let - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

let

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "let" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 28 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
let v. izin vermek
Irregular Verb
let v. let - let
General
let v. vermek
let v. koyuvermek
let v. izin vermek
let v. kiraya vermek
let v. koyvermek
let v. gevşetmek
let v. müsaade etmek
let v. meydan vermek
let v. ihale etmek
let v. bırakmak
let v. geçit vermek
let v. kiralamak
let v. ses çıkarmamak
let n. kiraya verilmiş mülk
let n. kiralık
let n. engel
let n. kiraya verme
Trade/Economic
let kiraya vermek
Law
let kiraya vermek
let icar etmek
let izin vermek
let ruhsat vermek
let bırakmak
Technical
let bırakmak
let izin vermek
let beklemek

Bedeutungen, die der Begriff "let" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
let know v. haber vermek
let oneself go v. coşmak
General
be let into v. (bir yere) sokulmak/alınmak
let (a child) run loose v. başı boş bırakmak
let (someone) go without food and water v. aç susuz bırakmak
let (someone) know v. haber vermek
let (something) slip out v. ağzından kaçırmak
let a chance slip (by) v. fırsat tepmek
let a secret out v. ağzından laf kaçırmak
let absorb v. yedirmek
let air in v. hava almak
let alone v. karışmamak
let alone v. olduğu gibi bırakmak
let alone v. kendi haline bırakmak
let alone v. dokunmamak
let alone v. rahat bırakmak
let alone someone v. hesaba katmamak
let alone someone v. sözünü etmemek
let alone someone v. dikkate almamak
let be v. karışmamak
let be v. kendi haline bırakmak
let be noticed v. çaktırmak
let blood v. kanı boşaltmak
let blood v. kan akıtmak
let bygones be bygones v. eski defterleri kapamak
let daylight into something v. aydınlatmak
let down v. beklentileri boşa çıkarmak
let down v. boyunu uzatmak
let down v. kandırmak
let down v. hayal kırıklığı yaşatmak
let down v. hayal kırıklığına uğratmak
let down v. rezil etmek
let down v. düşürmek
let down v. atlatmak
let down v. indirmek
let down v. yüzüstü bırakmak
let down v. düş kırıklığına uğratmak
let down v. yüzünü kara çıkarmak
let down v. boşa çıkarmak
let down one's hair v. samimi davranmak
let drive v. mermi yağdırmak
let drive v. kurşun yağdırmak
let drive bullets v. kurşun yağdırmak
let drive bullets v. mermi yağdırmak
let escape v. kaçırmak
let fall v. düşürmek
let fall v. ağzından kaçırmak
let fly v. kurşun yağdırmak
let fly v. patlamak
let fly v. uçurmak
let fly v. mermi yağdırmak
let fly v. ağzına geleni söylemek
let fly v. ateş etmek
let fly v. fırlatmak
let fly v. atmak
let fly v. ateşlemek
let fly v. salıverip uçurmak
let fly at somebody v. ağzına geleni söylemek
let fly at somebody v. ateş etmek
let fly bullets v. mermi yağdırmak
let fly bullets v. kurşun yağdırmak
let go v. koyuvermek
let go v. gevşetmek
let go v. bırakmak
let go v. boşlamak
let go v. salıvermek
let go v. salmak
let go v. serbest bırakmak
let go v. laçka etmek
let go v. rahatlamak
let go v. gevşemek
let go v. koyvermek
let go of one's hand v. elini bırakmak
let go one's hold of v. salıvermek
let go one's hold of v. serbest bırakmak
let in v. gömmek
let in v. içeri bırakmak
let in v. kapıyı açıp içeriye almak
let in v. içeri almak
let in v. içeri sokmak
let in v. sokmak
let in v. bırakmak
let in immigrants v. göç almak
let information out v. dışarıya bilgi sızdırmak
let into v. sokulmak
let it all hang out v. gevşemek
let it all hang out v. rahatlamak
let it all hang out v. kafa dağıtmak
let it all hang out v. boşlamak
let it all hang out v. koyvermek
let it all hang out v. kendini koyvermek
let it pass v. kusura bakmamak
let it ride v. oluruna bırakmak
let it rust v. paslanmaya terk etmek
let it sit until it cools down v. soğuyana kadar bekletmek
let know v. bildirmek
let loose v. çözüp koyvermek
let loose v. salıvermek
let loose v. yumuşamak
