serve - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

serve

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"serve" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
serve f. hizmet etmek
General
serve f. tapmak
serve f. hizmet etmek
serve f. yaramak
serve f. kulluk etmek
serve f. hizmet sunmak
serve f. işe yaramak
serve f. müşteriye bakmak
serve f. olanak tanımak
serve f. yararı dokunmak
serve f. yerine getirmek
serve f. çektirmek
serve f. servis yapmak
serve f. çekmek (hapis cezası)
serve f. hapis cezası çekmek
serve f. hizmetini görmek
serve f. yetişmek
serve f. çalışmak
serve f. yetmek
serve f. vermek
serve f. kötü davranmak
serve f. elvermek
serve f. işine yaramak
serve f. hapis yatmak
serve f. servis atmak
serve f. üye olmak
serve f. görev yapmak
serve f. hizmet vermek
serve f. bakmak
serve f. bakımını yapmak
serve f. servis sunmak
serve f. hizmet üretmek
serve f. hizmet yapmak
serve f. birleştirmek
serve i. servis atışı
serve i. servis
Trade/Economic
serve tebliğ etmek
serve servis yapmak
Law
serve hizmet etmek
serve tebliğ etmek
Technical
serve yardımcı olmak
serve yardım etmek
Gastronomy
serve servis etmek
Military
serve göreve hazırlamak
serve hizmet etmek
Sport
serve servis atmak
Volleyball
serve servis atmak

"serve" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 210 sonuç

İngilizce Türkçe
General
serve both one’s own interests f. kendi çıkarlarına hizmet etmek
serve tea f. çay vermek
serve up f. sunmak
serve time f. hapis yatmak
serve out f. taksim etmek
serve as a model f. emsal teşkil etmek
serve out f. bölüştürmek
serve a purpose f. bir amaca hizmet etmek
serve a sentence f. cezasını çekmek
serve the purpose f. ihtiyacı karşılamak
serve notice f. ihtar etmek
serve a summons f. celpnameyi eline vermek
serve time f. hapis cezasını çekmek
serve as an offset to something f. bir şeyin güzelliğini belirtmek
serve somebody out f. öç almak
serve a summons on f. birinin eline celpname vermek
serve notice f. bildirmek
serve notice f. uyarmak
serve a purpose f. amaca hizmet etmek
serve one's time f. askerlik yapmak
serve out f. dağıtmak
serve a trick f. kandırmak
serve one's time f. hapis yatmak
serve as a model f. örnek olmak
serve notice f. hizmetinden çıkacağını bildirmek
serve right f. hak ettiği cezayı bulmak
serve food f. servis yapmak
serve one's sentence f. cezasını hapiste doldurmak
serve out f. (cezasını/görevini) tamamlamak
serve out f. paylaştırmak
serve someone's purpose f. birinin ihtiyacını görmek
serve the purpose f. işe yaramak
serve up f. servis yapmak
serve out f. kotarmak
serve up f. yemeği sofraya koymak
serve on a committee f. komite üyesi olmak
serve food to f. servis yapmak
serve the same purpose f. aynı işi görmek
serve the same purpose f. aynı görevi görmek
serve the same purpose f. aynı işleve sahip olmak
serve somebody out f. acısını çıkartmak
serve somebody out f. acısını çıkarmak
serve someone slavishly f. kula kulluk etmek
serve as a model f. örnek teşkil etmek
serve at cross purposes f. aynı amaca hizmet etmemek
serve at cross purposes f. farklı amaçlara hizmet etmek
serve as a brake on f. fren görevi görmek
serve as a soldier f. askerliğini yapmak
serve as a model f. emsal oluşturmak
serve as a model f. emsal olmak
serve one's country f. ülkesine hizmet etmek
serve no purpose f. hiçbir amaca hizmet etmemek
serve a notice f. ihbarname çekmek
serve a notice f. tebligatta bulunmak
serve on a silver platter f. altın tepside sunmak
serve the purpose of f. amacına hizmet etmek
serve someone tea f. çay ikram etmek
serve as basis f. esas oluşturmak
