hold - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hold

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "hold" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 116 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
hold v. sahip olmak
hold v. zaptetmek
hold v. düzenlemek
hold v. devam etmek
hold v. (ağırlık) taşımak
hold v. (elinde) (bir şey) tutmak
hold v. tutmak
hold v. tutuklu olarak tutmak
hold v. (uçak/kap) (yolcu/su vb) taşımak
hold v. dayanmak
Irregular Verb
hold v. held - held
General
hold v. bırakmamak
hold v. kabul etmek
hold v. karar vermek
hold v. sadık kalmak
hold v. korumak
hold v. elinde tutmak
hold v. almak
hold v. tutunmak
hold v. ilerlemek
hold v. salıvermemek
hold v. el koymak
hold v. durdurmak
hold v. yapışmak
hold v. karara bağlamak
hold v. alıkoymak
hold v. düşünmek
hold v. içine almak
hold v. göstermek
hold v. muhafaza etmek
hold v. süregelmek
hold v. tutuşmak
hold v. saymak
hold v. barındırmak
hold v. gözaltına almak
hold v. arkası kesilmemek
hold v. çekmek
hold v. geçerli olmak
hold v. savunmak (mevzi)
hold v. inanmak
hold v. durmak
hold v. işgal etmek (makam)
hold v. değişmemek
hold v. sabit olmak
hold v. kaldırmak
hold v. engel olmak
hold v. düzenlemek (toplantı)
hold v. dayanmak
hold v. yetmek
hold v. tıkamak
hold v. yapışmak (zamk)
hold v. kavramak
hold v. tutturmak
hold v. savunmak
hold v. (toplantı vb) düzenlemek
hold n. hapishane
hold n. destek
hold n. geminin iç tarafı
hold n. durdurma
hold n. nüfuz
hold n. tutuş
hold n. eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık
hold n. sığınacak yer
hold n. etki
hold n. tutamak
hold n. yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer
hold n. kum vb yapı malzemelerini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75cm olan küp ölçek
hold n. gemi veya uçaklarda bagaj ve kargonun saklandığı yer
hold n. tutunma
hold n. hüküm
hold n. gemi ambarı
hold n. ambar
hold n. dayanak noktası
hold n. tutunacak yer
hold n. genellikle tahıl saklanan yer
hold n. tutma
hold n. meşgul etme
hold n.
hold n. kesinleşmemiş durum
hold n. bekletme
hold n. elde tutma
Slang
hold üzerinde uyuşturucu madde bulundurmak
Trade/Economic
hold bulundurma
hold bakiye tutma
hold gemi ambarı
Law
hold elinde bulundurmak
hold karar vermek
hold hamil olmak
hold icra etmek
hold zilyet sıfatıyla elinde bulundurmak
hold ifa etmek
hold hüküm vermek
hold (toplantı/duruşma vb) yapmak
hold uhdesinde bulundurmak
hold hapishane hücresi
hold cezaevi hücresi
Technical
hold devam ettirmek
hold mevcut durumu muhafaza etmek
hold tutma
hold tutuş
Computer
hold tutma
hold tut
hold meşgul etme
hold basılı tutmak
hold dur-bekle
Automotive
hold tutma modu
Aeronautic
hold mevcut durumu muhafaza etmek
hold bagaj bölümü
hold uçakta bagaj bölümü
Marine
hold gemi ambarı
Agriculture
hold tahılın çok üretildiği bölge
Linguistics
hold durak
Music
hold uzatma işareti
hold durak işareti
hold es
hold durak

Bedeutungen, die der Begriff "hold" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
hold on to v. tutunmak
General
hold to v. caymamak
hold out v. ayak diremek
hold up v. korumak
lay hold of v. ele geçirmek
hold one's peace v. çenesini tutmak
hold the line v. değişikliğe karşı olmak
hold a crowd back v. kalabalığı zaptetmek
hold the field v. üstünlüğünü korumak
keep hold of v. bırakmamak
hold with v. doğrulamak