let loose v. serbest bırakmak
let off v. patlatmak
let off v. ceza vermemek
let off v. salmak
let off v. cezasını hafifletmek
let off v. salıvermek
let off v. serbest bırakmak
let off v. affetmek
let off v. dışarı vermek
let off v. boşaltmak
let off v. cezasını affetmek
let off v. ateşlemek
let off v. hafif ceza vermek
let off firework v. havai fişek atmak
let off fireworks v. havai fişekler atmak
let off steam v. stres atmak
let on v. sırrı başkasına söylemek
let on v. söylemek
let on v. açıklamak
let on v. belli etmek
let on v. sırrı ifşa etmek
let on v. açığa vurmak
let one have v. ulaştırmak
let one's hair down v. rahatlamak
let one's hair down v. içini dökmek
let one's hair down v. rahatlatmak
let one's hair down v. kendinden geçmek
let one's hair down v. sakinleşmek
let one's hair down v. kafa dağıtmak
let one's hair free v. saçını salmak
let one's tongue run v. gevezelik etmek
let one's tongue run v. çenesi düşmek
let oneself be cheated v. avanaklık etmek
let oneself go v. taşkınlık yapmak
let oneself go v. kendini kapıp koyuvermek
let oneself go v. kendine özen göstermemek
let oneself go v. kendini bırakıp coşmak
let oneself go v. rahatlamak
let oneself go v. kafa dağıtmak
let oneself go v. kendini bırakmak
let oneself go v. kendini koyvermek
let oneself in v. kapıyı anahtarla açıp içeriye girmek
let oneself into one's room v. odasına kapanmak
let oneself into one's room v. odasına çekilmek
let out v. dışarıya bırakmak
let out v. çıkarmak
let out v. salıvermek
let out v. genişletmek (elbiseyi)
let out v. bırakmak
let out v. gevşetmek (ip/kablo/vb'ni)
let out v. gevşetmek (ip/kablo)
let out v. vermek
let out v. koparmak
let out v. kaçmasına izin vermek
let out v. kiraya vermek
let out v. çıkmasına izin vermek
let out v. genişletmek
let out v. koyvermek
let out v. azad etmek
let out v. bollaştırmak
let out v. salmak
let out v. kiralamak
let out v. ses çıkarmak
let out v. icara vermek
let out v. koyuvermek
let out v. ihale etmek
let out a yell v. nara atmak
let out on hire v. kiraya vermek
let remove v. çıkartmak
let rest v. dinlendirmek
let slide v. vazgeçmek
let slide v. ihmal etmek
let slide v. (dil/konuşma) paslanmak
let slip v. kaçırmak
let slip v. salıvermek
let slip v. elinden kaçırmak (fırsat vb)
let slip v. ağzından kaçırmak
let slip v. ağzından laf kaçırmak
let some fresh air into v. havalandırmak
let somebody alone v. kendi haline bırakmak
let somebody down v. yüzüstü bırakmak
let somebody down v. hayal kırıklığına uğratmak
let somebody down v. birini hayal kırıklığına uğratmak
let somebody down v. indirmek
let somebody drink v. içirmek
let somebody dwell v. oturtmak
let somebody have it v. saldırmak
let somebody have it v. bırakmak
let somebody have it v. hakkından gelmek
let somebody have it v. azarlamak
let somebody know v. haber etmek
let somebody know v. bildirmek
let somebody know v. haber vermek
let somebody out v. koyuvermek
let somebody out v. salıvermek
let somebody play v. çaldırmak
let somebody say v. söyletmek
let somebody sense v. sezindirmek
let somebody use something v. kullandırmak
let someone alone v. yalnız bırakmak
let someone down v. hüsrana uğratmak
let someone down gently v. birini yavaş yavaş alıştırarak hayal kırıklığına uğratmak
let someone go v. çıkışını vermek
let someone have it v. birine dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek
let someone have it v. birini haşlamak
let someone know v. haber vermek
let someone off v. birinin suçunu bağışlamak
let something become wide apart v. seyrekleştirmek
let something flow v. akışına bırakmak
let something flow v. akıtmak
let something go by the board v. bir şeyden vazgeçmek
let something go by the board v. fırsatı kaçırmak
let something hang down v. sarkıtmak
let something off v. kiraya vermek
let something off to somebody v. kiraya vermek
let something out v. kiraya vermek
