allow - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

allow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "allow" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 32 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
allow v. izin vermek
allow v. müsaade etmek
General
allow v. kabul etmek
allow v. ayırmak
allow v. indirim yapmak
allow v. itiraf etmek
allow v. düşünmek
allow v. hoş görmek
allow v. saymak
allow v. olanak vermek
allow v. koyvermek
allow v. cevaz vermek
allow v. göz önüne almak
allow v. hesaba katmak
allow v. vermek
allow v. izin vermek
allow v. mahal vermek
allow v. olanak sağlamak
allow v. bırakmak
allow v. geçit vermek
allow v. imkan vermek
Law
allow vermek
allow müsaade etmek
Technical
allow izin vermek
allow müsaade etmek
allow bırakmak
Computer
allow izin verilen kullanıcı sayısı
allow en çok
allow aşağıdakilere izin ver
allow izin ver
allow kullanıcı sayısı
allow izin verilen

Bedeutungen, die der Begriff "allow" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 129 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
allow (something happen) v. meydana bırakmak
allow (something to happen) v. meydan vermek
allow (something) happen v. yer vermek
allow a compensation v. telafi yoluna gitmek
allow a compensation v. bağış yapmak
allow bail v. kefaletle serbest bırakmak
allow for v. fırsat vermek
allow for v. imkan tanımak
allow for v. yer vermek
allow for v. olanak sağlamak
allow for v. hesaba almak
allow for v. müsamaha göstermek
allow for v. izin vermek
allow for maximum mobility v. maksimum hareketlilik sağlamak
allow for tare v. darasını düşmek
allow immigrants v. göç almak
allow in v. içeri almak
allow maximum mobility v. maksimum hareketlilik sağlamak
allow of v. meydan vermek
allow of v. olanak sağlamak
allow of v. olanak tanımak
allow oneself be led by the nose v. sakalı ele vermek
allow rest v. oturtmak
allow room v. imkan vermek
allow someone v. birine izin vermek
allow someone freedom v. özgürlük tanımak
allow someone in v. içeri girmesine müsaade etmek
allow someone in v. birisini içeri almak
allow someone into a place v. içeri girmesine müsaade etmek
allow someone into a place v. birisini içeri almak
allow someone to pass v. geçmesine izin vermek
allow someone up v. kalkmasına izin vermek
allow something to happen v. meydan vermek
allow the death penalty v. ölüm cezasına izin vermek
allow time v. zaman ayırmak
allow to v. izin vermek
allow to act without restraints v. engel olmamak
allow to be v. izin vermek
allow to enter v. içeri almak
allow to move freely v. engel olmamak
allow to succeed v. rast getirmek (Allah)
allow to succeed v. rast getirmek
not allow v. mahal bırakmamak
not allow v. mahal vermemek
not allow something to happen v. meydan vermemek
not allow to enter the country v. ülkeye giriş izni vermemek
not to allow v. meydan vermemek
not to allow anybody to speak ill of someone v. toz kondurmamak
not to allow enough time for v. yeterince zaman ayıramamak
Phrasals
allow for biraz daha sabretmek
allow for biraz daha beklemek
allow for süre tanımak
allow for tolerans göstermek
allow for zaman tanımak
Phrases
when circumstances allow koşullar el verdiğinde
when circumstances allow şartlar el verdiğince
when the circumstances allow şartlar el verdiğinde
when the circumstances allow şartlar el verdiğince
whenever circumstances allow şartlar el verdiğince
whenever circumstances allow şartlar el verdiğinde
whenever the circumstances allow şartlar el verdiğince
whenever the circumstances allow şartlar el verdiğinde
Idioms
allow somebody a free rein ipini gevşetmek
allow somebody a free rein birisine müsamaha göstermek
allow somebody a free rein serbest bırakmak
allow something full play bir şeye yeterince/tam yer vermek
allow something full play bir şeyin üzerinde yeterince/tam durmak
Speaking
allow me müsaadenizle
allow me izin verin
allow me izin ver
allow me to explain açıklamama izin verin
don't allow yourself to be provoked tahriklere kapılmayın
don't allow yourself to be provoked tahriklere kapılma
i can't allow him to do that bunu yapmasına izin veremem
if you allow me izin verirseniz
if you allow me izin verirsen
if you allow me müsaade ederseniz
my health doesn't allow sağlığım izin vermiyor
not allow its citizens to carry handguns vatandaşlarının silah taşımasına izin vermemek
we cannot allow the matter to rest here bu meseleyi burada bırakamayız
Law
allow time pay ödemeye mehir tanımaya
circumstances which allow exemption from punishment cezayı kaldıran sebepler
Computer
allow accented uppercase vurgulu büyük harfleri kullan
allow access erişime izin ver
allow additions ekleme izni
allow any herhangi birine izin ver
allow bleeds kenar taşmasına izin ver
allow cell drag and drop hücre sürükle ve bırak
allow config yapılandırmaya izin ver
allow control denetime izin ver
allow cookie izin ver
allow customize özelleştirmeye izin ver
allow deletes silme izni
allow deletions silme izni
allow editing düzenleme izni
allow editing düzenlemeye izin ver
allow edits düzenleme izni
allow failback yeniden çalışmaya izin ver
allow fast saves hızlı kaydet
allow filters süzgeç izni
allow form view form görünümüne izin ver
allow hiding gizlemeye izin ver
allow launch başlatmaya izin ver
allow movement taşımaya izin ver
allow moving taşımaya izin ver
allow multilink birden çok bağlantıya izin ver
allow multi-user editing çok-kullanıcılı düzenlemeye izin ver
allow overlap taşmaya izin ver
allow redirectallow users to kullanıcılara verilecek izin
allow resize yeniden boyutlandırmaya izin ver
allow resizing yeniden boyutlandırmaya izin ver
allow row to break across pages satır sayfalar arasında kesilebilir
allow transmit aktarıma izin ver
allow transmit göndermeye izin ver
allow updating güncelleştirme izni
allow users to kullanıcılara verilecek izin
allow whispers fısıltıya izin ver
allow zero sıfır olmasına olanak sağla
allow zero length sıfır uzunluk izni
always allow her zaman izin ver
Traffic
allow passage of vehicles araç geçişine müsaade etmek
Military
allow subsequent fine tuning müteakip ince ayarlara izin vermek
Football
allow play to continue pozisyonu avantaja bırakmak
allow the first aiders to enter the field of play sağlık görevlilerini oyun alanına davet etmek
allow the first aiders to enter the field of play sağlık görevlilerini oyun alanına çağırmak
allow the goal golü saymak
allow the goal golü vermek
British Slang
allow (it) boşver
allow (it) takma kafana