tight - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

tight

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "tight" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 94 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
tight adj. sıkı
General
tight n. kritik
tight adj. sıkışmış
tight adj. sızmaz
tight adj. kesat
tight adj. kısa ve özlü
tight adj. dar ve sıkı (giysi)
tight adj. kasılmış
tight adj. zor
tight adj. su geçirmez
tight adj. geçirmez
tight adj. dar
tight adj. sıkışık
tight adj. sarhoş
tight adj. eli sıkı
tight adj. sıkıca
tight adj. temin edilmesi zor (bir malzeme)
tight adj. gerili
tight adj. sarhan
tight adj. sık (saflar)
tight adj. cimri
tight adj. aralarında az aralık bulunan
tight adj. başabaş
tight adj. iyice gerilmiş
tight adj. gergin
tight adj. sıkı
tight adj. zor elde edilir
tight adj. pinti
tight adj. sızdırmaz
tight adj. sıkı sıkı
tight adj. sımsıkı
tight adj. sıkı
tight adj. sert
tight adj. ciddi
tight adj. zor kazanılmış
tight adj. pahalı
tight adj. kar sağlamayan
tight adj. dolu
tight adj. kıt
tight adj. tedariki güç
tight adj. yoğun
tight adj. sadık
tight adj. tutarlı
tight adj. müsamahasız
tight adj. sıkıca sabitlenmiş
tight adj. aşırı hassas
tight adj. incelikli
tight adj. hünerli
tight adj. ağzına kadar doldurulmuş
tight adj. çerçeveyi tam dolduran
tight adj. ucu ucuna yetişen
tight adj. düzenli
tight adj. yetenekli
tight adv. sıkıca
tight adv. emniyetli bir şekilde
tight adv. sımsıkı
tight adv. mışıl mışıl
tight adv. güvenli bir şekilde
tight adv. kıskıvrak
Colloquial
tight adj. kısmık
Slang
tight n. çetin durum
tight n. zorluk
tight adj. samimi
tight adj. yakın
tight adj. çakırkeyif
tight adj. kafası dumanlı
tight adj. sarhoş
Media
tight adj. reklam boyutundan ötürü haberlere çok az alan ayrılmış (gazete)
Technical
tight v. sıkıştırmak
tight adj. gergin
tight adj. kompakt
tight adj. sıkı
Television
tight n. süre sınırını sıkı sıkıya dolduran program
tight n. dar açılı objektifle yapılan yakın televizyon çekimi
Textile
tight n. tayt
Automotive
tight adj. sıkı
tight viraj alma yeteneği
Pathology
tight adj. kısmen ya da tümüyle tıkalı (solunum yolu)
Marine Biology
tight adj. sızdırmaz
Forestry
tight adj. dolu ve tok (kereste)
Literature
tight adj. fazla kısaltılmış ve anlaşılması zor (dil)
Linguistics
tight adj. gergin
Sport
tight n. ragbide yakın forvet oyunu
Baseball
tight adj. içeride
Music
tight adj. hassas düzenlenmiş bir tarzda yapılan (müzik)
Printery
tight adj. sıkışık puntolu
tight adj. satır aralığı az
tight adj. arasına bir şey eklenemeyen (sayfa, satır)
tight adj. tam ölçüde ayarlanmış (satır)
Archaic
tight v. tie - tight (geçmiş zaman)
British Slang
tight n. süper
tight adj. harika
tight adj. iyi
tight adj. müthiş

Sens de "tight" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 341 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
tight dress n. dar elbise
General
become tight v. sıkılaşmak
get out of a tight spot v. vartayı atlatmak
keep a tight rein on v. dizginlemek
hold tight v. sıkmak
become tight v. daralmak
hold tight v. sıkı tutmak
make tight v. sıkılaştırmak
be in a tight corner v. zor durumda olmak
stretch tight v. kasmak
hold tight v. sıkıca tutmak
keep a tight rein on v. kontrol altında tutmak
sit tight v. sıkı durmak
be stretched tight v. kasılmak
be much too tight v. dar gelmek
get tight v. darlaşmak
become tight v. pekişmek
sit tight v. yılmadan devam etmek
keep a tight rein on v. ensesinde boza pişirmek
get into a tight corner v. açmaza sürüklemek
get into a tight corner v. açmaza getirmek
get into a tight corner v. açmaza düşmek
get into a tight corner v. açmaza girmek
tight corner v. güç bir durumda bulunmak
be tight v. dar olmak
be tight v. dar gelmek
be in a tight situation v. iki arada bir derede kalmak
be in a tight corner v. köşeye sıkışmak
put someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