let something out to somebody v. kiraya vermek
let something pass unchallenged v. göz yummak
let something prey on one's mind v. dert etmek
let something ride v. bir durum karşısında herhangi bir önlem almamak
let something ride v. oluruna bırakmak
let something slip v. ağzından kaçırmak
let something spoil v. kokutmak
let swim v. yüzdürmek
let take out v. çıkartmak
let the car idle v. aracı/arabayı boşta bekletmek
let the car idle v. aracı/arabayı boşa almak
let the clutch out v. ayağını debriyajdan çekmek
let the clutch out slowly v. ayağını debriyajdan yavaşça çekmek
let the soil rest v. toprağı dinlendirmek
let things drift v. oluruna bırakmak
let things slide v. ihmal etmek
let things slide v. sermek
let things slide v. ilgilenmemek
let things slide v. akışına bırakmak
let things slide v. oluruna bırakmak
let touch v. dokundurmak
let up v. dinmek
let up v. kesilmek (yağmur)
let up v. azalmak
let up v. gevşemek
let up v. kesilmek
let up v. dinmek (yağmur)
let up v. sertliğini kaybetmek
let up v. yumuşamak
let up v. durmak
let up v. sakinleşmek
let upon v. gevşemek
let upon v. yumuşamak
let well enough alone v. olanla yetinmek
let yourself go with the rhythm v. kendini müziğin ritmine bırakmak
live and let live v. kendinden pay biçmek
not let down v. yüzünü kara çıkartmamak
not let down v. yüzünü kara çıkarmamak
not let something happen v. mahal vermemek
not to let v. izin vermemek
not to let any information leak out v. haber sızdırmamak
not to let go v. bırakmamak
not to let in v. içeri almamak
not to let someone off the sight v. yakın takibe almak
not to let someone out of sight v. gözünden hiç kaçırmamak
flat to be let n. kiralık kat
house to let n. kiralık ev
let be n. bozma
let be n. dokunma
let-in n. gömme
let-up n. dinme
let-up n. azalma
let alone adv. bir yana
let alone adv. bir yana bırak
without let or hindrance adv. herhangi bir engel olmaksızın
without let or hindrance adv. hiçbir engelle karşılaşmadan
let be interj. öyle kalsın
let be! interj. dokunma!
let be! interj. bozma!
let be! interj. öyle kalsın!
let be! interj. bırak!
let go! interj. bırak!
let it be interj. varsın olsun
let it be interj. öyle olsun
let it be interj. bırak
let it be given interj. verile/verilsin
let it be so interj. öyle olsun
Phrasals
let down hayal kırıklığına uğratmak
let down utandırmak
let down mahcup etmek
let in içeri almak
let in içeri geçirmek
let in içeri bırakmak
let in içeri girmesine izin vermek
let into içeri almak
let into içeri bırakmak
let into içeri girmesine izin vermek
let loose izin vermek
let loose bırakmak
let loose of someone or something bırakmak
let loose of someone or something tutmaktan vazgeçmek
let on açık etmek
let on belli etmek
let on açıklamak
let oneself go zincirinden boşanmak
let oneself go kendini serbest bırakmak
let oneself go iplerini kopartmak
let oneself go hiçbir şeye aldırış etmeksizin yaşamak
let out bitmek
let out sona ermek
let out dağılmak (sinema/tiyatro)
let out of salıvermek
let out of serbest bırakmak
let someone down birini yüzüstü bırakmak
let someone get on with something birinin birşeyi yapmayı sürdürmesine izin vermek
let someone in birini içeri almak
let someone in girmesine izin vermek
let someone into something birini içeri almak
let through girişine izin vermek
let through girmesine izin vermek
let through izin vermek
let through geçiş izni vermek
let through giriş izni vermek
let up sıkıntıyı gidermek
let up yavaşlamak
let up sıkıntıdan kurtulmak
let up sakinleşmek
let up rahatlamak
let-up durağanlaşmak
let-up yavaşlamak
let-up sakinleşmek
let-up yoğunluğunu yitirmek
Phrases
don't let the bed bugs bite mışıl mışıl uyu
good night, sleep tight, don't let the bedbugs bite iyi geceler, iyi uykular
honesty, let alone honor, was not in him şeref şöyle dursun
just to let you know Bilmenizi isterim
let alone şöyle dursun!
