de "dar" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
dar elbise tight dress n.
dar görüşlü closed-minded adj.
dar görüşlü narrow-minded adj.
General
zamanı dar olmak be pressed for time v.
sıkışmak (dar bir yere) squash into v.
dar gelmek be much too tight v.
fazla veya dar kesmek scrimp v.
rahatsız etmek (dar bir giysi) bind v.
dar gelmek not fit v.
ancak geçmek (dar bir yerden) skin through v.
güçbela geçmek (dar bir yerden) skin through v.
dünyayı dar etmek make life unbearable for v.
dar olmak be tightly fitting v.
dar gelmek be tightly fitting v.
dar gelmek be tight v.
dar olmak be tight v.
dünyayı dar etmek make life unbearable for someone v.
dünyayı başına dar etmek make life unbearable for v.
dar tutmak stint v.
dar gelmek fit tight v.
arabayı dar/sıkışık bir yere yerleştirmek/park etmek ease a car into a narrow space v.
dar görüşlü yapmak narrow v.
dar veya sağlam olmayan bir yüzeye koymak balance v.
dar veya sağlam olmayan bir yüzeye yerleştirilmek balance v.
(birine) dünyayı dar etmek land-damne v.
dar geçit throat n.
dar ve derin vadi ravine n.
dar ve derin akarsu yatağı gulch n.
geçmeye yarayan dar ve uzun aralık corridor n.
derin ve dar derecik gulch n.
dar geçit defile n.
dar görüşlülük purblindness n.
dar kurtulma close call n.
alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası low pressure trough n.
dar üçgen acute triangle n.
dar sokak lane n.
dar kanal gat n.
dar vakit urgent moment n.
dar görüşlülük insularity n.
dar ve uzunca şey sliver n.
dar boğaz defile n.
dar anlamlı bir sözcüğün geniş anlamda kullanılması synecdoche n.
dar pantolon trews n.
ileri doğru uzanan dar kara parçası panhandle n.
dar boğaz narrows n.
dar yol alley n.
dar ve uzun açıklık slot n.
dar boyunlu küçük şişe flask n.
uzun ve dar kesik slit n.
bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit corridor n.
dar hat narrow gauge n.
dar gün rainy day n.
sırıkla hareket ettirilen dar sandal punt n.
dar boğaz narrow pass n.
dar sokak alley n.
dar kafalılık bigotry n.
dar yol alleyway n.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı kimse (cinsel konularda) prude n.
dar açı acute angle n.
dar film small film n.
dar geçit lane n.
iskoçya'da bir adayla başka bir ada veya anakara arasındaki dar boğaza verilen isim kyle n.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı olma (cinsel konularda) prudery n.
dar boğaz chasm n.
dar sokak court n.
dar görüşlülük dimsightedness n.
iki devlet arasındaki dar toprak parçası corridor n.
ağzı dar, çift kulplu yuvarlak şişe (eski roma'da) ampulla n.
üstü dar altı geniş elbise dirndl n.
dar yol gangway n.
dar geçit narrow n.
uzun ve dar parça strip n.
dar yol pass n.
dar film narrow film n.
dar görüşlü öğretmen pedagogue n.
dar tepe drumlin n.
dar görüşlülük illiberality n.
dar ve kısa yelek jerkin n.
dar aralık slit n.
35 mm'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinesi miniature camera n.
dar pervaz reglet n.
dar ve uzun yiv slot n.
iki deniz veya su kütlesini birleştiren dar su yolu strait n.
ingilizce'de özellikle kırsal kesimlerdeki dar sokak veya patikalara verilen isim lane n.
sırtın en dar kısmı the small of the back n.
şişede ağza yakın dar bölüm strait n.
uzun ve dar delik slit n.
dar geçit constriction n.
dar görüşlü kimse bigot n.
dar geçit bottleneck n.
dar yol lane n.
özellikle ağaçlar arasından uzun ve dar manzara vista n.
alt tarafı dar eteklik hobble skirt n.
dağ vb içinden geçen dar yol pass n.
