vermek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

vermek



Bedeutungen von dem Begriff "vermek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 124 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
vermek give v.
General
vermek bring forth v.
vermek impute v.
vermek bestow upon v.
vermek attribute v.
vermek consign v.
vermek serve v.
vermek surrender v.
vermek put up v.
vermek issue v.
vermek let out v.
vermek inflict v.
vermek favour with v.
vermek place v.
vermek confer upon v.
vermek indue v.
vermek tender v.
vermek marry v.
vermek inject v.
vermek pass in v.
vermek entrust v.
vermek attach v.
vermek produce v.
vermek administer v.
vermek offer v.
vermek reach v.
vermek resign to v.
vermek come at v.
vermek award v.
vermek let v.
vermek lend v.
vermek pay v.
vermek dish out v.
vermek dispose v.
vermek ascribe v.
vermek defray v.
vermek submit v.
vermek deal v.
vermek inoculate v.
vermek instate v.
vermek bestow on v.
vermek confer on v.
vermek mete out v.
vermek impart to v.
vermek lodge v.
vermek spare v.
vermek allow v.
vermek deliver up v.
vermek accord v.
vermek bestow v.
vermek pony up v.
vermek come across with v.
vermek dispense v.
vermek devote v.
vermek sell v.
vermek hand in v.
vermek give away v.
vermek dispose of v.
vermek distribute v.
vermek extend v.
vermek contribute v.
vermek give v.
vermek endow v.
vermek confer v.
vermek give something away v.
vermek cede v.
vermek hand over v.
vermek dedicate v.
vermek bring in v.
vermek hand out v.
vermek apply v.
vermek assign v.
vermek bend v.
vermek bear v.
vermek concede v.
vermek donate v.
vermek hand v.
vermek grant v.
vermek give in v.
vermek present v.
vermek provide v.
vermek hand something in v.
vermek yield v.
vermek pass v.
vermek supply with v.
vermek deliver v.
vermek intrust v.
vermek furnish v.
vermek emit v.
vermek favour v.
vermek hold out v.
vermek endue v.
vermek render v.
vermek impart v.
vermek expend v.
vermek supply v.
vermek fix up v.
vermek give possession v.
vermek afford v.
vermek erogate v.
vermek favor v.
Phrasals
vermek give out
vermek give in
vermek issue to
vermek pass on to
vermek pass over to
vermek pass to
vermek drop off
Trade/Economic
vermek assign
vermek refer
Law
vermek allow
vermek settle
Technical
vermek generate
vermek impart
vermek apply
vermek render
vermek present
vermek yield
vermek transmit
vermek supply
Tobacco
vermek refer
British Slang
vermek bung
vermek luzz
vermek wazz

Bedeutungen, die der Begriff "vermek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
haber vermek tell v.
rehin vermek gage v.
sipariş vermek order v.
yanıt vermek reply to v.
yeniden güven vermek reassure v.
sipariş vermek give an order v.
yaprak vermek leaf v.
meme vermek nurse v.
haber vermek report v.
ders vermek give a lesson v.
son vermek end v.
önem vermek care v.
değer vermek value v.
ödül vermek award v.
meyve vermek fruit v.
sert cevap vermek retort v.
şekil vermek give shape v.
ders vermek teach v.
mola vermek stop over v.
yanıt vermek answer v.
haber vermek let know v.
olanak vermek enable v.
konferans vermek lecture v.
güç vermek sustain v.
eğitim vermek train v.
son vermeK put an end v.
teklif vermek offer v.
sinyal vermek signal v.
son vermek cease v.
yanıt vermek respond v.
biçim vermek shape v.
önem vermek attach importance to v.
sipariş vermek place an order v.
avans vermek advance v.
ceza vermek punish v.
haber vermek inform v.
sebebiyet vermek cause v.
kalacak yer vermek accommodate v.
(ürün/meyve) vermek bear v.
izin vermek allow v.
cevap vermek answer v.
yetki vermek authorize v.
ad vermek denominate v.
cesaret vermek encourage v.