let alone bırak
let alone çok az
let alone şöyle dursun
let alone kaldı ki
let alone çok az bir yana
let alone do something yapmak şöyle dursun
let bygones be bygones geçmişi unutalım
let go of the dead ölenle ölünmez
let it be admitted that itiraf edelim ki
let it not be misunderstood teşbihte hata olmaz
let it sit until it cools down soğuyana kadar bekletin
let it sit until it cools down soğuyana kadar beklet
let justice be done upon him! adalet yerini bulsun!
let me assure you seni temin ederim ki
let me be clear açık olmak gerekirse
let the buyer beware (kazıklanma ile ilgili) sorumluluk alıcıda
let the buyer beware alıcı dikkatli olsun
let the experts see to it işi uzmanına bırakın
let the sleeping dogs lie işi oluruna bırak
let them eat themselves bırakın birbirlerini yesinler
let things stand for now şimdilik her şey olduğu gibi kalsın
let us mention hatırlayalım
let your freak flag fly! özgünlüğünü göster!
let your freak flag fly! kendin gibi ol!
may god let him/her grow up with his/her mother and father allah analı babalı büyütsün
never let go of your dreams hayallerinden asla vazgeçme
Proverb
do not let the sun go down on your anger gün bitmeden öfkeni unutmuş ol
do not let the sun go down on your anger öfkeni yarına taşıma
do not let the sun go down on your wrath gün bitmeden öfkeni unutmuş ol
do not let the sun go down on your wrath öfkeni yarına taşıma
let bygones be bygones geçmişe mazi derler
let bygones be bygones bırak geçmişte kalsın
let bygones be bygones geçmişe mazi yenmişe kuzu derler
let bygones be bygones dün dündür bugün bugündür
let bygones be bygones bırakalım geçmiş geçmişte kalsın
let every man skin his own skunk kendi işini kendin hallet
let every tub stand on its own bottom her koyun kendi bacağından asılır
let sleeping dogs lie uyuyan yılanın kuyruğuna basma
let sleeping dogs lie bana dokunmayan yılan bin yaşasın
let sleeping dogs lie bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın
let sleeping dogs lie uyandırma kerizi
let the cobbler stick to his last kendi alanında olmayan bir olaya müdahale etme
let them eat cake bırak pasta yesinler
Colloquial
(let) the devil take the hindmost her koyun kendi bacağından asılır
can't let it go aklından söküp atamamak
don’t let the door hit you on the way out hiç durma! ne bekliyorsun?