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar ria n.
dar ve derin dağ geçidi notch n.
iki kıyı arasındaki dar ve derin deniz canal n.
kaya üzerinde yukarı doğru yükselen dar ve derin oluk chimbly n.
dar grupçuluk turfism n.
büyük kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı (mimari) nave n.
dar mekan narrow space n.
dar mekan narrow place n.
evler arasındaki dar yol snicket n.
dar bakış açısı narrow point of view n.
dar viraj tight bend n.
dar kapsam narrow scope n.
dar kapsam limited scope n.
dar tahta batten n.
dar ve derin koyak ravine n.
dar alan confined space n.
dar uzun geçit corridor n.
dar gelirliler low-incomers n.
dar bayan ceketi hug-me-tight n.
dar gelirli aileler low-income families n.
dar gelirli kimse low-incomer n.
dar hat narrow-gauge line n.
dar geçit gut n.
dar boğaz bottleneck n.
özellikle ingiltere'nin wight ve dorset adalarında, derin ve dar vadilere verilen isim chine n.
(dar) dağ geçidi notch n.
dar gelir low income n.
dar gelirliye umut kapısı a beacon of hope for low-incomers n.
dar gelirliye umut kapısı bridge of hope for low-incomers n.
dar gelirliye umut kapısı a touch of hope for low-incomers n.
dar yorum literal interpretation n.
dar pantolon tight pants n.
dar anlam narrow sense n.
dar boxer şort boxer briefs n.
dar boxer şort tight boxers n.
dar boxer şort boxerbriefs n.
dar vajina tight vagina n.
dar kanatlar narrow wings n.
dar köprü catwalk n.
dar ve kısa manto coatee n.
dar yol defile n.
dar elbise sheath dress n.
dar pantolonlar tight pants n.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi longhouse n.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi long house n.
dar gelirli aileler families with low income n.
dar kot pantolon tight fitting jeans n.
dar aralık narrow range n.
dar arazi strip n.
dar pantolon tight trousers n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai suit n.
dar görüşlülük parochialism n.
dar görüşlü, orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olan kendini beğenmiş kimse babbitt n.
orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olarak oluşan dar görüşlülük babbitry n.
orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olarak oluşan dar görüşlülük babbittry n.
halatın büküldüğü uzun ve dar yapı ropewalk n.
dar ve ince parça label [obsolete] n.
ağır bacakları olan dar ve uzun yemek masası refectory table n.
dar boyunlu küçük ve yuvarlak şişe lagena n.
dar sokak chare [dialect] n.
dar gelirlilerin yararlandığı ücretsiz veya indirimli sağlık hizmeti charity care n.
bir yarda uzunluğunda dar bardakta içilen bira yard of ale n.
bir yarda uzunluğunda dar bira bardağı yard of ale n.
dar yol laneway [canada] n.
küçük ve dar sokak way n.
dar eteğin arkasındaki etek ucu çizgisine kadar çıkan plikaşe kick pleat n.
keskin ve dar kenar knife-edge n.
hanedan armasında gayrimeşruluğu gösteren kısa ve dar eğri batton n.
dar ve düz bir organ eyebrow n.
çok dar kenar eyelash n.
kürek veya mahmuzun ucundaki dar bıçak ağzı languet n.
uzun, ince ve dar olan şey lath n.
uzun, ince ve dar yapılı kimse lath n.
abd'nin küçük kasabalarında yaşayan dar görüşlü veya maddiyatçı halk main street n.
dar görüşlü illiberal adj.
dar görüşlü little adj.
çok dar (giysi) skintight adj.
dar (denizde) strait adj.
daha dar narrower adj.
en dar narrowest adj.
dar ve kısa skimpy adj.
dar görüşlü parochial adj.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı (cinsel konularda) prudish adj.
dar görüşlü insular adj.
dar görüşlü hidebound adj.
dar gelirli having a small income adj.
dar görüşlü purblind adj.
dar (zaman) short adj.
dar (görüşlü) parochial adj.
çok dar skintight adj.
dar fikirli small minded adj.
dar ve sıkı (giysi) tight adj.
dar gelirli poor adj.
dar görüşlü provincial adj.
dar görüşlü narrow adj.
dar (görüş) parochial adj.
dar ya da yetersiz bir yere sıkışmış shoehorned adj.
dar fikirli narrowminded adj.
eli dar hard-up adj.
dar paçalı peg-top adj.
dar gövdeli narrow-bodied adj.
dar görüşlü strait-laced adj.
dar kafalı narrow-minded adj.
paçası dar olan peg-top adj.
dar kapsamlı narrow-scoped adj.
dar kafalı small-minded adj.
dar kafalı old-fashioned adj.
dar fikirli narrow-minded adj.
dar kafalı bigoted adj.
