way - Turc Anglais Dictionnaire

way

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

way — Definition

Signification:
yol, yöntem
Prononciation (IPA):
(AmE /weɪ/ – BrE /weɪ/)
Partie du discours:
İsim: way (ways)
Synonymes:
method, route
Antonymes:
dead end, obstacle

Sens de "way" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 99 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
way n. yol
He walked all the way to the train station.
Tren istasyonuna kadarki yolu baştan başa yürüdü.

More Sentences
way n. taraf
We look this way, then we turn to the other side.
Bu tarafa bakıyoruz, sonra diğer tarafa dönüyoruz.

More Sentences
way n. gidişat
Finally, I welcome very much the way this debate has gone.
Son olarak, bu tartışmanın gidişatını memnuniyetle karşılıyorum.

More Sentences
way n. yön
Remember to look both ways before crossing the street.
Karşıdan karşıya geçmeden önce her iki yöne de bakmayı unutmayın.

More Sentences
way n. tarz
Their whole way of using violence is the way of fascism.
Şiddet kullanma tarzları tamamen faşizm tarzıdır.

More Sentences
way n. yöntem
There are lessons to be learnt regarding the second British and Dutch way.
İkinci İngiliz ve Hollanda yöntemi ile ilgili olarak çıkarılması gereken dersler var.

More Sentences
way n. usul
In my opinion, this is the Swiss way.
Bence bu İsviçre usulü.

More Sentences
way n. yapılış şekli
General
way n. gidişat
Finally, I welcome very much the way this debate has gone.
Son olarak, bu tartışmanın gidişatını memnuniyetle karşılıyorum.

More Sentences
way n. biçim
The cake was moist and fluffy – just the way you like it.
Kek nemli ve kabarıktı; tam da istediğiniz biçimde.

More Sentences
way n. davranış tarzı
I take it you don't approve of the way Tom's been behaving.
Anladığım kadarıyla Tom'un davranış tarzını onaylamıyorsun.

More Sentences
way n. yer
It's turtles all the way down.
Her yerde kaplumbağalar var.

More Sentences
way n. davranış
The way in which Europe and our Council treat this country is hypocritical.
Avrupa'nın ve Konseyimizin bu ülkeye davranış biçimi ikiyüzlüdür.

More Sentences
way n. şekil
The way he stares at you gives me the creeps.
Sana gözünü dikip bakma şekli tüylerimi ürpertiyor.

More Sentences
way n. huy
He's nearly 70 years old; I don't expect him to change his ways.
Neredeyse 70 yaşında; ondan huylarını değiştirmesini beklemiyorum.

More Sentences
way n. tarz
Their whole way of using violence is the way of fascism.
Şiddet kullanma tarzları tamamen faşizm tarzıdır.

More Sentences
way n. durum
Either way it has been a long process.
Her iki durumda da bu uzun bir süreç olacaktır.

More Sentences
way n. hal
I think I liked your hair better the way it was before.
Sanırım saçının önceki halini daha çok sevmiştim.

More Sentences
way n. usul
In my opinion, this is the Swiss way.
Bence bu İsviçre usulü.

More Sentences
way n. ilerleme
A caravan of fifty camels slowly made its way through the desert.
Elli develi bir kervan, çölde yavaş yavaş ilerliyordu.

More Sentences
way n. yöntem
There are lessons to be learnt regarding the second British and Dutch way.
İkinci İngiliz ve Hollanda yöntemi ile ilgili olarak çıkarılması gereken dersler var.

More Sentences
way n. bakım
He is a perfect boyfriend in every way.
O her bakımdan mükemmel bir erkek arkadaş.

More Sentences
way n. yol
He walked all the way to the train station.
Tren istasyonuna kadarki yolu baştan başa yürüdü.

More Sentences
way n. yön
Remember to look both ways before crossing the street.
Karşıdan karşıya geçmeden önce her iki yöne de bakmayı unutmayın.

More Sentences
way n. taraf
We look this way, then we turn to the other side.
Bu tarafa bakıyoruz, sonra diğer tarafa dönüyoruz.

More Sentences
way n. yol yordam
There is always a right way to tell the facts.
Doğruları söylemenin bir yolu yordamı vardır.

More Sentences
way n. yer
It's turtles all the way down.
Her yerde kaplumbağalar var.

More Sentences
way n. ilerleme
A caravan of fifty camels slowly made its way through the desert.
Elli develi bir kervan, çölde yavaş yavaş ilerliyordu.