leave someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
be tight-knit v. birbirine kenetlenmek
be tight-knit v. sıkı sıkıya bağlı olmak
be tight-lipped v. ketum olmak
hold on tight v. sımsıkı tutunmak
hang on tight v. sıkıca tutunmak
fit tight v. dar gelmek
tight [dialect] v. düzenlemek
tight [dialect] v. derleyip toplamak
tight [obsolete] v. su geçirmez hale getirmek
tight [obsolete] v. sızdırmaz hale getirmek
tight-leg v. ata sıkıca tutunmak
tight-leg v. ata bacakları kısıp sıkıca binmek
holding tight n. sıkı tutma
tight purse n. cimri
tight turn n. keskin dönüş
tight corner n. güç durum
tight corner n. zor durum
tight measures n. sıkı önlemler
tight bend n. dar viraj
hug-me-tight n. dar bayan ceketi
fluid-tight packing n. sudan korur ambalaj
tight fit n. sıkı alıştırma
tight joint n. sıkı ek
tight joint n. sızdırmaz ek
tight hips n. sıkı kalçalar
tight hips n. sıkı kalça
tight control n. sıkı kontrol
tight pants n. dar pantolon
tight boxers n. dar boxer şort
tight vagina n. dar vajina
tight schedule n. yoğun program
tight shift n. sıkı vardiya
tight schedule n. sıkışık program
tight pants n. dar pantolonlar
tight family unit n. sıkı aile birimi
skin-tight garments n. daracık elbiseler
skin-tight garments n. daracık kıyafetler
skin-tight clothes n. daracık elbiseler
skin-tight clothes n. daracık kıyafetler
a tight race n. kıyasıya bir yarış
tight fitting jeans n. dar kot pantolon
tight trousers n. dar pantolon
tight trousers n. tayt
tight hug n. sıkı sarılma
tight hug n. sıkı sarılış
air tight n. havanın geçişine engel olan bariyer ya da duvar
tight smile n. zoraki gülümseme
very tight adj. sımsıkı
tight fit adj. daracık
wearing a tight and short dress adj. düttürü
air tight adj. sağlam
air tight adj. hava sızdırmaz
air tight adj. zaafı olmayan
short and tight adj. düdük gibi
very tight adj. dapdaracık
air tight adj. hava geçirmez
in a tight squeeze adj. sıkışmış
tight lipped adj. ağzı kenetli
very tight adj. çok sıkı
air tight adj. sıkıca kapatılmış
dust-tight adj. toz geçirmez
tight-lipped adj. ketum
not be tight-lipped adj. ağzı sıkı olmayan
tight-fisted adj. fazla tutumlu
tight-fisted adj. pinti
tight-fisted adj. eli sıkı
tight-lipped adj. ağzı sıkı
tight-fisted adj. varyemez
-tight adj. geçirmez
tight-arsed adj. küçük sorunları takıntı haline getiren
water-tight adj. su sızdırmaz
water-tight adj. su sızmaz
tight-laced adj. bağnaz
tight-fitting adj. bedeni saran
tight-fitting adj. vücudu saran
very tight adj. daracık
very tight adj. dapdar
so tight adj. daracık
so tight adj. dapdar
tight-stretched adj. uzatılarak gerilmiş
air tight adj. sıkı
air tight adj. güçlü
air tight adj. alt edilemez
air tight adj. kusursuz
rain-tight adj. yağmur geçmez
rain-tight adj. yağmur geçirmez
air-tight adj. sağlam
air-tight adj. zayıf noktası olmayan
air-tight adj. kuvvetli
air-tight adj. güçlü
air-tight adj. oturaklı
tight-mouthed adj. ağzı sıkı
tight-mouthed adj. sır tutabilen
in a tight squeeze adv. zor durumda
tight [dialect] adv. iyice
tight [dialect] adv. kuvvetle
a bit tight expr. biraz sıkışık
a bit tight expr. biraz dar
Phrases
on a tight budget expr. düşük bütçeyle
good night, sleep tight, don't let the bedbugs bite expr. iyi geceler, iyi uykular
Colloquial
keep a tight grip v. sıkı denetim altında bulundurmak
tight five n. ragbide birinci ve ikinci sıra birlikte
tight spot n. açmaz
tight-lipped adj. ser verip sır vermeyen
tight-lipped adj. sır tutan
don't be so tight on me expr. fazla yüklenme bana
night, night sleep tight expr. iyi geceler, tatlı rüyalar
Idioms
get into a tight corner v. açmaza düşmek
be tight-lipped v. ağzı sıkı olmak
keep a tight grip on someone v. birini yakın markajına almak
keep a tight grip on someone v. birini sıkı denetim altında tutmak
keep somebody on a tight leash v. birinin dizginlerini eline almak
keep a tight grip on someone v. birini yakın markaja almak
