engel - Türkisch Englisch Wörterbuch

engel

Bedeutungen von dem Begriff "engel" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
engel obstacle n.
The two countries overcame all obstacles to cooperation.
İki ülke işbirliğinin önündeki tüm engellerin üstesinden gelmiştir.

More Sentences
engel impediment n.
Jerry did everything to overcome his speech impediment.
Jerry konuşma engelinin üstesinden gelmek için her şeyi yaptı.

More Sentences
General
engel block n.
Overtaxing is the major block to small companies' success.
Aşırı vergilendirme, küçük şirketlerin başarısının önündeki en büyük engeldir.

More Sentences
engel fence n.
I urged my horse to jump the fence.
Atımı engelden atlaması için teşvik ettim.

More Sentences
engel stumbling block n.
The political stumbling block is that our fellow citizens want to travel.
Siyasi engel, yurttaşlarımızın seyahat etmek istemesidir.

More Sentences
engel holdup n.
What's the holdup?
Engel nedir?

More Sentences
engel hurdle n.
John couldn't jump over the second hurdle.
John ikinci engelin üzerinden atlayamadı.

More Sentences
engel hindrance n.
Heavy rainfalls were a hindrance to our trip.
Şiddetli yağışlar yolculuğumuza engel oldu.

More Sentences
engel barrage n.
We recognise your endurance in the face of a barrage of obstacles.
Engeller karşısında gösterdiğiniz dayanıklılığın farkındayız.

More Sentences
engel entanglement n.
The troopers have erected entanglements around the headquarters.
Askerler karargâhın etrafını engeller dikerek çevirdi.

More Sentences
engel barrier n.
Her inability to speak English is a barrier to working here.
İngilizce konuşamaması burada çalışmasının önünde bir engel.

More Sentences
engel obstacle n.
The two countries overcame all obstacles to cooperation.
İki ülke işbirliğinin önündeki tüm engellerin üstesinden gelmiştir.

More Sentences
engel handicap n.
The bad weather was a severe handicap for our plans.
Kötü hava koşulları planlarımız için ciddi bir engeldi.

More Sentences
engel obstruction n.
All manner of obstructions is being placed in front of this directive.
Bu direktifin önüne her türlü engel konulmaktadır.

More Sentences
engel bottleneck n.
The shortage of engineers is the greatest bottleneck to the development of our company.
Mühendis eksikliği şirketimizin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir.

More Sentences
engel thwart n.
The very pursuit of happiness thwarts happiness.
Mutluluğun peşinde olmak mutluluğu engeller.

More Sentences
engel roadblock n.
The sudden roadblock in the project's progress was a lack of funding.
Projenin ilerlemesinin önündeki asıl engel, maddi kaynakların yetersiz oluşuydu.

More Sentences
Colloquial
engel a stumbling block n.
This must not be a stumbling block for enlargement.
Bu, genişleme için bir engel teşkil etmemelidir.

More Sentences
Trade/Economic
engel impediment n.
Jerry did everything to overcome his speech impediment.
Jerry konuşma engelinin üstesinden gelmek için her şeyi yaptı.

More Sentences
engel bottleneck n.
The shortage of engineers is the greatest bottleneck to the development of our company.
Mühendis eksikliği şirketimizin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir.

More Sentences
engel restraint n.
Competition law is the only restraint on the company's growth.
Şirketin büyümesinin önündeki tek engel rekabet hukukudur.

More Sentences
Law
engel restraint n.
Competition law is the only restraint on the company's growth.
Şirketin büyümesinin önündeki tek engel rekabet hukukudur.

More Sentences
Technical
engel obstacle n.
The two countries overcame all obstacles to cooperation.
İki ülke işbirliğinin önündeki tüm engellerin üstesinden gelmiştir.

More Sentences
engel snag n.
This proposal has two snags.
Bu önerinin iki engeli vardır.

More Sentences
engel handicap n.
The bad weather was a severe handicap for our plans.
Kötü hava koşulları planlarımız için ciddi bir engeldi.

More Sentences
Sport
engel barrier n.
Her inability to speak English is a barrier to working here.
İngilizce konuşamaması burada çalışmasının önünde bir engel.

More Sentences
engel jump n.
The racehorse had trouble with some jumps.
Yarış atı, bazı engelleri atlarken sıkıntı yaşadı.

