in - Türkisch Englisch Wörterbuch

in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

in — Definition

Bedeutung:
içinde, -de/-da, dahil
Aussprache (IPA):
(AmE /ɪn/ – BrE /ɪn/)
Wortart:
Edat; Zarf
Synonyme:
inside, within
Antonyme:
out, outside, excluded

Bedeutungen von dem Begriff "in" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
in adv. içeri
It is essential that the weapons inspectors be allowed back in.
Silah denetçilerinin tekrar içeri girmesine izin verilmesi elzemdir.

More Sentences
in prep. içinde
His children are waiting for the news in awkward silence.
Çocukları garip bir sessizlik içinde haberleri bekliyorlar.

More Sentences
in adv. içeride
That is how, in only a few months, the consumer ends up with a loss of EUR 500 million.
Bu şekilde sadece birkaç ay içerisinde tüketici 500 milyon Avro zarara uğratılmaktadır.

More Sentences
General
in n.
The first is the issue of tax fraud in a specific area, that of VAT in intra Community and triangular operations.
Bunlardan birincisi spesifik bir alanda, Topluluk içi ve üçgen operasyonlarda KDV alanında vergi kaçakçılığı konusudur.

More Sentences
in adj. gelmiş olan
We were waiting for the tide to be in again to sail.
Denize açılmak için akıntının tekrar gelmesini bekliyorduk.

More Sentences
in adj. yerinde
Tom is in really good health.
Tom'un gerçekten sağlığı yerinde.

More Sentences
in adj. moda
Lumber jackets are in this season.
Bu sezon oduncu ceketleri moda.

More Sentences
in adj. giymiş
We want an open Europe, not one tied in a straitjacket.
Şeffaf bir Avrupa istiyoruz, deli gömleği giymiş bir Avrupa değil.

More Sentences
in adj. giren
I've been in trouble before.
Daha önce de başım belaya girmişti.

More Sentences
in adv. içeriye
The system was placed in a cryostat, and the microwave signal transmission coefficient was measured.
Sistem bir kriyostat içerisine yerleştirildi ve mikrodalga sinyal iletim katsayısı ölçüldü.

More Sentences
in adv. bakımından
There is some feeling within the Socialist Group that the proposal is somewhat lacking in ambition.
Sosyalist Grup içerisinde, teklifin azim bakımından biraz eksik olduğuna dair bazı hisler var.

More Sentences
in adv. içerde
Is Tom in?
Tom içerde mi?

More Sentences
in adv. ile
I agree that President Musharraf took over in a coup.
Başkan Müşerref'in görevi bir darbe ile devraldığına katılıyorum.

More Sentences
in adv. durumunda
I'm in ecstasy.
Kendimden geçmiş durumdayım.

More Sentences
in adv. açısından
Various procedures are applied which vary in their speed and thoroughness.
Hız ve titizlik açısından farklılık gösteren çeşitli prosedürler uygulanmaktadır.

More Sentences
in adv. içine
One often sees a presidency looking at a problem firmly in the eye, and then running away.
Bir cumhurbaşkanının bir sorunun gözünün içine baka baka kaçması sıkça görülen bir durumdur.

More Sentences
in adv. halinde
I cannot appreciate how organising everything in large groups will liven up the parliamentary debate.
Her şeyi büyük gruplar halinde organize etmenin parlamentodaki tartışmaları nasıl canlandıracağını anlayamıyorum.

More Sentences
in adv. içeri
It is essential that the weapons inspectors be allowed back in.
Silah denetçilerinin tekrar içeri girmesine izin verilmesi elzemdir.

More Sentences
in adv. cinsinden
The angle measures the amount of turn between the two arms and is usually measured in degrees or radians.
Açı, iki kol arasındaki dönüş miktarını ölçer ve genellikle derece veya radyan cinsinden ölçülür.

More Sentences
in prep. olarak
Administrative expenditure has been discussed in great detail by the Council.
İdari harcamalar Konsey tarafından ayrıntılı olarak tartışılmıştır.

More Sentences
in prep. göre
In my view, strengthening its administrative capacity is the most important priority.
Bana göre, idari kapasitenin güçlendirilmesi en önemli önceliktir.

More Sentences
in prep. içindeki
If you send me your essay, I can edit the mistakes in it.
Bana makalenizi gönderirseniz içindeki hataları düzenleyebilirim.

More Sentences
in prep. içinde
His children are waiting for the news in awkward silence.
Çocukları garip bir sessizlik içinde haberleri bekliyorlar.