hold in v. kendini tutmak
hold in esteem v. saymak
hold up v. arzetmek
hold onto v. tutmaya çalışmak
hold the rope at both ends v. kendini helak etmek
hold down v. baskılamak
hold the line v. telefonu kapatmamak
hold to v. vazgeçmemek
hold as a hostage v. rehine olarak tutmak
hold up v. kaldırmak
hold the phone line open v. hatta kalmak
get hold of oneself v. kendini tutmak
hold one's tongue v. susmak
take hold of v. tutunmak
hold back v. saklamak
hold off v. yaklaştırmamak
hold off v. uzakta tutmak
hold a referendum on v. halk oylamasına sunmak
take hold v. tutunmak
hold in v. zaptetmek
hold forth v. nutuk söylemek
hold together v. ayrılmamak
get hold of v. yakasına yapışmak
hold out v. ısrar etmek
claw hold of v. tutmak
hold someone at bay v. birini sindirmek
hold forth v. uzun uzadıya konuşmak
hold down v. zaptetmek
get hold of v. eline geçirmek
hold one's own v. dayanmak
hold in esteem v. saygı göstermek
hold a banner v. pankart taşımak
hold out v. yetmek
hold back v. durdurmak
hold sway over v. hakim olmak
hold back v. kendini tutmak
hold in estimation v. saygı göstermek
hold no brief for v. taraftarı olmamak
hold out v. sürmek
hold one's peace v. dilini tutmak
hold something in detestation v. nefret etmek
hold up v. yolunu kesip soymak
hold the pass v. geçidi tutmak
hold a funeral v. cenaze kaldırmak
hold down v. ezmek
hold on to v. tutmak
hold out v. devam etmek
hold good v. yürürlükte olmak
hold out v. sunmak
hold on v. bağlanmak
get hold the wrong end of the stick v. ters anlamak
hold on v. tutunmak
hold still v. kıpırdamamak
hold on v. beklemek (telefonda)
hold at bay v. yaklaştırmamak
hold cheap v. önem vermemek
hold tight v. sıkı tutmak
hold up v. geciktirmek
hold out v. uzatmak
release one's hold v. elinden bırakmak
hold a wedding v. düğün yapmak
hold somebody responsible v. mesul tutmak
hold in reserve v. ihtiyat olarak saklamak
hold in v. sınırlamak
hold up v. durdurmak
hold somebody captive v. esir almak
hold open v. açık tutmak
hold out v. direnmek
hold out v. tutunmak
hold someone in one's arms v. birini kucağında tutmak
hold firm v. sıkı durmak
take hold of v. tutmak
hold in leash v. yularını elden bırakmamak
hold someone at bay v. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
hold on v. durmak
hold out v. vaat etmek
hold together v. tutarlı olmak (ifade)
hold a consultation v. konsültasyon yapmak
hold down v. tutmak
hold a meeting v. toplantı yapmak
hold up v. soymak
hold a press conference v. basın toplantısı düzenlemek
hold against v. yüklemek (suçu)
be unable to hold one's tongue v. dilini tutamamak
hold back v. çekinmek
hold in disrespect v. küçümsemek
hold up v. yardımda bulunmak
hold fast v. sıkı durmak
hold a candle to v. kıyaslamak
hold aloof v. yaklaşmamak
hold aloof v. uzak durmak
hold out for v. aşırı istemek
hold on v. tutmak
hold forth v. söylev vermek
hold good v. geçerli olmak
hold out v. dayanmak
hold on v. sarılmak
hold to v. bağlı kalmak
hold forth v. öne sürmek
hold something in detestation v. iğrenmek
hold in contempt v. hakir görmek
hold in pledge v. rehin olarak tutmak
hold together v. bir arada tutmak
hold responsible v. sorumlu tutmak
get hold of v. bulmak (birini)
hold down v. bastırmak
catch hold of v. yakalamak
hold one's peace v. susmak
hold out v. ileri sürmek
hold one's tongue v. konuşmamak
hold off v. çekinmek
take hold of v. kavramak