çok dar very narrow adj.
dar görüşlü blinkered adj.
dar görüşlü claustral adj.
dar görüşlü petty adj.
dar görüşlü (yol) untraveled adj.
dar (açı) acute adj.
düz ve dar bir uçta son bulan acuminose adj.
düz ve dar uçlu acuminose adj.
dar sırtlı razorback adj.
dar sırtlı razorbacked adj.
dar gelirli of little means adj.
dar kafalı petty-minded adj.
dar fikirli petty-minded adj.
dar ağızlı (nesne) narrow-mouthed adj.
dar omuzlu narrow-shouldered adj.
mezhepçi ve dar görüşlü olmayan nonsectarian adj.
mezhepçi ve dar görüşlü olmayan non-sectarian adj.
aşırı dar touch-and-go adj.
dar sokaklardan oluşan alleyed adj.
gaga veya burun benzeri dar kısmı olan (organ) angustirostrate adj.
dar görüşlü one-eyed adj.
dar açılı tight-angle adj.
dar kafalı olmayan unbigoted adj.
dar görüşlü untravelled adj.
dar yol halinde lanely adv.
dar bir şekilde constrictedly adv.
dar geçitte in the cut adv.
dar darına hardly adv.
dar bir biçimde restrictedly adv.
dar anlamda in the strict sense adv.
dar darına narrowly adv.
dar görüşlü bir halde parochially adv.
dar bir halde exiguously adv.
dara dar with great difficulty adv.
dar darına barely adv.
dar görüşlü bir biçimde insularly adv.
dar görüşlü olarak narrow-mindedly adv.
dar görüşlü bir biçimde closemindedly adv.
en dar anlamıyla in the narrowest sense adv.
üç dar açıyla triquetrously adv.
biraz dar a bit tight expr.
Phrasals
dar bölmelere bölmek box off v.
dar bir yere zorla sıkıştırmak box up v.
dar bir yere tıkışmak box in v.
dar bir yere kapatmak pen in v.
dar bir yere tıkışmak box up v.
kendini dar bir elbiseye sokmak pour oneself into something v.
(dar elbiseyi) üstüne cuk diye oturtmak pour oneself into something v.
(bir şeyden/dar bir yerden yerden) eğilerek çıkmak squeeze out (of something) v.
dar bir yerden kıvrılarak/bükülerek çıkmak wiggle (one's) way out (of something) v.
eğilip bükülerek dar bir yerden kurtulmak wiggle (one's) way out (of something) v.
dar/sınırlı bir zamana sıkıştırmak pack in v.
dar/sınırlı bir zamana sığdırmayı başarmak pack in v.
(bir şeyleri) dar/sınırlı bir zamana sıkıştırmak pack (something) into (something or some place) v.
(bir şeyleri) dar/sınırlı bir zamana sığdırmayı başarmak pack (something) into (something or some place) v.
dar (bir şeye/yere) sıkıştırmak tuck into (something) v.
(dar bir yere) sıkışmak wedge into (something) v.
(dar bir yere) sıkıştırmak wedge into (something) v.
dar bir yere sıkışmak lodge in v.
dar (bir şeyden) çıkmak weasel out (of something) v.
dar (bir şeyden) sıyrılıp çıkmak weasel out (of something) v.
dar (bir şeyden) zar zor çıkmak weasel out (of something) v.
dar (bir şeyden) debelenerek çıkmak weasel out (of something) v.
(dar bir şeyden/yerden) kıvrılarak çıkmak worm out of (something or some place) v.
dar/küçük bir aralığa sokmak slot in v.
Phrases
dar (bir şeye/yere) sıkışmak worm into (something or some place) v.
dar (bir şeye/yere) debelenerek girmek worm into (something or some place) v.
dar (bir şeye/yere) büzüşerek girmek worm into (something or some place) v.
dar (bir şeye/yere) tıkışmak worm into (something or some place) v.
dar alanda in confined area adv.