More Sentences
way adv. çok
Her grades are way above the class average.
Notları sınıf ortalamasının çok üstünde.

More Sentences
way adv. aşırı
For 30 years, we have failed to curb overfishing in any real way.
30 yıldır aşırı avlanmayı gerçek anlamda engelleyemedik.

More Sentences
way adv. fazla
The proposals before us are sensitive and emotive in more ways than one.
Önümüzdeki teklifler birden fazla açıdan hassas ve duygusaldır.

More Sentences
Technical
way n. taraf
We look this way, then we turn to the other side.
Bu tarafa bakıyoruz, sonra diğer tarafa dönüyoruz.

More Sentences
way n. yön
Remember to look both ways before crossing the street.
Karşıdan karşıya geçmeden önce her iki yöne de bakmayı unutmayın.

More Sentences
way n. tür
We welcome these steps and are prepared to support them in any way necessary.
Bu adımları memnuniyetle karşılıyoruz ve gerekli her türlü desteği vermeye hazırız.

More Sentences
way yol
He walked all the way to the train station.
Tren istasyonuna kadarki yolu baştan başa yürüdü.

More Sentences
Automotive
way yol
He walked all the way to the train station.
Tren istasyonuna kadarki yolu baştan başa yürüdü.

More Sentences
General
way n. vasıta
way n. halet
way n. zagon
way n. tarik
way n. yordam
way n. uzaklık
way n. gidiş
way n. adet
way n. çare
way n. itiyat
way n. minval
way n. yan
way n. racon
way n. husus
way n. yapılış şekli
way n. iş alanı
way n. çığır
way n. erkan
way n. adap
way n. gelenek
way n. suret
way n. cihet
way n. kayıp
way n. civar
way n. mesafe
way n. bir şeyi istediği gibi yapabilme
way n. canı istediği gibi hareket etme
way n. olasılık
way n. olası karar
way n. olası hareket
way n. olası sonuç
way n. iyi geçinebilme
way n. katılımcı
way n. hareket özgürlüğü
way n. fırsat, şans
way n. küçük ve dar sokak
way n. gemi kızağı
way n. kılavuz
way adv. uzağa
Law
way n. zorunlu geçit hakkı
way n. geçit hakkı
way n. yol hakkı
way n. (bir kimsenin mülkünden) yasal geçiş hakkı
way n. yasal geçiş hakkının olduğu bir yol
way n. üzerinden umumi bir yolun geçtiği toprak
way n. tren yolunun geçtiği toprak
way n. elektrik, doğal gaz gibi kamu hizmetleri için kullanılan toprak
Technical
way n. (valf) uç
way n. (şalter) çalışma pozisyonu
way n. geminin üzerinde inşa edildiği ahşap yapı
way n. makinedeki kılavuz yüzey
way n. kılavuz yapı
way n. ortak özelliklere sahip olan bir grup
way n. kategori
way n. tanım
way n. (gemi, tekne) sudaki hız
way n. hareket
way n. hız
Textile
way n. kumaşta ipliklerin yönü
Astronomy
way n. geceleri gökyüzünde görülen yola benzer ışık kuşağı
Religious
way n. bir dine uygun olarak benimsenen davranış, tutum ve yaşam tarzı
way n. hristiyanlık
way n. bir navaho dini töreni