claw hold of v. kıstırmak
hold forth v. nutuk atmak
hold on v. devam etmek
hold on v. süregelmek
hold office v. bir makamda bulunmak
hold to v. tutunmak
hold off v. gecikmek
hold a grudge v. kıskanmak
hold up v. engellemek
claw hold of v. yakalamak
hold a child back a year v. çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak
hold forth v. yüksekten atmak
hold forth v. teklif etmek
hold in v. yapmak
hold forth v. ileri sürmek
hold one's own v. eski durumunu korumak
get hold of v. kavramak
hold forth v. önermek
hold a match v. maç yapmak
hold up v. dayanmak
get hold of v. tutmak
hold one's peace v. konuşmamak
hold up v. desteklemek
hold view of someone v. biri hakkında görüş sahibi olmak
hold a candle to v. karşılaştırmak
hold fast v. aganta etmek
hold on to v. bırakmamak
hold fast v. dayanmak
hold out on one v. birinden gizlemek
hold oneself back v. kendini tutmak
hold water v. eleştirilere göğüs germek
hold in v. tutmak
hold over v. ertelemek
hold a thing over someone v. birini bir şey ile durmadan tehdit etmek
hold back v. zaptetmek
let go one's hold of v. serbest bırakmak
hold on v. direnmek
hold tight v. sıkmak
get hold of v. ele geçirmek
hold close v. yakında tutmak
hold the line v. hatta kalmak
hold up v. tutmak
hold up v. çevirmek
take hold of v. elle tutmak
hold tightly v. kıskıvrak yakalamak
hold over v. uzatmak
hold a candle to v. mukayese etmek
cause to hold v. tutturmak
hold the fort v. yerine bakmak
hold straight v. dik tutmak
hold one's own v. yerini korumak
hold a good job v. dikiş tutturmak
keep hold of v. sıkı tutmak
hold forth v. sunmak
hold one's head high v. başını dik tutmak
hold still v. hareket etmemek
release one's hold v. salıvermek
hold a licence v. ruhsatı olmak
hold in derision v. alay etmek
hold off v. ertelemek
hold with v. onaylamak
hold one's tongue v. dilini tutmak
hold one's tongue v. ağzını tutmak
hold firmly v. sıkı durmak
hold in contempt v. hor görmek
hold in disrespect v. küçük görmek
hold sway v. egemen olmak
hold back v. tutmak
hold to v. sadık kalmak
let go one's hold of v. salıvermek
hold a placard v. pankart taşımak
release one's hold v. bırakmak
hold out v. önermek
hold one's breath v. nefesini tutmak
hold on v. beklemek
hold tight v. sıkıca tutmak
take hold of v. etkisi altına almak
get hold of v. yakalamak
hold something back v. zapt etmek
hold at bay v. arada mesafe bırakmak
hold incommunicado v. başkalarıyla görüşmesine izin vermemek
hold up v. direnmek
hold in esteem v. adam yerine koymak
take hold of v. yakalamak
hold a funeral v. cenazeyi kaldırmak
hold on v. dayanmak
hold the purse strings of v. para birinin elinde olmak
hold a public demonstration v. miting yapmak
hold one's peace v. bir şey söylememek
hold together v. hep beraber olmak
hold down v. yürütmek
hold aloof v. ilişki kurmamak
hold forth v. nutuk çekmek
hold one's breath while straining v. ıkınmak
hold with v. ile aynı fikirde olmak
get hold of v. bağlantı kurmak
hold against v. yüzüne vurmak
take hold v. ele geçirmek
hold the purse strings of v. kasanın anahtarı birinde olmak
hold incommunicado v. kimseyle görüştürmemek
hold an exhibition v. sergi açmak
hold water v. tutar tarafı olmak
lay hold of v. yakasına yapışmak
hold up v. göstermek
hold up as v. örnek göstermek
hold over v. uzamak
hold one's tongue v. çenesini tutmak
hold up v. gecikmek