More Sentences
in prep. sonra
Let us now consider the prospects for the Ministerial Conference, which will take place in two weeks' time.
Şimdi de iki hafta sonra gerçekleşecek olan Bakanlar Konferansı'na ilişkin beklentileri ele alalım.

More Sentences
in prep. -da
In that language, adjectives and nouns are inflected for gender.
Bu dilde, sıfatlar ve isimler cinsiyete göre çekimlenir.

More Sentences
in prep. -de
Emma was born in December 1988.
Emma Aralık 1988'de doğdu.

More Sentences
in prep. -e
The boss tore the contract in two and threw it into the bin.
Patron sözleşmeyi ikiye böldü ve çöpe attı.

More Sentences
in prep. sırasında
This was the first time that a president had died in office.
İlk kez başkanlık görevi sırasında biri öldü.

More Sentences
in prep. esnasında
In all the chaos, they stole the TV from the store.
O kargaşa esnasında mağazadan televizyonu çalmışlar.

More Sentences
in prep. (giysiler) içerisinde
You look like a serial killer in that suit.
O takımın içinde seri katile benziyorsun.

More Sentences
in prep. özünde
We all thought that Mark hadn't it in him to be a drug dealer, but we were wrong.
Hepimiz Mark'ın özünde torbacılık olamaz sanıyorduk ama yanılmışız.

More Sentences
Politics
in adv. seçimi kazanmış durumda
Despite the immense campaign from the opposition, the far-right got in.
Muhalefetin yoğun kampanyasına rağmen aşırı sağcılar seçimi kazanmış durumda.

More Sentences
Computer
in abrev. inç
We need a 33-in panel to fill the gap.
Boşluğu doldurmak için bize 33 inçlik bir panel lazım.

More Sentences
Sport
in adv. (oyunda) atış yaparak
The other team will be in for the next round.
Diğer takım bir sonraki tur için atış yapıyor olacak.

More Sentences
Baseball
in adv. (vurucunun durduğu köşeyi geçerek) sayı alacak şekilde
The referee said the service was in, and we won the match.
Hakem servisin sayı aldığını söyledi ve maçı kazandık.

More Sentences
General
in n. makam sahibi kimse
in n. iktidardaki kimse
in n. yetkili makama ve iktidara yakın kimse
in n. nüfuz sahibi kimse
in n. etki
in n. nüfuz
in n. kenar
in adj. gözde
in adj. mevsimi gelmiş
in adj. örtülü
in adj. görev başında
in adj. iktidardaki
in adj. çok moda olan
in adj. içeri doğru yönelen
in adj. tutulan
in adj. iktidarda olan
in adj. dahili
in adj. içeride olan
in adj. tam yerinde olan
in adj. uygun konumda olan
in adj. bağlantıda olan
in adj. çalışır durumda olan
in adj. iktidar sahibi
in adj. vuruş sırası gelen
in adj. içeri doğru duran
in adj. gelen
in adj. güvenilir kaynaktan gelen
in adj. belirli bir grupla ilgili
in adj. yalnızca belirli bir grubun bildiği
in adj. yeniliklere meraklı ve zeki
in adv. iken
in adv. vasıtasıyla
in adv. kullanarak
in adv. elinde
in adv. evde
in adv. bünyesinde
in adv. tamamlanmış bir şekilde
in adv. bitmiş bir şekilde
in adv. aşikar
in adv. apaçık ortada
in adv. halihazırda
in adv. belirli bir görevde
in adv. belirli bir işte
in adv. belirsizlikten netliğe
in adv. süresiz bir şekilde
in adv. belirsiz bir şekilde
in adv. belirli bir yönde
in adv. bir noktaya doğru
in adv. yakınına doğru
in adv. yanına
in adv. göğüs göğse
in adv. çok yakından
in adv. (soyut bir şeyle) yavaş yavaş etrafını saracak şekilde
in adv. yerine
in adv. uygun bir şekilde
in adv. belirli bir yere
in adv. belirli bir yere doğru
in adv. belirli bir yerde
in adv. iş yerinde
in adv. varış noktasında
in adv. seyahat bitiş noktasında
in adv. doğru yerde
in adv. tam yerinde
in adv. etrafını saracak şekilde
in adv. hapsedecek şekilde
in adv. hapiste
in adv. görevde
in adv. elinde
in adv. ile iyi geçinir şekilde
in adv. ile belirli bir ilişkide
in adv. mutlak galibiyet kazanmış bir şekilde
in adv. modaya uygun bir şekilde
in adv. trend
in adv. yanan bir şekilde
in adv. ışıklı bir şekilde
in adv. mevsiminde
in prep. üzere
in prep. da
in prep. sonunda
in prep. -a
in prep. -den yapılmış
in prep. -ken
in prep. (bir malın) ticaretini yapmakta
in prep. (bir durumun) içine batmış
in prep. (bir şey) içinde yüzen
in prep. (bir şey) ile kaplanmış
in prep. (fizyolojik süreç) geçirmekte olan
in prep. kendi içinde
in prep. ile ruhsal birlik içinde
in prep. gücü altında
in prep. kontrolü altında
Law
in n. meri
in adv. yasal imtiyazla
in adv. yasal unvanla
in adv. yürürlükte
in adv. geçerli halde
Politics
in adv. iktidarda
Technical
in n. indiyumun simgesi
Computer
in n. yer
in prep. (harfin) tuşunda
in expr. konumu
in expr. konum
Marine
in adj. (yelken) sarılmış
in adj. (yelken) istiflenmiş
in adv. (gemi yelkenleri) sarılmış veya istiflenmiş halde
Petrol
in adv. (petrol kuyusu) üretim halinde
Geometry
in n. çokgenin 180 dereceden büyük iç açısı
Agriculture
in adv. (mahsul) yetiştirilme halinde
in adv. hasat edilir durumda
in adv. olgunlaşmış bir halde
Sport
in n. (tenis veya squash oyununda) saha sınırları içine atılan top
in adv. (krikette) atış durumunda
in adv. (atışçı) atış halinde
in adv. (oyunda) sırası gelecek şekilde
Wagering
in adv. bahse katılmaya doğru