keep a tight rein on someone v. birini sıkı/yakın markaja almak
keep a tight rein on someone v. birini yakın markajına almak
have somebody on a tight leash v. birinin dizginlerini eline almak
keep somebody on a tight leash v. birinin dizginlerini elinde tutmak
keep a tight rein on someone v. birini sıkı markaj altına almak
run a tight ship v. düzenli ve disiplinli yönetmek
get into a tight corner v. çıkmaza düşmek
keep a tight rein on v. ensesinde boza pişirmek
drive someone into a tight corner v. köşeye sıkıştırmak
get out of a tight spot v. sorundan kurtulmak
run a tight ship v. sıkı yönetmek
tight ass n. aşırı tutucu kimse
tight ass n. kendini fazla baskılayan kimse
tight ship n. iyi yönetilen ve verimli iş
tight ship n. iyi yönetilen ev
tight ship n. iyi yönetilen ve verimli organizasyon
as tight as a drum n. aşırı pinti
tight race n. başa baş yarış
a tight-ass n. cimri
a tight-arse n. cimri
a tight-ass n. elisıkı
a tight-arse n. elisıkı
a tight-arse n. pinti
a tight-ass n. pinti
tight as the bark on a tree adj. cimri
tight as the bark on a tree adj. çok/aşırı tutumlu
tight as the bark on a tree adj. varyemez
tight as the bark on a tree adj. pinti
tight as the bark on a tree adj. cebinde akrep var
tight as the bark on a tree adj. eli cebine/cüzdanına/kesesine gitmez
tight as the bark on a tree adj. elini cebine atmaz
tight as a tick adj. körkütük sarhoş
tight as a tick adj. kafa kafaya (yarış)
as tight as midas's fist expr. aşırı pinti
tight as a tick expr. başa baş (yarış)
as tight as a tick expr. başa baş (yarış)
as tight as midas's fist expr. çok cimri
in a tight spot expr. darda
as tight as a drum expr. çok cimri
close chewer and a tight spitter expr. cimri
as tight as a tick expr. etle tırnak gibi
close chewer and a tight spitter expr. eli sıkı
as tight as a drum expr. eli sıkı
as tight as a tick expr. kafa kafaya (yarış)
as tight as a tick expr. körkütük sarhoş
as tight as a tick expr. kafa kafaya
on a tight leash expr. sıkı kontrol altında
as tight as a tick expr. sımsıkı
as tight as a drum expr. sımsıkı
as tight as dick's hatband expr. sımsıkı
close chewer and a tight spitter expr. pinti
as tight as a tick zil zurna sarhoş
be out of a tight corner zor durumdan kurtulmak
be in a tight spot zor durumda olmak
keep somebody on a tight leash (birini) çok sıkı kontrolü altında bulundurmak
have somebody on a tight leash (birini) çok sıkı kontrolü altında bulundurmak
close chewer and a tight spitter varyemez
in a tight spot zor durumda
on a tight leash (at/köpek) (bir yere/direğe vb) sıkı sıkıya bağlanmış
Speaking
sleep tight expr. allah rahatlık versin
sleep tight expr. iyi uykular
night night sleep tight expr. iyi uykular
sit tight! expr. otur oturduğun yerde!
hold on tight expr. sıkı tutun
hold me tight expr. sımsıkı sarıl bana
sit tight expr. sabırlı ol
sleep tight expr. tatlı rüyalar
sit tight yerinden kalkma
Slang
be tight-assed v. osuruktan nem kapmak
be tight-arsed v. osuruktan nem kapmak
be tight-arsed v. pimpirikli olmak
be tight-assed v. pimpirikli olmak
tight-arse n. aşırı kontrolcü kimse
tight-arse n. tutucu kimse
tight (rap slang) adj. harika
tight (rap slang) adj. güzel
tight (rap slang) adj. iyi
tight-assed adj. osuruktan nem kapan
tight-arsed adj. önemsiz şeylere takan
tight-arsed adj. mızmız
tight-assed adj. önemsiz şeylere takan
tight-arsed adj. osuruktan nem kapan
tight-assed adj. mızmız
tight-arsed adj. pimpirikli
tight (rap slang) adj. sağlam
tight-assed adj. pimpirikli
on a tight leash uyuşturucu müptelası/bağımlısı/tiryakisi
Trade/Economic
tight budget n. dar bütçe
tight money policy n. sıkı para politikası
tight measures n. sıkı önlemler
tight fiscal policy n. sıkı maliye politikası
tight standard n. sıkı standart
tight money n. sıkı para
tight monetary policy n. sıkı para politikası
tight money market n. sıkı para piyasası
water-tight adj. su sızdırmaz
