close - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

close

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "close" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 86 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
close v. kapamak
close v. kapatmak
close adj. yakın
General
close v. kapanmak
close v. kapatmak
close v. çevirmek
close v. kapamak
close v. yummak (göz)
close v. perde çekmek
close v. sürgülemek
close v. birleştirmek
close v. uzlaşmak
close v. anlaşmak
close v. bitirmek
close v. son vermek
close v. örtmek
close v. kesmek
close v. yaklaşmak
close v. kilitlemek
close v. birleşmek
close n. sonuç
close n. çıkmaz sokak
close n. kilise avlusu
close n. nihayet
close n. can yoldaşı
close n. katedral alanı
close n. mezarlık geçidi
close n. sonsöz
close n. son
close n. kapanış
close n. göğüs göğüse kavga
close n. geçit
close n. avlu (okul, kilise)
close n. avlu
close adj. sıkıntılı (hava)
close adj. dar
close adj. içli dışlı
close adj. mahrem
close adj. sıkı
close adj. kıt
close adj. yakın (arkadaş)
close adj. amansız
close adj. samimi
close adj. saklı
close adj. sıkışık
close adj. kasvetli
close adj. (hava) sıkıntılı
close adj. ketum
close adj. sinekkaydı
close adj. aslına uygun
close adj. sınırlı
close adj. bunaltıcı
close adj. mahdut
close adj. sık
close adj. yakın
close adj. sıkı fıkı
close adj. kapalı
close adj. birbirine yakın
close adj. doğru
close adj. havasız
close adj. boğucu
close adj. detaylı
close adj. mühürlü
close adj. sıkıntılı (havalı)
close adj. bitişik
close adj. cimri
close adj. fazla ağzı sıkı
close adj. sıkı ağızlı
close adj. sıkıntılı
close adj. gizli
close adj. ağır
close adj. hasis
close adj. dikkatli
close adj. bağlantılı
close adj. yanaşık
close adj. kapatılmış
close adv. yakından
Idioms
close yaklaştın ama yapamadın
Trade/Economic
close kapanış değeri
Technical
close hemen hemen eşit
close kapatmak
Computer
close kapatma kapalı
close kapat
Textile
close kapatmak
Linguistics
close dar
close kapalı

Bedeutungen, die der Begriff "close" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
close down v. kapatmak
General
(shoot a weapon) at close range v. yakın mesafeden ateş etmek
(wound) to close v. yara kapanmak
be a close follower v. yakın takipçisi olmak
be a close friendship between v. arasından su sızmamak
be close to v. yakını olmak
be close to v. -e yakın olmak
be close to tears v. neredeyse ağlamak
be close together v. sıklaşmak
be close-bodied v. vücuda tam oturmak
be locked in a close embrace v. sarmaş dolaş olmak
be very close with v. samimi olmak
become close v. yakınlaşmak
become close relatives v. et tırnak olmak
become close to v. yakınlık beslemek
become close to v. yakınlık duymak
bring close together v. biraraya getirmek
bring to a close v. sonuna getirmek
bring to a close v. sona erdirmek
brought close together v. biraraya getirmek
close a deal v. anlaşmaya varmak
close a deal v. işi bitirmek
close a file v. dosyayı kapatmak
close a party v. parti kapatmak
close a party v. parti kapamak
close a subject v. defteri kapamak
close all the way v. tam kapanmak
close down v. kapanmak (işyeri)
close down v. kapanmak
close down v. kapamak (işyerini)
close down v. kesilmek
close down v. kesmek
close down v. kapamak
close down v. kapatmak (işyerini)
close down (a business) v. kapısına kilit vurmak
close down (a business) v. kepenk indirmek
close firmly v. sıkıca kapatmak
close firmly v. sıkı kapatmak
close in v. kuşatmak
close in v. sarmak
close in v. ortalık kararmak
close in on v. kuşatmak
close in on v. etrafını çevirmek
close off v. hesabı kapatmak
close one's doors v. kapılarını kapatmak
close one's eyes v. gözlerini kapamak