stay on hold v. mevcut durumu korumak
stay on hold v. hatta kalmak (telefon)
hold the line v. mevcut durumu korumak
hold the line v. hatta kalmak (telefon)
hold the line v. ayrılmamak (telefonda)
hold on v. ayrılmamak (telefonda)
hold on v. hatta kalmak
hold the line v. telefonu kapatmayıp beklemek
hold on v. telefonu kapatmayıp beklemek
hold out the olive branch v. zeytin dalı uzatmak
get hold of somebody/something v. nüfuz altına almak
hold a press conference v. basın toplantısı yapmak
hold the floor v. söz almak (bir konuşmada)
hold out a carrot to somebody v. yemlemek
hold somebody in awe v. gözünde büyütmek
hold opinion with v. biriyle aynı fikirde olmak
hold in reserve v. elinden tutmak
hold up v. geri tutmak
(someone) hold one's urine/pee v. çişini tutmak
(someone) hold one's pee v. çiş tutmak
(someone) hold one's urine v. çiş tutmak
hold one's head high v. başı dik durmak
hold harmless v. zarar görmemek
hold a religious ceremony v. ayin düzenlemek
hold true v. doğru olmak
hold true v. doğru kalmak
hold out v. vadetmek
hold a ceremony v. merasim yapmak
hold a ceremony v. tören yapmak
hold in esteem v. hayran kalmak
hold in esteem v. hayran olmak
hold in high esteem v. takdir etmek
hold in high esteem v. hayran kalmak
hold in esteem v. hürmet etmek
hold in high esteem v. hürmet etmek
hold in esteem v. beğenmek
hold in high esteem v. hayran olmak
hold in esteem v. takdir etmek
hold in esteem v. çok beğenmek
hold in high esteem v. saygı göstermek
hold in high esteem v. beğenmek
hold in high esteem v. çok beğenmek
hold someone responsible v. sorumlu tutmak
hold something high above v. yüksekte tutmak
hold a contest v. yarışma düzenlemek
hold a hearing v. duruşma yapmak
hold one's gun v. silahını doğrultmak
hold oneself v. kendini frenlemek
hold a competition v. yarışma düzenlemek
hold a reception v. resepsiyon vermek
(one's luck) to hold v. şansı devam etmek
hold on to one's hand v. elini tutmak
hold one's hand v. elini tutmak
hold a referendum v. referandum yapmak
be unable to hold a job v. dikiş tutturamamak
hold a seminar v. seminer düzenlemek
hold a consultation v. istişarede bulunmak
hold someone captive v. esir tutmak
hold the presidency of v. başkanlığını yürütmek
hold a party v. parti düzenlemek
hold share v. hisseye sahip olmak
hold a ceremony v. tören düzenlemek
hold a grudge v. kin gütmek
hold a grudge v. kin beslemek
hold a grudge v. kin duymak
hold a grudge v. garezi olmak
hold a grudge v. kin tutmak
hold oneself at a distance v. birine soğuk davranmak
hold oneself at a distance v. mesafeli davranmak
hold oneself at a distance v. birisine soğuk davranmak
hold by the button v. esir etmek
not hold a candle to someone v. eline su dökememek
not hold a candle to someone v. yanına bile yaklaşamamak
hold a kermis (fair) v. kermes düzenlemek
hold off v. uzak tutmak
hold at bay v. uzak tutmak
hold a postmortem v. başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak
hold-in-high-regard v. çok beğenmek
hold-in-high-regard v. hürmet etmek
hold no brief for v. -in savunucusu olmamak
hold-in-high-regard v. hayran olmak
hold-in-high-regard v. saygı göstermek
hold-in-high-regard v. takdir etmek
get a toe-hold v. tutunmak
hold-in-high-regard v. beğenmek
hold-in-high-regard v. hayran kalmak
hold on to v. -e tutunmak
hold off v. uzakla tutmak
hold out v. vermek
hold down v. (işi) iyi yürütmek