şekil vermek shape v.
soluk vermek exhale v.
izin vermek let v.
bilgi vermek inform v.
ilham vermek inspire v.
söz vermek promise v.
izin vermek permit v.
kesin karar vermek resolve v.
(para) geri vermek repay v.
oy vermek vote v.
ürün vermek yield v.
son vermek terminate v.
ara vermek pause v.
ara vermek have a break v.
zarar vermek damage v.
karşılık vermek respond v.
karar vermek decide v.
öğüt vermek advise v.
ödünç vermek lend v.
mahkemeye vermek sue v.
selam vermek salute v.
selam vermek greet v.
dert vermek bother v.
ruhsat vermek warrant v.
izin vermek warrant v.
yetki vermek warrant v.
şekil vermek mold v.
şekil vermek mould v.
oy vermek ballot v.
yetki vermek authorise v.
rey vermek vote v.
mahkemeye vermek sue for v.
hayvanlara zarar vermek harm animals
General
geri vermek restore v.
gaipten haber vermek foretell the future v.
peşinat vermek advance v.
kulak vermek heed v.
geri vermek give it back v.
kendine çeki düzen vermek preen v.
öğüt vermek advise v.
kaçamak cevaplar vermek reply evasively v.
mola vermek stop off in v.
kredi vermek give somebody a loan v.
başkasına vermek hand on v.
izleyerek hakkında bilgi vermek (bir olayı) cover v.
ilham vermek inspire v.
kaçamak yanıt vermek hedge v.
süsü vermek pretend to v.
ödül vermek guerdon v.
moral vermek give somebody moral support v.
cesaret vermek abet v.
keder vermek grieve v.
yüz vermek spoil v.
ilmihale dayanarak din dersi vermek catechize v.
haber vermek shadow forth v.
bir yerde ancak belirli bir faaliyete izin vermek zone v.
meme vermek breastfeed v.
emek vermek labor v.
kedi köpek vb'ne su vermek water v.
son nefesini vermek breathe one's last v.
izin vermek authoritize v.
ele vermek denounce v.
unvan vermek confer upon v.
bilgi vermek enlighten v.
gerçek değerinden az değer vermek undervalue v.
salık vermek recommend v.
meyve vermek bear fruit v.
hakkını vermek give someone credit for v.
oksijen vermek oxygenate v.
biçim vermek engrave v.
ders vermek lecture v.
gonca vermek bud v.
önceden hüküm vermek prejudge v.
şekil vermek dress v.
karar vermek determine v.
bıkkınlık vermek weary v.
mola vermek take something off v.
sert karşılık vermek talk back to v.
el ele vermek cooperate v.
müşteriye sıkıntı vermek hassle v.
birine ücretini verip işine son vermek pay off (someone) v.
konuşmaya son vermek ring off v.
geçit vermek be passable v.
son vermek put a stop to v.
mola vermek stop off v.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface v.
karşılıklı alıp vermek reciprocate v.
patent vermek patent v.
vesika vermek certify v.
bir yere çekidüzen vermek smarten a place up v.
tüyo vermek give tips v.
sözü vermek give floor to v.
ihtar vermek caution v.
geçit vermek be fordable v.
ara vermek space out v.
mantığa kulak vermek listen to reason v.
talimat veya bilgi vermek brief v.
konik şekli vermek cone v.
narkoz vermek narcotize v.
gaipten haber vermek practise divination v.
yanıt vermek give an answer v.
belasını vermek plague v.
yol vermek dismiss v.
avaraya vermek fire v.
peşin hüküm vermek give a bias to v.