close one's eyes v. gözünü kapamak
close one's eyes v. göz yummak
close one's eyes to v. göz yummak
close one's eyes to v. önemsememek
close one's eyes to v. aldırmamak
close one's eyes to v. görmemezlikten gelmek
close one's eyes to the world v. dünyaya gözlerini kapamak
close one's eyes to the world v. dünyaya gözlerini yummak
close one's mouth v. ağzını kapamak
close out v. tasfiye etmek
close out v. tahliye etmek
close out v. boşaltmak
close out v. elden çıkarmak
close out v. hepsini satmak
close out v. indirimli satmak
close temporarily v. tatil etmek
close the business v. işi kapamak
close the business v. işlere son vermek
close the community centres v. halkevlerini kapatmak
close the deal v. anlaşmaya varmak
close the deficit v. açığı kapamak
close the door v. kapıyı kapatmak
close the door v. kapıyı kapamak
close the exit v. çıkışı kapatmak
close the file v. dosyayı kapatmak
close the gap v. açığı kapatmak
close the gap v. farkı kapatmak
close the gap v. puan farkını azaltmak
close the market v. pazarı kapatmak
close the market v. piyasayı kapatmak
close the meeting v. toplantıyı kapamak
close the meeting v. toplantıya son vermek
close the order v. siparişi kapatmak
close the ranks v. safları sıklaştırmak
close the session v. celseyi kapamak
close the shop v. dükkanı kapatmak
close the window v. pencereyi kapamak
close the window v. pencereyi kapatmak
close the window v. pencere kapatmak
close tightly v. sıkıca kapatmak
close tightly v. sıkı kapatmak
close up v. kapamak
close up v. kapamak (işyerini)
close up v. geçici olarak kapatmak
close up v. kapatmak (işyerini)
close up v. kapanmak (işyeri)
close up v. birbirine yaklaşmak
close up v. kapanmak
close up a shop v. kepenk kapatmak
close up shop v. işyerini kapatmak (iş gününün bitiminde)
close with v. uzlaşmak
close with v. anlaşmaya varmak
close-fit v. vücuduna tam oturmak
close-fit v. vücuda tam oturmak
come close v. neredeyse/yaklaşık (bir şeyle) aynı/benzer olmak
come close v. yapmak
come close v. sokulmak
come close v. (bir şeyi) neredeyse yapacak olmak
come close to v. yaklaşmak
come close to v. yakınlaşmak
come to a close v. sona ermek
come to a close v. bitmek
come to close quarters v. göğüs göğüse dövüşmek
come to close quarters v. cenkleşmek
devote close attention to v. yakın ilgi göstermek
draw close v. yaklaşmak
draw close v. yanaşmak
draw to a close v. sona ermek
draw to a close v. bitmek
draw to the close v. hitam bulmak
draw to the close v. sona ermek
draw to the close v. bitmek
establish close contact v. sıcak temas sağlamak
establish close contact with someone v. biri ile sıcak temas sağlamak
feel close to v. yakın hissetmek
follow too close v. çok yakın mesafeden takip etmek
get close v. yakınlaşmak
get close v. yaklaşmak
give close attention to v. yakın ilgi göstermek
give close attention to v. itina etmek
half close v. aralık bırakmak
have a close call v. kıl payı kurtulmak
hold close v. yakında tutmak
keep (something) close to one's chest v. bir şeyi sır olarak tutmak
keep (something) close to one's chest v. bir şeyi gizli tutmak
keep a close watch on v. sıkı bir gözetim altında tutmak
keep oneself close v. sallanmak
lose someone so close v. çok yakın birisini/birini kaybetmek
pass close to v. bir şeyin yakınından geçmek
pay close attention v. dikkatini vermek
pay close attention v. dikkatle dinlemek
press somebody close v. baskı altında tutmak
press somebody close v. sıkıştırmak
pull someone in close v. birisini kendine doğru/yakınına çekmek
remain close v. yakın olmaya devam etmek
remain close to someone v. birine yakın durmak
remain close to someone v. birinin yanında durmak
retain close ties v. sıkı ilişkileri sürdürmek