hold on v. (telefonda) beklemek
hold down v. baskı altında tutmak
hold together v. tutturmak
hold back v. zapt etmek
hold up v. yolunu kesmek
hold to v. korumak
hold down v. üstesinden gelmek
hold in v. kontrol altına almak
hold to v. sürdürmek
hold with v. uzlaşmak
hold with v. aynı düşüncede olmak
hold down v. sınırlandırmak
hold to v. izlemek
hold down v. boyun eğdirmek
hold down v. sürdürmek
put on hold (the call) v. telefonu kapatmayıp beklemek
hold an office v. bir makam işgal etmek
hold office v. görevde bulunmak
hold liable v. sorumlu kılmak
hold responsible v. sorumlu kılmak
hold the sack v. çaresiz kalmak
hold a demonstration v. gösteri düzenlemek
hold harmless v. sorumlu tutmamak
hold harmless v. tazmin etmek
hold harmless v. zarar görmesini engellemek
hold meeting v. bir toplantı yapmak
hold it good v. doğru bulmak
hold in abeyance v. ertelemek
hold at the disposal v. emre hazır bulundurmak
hold down v. işgal etmek
hold one's breath v. soluğunu tutmak
hold similar views v. aynı görüşlere sahip olmak
hold for one's own account v. kendi hesabına alıkoymak
hold esteem v. saymak
hold captive v. esir tutmak
hold captive v. esir almak
hold qualification v. nitelik taşımak
hold in high esteem v. büyük sevgi beslemek
hold in high esteem v. baş tacı etmek
hold in high esteem v. büyük saygı göstermek
hold in high esteem v. el üstünde tutmak
hold a view v. fikir sahibi olmak
hold a view v. görüş sahibi olmak
hold an auction v. müzayede düzenlemek
hold somebody responsible for something v. birisini bir şeyden sorumlu tutmak
hold an auction v. müzayede açmak
hold the pass v. yolu tutmak
hold in pledge v. rehin olarak almak
hold as a security v. teminat olarak tutmak
hold on to life v. hayata tutunmak
hold back a sneeze v. hapşırığını tutmak
hold a demonstration v. eylem düzenlemek
hold someone in contempt v. (birini) hakir görmek
hold someone in contempt v. (birini) hor görmek
hold attraction v. çekiciliği olmak
hold attraction v. albenisi olmak
hold a lunch v. öğle yemeği düzenlemek
hold one's head up high v. başını dik tutmak
hold accountable v. sorumlu tutmak
hold to account v. sorumlu tutmak
hold separate v. ayrı tutmak
hold in pledge v. rehin tutmak
hold hostage v. rehin tutmak
hold grudge v. garez beslemek
hold the lift v. asansörü tutmak
hold/stage an unpermitted demonstration v. izinsiz gösteri yapmak
hold/stage a demonstration without permission v. izinsiz gösteri yapmak
hold on tight v. sımsıkı tutunmak
hold off from doing something v. bir şeyi yapmaktan çekinmek
hold off from doing something v. bir şeyi yapmayı ertelemek
hold the elevator v. asansörü tutmak
hold over v. ötelemek
hold something dear v. baş tacı etmek
hold something dear v. bir şeye çok değer vermek
hold on to the life v. hayata bağlanmak/tutunmak
hold someone by the shoulder v. birini omuzundan tutmak
hold a gun against one's head v. birinin kafasına silah dayamak
hold the dog by the collar v. köpeği tasmasından tutmak
hold one's weight v. ağırlığını kaldırmak
hold the door open v. kapıyı açık tutmak/bırakmak
hold the world record v. dünya rekorunu elinde tutmak
hold the world record v. dünya rekorunu elinde bulundurmak
hold against v. aleyhinde kullanmak
hold his/her breath underwater v. su altında nefesini tutmak
hold an election v. seçim yapmak/düzenlemek
hold the power v. gücü elinde tutmak