Bedeutungen von dem Begriff "in" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 23 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
in cave n.
General
in earth n.
We found fox earth in the forest.
Ormanda tilki inine rastladık.

More Sentences
in lair n.
There are two bear cubs in the lair.
İnde iki ayı yavrusu var.

More Sentences
in den n.
Foxes get out of their dens in spring.
Tilkiler ilkbaharda inlerinden çıkarlar.

More Sentences
Zoology
in tunnel n.
The bear was sleeping in its tunnel.
Ayı ininde uyuyordu.

More Sentences
General
in burrow n.
in couch n.
in hole n.
in cavern n.
in lodge n.
in nest n.
in lie n.
in latibulum n.
in pad n.
in pipe n.
in squat n.
in spelunk [obsolete] n.
in spelunc n.
Zoology
in hold n.
in holt n.
in hover [dialect] n.
Environment
in house n.
Archaic
in shed n.

Bedeutungen, die der Begriff "in" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
pain in the ass n. baş belası (argo)
pain in the neck n. baş belası
the beginning of the day's fast in ramadan n. imsak
be stuck in v. mahsur kalmak
get in v. (arabaya) binmek
call in v. (birini ) (bir yere) çağırmak
give in v. pes etmek
call in v. yardım çağırmak
rein in v. dizginlemek
put in order v. sıraya koymak
tuck in v. sokmak
put in order v. düzenlemek
participate in v. iştirak etmek
get in somebody's hair v. rahat bırakmamak
get in somebody's hair v. rahat vermemek
get in somebody's hair v. başının dibinden ayrılmamak
show interest in v. rağbet göstermek
in love adj. aşık
built-in adj. gömme
in charge adj. görevli
in charge adj. sorumlu
built-in adj. ankastre
in low spirits adj. keyfi yerinde değil
in low spirits adj. keyifsiz
in a dress adj. elbiseli
in order adv. sırayla
in quiet adv. sessizce
in the future adv. ileride
in any case adv. her halükarda
in general adv. genel olarak
in fact adv. doğrusu
in time adv. zamanla
in general adv. genellikle
in any case adv. her durumda
in short adv. kısacası
in vain adv. beyhude
in a little while adv. birazdan
in vain adv. boşu boşuna
in vain adv. boşuna
in general adv. genelde
in sum adv. özetle
in silence adv. sessizce
in person adv. bizzat
in turn adv. sırayla
in advance adv. önceden
in full adv. eksiksiz
in advance adv. peşin
in dribs and drabs adv. azar azar
in cash adv. peşin
in short adv. özetle
in this adv. bunda
in a messy way adv. dağınıkça
in direct proportion to prep. ile doğru orantılı olarak
in front of prep. önünde
in fact adv. aslında
be in conflict v. çatışma halinde olmak
in what follows adv. devamında
General
puritan movements in literature n. edebiyatta puritan hareketleri
jews in the motion picture industry n. sinema endüstrisinde yahudiler
liquid in metal thermometer n. metal hazneli sıvılı termometre
nurses in the family n. bakıcı aile fertleri
professor in ordinary n. ordinaryüs
the party in power n. iktidar partisi
exoticism in art n. sanatta egzotizm
any of three radiations of heat falling in succession from the sun to the air n. cemre
romanticism in literature n. edebiyatta romantizm
project method in teaching n. öğretimde proje metodu
cash-in advance n. peşin ödeme
space in economics n. ekonomide mekan
adjustment in marriage n. evlilikte uyum
sexual deviation in literature n. edebiyatta cinsel değişim
guarantee in kind n. ayni teminat
sex discrimination in employment n. istihdamda cinsiyet ayrımcılığı
slap in the face n. şamar
sailors in literature n. edebiyatta denizciler
symbolism in music n. müzikte sembolizm
landed proprietor in ottoman empire n. ayan
the man in the street n. sokaktaki adam
costume in art n. sanatta giysi