Proverb
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar der bad workman blames his tools
oynamayı bilmeyen gelin yerim dar dermiş a poor craftsman blames his tools
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş a bad carpenter blames his tools
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş a poor craftsman blames his tools
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş bad workers always blame their tools
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş it's a poor carpenter who blames his tools
oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş it's a poor workman who blames his tools
Colloquial
(vücudun bir bölümünü) dar giysilere sıkıştırmak truss v.
dar görüşlü old codger n.
dar görüşlü old coot n.
dar görüşlü old fogy n.
dar yol snicket n.
dar kafalı verkramp [south africa] adj.
dar görüşlü verkramp [south africa] adj.
Idioms
çok dar olmak (yer) not have room to swing a cat v.
dünyayı (birinin) başına dar etmek bring (something) crashing down (around) (one) v.
dünyayı (birinin) başına dar etmek bring something crashing down (around one) v.
dar boğazda olmak be in a bind v.
dar görüşlü olmak can't see past the end of one's nose v.
dar boğazdan çıkmak take a turn for the better v.
dar boğaza girmek get in a bind v.
dar düşünceli olmak cannot see further than the end of one's nose v.
dar boğaza girmek get in a jam v.
dar boğaza girmek get into a bind v.
dar düşünceli olmak see no further than the end of one's nose v.
dar düşünmek think inside the box v.
dar düşünceli olmak cannot see any further than the end of one's nose v.
dar fikirli olmak see no further than the end of one's nose v.
dar fikirli olmak cannot see any further than the end of one's nose v.
dar boğazdan çıkmak/kurtulmak get out of the red v.
dar görüşlü olmak can't see beyond the end of one's nose v.
dar boğazda olmak be in a jam v.
dar boğaza girmek get into a jam v.
dar görüşlü olmak see no further than the end of nose v.
dar fikirli olmak cannot see further than the end of one's nose v.
dar düşünceli olmak can't see beyond the end of one's nose v.
dar düşünceli olmak see no further than the end of nose v.
dar kafalı olmak see no further than the end of nose v.
dar fikirli olmak can't see beyond the end of one's nose v.
dar çerçeveden bakmak think inside the box v.
vakti dar olmak be short on time v.
(dar) bir virajdan dönmek turn on a dime v.
dar alanda dönmek/manevra yapmak turn on a sixpence [uk] v.
yeri dar olmak be pushed for space v.
yeri, parası, zamanı dar olmak be pressed/pushed for money, space, time v.
sırtın en dar kısmı the small of one's back n.
önleyici ama karşı saldırıya yol açmayacak derece dar darbe/müdahale bloody nose strike n.
önleyici ama karşı saldırıya yol açmayacak derece dar darbe/müdahale bloody nose attack n.
dar boğaz a rough ride n.
dar boğaz a bumpy ride n.
dar bakış açısı tunnel vision n.
oynamayı bilmeyen gelin yerim dar dermiş a bad carpenter blames his tools n.
...yönünden bol...yönünden dar/yetersiz long on something (and short on something else) adj.
dar görüşlü myopic adj.
keskin, dar ve geçilmesi zor knife-edge adj.
dar kafalı three bricks shy of a load expr.
dar darına by the skin of the/one's teeth expr.
dar boğaza düşmüş strapped for cash expr.
dar zamanda in a bad spot expr.
dar vakitte in a bad spot expr.
dar alanda on a sixpence [uk] expr.
dar bir alanda on a sixpence [uk] expr.
dar bir alan/kısa bir mesafe içerisinde on a sixpence [uk] expr.
Speaking
vakit çok dar it's a race against time expr.
vakit dar time is pressing expr.
Trade/Economic
dar boğaza girmek experience a turnaround v.
dar tanımlı para arzı narrow-defined monetary supply n.
dar para arzı narrow money supply n.
dar bütçe tight budget n.
dar tanımlı para arzı narrow money supply n.
dar tabanlı vergiler narrow based taxes n.
dar marjlı dalgalanma sistemi narrow band of fluctuations n.
dar bankacılık narrow banking n.
dar tanımlı para arzı narrow-defined money supply n.
dar piyasa narrow market n.
dar boğaz enflasyonu bottleneck inflation n.
dar boğaz bottleneck n.
dar/kısıtlı bütçeli tüketici (müşteri zincirinin en uç halkası) low end consumer n.
dar mükellefiyet limited liability to tax n.
dar mükellef limited taxpayer n.
dar piyasa thin market n.
genel önerilerden akıl yürütme yoluyla daha dar kapsamlı sonuçlar çıkartılması deduction n.
kısa ve dar görüşlü pazarlama anlayışı marketing myopia n.
