evde - Türkisch Englisch Wörterbuch

evde

Bedeutungen von dem Begriff "evde" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 12 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
evde indoors adv.
Does Tom wear shoes indoors?
Tom evde ayakkabı giyer mi?

More Sentences
evde home adv.
Tom is seldom home on Mondays.
Tom pazartesi günleri nadiren evdedir.

More Sentences
evde at home adv.
The first question people asked me at home was 'And what role does Parliament play in it?'
Evde insanların bana sorduğu ilk soru "Parlamento bu konuda nasıl bir rol oynuyor?" oldu.

More Sentences
Speaking
evde in the house expr.
Do you not get bored in the house all day?
Bütün gün evde sıkılmıyor musun?

More Sentences
General
evde homewards adj.
evde within doors adv.
evde in doors adv.
evde by adv.
evde in adv.
evde withindoors adv.
Colloquial
evde in the comfort of one's own home expr.
Sport
evde domestically adv.

Bedeutungen, die der Begriff "evde" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
evde beslenen hayvan pet n.
General
hindistan'da evde imal edilen pamuklu kumaş khaddar n.
erkeklerin evde giydiği rahat ve zarif ceket smoking jacket n.
evde çamaşırlık laundry room n.
evde kalmışlık spinsterhood n.
evde çıkarılan içki home brew n.
evde oturmayı tercih eden kimse homebody n.
çocuğa evde ders veren kadın governess n.
evde yaşlı bakım kursu course for nursing at home n.
ufak evde oturan cottager n.
evde oyun salonu rumpus room n.
evde yaşlı bakım nursing of old persons at home n.
oturma odası (evde) lounge n.
evde bakım nursing at home n.
başkası ile aynı evde oturan kimse inmate n.
evde kalmış (kız) spinster n.
evde oturmayı seven kimse homebody n.
salon (evde) lounge n.
evde oturma odası lounge n.
evde çalışan homeworker n.
evde eğitim domestic education n.
evde çalışma teleworking n.
evde bakım yaşlı aged-home care n.
evde göz hapsi house arrest n.
evde tatil stacation n.
evde bakım home care n.
evde bakım domiciliary care n.
evde tatil stay-cation n.
evde geçirilen tatil staycation n.
evde geçirilen tatil stacation n.
evde sağlık bakımı home health care n.
evde kalmış spinster n.
evde kullanılan yüksek kaliteli ses cihazları ve sistemleri household high-fidelity audio equipment and systems n.
evde tele-bakım home telecare n.
evde pişirilmiş ekmek bannock n.
evde pişirilen kek bannock n.
(özellikle bira gibi) evde yapılan içki homebrew n.
(özellikle bira gibi) evde yapılan içki home brew n.
evde-tatil homecation n.
evde hazırlanan ilaçlarla yapılan tedavi home remedy n.
evde kalma spinsterhood n.
evde hazırlanıp getirilmiş yemek bag lunch n.
evde hazırlanıp getirilmiş öğle yemeği bag lunch n.
evde olma/bulunma at-homeness n.
evde pişirilen kek/kurabiyenin para toplamak amacıyla dışarıda satılması bake sale n.
aynı evde yaşayan kimse cohabitant n.
evde sağlık hizmeti veren kuruluş medical home n.
evde sağlık hizmeti medical home n.
evde kalmışlık tabbyhood n.
özel bir evde yüksek kesimin toplantısı racquette n.
evde kalmış kız tabby n.
evde hazırlanandan farklı özellikte, satın alınan yiyecek cate [obsolete] n.
işveren tarafından dadı, bahçıvan veya bir evde çalışan başka bir işçi için ödenen sosyal güvenlik ve tıbbi bakım sigortası vergilerinin bir kısmı nanny tax n.
aynı evde oturan kimse inmate n.
evde oturan kimse inmate n.
evde bakım home care n.
evde giymeye uygun gündelik, rahat kıyafetler loungewear n.
malt üretimi yapılan evde çalışan kimse maltman n.
bir evde oturma mansionry [obsolete] n.
evde konserve yapımında kullanılan geniş ağızlı ve vidalı kapaklı çeşitli kavanozlara verilen ad mason jar n.
evde kullanılan ahşap kap-kacak wooden ware n.