Sens de "way" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
way out n. çıkar yol
half-way line n. orta saha çizgisi
half-way line n. santra çizgisi
by the way adv. bu arada
all the way adv. sonuna kadar
in a messy way adv. dağınıkça
by way of prep. üzerinden
by way of prep. aracılığıyla
by way of prep. vasıtasıyla
by way of prep. kanalıyla
by way of prep. yolu ile
by way of prep. vasıtası ile
General
common way n. orta yol (anlaşma vb)
way of using n. kullanış
the right way n. hak yolu
the way n. yapma şekli
way in n. giriş
way back n. dönüş
way out n. çözüm
carriage way n. araba yolu
right of way n. mürur hakkı
carriage way n. yolun özellikle taşıtlar için ayrılmış kısmı
pedestrian way n. yaya kaldırımı
roundabout way n. dolambaçlı yol
right of way n. geçiş hakkı
way of life n. yaşam tarzı
right of way n. otoyol hakkı
a way out n. çözüm yolu
way of reading n. okunuş
way of thinking n. düşünüş
right of way n. geçiş üstünlüğü
right of way n. trafik geçiş hakkı
way of seizing n. kapış
single way anova n. tek yollu anova
milky way n. samanyolu
the right way n. doğru yol
way of sitting n. oturuş
a long way to hoe n. zahmetli iş
way of speaking n. söyleyiş
way in n. girilecek yol
three way anova n. üç yollu anova
way of life n. yaşam biçimi
way of behaviour n. davranış biçimi
the wrong way round n. ters
a good way n. çok uzak
way of thinking n. düşünce biçimi
taxi way n. taksi yolu
way of life n. gidiş
milky way n. gökdere
way of living n. yaşayış
way of searching n. arayış
the way n. yapılış şekli
way out n. çıkış yolu
the way n. yöntem
right of way n. yol geçen arazi parçası
way out n. çıkış
water way n. nehir yolu
the right way do (something) n. yol yöntem
the right way do (something) n. yol yordam
right of way n. geçit hakkı
right of way n. irtifak hakkı
the milky way n. kehkeşan
way of thinking n. düşünme tarzı
jewish way of life n. yahudi yaşam tarzı
way home n. evin yolu
right-of-way fight n. yol verme kavgası
the way of work n. çalışma şekli
middle way n. ikisinin ortası
middle way n. ikisi ortası
way of dressing n. giyim tarzı
way of behaviour n. davranış şekli
way of behaving n. yol
the right way to do (something) n. yol erkan
searching for the right way n. hidayet
the way of thinking n. düşünme şekli
cart way n. araba yolu
covered way n. örtülü yol
by-way n. dolaşık yol
half-way house n. uzlaşma
half-way house n. aşama
by-way n. gizli yol
by-way n. yan yol
four-way n. dört yönde geçit veren
by-way n. karanlık yol
one-way ticket n. gidiş bileti
two-way communication n. ikili iletişim
one-way rental n. tek yönlü kiralama
one-way slope n. tek yönlü eğim
one-way ticket n. dönüş bileti
one-way ticket n. tek gidiş bileti
two-way radio n. alıcı verici
one-way street n. tekyönlü yol
two-way communication n. çift yönlü iletişim
one-way traffic n. tek yönlü trafik
underground way n. tünel
way heave n. geçit hakkı
a good way n. hayli mesafe
water way n. su yolu
way out n. yol çıkışı
way in n. yol girişi
the way of dressing n. giyim şekli
escape way n. çıkış yolu
easy way of doing something n. bir işi yapmanın kolay yolu
way station n. ara istasyon
way station n. ara durak
islamic way of life n. islami hayat biçimi
islamic way of life n. islami hayat tarzı
the only way to escape n. kurtulmanın tek yolu
the easiest way n. en kolay yol
milky way galaxy n. samanyolu galaksisi
way of communication n. iletişim biçimi
way of learning n. öğrenme şekli
way of addressing n. hitap şekli
way of addressing n. hitap terimi
the best way to learn language n. dil öğrenmenin en iyi yolu
the right way n. hidayet
outdated way n. çağdışı yöntem/yol
convenient way n. uygun yol
bike way n. bisiklet yolu
way of thinking n. düşünme biçimi
way of thinking n. düşünce tarzı
the worst way to die n. en kötü ölüm şekli
particular way n. belli bir yol/biçim
third way n. üçüncü yol
public way n. halka açık yol
traditional way n. geleneksel yol
race way n. su yatağı
race way n. kanal
race way n. su kanalı
race way n. su oluğu
race way n. su arkı
different way of saying n. başka bir şekilde söyleniş
the hard way n. zor yoldan
the entire way n. bütün yol boyunca
the whole way n. bütün yol boyunca
two-way street n. karşılıklı özveri gerektiren ilişki
the american way n. amerikan tarzı
american way n. amerikan tarzı
asking the way n. yol tarifi isteme
each way n. at yarışında bahisçinin oynadığı at birinci, ikinci veya üçüncü olursa para kazandığı bahis
best way possible n. en iyi yöntem
way [dialect] n. neden
way [dialect] n. sebep
right–of–way n. öncelik hakkı
way-out [uk] n. çıkış
half-way house n. orta nokta
half-way house n. yarıyol hanı
half-way house n. uyum evi
(the) right of way n. geçiş üstünlüğü
(the) right of way n. trafik geçiş hakkı