run somebody close v. yetişmek
see something up close v. yakından görmek
shoot a weapon at close range v. yakın mesafeden ateş etmek
sit close together v. diz dize oturmak
stand close examination v. yakından incelemeye gelmek
stand close examination v. kurcalamaya gelmek
take a close interest in v. yakından ilgilenmek
the close of the day v. bitirmek
the close of the day v. tıkamak
the close of the day v. kapamak
the close of the day v. sona ermek
the close of the day v. doldurmak
the close of the day v. kapatmak
the close of the day v. kapanmak
the close of the day v. bitmek
the close of the day v. son vermek
a close friend n. yakın bir arkadaş
a close friend n. yakın arkadaş
a close shave n. kıl payı kurtuluş
a close shave n. kıl payı kurtulma
big close-up n. yakın çekim
big close-up n. baş plan
close analogy n. yakın benzeşim
close analogy n. yakın benzeştirme
close attention n. tam dikkat
close attention n. pür dikkat
close attention n. büyük itina
close bond n. yakın bağ
close call n. dar kurtulma
close combat n. göğüs göğüse çarpışma
close combat n. sıcak çatışma
close contact n. sıcak temas
close contact n. dirsek teması
close contact n. yakın temas
close contest n. dişe diş kapışma
close cooperation n. sıkı işbirliği
close corporation n. aile şirketi
close coupling n. sabit bağlantı
close down routine n. kapanış yordamı
close encounter n. yakın temas
close expression n. kapalı ifade
close follower n. yakın takipçi
close follow-up n. yakın takip
close friend n. yakın arkadaş
close friend n. canciğer dost
close friend n. sıkı arkadaş
close friend n. sıkı dost
close friends n. yakın arkadaşlar
close friends n. sıkı arkadaşlar
close friendship n. yakın dostluk
close haircut n. kısa saç tıraşı
close inspection n. sıkı inceleme
close interest n. yakın ilgi
close interest n. yakın alaka
close link n. yakın ilişki
close link n. yakın bağlantı
close look n. yakından bakış
close meaning n. yakın anlam
close monitoring n. yakın izleme
close of the year n. yıl sonu
close packed hexagonal structure n. sıkıdolmuş altıgensel yapı
close packed structure n. kompakt yapı
close protection officer n. yakın koruma (memuru)
close proximity n. çok yakınlık
close proximity n. en yakınlık
close range target n. kısa menzil hedefi
close reading n. yakın okuma
close relation n. yakın münasebet
close relation n. sıkı ilişki
close relationship n. sıkı ilişki
close relative n. yakın akraba
close resemblance n. yakın benzerlik
close set eyes n. birbirine yakın olan gözler
close shave n. sinekkaydı tıraş
close shot n. yakın plan çekim
close similarity n. yakın benzerlik
close surveillance n. sıkı inceleme
close tie n. yakın bağ
close touch n. yakın temas
close touch n. yakından temas
close up n. samimi anlatım
close up n. yakın görüş
close-knit family n. yakın/birbirine kenetlenmiş aile
close-lipped n. kapalı kutu
close-out n. tasfiye
close-out inspection n. en sonda yapılan denetim
close-tongued n. kapalı kutu
close-up n. yakından çekilen fotoğraf
close-up n. çok yakından alınan fotoğraf
close-up n. yakın plan
contract close-out n. sözleşmenin kapatılması
extreme close-up n. ayrıntı çekimi
getting emotionally close n. duygusal olarak yakınlaşma
manor close n. malikane çıkmazı
manor close n. köşk çıkmazı
open/close button n. açma kapama tuşu
open/close button n. açma kapama düğmesi
open/close button n. açma kapama butonu
open/close switch n. açma kapama tuşu
open/close switch n. açma kapama düğmesi
open/close switch n. açma kapama butonu
scheduled close n. programlanan kapanış
social close-knit n. sosyal kapanma
someone's close circle of friends n. (birinin) yakın arkadaş çevresi
the close of the day n. günün sonu