hold the reins of power v. gücü elinde tutmak
hold a gun to somebody's head v. birinin kafasına tabanca dayamak
hold office v. görev yapmak
hold a sit-in v. oturma eyleminde bulunmak
hold conversation v. sohbet sürdürmek
unable to hold one's urine v. idrarını tutamamak
can't hold in your pee v. idrarını tutamamak
unable to hold one's urine v. çişini tutamamak
can't hold in your pee v. çişini tutamamak
can't hold in your stool v. dışkısını tutamamak
can't hold in your stool v. kakasını tutamamak
hold a news conference v. basın toplantısı düzenlemek
hold/stage a competition v. yarışma yapmak
have/hold/run a contest v. yarışma yapmak
hold/stage a competition v. yarışma düzenlemek
have/hold/run a contest v. yarışma düzenlemek
hold onto resentment v. dargınlığı sürdürmek
hold a discussion v. (bir konu uzerinde) tartışmak
hold an examination v. sınav yapmak
hold an examination v. inceleme yapmak
grab hold of v. avuçlayarak tutmak
hold a festival v. festival düzenlemek
hold a (training) course v. kurs düzenlemek
hold onto the past v. geçmişe tutunmak
hold an early election v. erken seçim yapmak
hold a snap election v. erken seçime gitmek
hold a snap election v. erken seçim yapmak
hold an early election v. erken seçime gitmek
hold someone by the arm v. kolundan tutmak
hold majority in parliament v. parlementoda çoğunluğu elinde bulundurmak
hold firm v. sağlam durmak
put on hold v. beklemeye almak
hold true v. geçerli olmak
hold good v. doğru olmak
hold a meeting n. toplantı düzenlemek
wrestling hold n. güreş tutuşu
wrestling hold n. kurtkapanı
cargo hold n. yük ambarı
baggage hold n. bagaj yeri
hold baggage n. bagaj kasası
choke hold n. bir kişi veya durum üzerinde mutlak güç
hold up n. silahlı soygun
call hold n. çağrı tutma
hold-up n. engel
hold-up n. gecikme
hold-all n. bavul
hold-all n. çuval
hold-up n. tıkanıklık
toe-hold n. ilk adım
hold-up n. durdurma
hold-up n. soygun
hold-up n. silahlı soygun
on hold adv. beklemede (telefon)
hold on! interj. aganta
hold the line! interj. (telefonda) ayrılmayın lütfen!
hold up interj. dur bakalım
Phrasals
not hold with onaylamamak
keep hold of elinde tutmak
not hold with hoş karşılamamak
not hold with sempati duymamak
keep hold of sımsıkı tutmak
keep hold of yitirmemek
not hold with olumlu bulmamak
keep hold of sıkıca tutmak
keep hold of bırakmamak
not hold with desteklememek
hold out on teslim olmamak
hold out on ayak diremek
hold out on boyun eğmemek
hold out on bilgi vermeyi reddetmek
hold out on bilgi vermemek
hold out for destek vermeye devam etmek
hold out for dayanmak
hold out for someone çekinmek
hold out for someone geri durmak
lay hold on yakalamak
hold on durmak
lay hold on tutmak
hold on biraz beklemek
lay hold on ele geçirmek
hold on ara vermek
not to get hold of telefonu düşürememek
hold something for someone bir şeyi birisi için tutmak/saklamak/emanet almak
hold something for someone müşteri için (ürünü vb) saklamak
hold somebody over birini çıkmasını/gitmesini engellemek
hold over somebody birini çıkmasını/gitmesini engellemek
not hold with tasvip etmemek
hold someone up to something birini bir yere (pencereye vb) kaldırmak
hold something over somebody birine karşı (olumsuz) bir şeyi (koz olarak) kullanmak
hold off beklemede kalmak
hold off beklemek
hold someone over idare etmek
Phrases
cannot be taken hold of yakalanamaz