Law
dar manada aile familia proprio jure n.
dar yorum close interpretation n.
dar yetkili mahkeme summary court n.
dar yorum strict construction n.
Politics
yoksul ve dar gelirli halkı koruma sistemi new deal n.
dar boğaz dire straits n.
dar bölge usulü single member district n.
dar bölge tek turlu çoğunluk sistemi single-member plurality n.
dar bölge seçim sistemi single-member district system n.
dar bölge seçim sistemi single-member district n.
dar görüşlü/kafalı bulunan devlet politikası policy of pin pricks n.
Tourism
avrupa'da pist dışı dar, kısa ve dik kayak parkuru chute n.
Technical
dar açılı acute-angled n.
dar açıklık veya kanaldan çizgi çizmeye yarayan cihaz threader n.
besleme deliği (fren merkez silindirinde hidrolik yağ haznesine bağlantı sağlayan ince dar delik) filling slot n.
biçimleme sıcaklığı aralığı dar olan cam short glass n.
bileşik dar v kayışları narrow joined v-belts n.
cnc'de uzun ve dar delik delme peck drilling n.
çınlama odalarında farklı frekansı ve dar band kaynakları İçin kesinlik yöntemleri precision methods for discrete-frequency and narrow-band sources in reverberation rooms n.
dar dalga boyu aralıklı süzgeç (ışık) notch filter n.
dar tabanlı tomruk kalıbı big-end-up ingot mould n.
dar bantlı kuvvetlendirici narrow band amplifier n.
dar boğazlı cam kaplar narrow neck containers n.
dar hendek ditch n.
dar açılı üçgen acute-angled triangle n.
dar sıkı geçme close fit n.
dar bant deney sinyalleri narrow-band test signals n.
dar tabanlı tomruk big-end-up ingot n.
dar şerit narrow strip n.
dar açılı esnek saçılım small-angle elastic scattering n.
dar ağızlı cam kaplar narrow mouth containers n.
dar maden tüneli shoot n.
dar bantlı sıklık kiplenimi narrow band frequency modulator n.
dar kanal orifice n.
dar bant narrow band n.
dar alana yayın narrowcast n.
dar boğaz (şişe) choked neck n.
dar tabanlı ingot kalıbı big-end-up ingot mould n.
dar açılı tane sınırı low angle grain boundary n.
dar saçılım forward scattering n.
dar açıklık short span n.
dar ve süslü pli pin tuck n.
dar açılı tane sınırı small angle grain boundary n.
dar açılı üçgen acute angled triangle n.
dar açılı saçılım small angle scattering n.
dar bant frekans modülasyonu narrow band frequency modulation n.
dar tabanlı kalıp big-end-up mould n.
dar açılı kırınım low-angle diffraction n.
dar gerdanlık necklet n.
dar kuşak stripe n.
dar bantlı iletişim narrowband communication n.
dar açılı tuğla end skew n.
dar ağızlı testere compass saw n.
dar demiryolu narrow gauge railway n.
dar açılı sınır low-angle boundary n.
dar segman scuff ring n.
dar geçiş closefitting n.
dar bir yaya yolu catwalk n.
dar bir geçit bottleneck n.
dar açılı üçgen acute triangle n.
dar delikten sızma effusion n.
dar açılı x-ışınları saçılımı small angle x-ray scattering n.
dar aralıklı cam short glass n.
dar huzme pencil beam n.
dar açı acute angle n.
dar şerit testere ribbon saw n.
dar üçgen acute triangle n.
dar bir tekne canal boat n.
dar paylı dövme close tolerance forging n.
dar spor pantalonu sweat pants n.
dar hat narrow gage n.
dar kanal constriction n.
en dar aralık field stop n.