brought to a close adj. sona erdirilmiş
close at hand adj. kapıda
close at hand adj. an meselesi
close at hand adj. yakınında
close at hand adj. ha oldu ha olacak
close grained adj. sık taneli
close grained adj. çizgileri sık
close lipped adj. ağzı sıkı
close lipped adj. ketum
close lipped adj. ağzı kenetli
close to the wind adj. hemen hemen rüzgara karşı
close-bodied adj. vücuda tam oturmuş
close-bodied adj. sıkı
close-bodied adj. dar
close-cropped adj. kısacık kesilmiş
close-fisted adj. eli sıkı
close-fisted adj. cimri
close-fisted adj. pinti
close-fitting adj. sıkıca kapatılmış
close-fitting adj. üste oturan (giysi)
close-fitting adj. sıkı
close-fitting adj. dar
close-fought adj. başa baş (mücadele/maç)
close-grained adj. ince taneli
close-grained adj. sık taneli
close-grained adj. sık damarlı
close-knit adj. birbirine bağlı
close-lipped adj. ağzı sıkı
close-minded adj. yeni fikirlere açık olmayan
close-minded adj. eski kafalı
close-mouthed adj. sıkı ağızlı
close-mouthed adj. ağzı sıkı
close-range adj. yakın
close-range adj. yakın mesafe
close-timbered adj. aralıksız
close-timbered adj. sık
close-tongued adj. konuşmayan
close-tongued adj. sessiz
held close adj. yakında tutulmuş
pretty close adj. oldukça yakın
too close adj. çok yakın
very close adj. canciğer
as close as possible adv. mümkün olduğunca yakın
at close interval adv. dirsek teması
at close quarters adv. yan yana
at close quarters adv. hemen hemen
at close quarters adv. göğüs göğüse
at close quarters adv. çok yakından
at close quarters adv. çok yakın
at close quarters adv. hemen hemen yan yana
at close range adv. yakından
at close range adv. yakın mesafeden
close at hand adv. civarında
close at hand adv. eli kulağında
close by adv. yakında
close by adv. civarında
close by adv. yanı başında
close by adv. yakınında
in a close embrace adv. sarmaş dolaş
in a close future adv. yakın bir gelecekte
in close connection with adv. ile işbirliği halinde
up-close adv. oldukça detaylı olarak
up-close adv. çok yakından
very close adv. ha oldu ha olacak
very close adv. burun buruna
close by prep. -e yakın
close to prep. yakın
close to prep. başucunda
close to prep. -e yakın
close to prep. yakından
close to prep. hemen hemen
in close connection to prep. ile işbirliği halinde
not even close interj. uzaktan yakından
not even close interj. uzaktan yakından (alakası yok)
not even remotely close interj. uzaktan yakından (alakası yok)
not even remotely close interj. uzaktan yakından
Phrasals
close off v. kapamak
close off v. izole etmek
close off v. geçişi kapamak
close someone out birinin bir yere girmesini engellemek
close someone out birisine bir yerin kapılarını kapamak
close someone out of something birisine bir yerin kapılarını kapamak
close someone out of something birinin bir yere girmesini engellemek
close something off yolunu tıkamak
Phrases
as close as a phone bir telefon kadar yakın
as close as heaven cennet kadar yakın
close bargaining üç aşağı beş yukarı
close bargaining beş aşağı beş yukarı
closer than close yakından daha yakın
if we pay (close) attention dikkat edilirse
keep friends close and enemies closer dostlarını yakın düşmanlarını daha yakın tut
keep your friends close and enemies closer dostlarını yakın düşmanlarını daha yakın tut
too close for comfort az kalsın ayvayı yiyorduk
we were so close not any more than anyone else hiç kimsenin olmadığı kadar yakındık birbirimize
Colloquial
a close call kıl payı
a close call zor kurtulma
a close call kıl payı kurtulma
a close finish kafa kafaya bitme (bir yarışın sonunda)
a close friend of mine yakın bir arkadaşım
a close friend of mine yakın bir dostum
am i close? yaklaştım mı?
