bir araya getirmek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

bir araya getirmek



Bedeutungen von dem Begriff "bir araya getirmek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 47 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
bir araya getirmek gather v.
bir araya getirmek gather v.
General
bir araya getirmek rake together v.
bir araya getirmek concentrate v.
bir araya getirmek make up v.
bir araya getirmek amass v.
bir araya getirmek gather v.
bir araya getirmek collect v.
bir araya getirmek gather up v.
bir araya getirmek knock together v.
bir araya getirmek piece together v.
bir araya getirmek band together v.
bir araya getirmek conflate v.
bir araya getirmek agglomerate v.
bir araya getirmek congregate v.
bir araya getirmek pool v.
bir araya getirmek assemble v.
bir araya getirmek rally v.
bir araya getirmek aggregate v.
bir araya getirmek fabricate v.
bir araya getirmek raise v.
bir araya getirmek draw together v.
bir araya getirmek accoil [obsolete] v.
bir araya getirmek assemble v.
bir araya getirmek band v.
bir araya getirmek upgather [obsolete] v.
bir araya getirmek mass v.
Phrasals
bir araya getirmek tack together v.
bir araya getirmek rake up v.
bir araya getirmek whip in v.
bir araya getirmek knock up v.
bir araya getirmek unite together v.
bir araya getirmek put people or things together v.
bir araya getirmek throw together v.
bir araya getirmek draw up v.
bir araya getirmek draw up v.
bir araya getirmek draw up v.
bir araya getirmek press something together v.
bir araya getirmek string together v.
bir araya getirmek mix into v.
bir araya getirmek pool up v.
bir araya getirmek join together v.
bir araya getirmek whomp up v.
bir araya getirmek rope together v.
Idioms
bir araya getirmek join (up) the dots v.
Law
bir araya getirmek combine v.
Slang
bir araya getirmek combobulate v.

