hand in - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hand in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "hand in" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 5 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
hand in v. sunmak
hand in v. iletmek
hand in v. teslim etmek
hand in v. getirmek
hand in v. vermek

Bedeutungen, die der Begriff "hand in" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 233 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
pay cash in hand v. avucuna saymak
have one's hand in v. karışmak
hand something in v. teslim etmek
pay in hand v. avucuna saymak
hand in one's checks v. ölmek
be hand in glove v. içli dışlı olmak
take in hand v. yönetimi ele almak
have one's hand in v. bulaşmak
have a hand in v. bir işte parmağı olmak
hand in one's resignation v. istifasını vermek
take pen in hand v. kaleme sarılmak
hand in one's chips v. ölmek
ask for the girl's hand in marriage v. kız istemek
be hand in and glove with v. ile yakın ilişki içinde olmak
hand in one's notice v. istifasını vermek
be hand in glove v. canciğer olmak
got one's hand in v. belirli bir işe alışmak
got one's hand in v. belirli bir işe başlamak
get one's hand in v. belirli bir işe alışmak
get one's hand in v. belirli bir işe başlamak
hand something in v. vermek
take in hand v. idaresini ele almak
get one's hand in v. usta olmak
get one's hand in v. eli alışmak
got one's hand in v. bir işe alışmak
work cash in hand v. peşin çalışmak
hand in one's resignation v. istifasını sunmak
take someone in hand v. ilgilenmek
take someone in hand v. birine bakmak
take someone in hand v. gözetip denetlemek
take someone in hand v. birine nezaret etmek
take someone in hand v. gözetip denetleyerek idare etmek
take someone in hand v. birini idare etmek
take someone in hand v. birini gözetmek
take in hand v. idare etmek
take in hand v. gözetmek
take in hand v. nezaret etmek
take in hand v. bakmak
take in hand v. ilgilenmek
have one's hand in v. parmağı olmak
have a hand in v. parmağı olmak
come to ask for the girl's hand in marriage v. (kız) istemeye gelmek
pay cash-in-hand v. parayı elden yatırmak
pay cash-in-hand v. (parayı) elden yatırmak
take in hand v. üstüne almak
take in hand v. yola getirmek
be in hand v. (anlaşma) başlamak
be in hand v. başlamış olmak
have cash in hand v. parası olmak
take something in hand v. denetim altına almak
take something in hand v. eline almak
take something in hand v. duruma el koymak
take something in hand v. kontrol etmek
take something in hand v. ele almak
sit hand in hand v. ele ele oturmak
walk hand in hand v. ele ele yürümek
put one's hand in one's pocket v. elini cebine sokmak
put one's hand in one's pocket v. elini cebine koymak
be spotted with cigarette in hand v. elinde sigarayla görüntülenmek
be spotted with cigarette in hand v. elinde sigarayla kameralara yansımak
jam one's hand in the door v. elini kapıya sıkıştırmak
bird in the hand n. çantada keklik
to the matter in hand n. ele alınan konu
to the matter in hand n. eldeki konu
four-in-hand n. dört atlı araba
four-in-hand knot n. bir kravat bağlama yöntemi
asking for the girl's hand in marriage n. kız isteme
in hand adj. mevcut
cap in hand adj. alçakgönüllü
in hand adv. hazırlanmakta
hand in hand with adv. el ele
in hand adv. kontrol altında
hand in hand with adv. ile birlikte
hat in hand adv. alçakgönüllü biçimde
hand in hand with adv. elbirliği ile
hand in hand with adv. el ele elbirliği ile
hand in hand adv. el ele
in hand adv. elde
in hand adv. göz hapsinde
hat in hand adv. mütevazı biçimde
in one hand adv. (kumar) tek elde
Phrasals
hand something in (to someone) (ödev/sınav kağıdı vb) teslim etmek
Phrases
in witness whereof i have hereunto set my hand affixed my seal this imzam ve mührüm buna tanıktır
in witness whereof i set my hand and affix my seal imzam ve mührüm buna tanıktır
Proverb
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
bird in the hand is worth two in the bush eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir
bird in the hand is worth two in the bush elde edilmiş olan şey elde edilememiş güzel şeylerden daha iyidir
a bird in the hand is worth two in the bush eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir
Colloquial
hand in glove çok yakın ilişki içinde
hand in glove birlikte iş görme
hand in glove birliktelik
hand in glove el birliği
hand in glove el ele
hand in glove işbirliği
hand in glove ortaklık
cap in hand mütevazı biçimde
cap in hand mütevazı
with hat in hand tevazuyla
with hat in hand alçakgönüllülükle
Idioms
catch someone with his hand in the cookie jar v. birini suç üstü yakalamak
a bird in the hand is worth two in the bush bugünün tavuğu yarının kazından iyidir.