More Sentences
General
engel hangup n.
engel logjam n.
engel tie n.
engel balk n.
engel morass n.
engel countercheck n.
engel hamper n.
engel check n.
engel curb n.
engel cramp n.
engel holdback n.
engel retardation n.
engel determent n.
engel disqualification n.
engel drawback n.
engel stay n.
engel trammel n.
engel discouragement n.
engel hedge n.
engel barricade n.
engel millstone n.
engel fetter n.
engel drag n.
engel dam n.
engel shackle n.
engel crimp n.
engel baulk n.
engel encumbrance n.
engel stop n.
engel supersedeas n.
engel hobble n.
engel disincentive n.
engel embroglio n.
engel rub n.
engel counterwork n.
engel bar n.
engel clog n.
engel traverse n.
engel hitch n.
engel slashing n.
engel fetters n.
engel difficulty n.
engel obstruct n.
engel let n.
engel lid n.
engel incumbrance n.
engel impedimentum n.
engel hinderance n.
engel hold-up n.
engel liability n.
engel objection n.
engel complication n.
engel setback n.
engel check n.
engel embarrassment n.
engel encomberment n.
engel endurance n.
engel let n.
engel bauk n.
engel blackade n.
engel retardment n.
engel blight n.
engel hang-up n.
engel hang-up n.
engel hansokomake n.
engel brake n.
engel hiccough n.
engel hinderance n.
engel glitch n.
engel lock [obsolete] n.
engel obstancy [obsolete] n.
engel clamp n.
engel delayment n.
engel delimitation n.
engel denial [dialect] [uk] n.
engel opposition n.
engel rubber n.
engel impeachment [obsolete] n.
engel impedance n.
engel disencouragement [obsolete] n.
engel incapacity n.
engel cram [dialect] n.
engel cramp n.
engel cramp ring [obsolete] n.
engel cramper n.
engel constriction n.
engel cumber n.
engel cumberment n.
engel cumbrance n.
engel inhibition n.
engel panel n.
engel cordon n.
engel disbenefit n.
engel discount n.
engel prejudice n.
engel hcp (handicap) abrev.
engel barnacle n.
Colloquial
engel blow n.
engel kibosh n.
engel baggage n.
engel kybosh n.
Idioms
engel albatross n.
engel a catch to (something) n.
engel a closed door n.
engel closed door n.
engel a closed door n.
engel closed door n.
engel brick wall n.
engel the stumbling block n.
engel the dead hand [uk] n.
engel deadweight n.
Trade/Economic
engel prevention n.
Law
engel contretemps n.
Technical
engel objection n.
Psychology
engel interference n.
Food Engineering
engel inhibitor n.
Chemistry
engel barier n.
Linguistics
engel noise n.
engel interference n.
Meteorology
engel obscuration n.
Sport
engel hazard n.
Archaic
engel foil n.
British Slang
engel baller-blocking n.