ödül vermek adjudge v.
acı vermek inflict v.
ifade vermek give evidence v.
yakayı ele vermek get caught v.
geçici olarak ara vermek intermittence v.
emir vermek order v.
güç vermek energise v.
zahmet vermek incommode v.
birine ücretini verip işine son vermek pay someone off v.
imtiyaz vermek charter v.
nasihat vermek advise v.
emir vermek give order v.
yatak yer vermek berth v.
el vermek hand v.
boş vermek ignore v.
mühlet vermek delay v.
icara vermek let out v.
az para vermek underpay v.
röportaj vermek give an interview v.
önem vermek take cognizance of v.
lehinde oy vermek vote for v.
izin vermek permit of v.
iyi sonuç vermek work v.
hak ettiğinden az para vermek underpay v.
şifa vermek heal v.
renk vermek color v.
istifasını vermek submit one's resignation v.
şeref vermek grace v.
zarar vermek spite v.
karar vermek settle on v.
son vermek finish v.
değer vermek prize v.
önceden fikir vermek prefigure v.
patent vermek charter v.
mana vermek construe v.
ifade vermek declare v.
vermek (meyve/tohum) set v.
uç vermek point v.
rehine vermek pawn v.
zevk vermek titillate v.
umut vermek show some promise v.
bir şeyin lehinde karar vermek decide in favor of something v.
ifade vermek bear testimony to v.
yapmamaya karar vermek opt out of v.
karar vermek make up one's mind v.
görevine geri vermek reinstate v.
yemiş vermek bear fruit v.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to v.
fitil vermek anger v.
satılmaması koşuluyla vermek entail v.
not vermek mark v.
frikik vermek show one's underwear v.
sıkıntı vermek afflict v.
narkoz vermek anaesthetize v.
kendini zevke vermek kick up one's heels v.
şekil vermek body forth v.
ziyafet vermek dine v.
kiraya vermek farm v.
ikrar vermek promise v.
kepçe ile vermek ladle v.
adını vermek name v.
vermek (söylev) deliver v.
fazla önem vermek overrate v.
yetki vermek warrant v.
uyuşturucu vermek dope v.
akşam yemeği vermek dine v.
damardan vermek transfuse v.
emir vermek command v.
kendine çeki düzen vermek primp v.
sinyal vermek indicate v.
birinin hakkını vermek do someone justice v.
son vermek close v.
randevu vermek make an appointment with somebody v.
dikkatini vermek pay attention to v.
isim vermek name names v.
ara vermek have a break v.
bir hayvanın hayatına son vermek put an animal down v.
poz vermek pose for v.
çok kıymet vermek set a high value on v.
son vermek (henüz başlanmışken) abort v.
ele vermek give away v.
mola vermek have a slack v.
emeğinin karşılığını vermek remunerate v.
ateşe vermek set fire to v.
istifasını vermek hand in one's resignation v.
cevap vermek talk back v.
değer vermek appreciate v.
uzaklaştırma vermek suspend v.
olumsuz cevap vermek negative v.
fikir vermek suggest v.
meme vermek suckle v.
vize vermek visa v.
hissini vermek give the impression that v.
faize vermek lend money at interest v.
söz vermek take an oath v.
istifasını vermek give one's notice v.
bel vermek bulge v.
karar vermek opt to v.
sıkıntı vermek distress v.
gelecekten haber vermek prophesy v.
dikkatini vermek settle down to v.
karşılığını vermek pay v.
bir yücelik vermek transfigure into v.
fala bakarak haber vermek augur v.
yanlış karar vermek (hakem) miscall v.
nişan vermek decorate v.
fazla miktarda ilaç vermek (birine) overdose with v.
eğim vermek bevel v.
davet vermek host v.
tam not vermek give somebody the thumbs up v.
serinlik vermek cool something v.
oy vermek cast one's vote v.
çeki düzen vermek tidy up v.
büyük önem vermek give weight to v.
kız vermek give a girl in marriage v.
notunu vermek judge he is no good v.
söz vermek undertake v.
önem vermek put store by v.
manşette vermek headline v.
karar vermek plump for v.
koloniye bağımsızlık vermek decolonize v.
kiraya vermek let something out v.
söz hakkı vermek recognize v.
numara vermek numerate v.
iğreti vermek lend v.
nefes vermek exhale v.
yol vermek discharge v.
mola vermek have a break v.
yer vermek rank v.