Bedeutungen, die der Begriff "bir araya getirmek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 94 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
güçlükle bir araya getirmek scrape together v.
bir araya getirmek (birilerini) throw together v.
iki yakasını bir araya getirmek get by v.
bir şeyin parçalarını bir araya getirmek piece something together v.
güçlükle bir araya getirmek scrape up v.
biçimsiz parçalar halinde bir araya getirmek lump v.
iki ucunu bir araya getirmek make ends meet v.
parçaları bir araya getirmek join parts together v.
aileyi bir araya getirmek draw the family together v.
kaynakları (derleyip) toparlamak/bir araya getirmek marshall the resources v.
yeniden bir araya getirmek reaggregate v.
yeniden bir araya getirmek recollect v.
yeniden bir araya getirmek reconstruct v.
yeniden bir araya getirmek regather v.
(giysinin kumaşını) tekrar bir araya getirmek regather [obsolete] v.
kalkandaki armaları bir araya getirmek empale v.
parti halinde bir araya getirmek batch v.
bileşenleri bir araya getirmek make v.
bir araya getirmek için çağrı yapan ralling n.
Phrasals
güçlükle bir araya getirmek rake up v.
güçlükle bir araya getirmek scare up v.
toplayıp bir araya getirmek compile (something) from (something) v.
birilerini toplamak/bir araya getirmek huddle someone together v.
bir araya toplamak/getirmek marshal someone or something together v.
birini başka biri ile buluşturmak/bir araya getirmek reunite someone with someone v.
etrafında toplamak/bir araya getirmek gather someone or something to oneself v.
ile bir araya getirmek get together with v.
(parçaları) bir araya getirmek tack together v.
özensizce bir araya getirmek cram together v.
(birini başka biriyle, eski sevgilisiyle) tekrar birleştirmek/bir araya getirmek drive (one) back to (someone) v.
birini başka biriyle (eski sevgilisi, annesi, babası) tekrar birleştirmek/bir araya getirmek drive someone back to someone v.
iki ya da daha fazla kişiyi bir durum/aktivite için bir araya getirmek/birleştirmek yoke together v.
(birini başka biriyle/birileriyle) bir araya getirmek join with (someone) v.
paldır küldür bir araya getirmek lash together v.
bir şeyi baskı uygulayarak bir araya getirmek press something together v.
bir araya getirmek/koymak put together v.
öylesine/gelişigüzel bir araya getirmek string together v.
bir şeyleri bir araya getirmek string something together v.
(birilerini/bir şeyleri) bir birlik altında bir araya getirmek unite in (someone or something) v.
(birilerini/bir şeyleri) bir ortaklıkta bir araya getirmek/birleştirmek unite in (someone or something) v.
birilerini bir birlik altında bir araya getirmek unite someone in something v.
birilerini bir ortaklıkta bir araya getirmek/birleştirmek unite someone in something v.
(ile) bir araya getirmek mix in (with) v.
bir şeyi bir şeyle bir araya getirmek intersperse something with something v.
(bir şeyleri bir şey) altında bütünleştirmek/bir araya getirmek unify (something) into (something) v.
birilerini/bir şeyleri bir şey altında bütünleştirmek/bir araya getirmek unify someone or something into something v.
(bir şey) altında bütünleştirmek/bir araya getirmek unite into (something) v.
bir havuzda bir araya getirmek pool up v.
kaynakları bir araya getirmek pool up v.
yeni bir şey elde etmek/bir şeyi değiştirmek için iki veya daha fazla farklı şeyi bir araya getirmek splice together v.
iki veya daha fazla farklı şeyin genlerini bir araya getirmek splice together v.
(birine ya da bir şeye) karşı (bir şeyi) bir araya getirmek combine (something) against (someone or something) v.
birine ya da bir şeye karşı bir şeyi bir araya getirmek combine something against someone or something v.
bir şeyler bir araya getirmek vamp up v.
zorla bir araya getirmek jam together v.
aceleyle/apar topar bir araya getirmek jam together v.
özensizce bir araya getirmek/montajlamak jumble together v.
bir şeyleri beceriksizce bir araya getirmek jumble something together v.
bir şeyleri apar topar bir araya getirmek jumble something together v.
iki şeyi karşılıklı yarar sağlayacak şekilde bir araya getirmek/birleştirmek/bütünleştirmek marry up v.
bir çok yerden bir araya getirmek scrape up v.
bir çok yerden bir araya getirmek scrape up v.
iterek bir araya getirmek push together v.
tesadüfen bir araya getirmek/karşılaştırmak push together v.
bir özellikle başka bir özelliği bir araya getirmek/harmanlamak alloy something with something v.
bir özellikle başka bir özelliği bir araya getirmek/harmanlamak alloy something with something v.
Colloquial
biriyle güçlerini birleştirmek/bir araya getirmek hook up with someone v.
hızlıca bir araya getirmek knock up v.
geçici olarak bir araya getirmek knock up v.
Idioms
anlaşma görüşmeleri için bir araya getirmek bring (someone or something) to the peace table v.
uzlaşmalarını sağlamak için iki tarafı bir araya getirmek closet someone with someone v.
uzlaşmalarını sağlamak için iki tarafı bir araya getirmek closet someone with someone v.
sorunlarını çözmeleri için iki kişiyi bir araya getirmek closet someone with someone v.
iki ucunu bir araya getirmek make both ends meet v.
iki yakayı zorlukla bir araya getirmek eke out v.
zar zor iki yakasını bir araya getirmek make both ends meet v.
insanları/hayvanları sürü halinde bir araya getirmek bring someone or something out in droves v.
insanları/hayvanları kalabalık bir grup halinde bir araya toplamak/getirmek bring someone or something out in droves v.
farklı şeyleri bir araya getirmek mix and match v.
sınırla sayıda kıyafeti farklı kombinasyonlarla bir araya getirmek mix and match v.
farklı parçaları birkaç farklı şekilde eşleştirmek/bir araya getirmek mix and match v.
bir şeyleri farklı amaçlar için farklı kombinasyonlarla bir araya getirmek/eşleştirmek mix and match v.
Formal
(iki kişiyi/şeyi) yeniden bir araya getirmek recouple v.
Politics
işgücü arzı ve talebini bir araya getirmek bring offers of employment into touch with applications for employment v.
Technical
birleştirmek bir araya getirmek assemble v.
parçaları bir araya getirmek build v.
toplayıp bir araya getirmek compile v.
kalkandaki armaları bir araya getirmek impale v.
Textile
verev dikiş ile bir araya getirmek whip v.
Aeronautic
parçaları bir araya getirmek built v.
uçakları bir araya getirmek join up v.
Marine
(palanga) makaraları bir araya getirmek round in v.
Librarianship
(tek bir ciltte) bir araya getirmek volume v.
Bookbindery
yaprakları dikiş kullanarak bir araya getirmek whipstitch v.