close - Turc Anglais Dictionnaire

close

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

close — Definition

Signification:
yakın, kapatmak
Prononciation (IPA):
(AmE /kloʊs/ – BrE /kləʊs/)
Partie du discours:
Sıfat: close; Fiil: close (closes – closed – closing)
Synonymes:
shut (contextual)
Antonymes:
open

Sens de "close" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
close v. kapatmak
We must respond quickly because we cannot close our eyes to the dramas currently being played out in our Member States.
Hızlı bir şekilde yanıt vermeliyiz çünkü şu anda Üye Devletlerimizde yaşanan dramlara gözlerimizi kapatamayız.

More Sentences
close v. kapamak
Close your eyes and picture a Dodge Challenger.
Gözlerinizi kapatın ve bir Dodge Challenger hayal edin.

More Sentences
close adj. yakın
This close collaboration is ongoing.
Bu yakın iş birliği devam ediyor.

More Sentences
General
close n. son
The Danish Presidency is now drawing to a close.
Danimarka Dönem Başkanlığı artık sona eriyor.

More Sentences
close n. sonuç
It is important that we finally, after five long years, bring this to a close.
Beş uzun yılın ardından nihayet bu konuyu bir sonuca bağlamamız önemlidir.

More Sentences
close n. kapanış
According to the Mayans, the close of the first cycle is the completion of the Galactic Year.
Mayalara göre, ilk döngünün kapanışı Galaktik Yılın tamamlanmasıdır.

More Sentences
close v. yaklaşmak
Allied armies are closing on the Nazi capital Berlin.
Müttefik orduları Nazi başkenti Berlin'e yaklaşıyor.

More Sentences
close v. son vermek
May I close by thanking all the honourable Members for the tone of this debate.
Tüm saygıdeğer Üyelere bu tartışmanın üslubu için teşekkür ederek sözlerime son verebilir miyim?

More Sentences
close v. bitirmek
Before I close, though, let me tell you about my grandmother.
Bitirmeden önce size büyükannemden bahsedeyim.

More Sentences
close v. örtmek
Will you close the door, please?
Lütfen kapıyı örter misin?

More Sentences
close v. kapatmak
We must respond quickly because we cannot close our eyes to the dramas currently being played out in our Member States.
Hızlı bir şekilde yanıt vermeliyiz çünkü şu anda Üye Devletlerimizde yaşanan dramlara gözlerimizi kapatamayız.

More Sentences
close v. kapamak
Close your eyes and picture a Dodge Challenger.
Gözlerinizi kapatın ve bir Dodge Challenger hayal edin.

More Sentences
close v. kapanmak
Dangerous nuclear plants in Lithuania, Slovakia and Bulgaria will only close if this is paid for by the EU.
Litvanya, Slovakya ve Bulgaristan'daki tehlikeli nükleer santraller ancak AB tarafından ödenirse kapanacak.

More Sentences
close v. sona ermek
That brings our extraordinary debate to a close.
Böylece olağanüstü tartışmamız sona ermiştir.

More Sentences
close adj. samimi
How close are you to her?
Onunla ne kadar samimisiniz?

More Sentences
close adj. birbirine yakın
Tom and I don't live close to each other.
Tom ve ben birbirimize yakın yaşamayız.

More Sentences
close adj. sinekkaydı
He uses an old-fashioned razor, with shaving cream, for a closer shave.
Daha sinekkaydı bir tıraş için tıraş kremiyle birlikte eski moda bir tıraş bıçağı kullanıyor.

More Sentences
close adj. yakın
This close collaboration is ongoing.
Bu yakın iş birliği devam ediyor.

More Sentences
close adv. yakından
We are keeping a close eye on this issue to ensure that animal welfare standards are kept up.
Hayvan refahı standartlarının korunmasını sağlamak için bu konuyu yakından takip ediyoruz.

More Sentences
close adv. yakından
We are keeping a close eye on this issue to ensure that animal welfare standards are kept up.
Hayvan refahı standartlarının korunmasını sağlamak için bu konuyu yakından takip ediyoruz.

More Sentences
close adv. yakın duran
He took out the knife and looked into the eyes of his father’s ghost, who stood close by.
Bıçağı çıkardı ve yakınında duran babasının hayaletinin gözlerinin içine baktı.

More Sentences
Technical
close v. kapatmak
We must respond quickly because we cannot close our eyes to the dramas currently being played out in our Member States.
Hızlı bir şekilde yanıt vermeliyiz çünkü şu anda Üye Devletlerimizde yaşanan dramlara gözlerimizi kapatamayız.

More Sentences
Textile
close v. kapatmak
We must respond quickly because we cannot close our eyes to the dramas currently being played out in our Member States.
Hızlı bir şekilde yanıt vermeliyiz çünkü şu anda Üye Devletlerimizde yaşanan dramlara gözlerimizi kapatamayız.

More Sentences
Marine
close v. yakınından geçmek
An asteroid passed close to Earth on Saturday.
Cumartesi günü bir asteroit Dünya'nın yakınından geçti.