at close quarters (sıkışık ve küçük bir yerde) iç içe/tıkış tıkış bir vaziyette
close but no cigar neredeyse olacaktı
close enough to use the same toothpick etle tırnak gibi
close on one's heels tam arkasından
close on one's heels hemen peşi sıra
close season kapalı sezon
close the door on your way out çıkarken kapıyı kapat
close the door please kapıyı kapat lütfen
close the door please kapıyı kapatın lütfen
close the ranks! safları sıklaştırın!
close the ranks! saflarınızı sıklaştırın!
close the window pencereyi kapat
close the window pencereyi kapa
close to home hassas noktasına dokunmak
close to the mark kabul sınırını aşmış
close to the mark hemen hemen doğru
close your eyes for one second bir saniyeliğine gözlerini kapat
close-run thing sonuçları birbirine çok yakın yarış, yarışma ya da seçim
in close quarters (sıkışık ve küçük bir yerde) iç içe/tıkış tıkış bir vaziyette
pretty close oldukça yakın
Idioms
(as) close as stink on shit etle tırnak gibi
(as) close as stink on shit çok samimi
(as) close as stink on shit aşırı yakın
a close call kıl payı kurtulma
a close call kılpayı
a close shave kıl payı kurtulma
as close as an oyster ağzı sıkı
as close as two coats of paint etle tırnak gibi
be close to home hassas noktasına dokunmak
be close to tears (neredeyse) ağlayacak noktaya/hale gelmek
be close to tears ağlamaklı olmak
be too close for comfort soluğunu ensesinde hissetmek
be too close for comfort rahatsız edecek kadar yakın olmak
be too close for comfort (rahatsız edici bir olay) çok yaklaşmak
bring something to a close bir şeye son vermek
bring something to a close bir şeyi sonlandırmak
close a deal with anlaşma sağlamak
close a deal with anlaşmaya varmak
close a deal with anlaşma yapmak
close a sale sonuca bağlamak
close a sale işi bitirmek
close a sale anlaşmaya varmak
close a sale bir satışı/işlemi tamamlamak
close acquaintance causes lack of respect aşırı yakınlık saygısızlık doğurur
close as two coats of paint etle tırnak gibi
close at the hand yakında
close at the hand çok yakın
close at the hand el altında
close but no cigar iyi deneme ama olmadı
close but no cigar çok yaklaşmıştın
close but no cigar olmadı, baştan!