tight-packed adj. sıkıca paketlenmiş
tight deadline (teslim süresi olarak) kısıtlı süre
Law
easement of tight and air n. inşaatı engellemeye dair mülk sahibinin sahip olduğu irtifak hakkı
Politics
tight control n. sıkı denetim
tight control n. sıkı kontrol
Technical
tight side n. kaplama tabakasının içbükey yüzü
air-tight furnace n. hava kaçırmaz fırın
tight pulley n. sabit kasnak
tight head drum n. sıkı kapaklı varil
tight coupling n. sıkı kuplaj
bubble tight n. sızdırmaz (kabarcık)
liquid-tight connections n. sıvıya dayanıklı bağlantılar
liquid tight sheating system n. sıvı geçirmez kılıf sistemi
tight flask n. sıkı derece
tight closing n. sıkı kapama
tight coupling n. sıkı bağlaşma
spray-tight connections n. spreye dayanıklı bağlantılar
water-tight chamber n. su sızdırmaz oda
tight-cut adj. çatlaksız (kaplama)
tight-cut adj. kısa kesim (saç)
fluid-tight adj. akışkan sızdırmaz
steam-tight adj. buhar kaçırmaz
steam-tight adj. buhar sızdırmaz
pressure tight adj. basınca dayanıklı
hand-tight adj. elle sıkılabilecek sıkılıkta
weather-tight adj. hava şartlarına dayanıklı
gas-tight adj. gaz sızdırmaz
air-tight adj. hava geçirmez
gas-tight adj. hava sızdırmaz
light-tight adj. ışık geçirmez
light-tight adj. ışıkgeçirmez
water-tight adj. su sızdırmaz
tight-knit adj. sıkı dokunmuş
tight buffered adj. sıkı tamponlanmış
tight-head adj. sıkı kapaklı
tight head drum üstü açılmayan kapaklı varil
oil-tight yağ sızdırmaz
semi-tight tube yarı sıkı tüp
Telecom
tight buffer tube n. sıkı tüp 
tight tube n. sıkı tüp
tight buffer n. sıkı arabellek
tight buffered adj. sıkı tamponlu
Electric
tight coupling n. sıkı bağlaşma
Textile
tight-fitting dress n. dar elbise
tight-fitting adj. dar
tight fitting adj. dar
tight fitting adj. sıkışık
tight-knit adj. fazlasıyla bütünleşmiş
tight-knit adj. birbirine sıkı sıkıya bağlı
tight-knit adj. eksiksiz
tight-knit adj. tastamam
air-tight adj. hava sızdırmaz
Automotive
gas-tight housing n. gaz sızdırmaz mahfaza
tight bend n. keskin dönemeç
gas-tight adj. gaz sızdırmaz
hand tight adj. el kuvvetiyle sıkıştırmalı
finger-tight adj. elle sıkıştırılan
Marine
tight ship n. mürettebatı ve yöneticileri uyum içinde çalışan gemi
Medical
blood-tight material n. kan geçirmez malzeme
tight-building syndrome n. sıkıcı bina sendromu
Pathology
tight hymenal n. sıkı himenal
Biology
tight junction n. sıkı bağlantı
tight junction n. sıkı bağ
Botanic
tight lock n. mantarın neden olduğu bir pamuk hastalığı
tight sap n. kapalı gözenekleri olan yalancı odun
Military
air tight n. hermetik
weapons tight n. silah tahditli
air-tight adj. hava kaçırmaz
air-tight adj. hava sızdırmaz
air-tight adj. hava geçirmez
guns tight expr. ateş tutuk
weapons tight expr. ateş tutuk
we are on our way hold tight expr. geliyoruz dayanın
weapons tight expr. silah tutuk
Sport
te (tight end) n. uç oyuncusu (amerikan futbolu)
tight forward n. ragbide forvet oyuncularından biri
tight head n. ragbide top yakalayıcının sağındaki oyuncu
tight scrummage n. ragbide takımın sıkı bir şekilde sahaya dizilişi
tight end n. çizgi uç oyuncusu (amerikan futbolu)
tight tuck n. kapalı çömelme
tight pike n. kapalı atlayış
tight waist n. rakibi belden yakalama
Football
tight defense n. sıkı savunma
tight marking n. sıkı markaj
Bookbindery
tight backbone n. kitabın kapağa sağlam bir şekilde yapıştırılmış arka kısmı
tight back n. kitabın kapağa sağlam bir şekilde yapıştırılmış arka kısmı
Archaic
tight [dialect] adj. temiz
tight [dialect] adj. zarif
tight [dialect] adj. düzenli
tight [dialect] adj. tetikte
tight [dialect] adj. gözü açık
tight [dialect] adj. atik
tight [dialect] adj. alımlı
tight [dialect] adj. mütenasip
tight [dialect] adj. düzgün giyimli
tight [dialect] adj. konforlu
British Slang
tight-arse n. pinti
tight-arsed adj. cimri
tight-arse adj. cimri
tight-arsed adj. pinti
tight as a gnat's chuff expr. cimri
tight as a gnat's chuff expr. pinti