birbirleriyle ilişki yaşayan üç kişinin aynı evde yaşaması ménageàtrois n.
(evde) kahvaltı yeri breakfast area n.
evde yardım home aid [new zealand] n.
yolculuğun evde biten kısmı home run n.
evde çekilmiş amatör film home video n.
amatörlerce evde üretilen ürünler home brew n.
evde formüle edilmiş şey homebrew n.
filmlerin kaydedilip evde izlenmek üzere dağıtıldığı ortam home video n.
evde izlemek için önceden kaydedilmiş video kasetleri kiralama veya satma işi home video n.
amatör kimselerce evde üretilen ürünler home-brew n.
evde sadeliğine özgü nitelik homespun n.
evde olmaktan keyif alan ve ailesine düşkün kimse home-lover n.
evde saklama home-dwelling n.
evde durma home-keeping n.
evde yapılan el işi ürünler homecraft n.
evde tutma home-dwelling n.
evde sadeliğine özgü ifade homespun n.
evde bira yapan kimse hophead n.
evde ıslak ve çamurlu kıyafetlerin veya ayakkabıların çıkarıldığı bir bölüm mud room n.
(çamaşır odası, mutfak) evde hizmetçilerin ev işlerini yaptığı bölümler office [uk] n.
evde keyif yapma cocooning n.
evde kullanılan çöp kovası slop pail n.
(evde) yaşama housing n.
eşyaları evde tutmak için alınan bir ücret housage n.
yüzen evde yaşayan kimse houseboater n.
evde beslenen kedi housecat n.
evde yapılan el sanatları household arts n.
sık sık evde kalan kimse houseling n.
evde yapılan el sanatlarının incelenmesi household arts n.
aynı evde yaşanan sevgili housemate n.
evde kalmışlık spinstership n.
evde kalmış kadın spinstress n.
evde kalmak stay in v.
evde kalmak (evlenmemiş) not to be able to get married v.
evde okutmak homeschool v.
evde okumak homeschool v.
evde kalmak remain a spinster v.
evde kalmak zorunda olmak (hastalık vb nedeniyle) be laid up with v.
evde kalmak not to be able to get married v.
evde kalmak stay home v.
evde kalmak stop in v.
evde yemek eat in v.
evde durmak stay at home v.
evde durmak remain at home v.
aynı evde hep beraber yaşamak cohabitate v.
ana babaları evde olmadığı zaman çocuğa bakmak baby-sit v.
evde olmak be at home v.
evde hazır bulunmak be at home v.
birisiyle evde olmak be at home with someone v.
biriyle aynı evde yaşamaya başlamak move in with someone v.
telefona sahip olmak (evde veya işyerinde) be on the phone v.
evde oturmayı/kalmayı tercih etmek prefer staying at home v.
evde kalmak become an old maid v.
evde kalmış olmak (kadın) become an old maid v.
bütün gün evde oturmak sit at home all day v.
evde şemsiye açmak open an umbrella indoors v.
evde şemsiye açmak open an umbrella in the house v.
pazar günü evde takılmak hang around at home on sunday v.
evde film izlemek watch a movie at home v.
evde yalnız olmak be alone at home v.
evde yalnız olmak be home alone v.
evde olmak be at home v.
evde içki mayalamak home brew v.
evde içki üretmek home brew v.
evde içki mayalamak home-brew v.
evde içki üretmek home-brew v.
(köpek) evde kağıt üzerinde tuvalet eğitimi vermek paper-train v.
evde vakit geçirmek cocoon v.
evde saklamak house v.
yüzen evde yaşamak house boat v.
yüzen evde yaşamak houseboat v.
(hayvanı, bebeği) evde temiz yaşaması için eğitmek housebreak v.
evde depolamak house v.
evde yapılmış homemade adj.
evde kalmış (kız) on the shelf adj.
evde dokunmuş homespun adj.
evde hapis olan (hastalık vb nedeniyle) housebound adj.
evde yapılan home adj.
evde tedavi edilen home-cured adj.
evde yetişen home-grown adj.
yandaki evde oturan next-door adj.
evde yapılmış home made adj.
evde büyüyen home-grown adj.
evde yetiştirilen homegrown adj.
evde yetiştirilen home-grown adj.
evde büyüyen homegrown adj.
evde yetiştirilen/büyütülen home-raised adj.
evde eğitilen home-schooled adj.
evde öğrenim gören home-schooled adj.