More Sentences
close v. yaklaşmak
Allied armies are closing on the Nazi capital Berlin.
Müttefik orduları Nazi başkenti Berlin'e yaklaşıyor.

More Sentences
General
close n. avlu
close n. avlu (okul, kilise)
close n. göğüs göğüse kavga
close n. nihayet
close n. geçit
close n. sonsöz
close n. can yoldaşı
close n. mezarlık geçidi
close n. katedral alanı
close n. kilise avlusu
close n. çıkmaz sokak
close n. kapalı yer
close n. çok yaklaşma
close n. kapatma
close n. toplantı yeri
close n. buluşma yeri
close n. gösterinin son bölümü
close v. anlaşmak
close v. kilitlemek
close v. perde çekmek
close v. uzlaşmak
close v. yummak (göz)
close v. kesmek
close v. sürgülemek
close v. birleşmek
close v. birleştirmek
close v. çevirmek
close v. doldurmak
close v. ağzını tıkamak
close v. kullanıma kapatmak
close v. bitmek
close v. algılayamaz hale getirmek
close v. erişilmez kılmak
close v. (sürü, ırk) dış soylara kapatmak
close adj. dikkatli
close adj. bağlantılı
close adj. kasvetli
close adj. hasis
close adj. sıkıntılı (havalı)
close adj. havasız
close adj. kapalı
close adj. sınırlı
close adj. sıkışık
close adj. kapatılmış
close adj. sıkı fıkı
close adj. fazla ağzı sıkı
close adj. sıkı
close adj. cimri
close adj. ketum
close adj. dar
close adj. mahrem
close adj. sık
close adj. mahdut
close adj. bunaltıcı
close adj. amansız
close adj. ağır
close adj. detaylı
close adj. yanaşık
close adj. sıkıntılı (hava)
close adj. sıkı ağızlı
close adj. sıkıntılı
close adj. saklı
close adj. yakın (arkadaş)
close adj. kıt
close adj. içli dışlı
close adj. bitişik
close adj. boğucu
close adj. (hava) sıkıntılı
close adj. aslına uygun
close adj. doğru
close adj. gizli
close adj. mühürlü
close adj. yüzeye yakın
close adj. kısa
close adj. bir şeyin kıyısında olan
close adj. eli kulağında
close adj. çok dikkatli
close adj. çok titiz
close adj. ihtimamlı
close adj. tam
close adj. eksiksiz
close adj. dar
close adj. kısıtlı
close adj. kalabalık
close adj. çok sınırlı
close adj. katı bir şekilde korunan
close adj. kolay kazanılmayan
close adj. kıt
close adj. nadir
close adj. sıkışık
close adj. yoğun
close adj. neredeyse eşit
close adj. orijinalinden sapmayan
close adj. incelenen konudan sapmayan
close adj. tamamen mantıklı
close adj. doğruluktan sapmayan
close adj. net
close adv. civarında
close adv. sularında
close adv. sıkıca
close adv. dikkatli bir şekilde
Idioms
close expr. yaklaştın ama yapamadın
Trade/Economic
close n. kapanış değeri
close v. işlemler bittiğinde belirli bir tutardan fiyatlandırılmak
Law
close n. (genellikle etrafı çevrili) özel mülk
Technical
close adj. hemen hemen eşit
Computer
close expr. kapat
Electric
close v. elektrik devresini tamamlamak
Marine
close adv. mümkün olduğunca rüzgarın estiği yöne doğru yelken açmak
Medical
close v. (açık yarayı) kapatmak
Linguistics
close v. (dilbilimsel yapıyı) ek alamaz hale getirmek
close adj. dar
close adj. kapalı
close adj. (ünlü harf) dil damağa yakın bir şekilde söylenen
close adj. çok sayıda noktalama işareti içeren
Hunting
close adj. (avlanılabilecek hayvan türü) kısıtlanmış
close adj. avlanması yasaklanmış
Sport
close v. (beyzbol, golf) kapalı duruşa geçmek
close adj. (futbol, hokey gibi oyun tarzı) kısa paslar içeren
Baseball
close v. liderliğini ortaya koyarak oyunu bitirmek
close v. maça imzasını atmak
Music
close n. müzikte kapanış bölümü
close n. kadans
Archaic
close v. etrafını kuşatmak
close v. etrafını sarmak