the red crescent in turkey n. kızılay
aggressiveness in children n. çocuklarda saldırganlık
principle factors in need of strengthening n. güçlendirilmesi gereken temel noktalar
nonverbal communication in the workplace n. iş yerinde sözsüz iletişim
sex in marriage n. evlilikte cinsellik
mass media in health education n. sağlık eğitiminde televizyon
deep in thought n. derin düşünce
official address in ottoman empire n. efendi
decentialization in government n. hükümette yerinden yönetim
monsters in literature n. edebiyatta canavarlar
abounding in n. ile dolu (çok)
senses and sensation in children n. çocuklarda duyular ve duygu
in high feather n. neşeli
gift or money for poor guests in ottoman empire n. diş kirası
service pay in ottoman empire n. ulûfe
increase in value n. kıymet artışı
burned in image n. izi kalan görüntü
television in education n. eğitimde televizyon
in the gathering darkness n. gittikçe basan karanlıkta
assistant to a professor in an islamic university n. muid
consciousness in literature n. edebiyatta bilinç
marginality in social literature n. sosyal edebiyatta marjinallik
courtesy in literature n. edebiyatta nezaket
intercultural communication in motion pictures n. sinemada kültürlerarası iletişim
marriage in necessity n. zorunlu evlilik
handicapped in motion pictures n. sinemada engelliler
women in motion pictures n. sinemada kadınlar
the necessity to act in conformity of the instructions of the chief responsible for the protection of the building n. bina korunma amirinin talimatlarına uyma zorunluluğu
contract of employment in ottoman empire n. icare akdi
children’s home in ottoman empire n. sanayi mektebi
in harness n. iş başında
wage in kind n. ayni ücret
idea in mind n. imge
tenancy in common n. ortak kiracılık
social status in literature n. edebiyatta sosyal statü
sticking in n. sokma
commerce in literature n. edebiyatta ticaret
clerk in holy orders n. rahip
public health law in turkey n. umumi hıfzıssıhha kanunu
person in need of nursing n. bakıma muhtaç kimse
confinement in an asylum n. akıl hastanesine kapatılma
black english in literature n. edebiyatta siyah ingilizcesi
bridges in art n. sanatta köprüler
opium habit in literature n. edebiyatta afyon alışkanlığı
extraordinary tax in ottoman empire n. avarız
istanbul in art n. sanatta istanbul
oven made in a hole in the earth n. tandır
motion pictures in propaganda n. propaganda sineması
truth in literature n. edebiyatta gerçek
landscape in literature n. edebiyatta peyzaj
communication in organizations n. örgütlerde iletişim
letters in literature n. edebiyatta mektuplar
creative ability in technology n. teknolojide yaratıcılık yeteneği
old age in literature n. edebiyatta yaşlılık
human body in literature n. edebiyatta insan bedeni
skill courses for unemployed young persons in turkey n. beceri kazandırma programları
stick in the mud n. uyuşuk
city and town life in literature n. edebiyatta şehir ve kasaba hayatı
light in architecture n. mimaride ışık
change in shape n. biçim değişmesi
minced liver wrapped in lamb's fat n. ciğer sarması
realism in literature n. edebiyatta realizm
a man in my position n. benim durumumda olan bir adam
slavery and slaves in literature n. edebiyatta kölelik ve köleler
subject discussed in the article n. makalede işlenen konu
specialist in judicial affairs n. adliyeci
length in metres n. metraj
east and west in literature n. edebiyatta doğu ve batı
contributions in theory of knowledge n. bilgi teorisinde makaleler
clerk in holy orders n. papaz
mummies in literature n. edebiyatta mumyalar