öğüt vermek preach v.
kaçamak yanıtlar vermek answer evasively v.
zahmet vermek fash (scot) v.
ziyafet vermek banquet v.
vermek (ilaç/ceza vb) administer v.
kilo vermek slim v.
flamayla işaret vermek wigwag v.
son vermek dissolve v.
kişilik vermek personalize v.
son vermek drop v.
salık vermek commend v.
meyvesini vermek bring results v.
servis yolundan vermek (trafik) detour v.
örnek vermek exemplify v.
emek vermek take pains with v.
gözdağı vermek buffalo v.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten v.
söylev vermek give a speech v.
hissini vermek be suggestive of v.
hakkında bilgi vermek inform of v.
belge vermek certify v.
son vermek wrap up v.
son vermek make an end of v.
endişe vermek disturb v.
süsü vermek pose as v.
cesaret vermek give courage v.
moral vermek cheer somebody up v.
sıkıntı vermek put somebody to inconvenience v.
bir şeyi yapmaya karar vermek decide to take the plunge v.
şekil vermek mould v.
boş vermek forbear v.
meyil vermek fall in love with v.
resim vermek photo v.
hakkında bilgi vermek snitch v.
süsü vermek pass oneself off as v.
mahkemeye vermek arraign v.
zeamet sahibine vermek escheat v.
tepki vermek react v.
haber vermek announce v.
omuz vermek support v.
fiyat vermek bid v.
süt vermek nurse v.
nispet vermek spite v.
öğüt vermek exhort v.
izin vermek empower v.
ara vermek recess v.
intihar süsü vermek make it look like a suicide v.
oturuma son vermek adjourn v.
önem vermek feature v.
yol vermek turn off v.
dönülmeyecek bir karar vermek cross the rubicon v.
sır vermek confide in v.
su vermek water v.
haber vermek apprise v.
teminat vermek guarantee v.
kilo vermek lose weight v.
huni biçimi vermek funnel v.
haber vermek shadow out v.
karşılık vermek reply to v.
bir şeye çok önem vermek set great store on v.
tezkeresini eline vermek fire v.
ödünç vermek lend v.
hava vermek aerate v.
şekil vermek give form v.
alarm vermek give the alarm v.
gözdağı vermek bulldoze v.
ünvan vermek entitle v.
maaş vermek pay a salary v.
biçim vermek cast v.
vermek (süre) allot v.
dışarı vermek discharge v.
zevk vermek delight v.
hakkında bilgi vermek inform about v.
uyarıcı vermek dope v.
hissini vermek suggest v.
poz vermek sit v.
damardan vermek shoot up v.
pasaportunu eline vermek boot somebody out v.
sır vermek confide v.
izin vermek excuse v.
başka anlam vermek distort v.
rüşvet vermek administer bribe v.
fire vermek be reduced by wastage v.
kendisi hakkında hesap vermek give an account of oneself v.
söz vermek estipulate v.
kiraya vermek lease out v.
savaş vermek fight v.
karşılık vermek repay v.
önem vermek put emphasis on v.
gözlerine zarar vermek strain one's eyes v.
yontarak şekil vermek hew out v.
imkan vermek enable v.
boşuna ümit vermek tantalise v.
celpnameyi eline vermek serve a summons v.
düzen vermek put something in order v.
cevap vermek give an answer v.
sır vermek betray a secret v.
ders vermek rebuke v.
keyif vermek make somebody tipsy v.
tazminat vermek recompense v.
geri vermek pay back v.
rüşvet vermek give a bribe v.
hava vermek tone v.
kulak vermek listen out v.
gaz vermek gun up v.
bir çekidüzen vermek tidy up v.
hüküm vermek sentence v.
son vermek (bir konuşmaya) put an end to v.
su vermek (çeliğe) quench v.
ziyafet vermek banqueting v.