serve a purpose f. fayda etmek
serve a purpose f. bir işe yaramak
serve time f. kodeste olmak
serve time f. hapis cezası çekmek
serve time f. hapiste olmak
serve under f. hizmetinde bulunmak
serve the customers f. müşterilere hizmet etmek
serve the purpose f. işine gelmek
serve as f. işlevini görmek
serve for f. hizmet göstermek
serve for f. hizmet etmek
serve for f. (bir amaca vb) hizmet etmek
serve sincerely f. gönülden hizmet etmek
serve willingly f. gönülden hizmet etmek
serve a life sentence f. müebbet hapis yatmak
serve food f. yemek servis etmek
serve the country f. ülkeye hizmet etmek
serve as a warning f. uyarı görevi görmek
serve as a warning f. uyarı niteliğinde olmak
serve as a warning f. uyarı teşkil etmek
serve in the army f. askerlik yapmak
serve a useful purpose f. faydalı bir amaca hizmet etmek
serve a useful purpose f. bir işe yaramak
serve in the army f. orduda görev almak
serve the lemonade in paper cup f. limonatayı kağıt bardakta servis etmek/sunmak
serve as a deputy f. milletvekilliği yapmak
serve as basis f. dayanak teşkil etmek
serve well f. çok işine yaramak
serve notice f. ihtarda bulunmak
work/serve under someone f. birine bağlı olarak çalışmak
work/serve under someone f. birinin altında/emrinde çalışmak
serve a very important purpose f. çok önemli bir amaca hizmet etmek
serve upon f. tebliğ etmek
serve upon f. haberdar etmek
serve as a shield f. kalkan görevi görmek
serve an office f. kamu görevini yerine getirmek
serve one right f. hak ettiği cezayı vermek
serve one's self of f. kendine yarar sağlamak
serve an office f. kamuda çalışmak
serve one's self of f. kendine fayda sağlamak
serve one right f. layığını buldurmak
serve one's self of f. kendi çıkarına kullanmak
serve cold i. soğuk servis ediniz
ready to serve s. servise hazır
ready-to-serve s. servise hazır
to serve as basis zf. esas teşkil etmesi için
to serve as basis zf. esas teşkil etmek üzere
on a first-come first-serve basis zf. ilk gelen önceliği alır şeklinde
on a first-come first-serve basis zf. ilk gelene öncelik verilir biçiminde
Phrasals
serve one out f. misilleme yapmak
serve one out f. altında kalmamak
serve one out f. acısını çıkarmak
serve one out f. karşılığını vermek
serve something in something bir şeyi bir şeyin içinde sunmak/servis etmek
serve something to someone birine bir şey sunmak
serve something around bir şeyi (herkese) ikram etmek/dolaştırmak
serve something on someone resmi olarak bildirimde bulunmak
serve for ... amacına hizmet etmek
Proverb
you cannot serve god and mammon hem tanrının hem de paranın emrinde olunamaz
serve yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
serve yourself kendi ununu kendin öğüt
no man can serve two masters hiç kimse iki efendiye hizmet edemez
if you would be well served, serve yourself işinin iyi görülmesini istiyorsan, kendi işini kendin gör
better to reign in hell than serve in heaven cehennemde hükümdar olmak cennette hizmetçi olmaktan iyidir
Colloquial
serve someone in good stead çok işine yaramak
serve cold soğuk servis ediniz
serve booze içki servisi yapmak
Idioms
serve one the same sauce f. aynı şekilde misilleme yapmak
serve tables f. fakirlerin ihtiyaçlarını karşılamak
serve tables f. muhtaçlara yardım etmek
serve as a substitute f. yerini tutmak
serve as one's substitute f. yerini tutmak
serve as the driving force (behind someone or something) f. arkasındaki neden/sebep/itici güç olmak
serve as a substitute f. yerine bakmak/geçmek/kullanmak
serve as one's substitute f. yerine bakmak/geçmek/kullanmak
serve as the driving force (behind someone or something) f. arkasında olup cesaret/güç vermek