kaplarda ağza yakın dar kısım neck n.
kayalıklar arasındaki dar gemi kanalı gat n.
koridor hol veya pasaj gibi geçiş için dar yol passageway n.
mikroskobun iki merceği arasında ışığın geçebileceği en dar aralık field stop n.
soğuk haddelenmiş kaplanmamış dar yumuşak çelik şerit cold rolled uncoated mild steel narrow strip n.
sıcak haddelenmiş dar çelik şerit hot-rolled narrow steel strip n.
yarım puntoya eşit olan en dar metal hair space n.
dar dikdörtgen bir mücevher şekli baguette n.
süslediği yüzeyden dar bir olukla ayrılan boncuk bead and quirk n.
hendek ile sur arasındaki dar yol berm n.
dar açılı acutangular adj.
çok dar hairbreadth adj.
dar paçalı peg top adj.
dar açılı acute angled adj.
Computer
dar alana yayın narrowcast n.
dar aralık closed spacing n.
dar bantlı sıklık kiplenimi narrowband fm n.
dar yazı tipi condensed font n.
dar bantlı iletişim narrowband communication n.
dar alana yayılma narrowcasting n.
dar dikey narrow vertical adj.
kalın dar thick narrow adj.
Informatics
dar bantlı kişisel iletişim hizmetleri narrowband personal communication services n.
dar bantlı girişim narrowband interference n.
dar bant thsş narrowband isdn n.
dar bantlı narrow-band adj.
Telecom
dar band kişisel iletişim hizmetleri narrowband personal communication services n.
dar bant süzgeçi narrow bandwidth filter n.
dar band doğrudan yazıcı navteks alıcıları narrow-band direct-printing navtex receivers n.
dar bant ileri mobil telefon hizmeti narrowband advanced mobile phone service n.
dar bant analog narrow analog n.
dar bant narrowband n.
dar bant doğrudan yazmalı narrow band direct printer n.
dar-bant doğrudan-basma narrow-band direct-printing n.
tek seferde yalnızca bir mesajın iletimine imkan tanıyan dar frekans aralıklı bir iletim tekniği baseband n.
Electric
dar bantlı kuvvetlendirici narrow band amplifier n.
dar bant narrow band n.
dar bant frekans modülasyonu narrow band frequency modulation n.
Television
dar açılı objektifle yapılan yakın televizyon çekimi tight n.
Radio
hücre olarak bilinen dar bir alana yayın yapan telsiz iletişim ağı cellular radio n.
Textile
dar ceket camisole n.
dar fitilli kumaş narrow wale n.
yüksek ve dar fırfırlı süs yakalığı neck ruff n.
erkeklerin mahkeme gibi yerlerde resmi kıyafetleriyle giydikleri dar pantolon tights n.
baldırlarda biten dar kadın pantolonu toreador pants n.
vücudu saran dar giysi tube n.
dar sütyen bandeau n.
dar paça skinny leg n.
dar fitilli kadife narrow-wale corduroy n.
dar ve süslü pli pin tuck n.
dar kesim slim cut n.
dar elbise tight-fitting dress n.
dar kesim kot slim-fit pants n.
dar paça bitişli tayt jegging n.
dar alanlar için ütü tahtası point presser n.
dar kesim slim fit n.
dar kesim skinny fit n.
dar dokuma narrow woven n.
dar bisiklet şortu bike short n.
dar kesim kot skinny jeans n.
giysilerde süs amacıyla kullanılan dar zikzak şerit rickrack n.
giysilerde süs amacıyla kullanılan dar zikzak şerit ricrac n.
gövdeyi ve bacakları saran dar, tek parça streç giysi unitard n.
ufak ve dar kadın ceketi sacque n.
kısa ve dar binici pantolonu jockey shorts n.
dar kazak maillot n.
tarlatanlı eteği olan beyaz üçgen atkılı, dar korseli ve baskılı bir elbise ile sarkan geniş siperlikli çiçekli bir şapkadan oluşan, 19. yüzyıla özgü bir kadın giyim tarzı dolly varden n.
dar boğazlı bottle neck adj.
Architecture
surun alt kısmı ile hendeğin dik kısmı arasında kalan dar boşluk relais n.
sütunda başın hemen altındaki dar kısım neck n.