serve - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

serve

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "serve" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 47 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
serve v. hizmet etmek
General
serve v. hizmet yapmak
serve v. tapmak
serve v. birleştirmek
serve v. hizmet etmek
serve v. yaramak
serve v. hizmet vermek
serve v. kulluk etmek
serve v. hizmet sunmak
serve v. işe yaramak
serve v. işine yaramak
serve v. hapis yatmak
serve v. müşteriye bakmak
serve v. olanak tanımak
serve v. yararı dokunmak
serve v. bakmak
serve v. bakımını yapmak
serve v. yerine getirmek
serve v. çektirmek
serve v. servis sunmak
serve v. kötü davranmak
serve v. elvermek
serve v. servis yapmak
serve v. çekmek (hapis cezası)
serve v. hizmet üretmek
serve v. hapis cezası çekmek
serve v. hizmetini görmek
serve v. yetişmek
serve v. çalışmak
serve v. yetmek
serve v. vermek
serve v. servis atmak
serve v. üye olmak
serve v. görev yapmak
serve n. servis
serve n. servis atışı
Trade/Economic
serve servis yapmak
serve tebliğ etmek
Law
serve hizmet etmek
serve tebliğ etmek
Technical
serve yardım etmek
serve yardımcı olmak
Gastronomy
serve servis etmek
Military
serve hizmet etmek
serve göreve hazırlamak
Sport
serve servis atmak
Volleyball
serve servis atmak

