zarar vermek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

zarar vermek



Bedeutungen von dem Begriff "zarar vermek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 48 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
zarar vermek damage v.
General
zarar vermek infest v.
zarar vermek punish v.
zarar vermek damage v.
zarar vermek vandalise v.
zarar vermek scourge v.
zarar vermek cause a loss v.
zarar vermek bang up v.
zarar vermek impair v.
zarar vermek harm v.
zarar vermek shend v.
zarar vermek spite v.
zarar vermek do harm v.
zarar vermek strain v.
zarar vermek wreck v.
zarar vermek endanger v.
zarar vermek hurt v.
zarar vermek vitiate v.
zarar vermek get at v.
zarar vermek disadvantage v.
zarar vermek scathe v.
zarar vermek labefy v.
zarar vermek flaw v.
zarar vermek vandalize v.
zarar vermek shatter v.
zarar vermek injure v.
zarar vermek encroach v.
zarar vermek cripple v.
zarar vermek do a disservice v.
zarar vermek bring damage v.
Idioms
zarar vermek play merry hell with
zarar vermek take something apart
zarar vermek bad for
zarar vermek lay a finger on
zarar vermek play hell with
zarar vermek play hell (merry hell)
Slang
zarar vermek whack something up
zarar vermek crock up
Law
zarar vermek cause a loss
zarar vermek impair
zarar vermek prejudice
zarar vermek harm
Technical
zarar vermek mar
zarar vermek spoil
zarar vermek disserve
zarar vermek endamage
zarar vermek attack
zarar vermek impair

Bedeutungen, die der Begriff "zarar vermek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 66 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
ağır şekilde zarar vermek bang up v.
ağır zarar vermek damage badly v.
ağır zarar vermek damage heavily v.
ağır zarar vermek inflict heavy damage v.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll v.
bir şeyin yüzeyine zarar vermek deface v.
bir uzva zarar vermek injure v.
bir uzva zarar vermek hurt v.
birine zarar vermek take it's toll on someone v.
çevreye zarar vermek damage the environment v.
çevreye zarar vermek harm the environment v.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch v.
çok zarar vermek wreak havoc on v.
daha fazla zarar vermek damage further v.
disk üzerindeki bilgiye zarar vermek scag v.
doğaya zarar vermek damage the nature v.
doğaya zarar vermek harm the nature v.
gözlerine zarar vermek strain one's eyes v.
itibarına zarar vermek harm someone's reputation v.
kendi kendine zarar vermek self-harm v.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize v.
maddi zarar vermek damage financially v.
sağlığına zarar vermek harm one's health v.
saygınlığına zarar vermek vilify v.
şöhretine zarar vermek damage the reputation v.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to v.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface v.
zarar vermek (bir uzva) injure v.
zarar vermek (bir uzva) hurt v.
zarar vermek (hastalık) affect v.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on v.
zarar vermek (yavaş yavaş/sinsice) undermine v.
zarar vermek istemek want to harm v.
zarar vermek istemek intend to harm v.
Phrasals
(sırayı/masayı) çizerek zarar vermek mar something up
birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek mess someone over
çizerek zarar vermek/berelemek scratch away
Colloquial
bebeğe zarar vermek harm the baby
Idioms
(zarar vermek için) birinin peşine düşmek birini desteklemek be gunning for somebody
bile bile zarar vermek istemek have it in for
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll on
bir şeye zarar vermek play havoc with something
birine zarar vermek put the hurt on someone
birine zarar vermek do a job on someone
birine zarar vermek do a number on someone
birine zarar vermek screw up
birisine zarar vermek do one an ill turn
büyük zarar vermek take its toll
büyük zarar vermek take a toll
büyük zarar vermek cut a wide swathe through
büyük zarar vermek cut a wide swathe
büyük zarar vermek blow someone out of the water
büyük zarar vermek take (quite) a toll (on someone or something)
büyük zarar vermek cut a wide swath
büyük zarar vermek cut a wide swath through
çok zarar vermek cut a wide swathe
çok zarar vermek cut a wide swath
isteyerek zarar vermek have it in for
kendi kendinize zarar vermek foul one's own nest
kendine zarar vermek do yourself a mischief
yarardan çok zarar vermek/getirmek do more harm than good
Speaking
size zarar vermek niyetinde değiliz we don't mean you any harm
Trade/Economic
ticaret gemilerine zarar vermek için kullanılan bir çeşit süratli ve zırhsız muhrip commerce destroyer
ticaret gemilerine zarar vermek için kullanılan bir çeşit süratli ve zırhsız muhrip commerce raider
Law
sırf zarar vermek maksadıyla dava açmak vitiligate
Religious
zarar vermek ve zararla karşılık vermek yoktur no mischief nor mutual harming