ızdırap vermek grate v.
izahat vermek account for v.
çeki düzen vermek trig v.
açık vermek be unable to hide something v.
ilaç vermek medicine v.
ceza vermek sentence v.
hüküm vermek doom v.
vekalet vermek give the procuration v.
ışık vermek glimmer v.
vermek (ceza) impose on v.
isim vermek dub v.
hüküm vermek decree v.
çeki düzen vermek array v.
şekil vermek set v.
el ele vermek collaborate v.
korku vermek awe v.
soluk vermek breathe out v.
hüküm vermek condemn v.
geri vermek give back v.
ziyafet vermek throw a banquet v.
hoş tat vermek relish v.
yer vermek give place to v.
kendine ... süsü vermek pretend v.
ölüme sebebiyet vermek cause death v.
sipariş vermek indent v.
bilgi vermek clear v.
dersini vermek chasten v.
birdenbire sancı vermek twinge v.
tarih vermek date v.
varını yoğunu vermek (bir başkası için) wait on someone hand and foot v.
avaraya vermek dismiss v.
nispet vermek say something out of spite v.
rüşvet vermek bribe v.
kaçamak cevap vermek prevaricate v.
fidye vermek pay a ransom for v.
karşılık vermek reciprocate v.
bilgi vermek post v.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on v.
gaz vermek give the engine the gun v.
kaçamak cevap vermek fence v.
kendini bir işe vermek apply oneself to v.
sırrı dışarı vermek give away v.
dikkatini vermek turn to v.
karne ile vermek ration v.
gözdağı vermek threaten v.
patlak vermek blow up v.
salahiyet vermek authorize v.
tam gaz vermek floor v.
zarar vermek wreck v.
şehadetname vermek certify v.
meydan vermek allow of v.
tarz vermek tone v.
izin vermek allow to be v.
ödün vermek make concessions v.
ateşe vermek set afire v.
ehemmiyet vermek give weight to v.
son vermek stop v.
birisine şans vermek take a chance on someone v.
bayrakla işaret vermek flag v.
paranın üstünü eksik olarak vermek shortchange v.
izin vermek indulge v.
yedi emine vermek sequestrate v.
törenle papaz unvanını vermek ordain v.
zarar vermek endanger v.
patlak vermek burst out v.
para vermek ante v.
meydan vermek let v.
karşılık vermek speak in response v.
ilaç vermek physic v.
kabız vermek bind v.
akademik derece vermek confer upon v.
dikkatini vermek glue v.
malumat vermek inform v.
teklif vermek give an offer v.
koku vermek smell v.
yakayı ele vermek be entraped v.
yazı vermek (gazete, dergi vb'ne) contribute v.
biçim vermek efform v.
ceza olarak vermek forfeit v.
peşin hüküm vermek preconceive v.
ziyafet vermek give a feast v.
postaya vermek post v.
meyil vermek splay v.
sipariş vermek indent on v.
bel vermek yield v.
salık vermek counsel v.
makine ile yapmak veya şekil vermek machine v.
son vermek discontinue v.
şifa vermek restore to health v.
kömür vermek coal v.
direktif vermek give orders v.
ders vermek tutor v.
son vermek call a halt v.
biçim vermek formalize v.
oğul vermek swarm v.
üste vermek give in addition v.
kaçamak yanıt vermek give an evasive reply v.
hüküm vermek pass judgment v.
sıkıntı vermek bother v.
sıkıntı vermek gripe v.
dışarı vermek exude v.
oksijen vermek oxygenize v.
titrek ışık vermek flare v.
moral vermek buoy somebody up v.
pansiyon olarak vermek board v.
karşılık vermek retort v.
talimat vermek give instructions v.
şekil vermek (saça) dress v.
birine uyku vermek put someone to sleep v.
para vermek give money v.
sulandırılmış yemek artıkları vermek (domuza) swill v.
kendine ... süsü vermek pose as v.