Bedeutungen, die der Begriff "serve" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 169 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
serve a life sentence v. müebbet hapis yatmak
serve a notice v. ihbarname çekmek
serve a notice v. tebligatta bulunmak
serve a purpose v. bir işe yaramak
serve a purpose v. amaca hizmet etmek
serve a purpose v. fayda etmek
serve a purpose v. bir amaca hizmet etmek
serve a sentence v. cezasını çekmek
serve a summons v. celpnameyi eline vermek
serve a summons on v. birinin eline celpname vermek
serve a trick v. kandırmak
serve a useful purpose v. bir işe yaramak
serve a useful purpose v. faydalı bir amaca hizmet etmek
serve a very important purpose v. çok önemli bir amaca hizmet etmek
serve as v. işlevini görmek
serve as a brake on v. fren görevi görmek
serve as a deputy v. milletvekilliği yapmak
serve as a model v. emsal oluşturmak
serve as a model v. örnek teşkil etmek
serve as a model v. örnek olmak
serve as a model v. emsal teşkil etmek
serve as a model v. emsal olmak
serve as a shield v. kalkan görevi görmek
serve as a soldier v. askerliğini yapmak
serve as a warning v. uyarı niteliğinde olmak
serve as a warning v. uyarı teşkil etmek
serve as a warning v. uyarı görevi görmek
serve as an offset to something v. bir şeyin güzelliğini belirtmek
serve as basis v. esas oluşturmak
serve as basis v. dayanak teşkil etmek
serve at cross purposes v. farklı amaçlara hizmet etmek
serve at cross purposes v. aynı amaca hizmet etmemek
serve both one’s own interests v. kendi çıkarlarına hizmet etmek
serve food v. servis yapmak
serve food v. yemek servis etmek
serve food to v. servis yapmak
serve for v. hizmet etmek
serve for v. hizmet göstermek
serve for v. (bir amaca vb) hizmet etmek
serve in the army v. orduda görev almak
serve in the army v. askerlik yapmak
serve no purpose v. hiçbir amaca hizmet etmemek
serve notice v. ihtarda bulunmak
serve notice v. hizmetinden çıkacağını bildirmek
serve notice v. uyarmak
serve notice v. ihtar etmek
serve notice v. bildirmek
serve on a committee v. komite üyesi olmak
serve on a silver platter v. altın tepside sunmak
serve one's country v. ülkesine hizmet etmek
serve one's sentence v. cezasını hapiste doldurmak
serve one's time v. askerlik yapmak
serve one's time v. hapis yatmak
serve out v. paylaştırmak
serve out v. dağıtmak
serve out v. taksim etmek
serve out v. bölüştürmek
serve out v. (cezasını/görevini) tamamlamak
serve out v. kotarmak
serve right v. hak ettiği cezayı bulmak
serve sincerely v. gönülden hizmet etmek
serve somebody out v. öç almak
serve somebody out v. acısını çıkartmak
serve somebody out v. acısını çıkarmak
serve someone slavishly v. kula kulluk etmek
serve someone tea v. çay ikram etmek
serve someone's purpose v. birinin ihtiyacını görmek
serve tea v. çay vermek
serve the country v. ülkeye hizmet etmek
serve the customers v. müşterilere hizmet etmek
serve the lemonade in paper cup v. limonatayı kağıt bardakta servis etmek/sunmak
serve the purpose v. ihtiyacı karşılamak
serve the purpose v. işine gelmek
serve the purpose v. işe yaramak
serve the purpose of v. amacına hizmet etmek
serve the same purpose v. aynı işleve sahip olmak
serve the same purpose v. aynı işi görmek
serve the same purpose v. aynı görevi görmek
serve time v. hapiste olmak
serve time v. hapis cezasını çekmek
serve time v. hapis yatmak
serve time v. kodeste olmak
serve time v. hapis cezası çekmek
serve under v. hizmetinde bulunmak
serve up v. servis yapmak
serve up v. sunmak
serve up v. yemeği sofraya koymak
serve upon v. tebliğ etmek
serve upon v. haberdar etmek
serve well v. çok işine yaramak
serve willingly v. gönülden hizmet etmek
work/serve under someone v. birinin altında/emrinde çalışmak
work/serve under someone v. birine bağlı olarak çalışmak
serve cold n. soğuk servis ediniz
ready to serve adj. servise hazır
on a first-come first-serve basis adv. ilk gelen önceliği alır şeklinde
on a first-come first-serve basis adv. ilk gelene öncelik verilir biçiminde
to serve as basis adv. esas teşkil etmek üzere
to serve as basis adv. esas teşkil etmesi için
Phrasals
serve for ... amacına hizmet etmek
serve something around bir şeyi (herkese) ikram etmek/dolaştırmak
serve something in something bir şeyi bir şeyin içinde sunmak/servis etmek
serve something on someone resmi olarak bildirimde bulunmak
serve something to someone birine bir şey sunmak
Proverb
if you would be well served, serve yourself işinin iyi görülmesini istiyorsan, kendi işini kendin gör
no man can serve two masters hiç kimse iki efendiye hizmet edemez
serve yourself kendi ununu kendin öğüt
serve yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
you cannot serve god and mammon hem tanrının hem de paranın emrinde olunamaz
Colloquial
serve booze içki servisi yapmak
serve cold soğuk servis ediniz
serve someone in good stead çok işine yaramak
Idioms
first come, first serve sona kalan dona kalır
serve a function in rol oynamak
serve a function in işlevi olmak
serve as a bridge köprü rolü üstlenmek
serve as a bridge köprü görevi görmek
serve as a guinea pig üzerinde deney yapılmak
serve as a guinea pig deneme tahtası görevi görmek
serve as a guinea pig deneme tahtası gibi kullanılmak
serve notice on someone resmen bildirmek
serve notice on someone tebligatta bulunmak
serve notice on someone tebliğ etmek
serve someone right (olumsuz anlamda) hakkettiğini bulmak
serve someone's purpose amacına hizmet etmek
serve someone's purpose amacına yönelik olmak
serve someone's purpose amacıyla örtüşmek
serve two masters iki ayrı efendiye hizmet etmek
serve with someone biriyle askerlik yapmak
Speaking
how can i serve you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
it is forbidden to sell or serve alcoholic beverages to persons under 18; those acting otherwise shall be subject to legal actions 18 yaşını doldurmayanlara alkollü içkilerin satışı veya sunumu yapılamaz; yapanlar hakkında yasal işlem uygulanır
what will you serve for a main course? ana yemek olarak ne servis edeceksiniz?
Trade/Economic
first-come first-serve basis ilk gelene ilk hizmet esası
serve a reference referans olarak kullanmak
serve as a deputy göreve vekalet etmek
Law
serve a reply cevap vermek
serve a sentence mahkumiyet çekmek
serve a sentence ceza çekmek
serve a summons mahkeme davetiyesi çıkarmak
serve a summons tebliğde bulunmak
serve on somebody tebliğ etmek
serve proceedings kovuşturma yapmak
Politics
serve in the government devlete hizmette bulunmak
Marine
serve a rope halatı façuna etmek
Gastronomy
ready to serve food hazır yemek
Education
serve as a research assistant asistanlık yapmak
serve one's internship staj yapmak
Military
be eligible to serve in the military askerliğe elverişli olmak
be ineligible to serve in the military askerlik yapmaya elverişli olmamak
be ineligible to serve in the military askerliğe elverişli olmamak
be not eligible to serve in the military askerlik yapmaya elverişli olmamak
be not eligible to serve in the military askerliğe elverişli olmamak
Sport
kick serve or kicker falsolu servis
Volleyball
balanced floating serve balans uçan servis
balanced serve balans servis
block to serve servise blok
effective serve etkili servis
float serve yüzen servis
float serve uçan servis
japanese serve japon servis
jump serve smaç servis
overhand serve üstten servis
overhand serve tenis servis
russian tennis serve rus tipi tenis servis
serve an ace servis kullanmak
tactical serve taktik servis
topspin serve üsten spinli servis
underhand serve alttan servis
zone of serve servis alanı