Sens de "close" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
close down v. kapatmak
General
close coupling n. sabit bağlantı
close shot n. yakın plan çekim
close call n. dar kurtulma
close packed hexagonal structure n. sıkıdolmuş altıgensel yapı
the close of the day n. günün sonu
close relative n. yakın akraba
close packed structure n. kompakt yapı
a close shave n. kıl payı kurtulma
a close shave n. kıl payı kurtuluş
close shave n. sinekkaydı tıraş
close combat n. göğüs göğüse çarpışma
close reading n. yakın okuma
close down routine n. kapanış yordamı
close resemblance n. yakın benzerlik
close protection officer n. yakın koruma (memuru)
close friend n. yakın arkadaş
close haircut n. kısa saç tıraşı
close contact n. dirsek teması
close corporation n. aile şirketi
close friend n. canciğer dost
close range target n. kısa menzil hedefi
close up n. samimi anlatım
close up n. yakın görüş
close of the year n. yıl sonu
close contact n. sıcak temas
close attention n. tam dikkat
close attention n. pür dikkat
close surveillance n. sıkı inceleme
close inspection n. sıkı inceleme
close relation n. sıkı ilişki
close expression n. kapalı ifade
close relationship n. sıkı ilişki
close proximity n. en yakınlık
close proximity n. çok yakınlık
close attention n. büyük itina
close relation n. yakın münasebet
close contact n. yakın temas
close combat n. sıcak çatışma
close follower n. yakın takipçi
big close-up n. baş plan
big close-up n. yakın çekim
close-lipped n. kapalı kutu
contract close-out n. sözleşmenin kapatılması
close-tongued n. kapalı kutu
close-out n. tasfiye
close-out inspection n. en sonda yapılan denetim
close-up n. yakından çekilen fotoğraf
extreme close-up n. ayrıntı çekimi
close-up n. çok yakından alınan fotoğraf
close set eyes n. birbirine yakın olan gözler
social close-knit n. sosyal kapanma
close similarity n. yakın benzerlik
close touch n. yakından temas
close touch n. yakın temas
close tie n. yakın bağ
close follow-up n. yakın takip
manor close n. köşk çıkmazı
manor close n. malikane çıkmazı
close interest n. yakın ilgi
close interest n. yakın alaka
a close friend n. yakın arkadaş
a close friend n. yakın bir arkadaş
close friends n. yakın arkadaşlar
close friend n. sıkı dost
close friends n. sıkı arkadaşlar
close friend n. sıkı arkadaş
close contest n. dişe diş kapışma
close friendship n. yakın dostluk
close analogy n. yakın benzeşim
close analogy n. yakın benzeştirme
close encounter n. yakın temas
getting emotionally close n. duygusal olarak yakınlaşma
someone's close circle of friends n. (birinin) yakın arkadaş çevresi
close-knit family n. yakın/birbirine kenetlenmiş aile
scheduled close n. programlanan kapanış
close-up n. yakın plan
close link n. yakın bağlantı
close look n. yakından bakış
close cooperation n. sıkı işbirliği
close bond n. yakın bağ
close link n. yakın ilişki
close monitoring n. yakın izleme
close meaning n. yakın anlam
close watch n. yakın takip
close watch n. yakin izleme
bringing close together n. yakınlaştırma
close quarters n. dikkatle inceleme
close quarters n. rahatsız edici derecede yakın durma
close-quarter fighting n. yakın dövüş
close quarters n. içine düşecek gibi durma
close-up n. samimi ve kısa biyografi
close quarters n. yakın dövüş
close-up n. yakın mesafe efekti vermek için yükseltilmiş ses
close quarters n. içine düşecek gibi durma
close [uk] n. dar yol
close [uk] n. dar geçit
complimentary close n. mektubun imzadan önce saygı, sevgi bildiren kısmı
couple-close n. (hanedan armalarında) ters v şekline paralel duran ince çizgi
keep a close watch on v. sıkı bir gözetim altında tutmak
come to close quarters v. cenkleşmek
close a subject v. defteri kapamak
close the session v. celseyi kapamak
stand close examination v. yakından incelemeye gelmek
close in on v. kuşatmak
hold close v. yakında tutmak
the close of the day v. kapamak
the close of the day v. bitirmek
keep oneself close v. sallanmak
the close of the day v. doldurmak
draw to a close v. bitmek
close one's mouth v. ağzını kapamak
close up v. kapanmak
have a close call v. kıl payı kurtulmak
be very close with v. samimi olmak
come to close quarters v. göğüs göğüse dövüşmek
close up v. kapatmak (işyerini)
close one's eyes v. gözünü kapamak
close out v. tahliye etmek
the close of the day v. tıkamak
come close v. sokulmak
the close of the day v. sona ermek
half close v. aralık bırakmak
be locked in a close embrace v. sarmaş dolaş olmak
close one's eyes to v. aldırmamak
the close of the day v. son vermek
bring close together v. bir araya getirmek
close one's eyes to v. önemsememek
draw close v. yanaşmak
close out v. indirimli satmak
be close together v. sıklaşmak
take a close interest in v. yakından ilgilenmek
draw close v. yaklaşmak
come close to v. yaklaşmak
come to a close v. bitmek
close the deal v. anlaşmaya varmak
the close of the day v. kapatmak
be a close friendship between v. arasından su sızmamak
close up v. birbirine yaklaşmak
close out v. tasfiye etmek
bring to a close v. sona erdirmek
close down v. kesilmek
close up v. kapamak
close one's eyes to v. göz yummak
close one's eyes to v. görmezlikten gelmek
stand close examination v. kurcalamaya gelmek
press somebody close v. baskı altında tutmak
give close attention to v. itina etmek
become close to v. yakınlık duymak
close off v. hesabı kapatmak