serve as a substitute f. yerini almak
serve as one's substitute f. yerini almak
serve as a substitute f. vekili olmak
serve as one's substitute f. vekili olmak
serve as a substitute f. vekaleten atanmak/bakmak
serve as one's substitute f. vekaleten atanmak/bakmak
serve as a substitute f. vekalet etmek
serve as one's substitute f. vekalet etmek
serve as a substitute f. işini/görevini yapmak
serve as one's substitute f. işini/görevini yapmak
first come, first serve sona kalan dona kalır
serve two masters iki ayrı efendiye hizmet etmek
serve as a guinea pig üzerinde deney yapılmak
serve as a guinea pig deneme tahtası görevi görmek
serve as a bridge köprü rolü üstlenmek
serve as a bridge köprü görevi görmek
serve as a guinea pig deneme tahtası gibi kullanılmak
serve someone's purpose amacına hizmet etmek
serve someone's purpose amacına yönelik olmak
serve someone's purpose amacıyla örtüşmek
serve notice on someone tebligatta bulunmak
serve notice on someone resmen bildirmek
serve notice on someone tebliğ etmek
serve someone right (olumsuz anlamda) hakkettiğini bulmak
serve with someone biriyle askerlik yapmak
serve a function in işlevi olmak
serve a function in rol oynamak
Speaking
how can i serve you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
it is forbidden to sell or serve alcoholic beverages to persons under 18; those acting otherwise shall be subject to legal actions 18 yaşını doldurmayanlara alkollü içkilerin satışı veya sunumu yapılamaz; yapanlar hakkında yasal işlem uygulanır
what will you serve for a main course? ana yemek olarak ne servis edeceksiniz?
Trade/Economic
serve a reference referans olarak kullanmak
serve as a deputy göreve vekalet etmek
first-come first-serve basis ilk gelene ilk hizmet esası
Law
serve a process f. (birine) tebligat göndermek
serve a warrant f. tutuklama kararını okuyup ilgili kişiyi tutuklamak
serve a writ f. mahkeme emrini davalıya okumak
serve an attachment f. haczetmek
serve an execution f. el koymak
serve an attachment f. ele geçirmek
serve an execution f. toprakları ve malları ilgili kişiden haczetmek
serve an attachment f. el koymak
serve proceedings kovuşturma yapmak
serve a reply cevap vermek
serve a summons mahkeme davetiyesi çıkarmak
serve a sentence mahkumiyet çekmek
serve a sentence ceza çekmek
serve a summons tebliğde bulunmak
serve on somebody tebliğ etmek
Politics
serve in the government devlete hizmette bulunmak
Marine
serve the cable f. palamarın etrafını iplerle, yelken beziyle sarmak
serve a rope halatı façuna etmek
Gastronomy
ready to serve food hazır yemek
Education
serve as a research assistant asistanlık yapmak
serve one's internship staj yapmak
Military
be ineligible to serve in the military askerliğe elverişli olmamak
be not eligible to serve in the military askerlik yapmaya elverişli olmamak
be not eligible to serve in the military askerliğe elverişli olmamak
be ineligible to serve in the military askerlik yapmaya elverişli olmamak
be eligible to serve in the military askerliğe elverişli olmak
Sport
kick serve or kicker falsolu servis
Volleyball
float serve yüzen servis
zone of serve servis alanı
jump serve smaç servis
overhand serve üstten servis
balanced serve balans servis
float serve uçan servis
balanced floating serve balans uçan servis
block to serve servise blok
overhand serve tenis servis
russian tennis serve rus tipi tenis servis
japanese serve japon servis
effective serve etkili servis
underhand serve alttan servis
tactical serve taktik servis
topspin serve üsten spinli servis
serve an ace servis kullanmak