close but no cigar olmadı, belki bir dahaki sefere
close call çok zor karar
close call kılpayı
close chewer and a tight spitter cimri
close chewer and a tight spitter varyemez
close chewer and a tight spitter eli sıkı
close chewer and a tight spitter pinti
close enough for government work (genellikle alaycı bir ifadeyle) devletin yapacağı/yaptığı iş kadar iyi
close enough to use the same toothpick yedikleri içtikleri ayrı gitmez
close enough to use the same toothpick yediği içtiği ayrı gitmez
close enough to use the same toothpick can ciğer kuzu sarması
close enough to use the same toothpick yediği/içtiği ayrı gitmez
close enough to use the same toothpick aralarından su sızmaz
close in around someone çevresini sarmak
close in for the kill son/öldürücü darbeyi vurmak için yaklaşmak/hareket etmek
close in for the kill bir işin son ama en önemli kısmını yapmak üzere harekete geçmek
close of play günün (vardiyanın) sonu
close on something resmi olarak (satışını) sonuçlandırmak
close one's eyes to something bir şeye gözlerini kapamak
close one's eyes to something görmezden gelmek
close one's eyes to something göz yummak
close only counts in horseshoes and hand grenades sonuna kadar gelip de başaramamak
close out fiyat düşürmek
close out ucuzlatmak
close out indirim yapmak
close ranks kenetlenmek
close ranks with someone güç birliği yapmak
close ranks with someone birlik olmak
close ranks with someone 'birileri ile safları sıklaştırmak
close shave kılpayı
close the books on something .. .meselesini kapatmak
close the books on something bir işi ya da olayı sonuçlandırmak
close the deal işi bitirmek
close the door on something on a peaceful solution barışçıl bir çözümün yollarını tıkamak
close the door on something kapılarını kapamak
close the doors kapıyı yüzüne kapatmak
close the doors umut olmadığını açıklamak
close the sale anlaşmaya varmak
close the sale işi bitirmek
close the sale sonuca bağlamak
close the sale bir satışı/işlemi tamamlamak
close to one's heart birisine hitap eden
close to somebody's heart kalbinin bir parçası
close to somebody's heart çok sevilen/önem verilen/yakın bulunan kişi veya durum
close to the bone fazlaca kişisel
close to the bone bir hayli kişisel
close to the bone rahatsız edecek kadar doğru veya gerçek
close to the bone rahatsız edecek kadar açık
close to the bone rahatsız edecek kadar dürüst
close to the mark hemen hemen doğru
close to the mark yaklaşık olarak doğru
close up shop işyeri vb'ni kapatmak
close up shop kepenk indirmek
cut it close ucu ucuna/milimi milimine yapmak/yetişmek
have a close brush with death ölümden dönmek
have a close brush with death ölümle burun buruna gelmek
have a close call kıl payı kurtulmak
have a close shave kıl payı kurtulmak
hit one close to home birini canevinden vurmak
hold one's cards close to one's chest gizli tutmak
hold one's cards close to one's chest ne planladığını anlatmamak
hold one's cards close to one's chest kapalı oynamak
keep a close eye dikkatlice takip etmek
keep a close eye on birini yakın markaja almak
keep a close eye on sıkı bir gözetim altında tutmak
keep a close rein on someone birini sıkı/yakın markaja almak
keep a close rein on someone birini yakın markajına almak
keep a close rein on someone birini sıkı markaj altına almak
keep a close watch on gözetim altında tutmak
keep a close watch on sürekli izlemek
keep a close watch on yakından izlemek
keep a close watch on someone birini yakın markaja almak
keep a close watch on someone birini yakın markajına almak
keep an ear close to the ground ayakları yere basmak
keep an ear close to the ground durumun farkında olmak
keep an ear close to the ground olayların bilincinde olmak
keep close watch over someone birine göz kulak olmak
keep one's cards close to one's chest kapalı oynamak
keep one's cards close to one's chest ne planladığını anlatmamak
keep one's cards close to one's chest gizli tutmak
keep one's cards close to one's chest saman altından su yürütmek
keep one's cards close to one's chest açık davranmamak
keep one's cards close to one's vest açık davranmamak
keep one's cards close to one's vest saman altından su yürütmek
keep one's cards close to one's vest kapalı oynamak
keep one's cards close to one's vest ne planladığını anlatmamak
play one's cards close to one's chest ne planladığını anlatmamak
play one's cards close to one's chest gizli tutmak
play one's cards close to one's chest kapalı oynamak
play one's cards close to one's chest açık davranmamak
play one's cards close to one's chest saman altından su yürütmek
play one's cards close to one's vest açık davranmamak
play one's cards close to one's vest ne planladığını anlatmamak
play one's cards close to one's vest kapalı oynamak
play one's cards close to one's vest saman altından su yürütmek
sail close to the wind tehlikeli sularda yüzmek
sail close to the wind tehlikeyi göze almak
sail close to the wind riskli işler yapmak
too close for comfort rahatsız edecek kadar yakın