lemme know (let me know) haberim olsun
let alone şöyle dursun
let alone bırak onu
let bygones be bygones bırak geçmiş geçmişte kalsın
let bygones be bygones unutalım gitsin
let drive mermi manyağı yapmak
let drive ateş püskürmek
let drive çok sinirlenmek
let drive öfkelenmek
let drive tepesinin tası atmak
let drive kızmak
let drive bağırmak
let drive ateş fışkırmak
let drive şarjörü boşaltmak
let drive ateş etmeye başlamak
let drive küplere binmek
let fear be dead to us bırakın korku nedir bilmeyelim
let fly bir şey atmak
let fly ateş etmeye başlamak
let fly yaylım ateşine tutmak
let fly ateş püskürmek
let fly mermi manyağı yapmak
let fly ateş etmek
let fly kızmak
let fly öfkelenmek
let fly küplere binmek
let fly tepesinin tası atmak
let fly çok sinirlenmek
let fly bağırmak
let fly şarjörü boşaltmak
let fly ateş fışkırmak
let go bırak gitsin
let go of the ladder merdivenlerden düşmek
let her go gitmesine izin ver
let her go bırak gitsin
let her rip hızlan
let her rip gaza bas
let him alone bırak işine karışma
let him alone bırak kendi başının çaresine baksın
let him alone bırak ne hali varsa görsün
let him be bırak işine karışma
let him be bırak kendi başının çaresine baksın
let him be bırak ne hali varsa görsün
let him go bırak gitsin
let him go gitmesine izin ver
let it all hang out kafana göre takıl
let it all hang out canının istediğini yap
let it all hang out keyfine bak
let it all hang out istediğin gibi davran
let it be known bilinmesi gerekir ki
let it be known bilinmelidir ki
let it go boşver
let it go bırak kendini
let it out söyle rahatlarsın
let it out söyle içinde kalmasın
let it rip gaza bas
let it rip hızlan
let me off beni rahat bırak
let no one see it kimse görmesin
let off steam deşarj olmak
let off steam içini dökerek rahatlamak
let off steam içini döküp rahatlamak
let pass boş vermek
let pass aldırmamak
let pass geçmek
let rip kontrolünü yitirmek
let rip gem vuramamak
let rip ipleri elinden kaçırmak
let someone all down birini yüzüstü bırakmak
let someone else do it bırak başka biri yapsın
let someone else do it bırak bir başkası yapsın
let someone out kurtarmak (tatsız bir şeyden)
let someone walk by with a clean conscience vicdanı rahat bir şekilde gezmesini sağlamak
let the best man win iyi olan kazansın
let the game begin oyun başlasın
let the past be the past bırak geçmiş geçmişte kalsın
let their presence be known kendilerini göstermek
let them be upset bırak üzülsünler
let things ride akışına bırak (gitsin)
let us know bilelim
let us not kid ourselves kendimizi kandırmayalım
let us not kid ourselves kendi kendimizi kandırmayalım
let well alone bir şeye karışmamak
let well alone ilişmemek
let well alone rahat bırakmak
let well alone fazla kurcalamamak
let well alone kendini uzak tutmak
let your dreams come true hayalleriniz gerçek olsun
let your heart rule your head yüreğinin sesini dinle
let your heart rule your head kalbinin sesini dinle
live and let live yaşa ve yaşat
then let it go! öyleyse boş ver gitsin!
Idioms
all hell is let loose kızılca kıyamet koptu
charge it to the dust and let the rain settle it yaz tahtaya alırsın haftaya
don't let it go any further burada olup biten bu odadan dışarı çıkmasın
don't let it go any further burada olup biten burada kalsın
don't let it go any further kol kırılır yen içinde kalır
don't let it out of this room kol kırılır yen içinde kalır
don't let it out of this room burada olup biten bu odadan dışarı çıkmasın
don't let it out of this room burada olup biten burada kalsın
i'll have to let you go seni tutmayayım
i'll have to let you go zamanını almayayım
i'll let you go zamanını almayayım
i'll let you go seni tutmayayım
let alone şöyle dursun
let an expert do the job işi erbabına bırakmak
let bygones be bygones olan oldu
let bygones be bygones eski defterleri kapatmak
let bygones be bygones geçmişi unutalım
let bygones be bygones geçmişe mazi derler
let down yardımı kesmek
let down moralini bozmak
let down birinin umutlarını kırmak
let down aşağı yollamak
let down (birinin) neşesini kırmak
let down gerektiği anda yardım etmemek
let down indirmek
let down bunalıma sürüklemek
let down havasını boşaltmak
let down keyfini kaçırmak
let down söndürmek
let down yarı yolda bırakmak