Bedeutungen, die der Begriff "engel" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
engel olmak hinder v.
engel olmak prevent v.
General
psikolojik engel hangup n.
engel (yarış) stick n.
engel (çit/duvar/korkuluk gibi) barrier n.
yüksek engel high hurdles n.
engel olma preclusion n.
engel olan disincentive n.
engel olma encumbering n.
bir yeri rüzgardan koruyan engel windbreak n.
engel tabakası barrier layer n.
alçak engel low hurdles n.
engel olma debarment n.
hayvanın ısırmasına veya zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri gibi kaf mouthpiece n.
grev sırasında çalışmak isteyen işçilere engel olma picketing n.
engel (yarışlarda) hurdle n.
engel olma disallowance n.
engel olma entrammelling n.
engel olma obstruction n.
çökmesine engel olma sustenance n.
özelikle abd'de toplumun alt seviyesindeki insanların üst seviyedeki insanların hayatlarına girmelerine engel olan sosyal bariyer marble ceiling n.
yüzer kütüklerden oluşan engel boom n.
tabii engel natural obstacle n.
yasal engel legal hitch n.
engel katmanı barrier layer n.
engel olma blocking n.
gümrük kaçakçılığına engel olmak için kullanılan silahlı deniz motoru revenue cutter n.
engel olma clogging n.
çalı engel hedgerow n.
çalı engel hedge n.
engel olma prevention n.
önemli engel significant obstruction n.
psikolojik engel psychological barrier n.
psikolojik engel mental block n.
karşılaşılan engel challenge n.
engel olma entrammeling n.
büyük engel major obstacle n.
büyük engel big obstacle n.
fiziksel engel physical disability n.
genel olarak öğrenecek kişinin önünde, öğrenmeye engel olabilecek her türlü psikolojik bariyeri kaldırmayı amaçlayan öğretim yöntemi desuggestopedia n.
büyükbaş hayvanların kaçmasına engel olmak için iki ayağına takılan ip ya da zincir spancel n.
havanın geçişine engel olan bariyer ya da duvar air tight n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman spray skirt n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman tuiitsoq (greenland) n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman spraydeck [us] n.
kayaking yaparken kanoya suyun girmesine engel olan ekipman akuilisaq (greenland) n.
kendiyle ilgili bir şeye (başarı/plan) engel olma self-sabotage n.
tuzak kurmak amacıyla yola döşenen çivili engel caltrop n.
atların üzerinden atladığı engel cavalletti n.
atların üzerinden atladığı engel cavaletti n.
her zorluk ve engel thick and thin n.
engel olan kimse trammeler n.
yolda bulunan (ağaç kütüğü gibi) engel hang-up n.
soyut engel boyg n.
(engel, kısıtlama, denetim) aşma breakthrough n.
(engel, kısıtlama, denetim) aşılan yer breakthrough n.
çıkıntı yapan engel hub [us] n.
topallama gibi engel hurple [scotland] n.
(at) engel atlama yarışı hurdle race n.
ani engel bump n.
engel olma obstancy [obsolete] n.
engel teşkil eden şey opposition n.
(atçılık) iki çitten oluşan bir tür engel in-and-out n.
aşılmaz engel iron curtain n.
ilerlemeyi durduran engel counterbuff n.
nehir yatağının ucuna sabitlenmiş engel planter n.
at ile engel atlama sault [obsolete] n.
(slalom yarışında) kara sabitlenmiş iki direkten oluşan bir engel gate n.
engel atlama temelli bir at yarışı türü puissance n.
engel atlama temelli bir at yarışı türü puissaunce n.
doğru görmeye engel olan şeyler scale n.
ata verilen engel atlama eğitimi schooling n.
külfetli engel preventative n.
erdemin önündeki engel slander [obsolete] n.
(golf) topun delik ve diğer bir topun arasına girerek engel oluşturması stimey n.
engel olan koşullar restrainings n.
engel olmak be in the way v.
engel olmak blanket v.
engel olmak hold v.
engel olmak shackle v.
engel olmak bind v.
engel atlamak vault v.
engel olmak forbid v.
engel olmak interfere with v.
haberin yayılmasına engel olmak gag v.
engel olmak estop v.
ilerlemesine engel olmak put back v.
engel olmak prevent v.
engel olmak balk v.
engel olmak oppose v.
engel olmak put a spoke in somebody's wheel v.
engel çıkarmak raise difficulties v.
engel olmak thwart v.
bir engel karşısında duraklamak balk v.
engel olmak bar v.
engel olmak hinder v.
aleyhinde oy kullanarak bir şeye engel olmak vote something down v.
engel olmak frustrate v.
büyümesine engel olmak stunt v.
engel olmak debar v.
engel olmak baffle v.
engel olmak put off v.
engel olmak entrammel v.
engel olmak scotch v.
engel olmak handicap v.
engel olmak militate against v.
engel koymak hedge off v.
engel olmak intercept v.
engel olmak nix v.
birine engel olmak stand in someone's way v.
engel olmak encumber v.
engel olmak put back v.
çökmesine engel olmak sustain v.
engel koymak handicap v.
engel olmak be in somebody's road v.
engel olmak clip one's wings v.
engel tanımamak be determined v.
engel tanımamak be resolute v.
engel tanımamak be dead set on v.
engel çıkarmak create difficulties v.
engel çıkarmak create barriers v.
engel çıkarmak create problems v.
engel olmamak give free rein to v.
engel olmamak give rein to v.
engel olmamak allow to act without restraints v.
engel olmamak allow to move freely v.
engel olmamak set free v.
engel olmamak not to prevent v.
engel olmamak not to stop v.
engel teşkil etmek hinder v.
engel teşkil etmek pose an obstacle v.
engel teşkil etmek constitute an impediment v.
engel teşkil etmek inhibit v.
engel teşkil etmek thwart v.
engel teşkil etmek obstruct v.
engel teşkil etmek hamper v.
engel teşkil etmek impede v.
engel olmak incumber v.
engel oluşturmak block v.
engel oluşturmak pose an obstacle v.
engel oluşturmak hamper v.
engel oluşturmak prevent v.
engel oluşturmak impede v.
engel oluşturmak hinder v.
engel oluşturmak inhibit v.
engel oluşturmak obstruct v.
engel oluşturmak constitute an impediment v.
engel olmak exclude v.
-e engel olmak militate against v.
-e engel olmak override v.