a bird in the hand is worth two in the bush bugunkü tavuk yarınki kazdan iyidir
bird in the hand is worth two in the bush eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir
use an iron hand in a velvet glove aba altından değnek göstermek
cap in hand ezilip büzülerek
cap in hand süklüm püklüm
hand in glove etle tırnak gibi
hand in glove with someone sıkı fıkı olmak
not see one's hand in front of one's face burnunun ucunu görememek
have the game in one's hand çantada keklik
have the game in one's hand oyunun kaderinin elinde olması
have the game in one's hand kazanılması kesin olan şey
have the game in one's hand oyunun kaderini ellerinde tutmak
be hand in hand el ele
go hand in hand birlikte
in hand kullanıma hazır
in hand hazır
be hand in hand yan yana
have a hand in rol oynamak
go hand in hand bir arada
get one's hand in deneyimden dolayı bir şeyi yapmaya alışkın olmak
keep one's hand in alışmak
have a hand in işte parmağı olmak
take a hand in herhangi bir işin içinde olmak
get one's hand in alışmak
get one's hand in eli alışkın olmak
be hand in hand bir arada
keep one's hand in alışkın olmak
go hand in hand el ele
go hand in hand yan yana
be hand in hand çok yakın
have a hand in işte sorumluluğu olmak
get one's hand in alışkın olmak
take a hand in işte sorumluluğu olmak
go hand in hand çok yakın ilişkiler içinde
keep one's hand in eli alışkın olmak
be hand in hand birlikte
keep one's hand in deneyimden dolayı bir şeyi yapmaya alışkın olmak
take a hand in rol oynamak
take a hand in işte parmağı olmak
go hand in hand çok yakın
keep one's hand in eli alışmak
get one's hand in eli yatkın olmak
keep one's hand in eli yatkın olmak
have a hand in herhangi bir işin içinde olmak
in hand el altında
be hand in hand çok yakın ilişkiler içinde
get one's hand in eli alışmak
throw one's hand in pes etmek
throw one's hand in yenilgiyi kabullenmek
have in hand sorumluluğunu yüklenmek
have in hand üzerine almak
throw one's hand in boyun eğmek
have in hand ele almak
throw one's hand in havlu atmak
have in hand üstlenmek
have in hand el koymak
put your hand in your pocket hayır kurumuna vb bağışta bulunmak
put one's hand in one's pocket elini cebine atmak
put one's hand in one's pocket cüzdanına davranmak
be well in hand kontrol altında olmak
be well in hand çok iyi denetlenmek
be well in hand kontrol edilmek
hold someone in the palm of one's hand birisini denetimi altında bulundurmak
have someone in the palm of one's hand birisini avucunun içine almak
have someone in the palm of one's hand birini avucunun içinde tutmak
hold someone in the palm of one's hand birini avucunun içinde tutmak
have someone in the palm of one's hand birisini denetimi altında bulundurmak
hold someone in the palm of one's hand birisini avucunun içine almak
close only counts in horseshoes and hand grenades sonuna kadar gelip de başaramamak
have one's hand in the till çalıştığı şirketten para çalmak
be caught with one's hand in the cookie jar enselenmek
be caught with one's hand in the cookie jar suçüstü yakalanmak
go cap in hand utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
come hat in hand utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
go hat in hand utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
come cap in hand utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
come/go hat in hand utana sıkıla istemek
come/go cap in hand utana sıkıla istemek
can't see one's hand in front of one's face göz gözü görmemek
can't see one's hand in front of one's face burnunun ucunu görememek
work hand in glove with somebody sırt sırta vermek
work hand in glove with somebody biriyle elele verip bir işe girişmek
work hand in glove with somebody işbirliğine girişmek
work hand in glove with somebody dirsek temasına geçmek
work hand in glove with somebody dirsek temasında olmak
get a hand in something bir şeyde parmağı olmak
get a hand in something bir şeyde eli olmak
get a hand in something bir şeyde payı olmak
have a hand in something bir şeyde payı olmak
have someone well in hand kontrolü altında tutmak
have someone well in hand kontrolünde olmak
have something in hand kontrolü altında tutmak
have something in hand kontrolünde olmak
have somebody in the palm of one's hand birini kontrolü altında tutmak
well in hand kontrol altında
keep one's hand in something içinde olmaya/faaliyette bulunmaya devam etmek
hand something in to someone bir şeyi birine teslim etmek/vermek
the matter in hand (brit) gündemdeki konu
the matter in hand (brit) ele alınan/tartışılan/söz konusu konu
hand in glove sıkı fıkı
ask for someone's hand (in marriage) birine evlenme teklifinde bulunmak
ask for someone's hand (in marriage) biriyle evlenmek istemek
ask for someone's hand (in marriage) birine evlenme teklif etmek
have a hand in emeği geçmek
have a hand in çorbada tuzu olmak
have a hand in çorbada tuzu bulunmak
put one's hand in the till meter la mano en la lata
Speaking
what's that in your hand? o elindeki nedir?
what do you have in your hand? elinde ne var?
what do you have in your hand? elinizde ne var?
having his phone in his hand telefon elde
Slang
come in one’s hand eline boşalmak
Trade/Economic
assets in hand borçların ödenmesi için kullanılabilecek eldeki kaynaklar
cash in hand eldeki nakit
assets in hand mevcut değerler
cash in hand ankes
pass in to other hand el değiştirmek
cash in hand external harici kasa
cash in hand internal account dahili kasa hesapları
cash in hand distributor kasa dağıtıcısı
cash in hand internal dahili kasa
cash in hand elde bulunan para
cash in hand kasa mevcudu
cash in hand eldeki para
cash in hand elde mevcut para
assets in hand mevcut kıymetler
stock in-hand eldeki mal
current investments and cash at bank and in hand cari yatırımlar ve bankada ya da elde bulunan nakit
asset in hand hazır kıymet
Law
cash in hand akçe
Automotive
right-hand and left-hand in-line engine sağ ve sol bir sıra motor
Military
supply from stock in hand or due-in mevcut veya gelecek stoktan ikmal