barely - Turc Anglais Dictionnaire

barely

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

barely — Definition

Signification:
zar zor, neredeyse hiç
Prononciation (IPA):
(AmE /ˈberli/ – BrE /ˈbeəli/)
Partie du discours:
Zarf
Synonymes:
scarcely, hardly, only just
Antonymes:
amply, fully, comfortably

Sens de "barely" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 22 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
barely adv. zar zor
She had previously been incarcerated in federal prison and I barely remembered her.
Daha önce federal hapishanede hapsedilmişti ve onu zar zor hatırladım.

More Sentences
barely adv. ancak
The imagination is barely capable of understanding the consequences of another 60 years of a galloping HIV epidemic.
Hayal gücü, 60 yıl daha dörtnala giden bir HIV salgınının sonuçlarını anlamaya ancak yetiyor.

More Sentences
General
barely adv. güçbela
I can barely see it.
Onu güçlükle görüyorum.

More Sentences
barely adv. çok az
It has barely been used and is like new.
Çok az kullanılmış olup yeni gibidir.

More Sentences
barely adv. hemen hemen hiç
He barely speaks to me anymore.
O artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.

More Sentences
barely adv. zor
He barely escaped being hit and killed by a car.
Bir arabanın çarpıp öldürmesinden zor kurtuldu.

More Sentences
barely adv. anca
It's barely been two months since the accident.
Kazanın üzerinden iki ay anca geçmiştir.

More Sentences
barely adv. zar zor
She had previously been incarcerated in federal prison and I barely remembered her.
Daha önce federal hapishanede hapsedilmişti ve onu zar zor hatırladım.

More Sentences
barely adv. hemen hemen
barely adv. çok çok az
barely adv. açıkça
barely adv. dar
barely adv. dar darına
barely adv. sadece
barely adv. zoraki
barely adv. gücü gücüne
barely adv. kıtı kıtına
barely adv. açık bir şekilde
barely adv. gizlenmeden
barely adv. daha … bile
barely adv. neredeyse hiç
Gastronomy
barely adv. belli belirsiz

Sens de "barely" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 60 résultat(s)

Anglais Turc
General
be barely sufficient v. kıtı kıtına yetişmek
barely win (the race) v. zar zor kazanmak (yarışı)
barely recuperate v. yeni yeni kendine gelmek
barely recover v. yeni yeni kendine gelmek
barely escape drowning v. boğulma tehlikesi atlatmak
barely escape drowning v. boğulma tehlikesi geçirmek
be barely able to stand at the funeral v. cenazede güçlükle ayakta durabilmek
barely had enough gas money to come v. gelmek için benzin parasını zar zor denkleştirmek
manage one's existence barely v. kıt kanaat geçinmek
barely escape with one’s life v. hayatını zor kurtarmak
barely visible adj. zar zor görünebilen
barely accepted adj. zorla kabul edilmiş/edilen
barely enough adj. zar zor yeterli
barely enough adj. ancak yeterli
just barely adv. zor bela
just barely adv. gücü gücüne
barely...when adv. -er...-mez
Colloquial
barely make it v. ucu ucuna geçmek
barely make it v. kıl payı tamamlamak
barely make it v. zar zor bitirmek
barely make it v. güçlükle tamamlamak
barely make it v. son anda bitirmek
barely make it v. ucu ucuna yetiştirmek
barely make it v. zar zor yetişmek
to barely make it v. güçlükle tamamlamak
to barely make it on time v. kıl payı yetişmek
to barely make it v. son anda yetişmek
to barely make it v. son anda bitirmek
to barely make it v. zar zor yetişmek
to barely make it on time v. zar zor yetişmek
to barely make it v. kıl payı yetişmek
to barely make it on time v. ucu ucuna yetişmek
to barely make it on time v. son anda yetişmek
to barely make it v. ucu ucuna yetişmek
to barely make it v. zar zor bitirmek
to barely make it v. ucu ucuna geçmek
to barely make it v. kıl payı tamamlamak
Idioms
barely put one foot in front of the other v. adım atacak hali olmamak
can barely hear yourself think v. gürültüden adeta kendi sesini duyamamak
barely make both ends meet v. kıt kanaat geçinmek
barely make both ends meet v. zar zor geçinmek
barely make both ends meet v. ayın sonunu zor getirmek
barely make it on time v. zar zor yetişmek
barely make it on time v. son anda bitirmek
barely make it on time v. ucu ucuna yetiştirmek
barely make it on time v. kıl payı tamamlamak
can barely hear (oneself) think v. (gürültüden) kendi sesini duyamamak
can barely hear (oneself) think v. (kargaşadan/gürültüden) sağlıklı düşünememek
can barely hear (oneself) think v. (gürültüden) konsantre olamamak
Speaking
we barely spoke expr. iki çift lafı zor ettik
you just barely beat me out! expr. beni zar zor geçtin/yendin!
I barely came home expr. zar zor eve geldim
he barely escaped with his life expr. hayatını zor kurtarmış
he barely escaped with his life expr. hayatını zor kurtardı
we barely stay afloat expr. zor ayakta duruyoruz
we barely know each other expr. birbirimizi daha yeni tanıyoruz
we barely know each other expr. birbirimizi az tanıyoruz
though just barely expr. zar zor olsa da
though just barely expr. zar zor da olsa
I can barely afford for my bills expr. faturalarımı zar zor ödüyorum