söylemek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

söylemek



Bedeutungen von dem Begriff "söylemek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 89 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
söylemek sing v.
söylemek tell v.
söylemek say v.
General
söylemek observe v.
söylemek pronounce v.
söylemek spell v.
söylemek talk v.
söylemek confide v.
söylemek propound v.
söylemek spit out v.
söylemek deliver v.
söylemek represent v.
söylemek aver v.
söylemek speak of v.
söylemek affirm v.
söylemek enunciate v.
söylemek word v.
söylemek spill v.
söylemek state v.
söylemek report v.
söylemek put v.
söylemek assert v.
söylemek utter v.
söylemek drop v.
söylemek air v.
söylemek allege v.
söylemek call off v.
söylemek pass v.
söylemek give voice to v.
söylemek call v.
söylemek articulate v.
söylemek publish v.
söylemek bid v.
söylemek throw out v.
söylemek relate v.
söylemek couch v.
söylemek apprise v.
söylemek dictate v.
söylemek enounce v.
söylemek share v.
söylemek break v.
söylemek remark v.
söylemek blare v.
söylemek order v.
söylemek discourse v.
söylemek show v.
söylemek raise v.
söylemek bade v.
söylemek narrate v.
söylemek divulge v.
söylemek spiel v.
söylemek mouth v.
söylemek call out v.
söylemek impart to v.
söylemek spit v.
söylemek declare v.
söylemek submit v.
söylemek confess v.
söylemek name v.
söylemek voice v.
söylemek sound v.
söylemek say v.
söylemek disclose v.
söylemek impart v.
söylemek fame v.
söylemek let on v.
söylemek mention v.
söylemek recite v.
söylemek apprize v.
söylemek put in possession v.
söylemek be acknown v.
söylemek be aknow v.
söylemek twitter v.
söylemek allow [dialect] v.
söylemek aread [obsolete] v.
söylemek areed [obsolete] v.
söylemek arreede [obsolete] v.
söylemek make v.
Phrasals
söylemek throw out v.
Idioms
söylemek give the word v.
Trade/Economic
söylemek address v.
Law
söylemek dictate v.
Technical
söylemek disclose v.
söylemek say v.
söylemek speak v.
söylemek impart v.
söylemek tell v.
söylemek mention v.
söylemek inform v.

Bedeutungen, die der Begriff "söylemek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
şarkı söylemek sing a song v.
şarkı söylemek sing v.
yalan söylemek lie v.
General
uzatarak söylemek dwell on v.
külliyen yalan söylemek lie through one's teeth v.
yaklaşıp bir şey söylemek accost v.
monoton bir sesle söylemek drone v.
sırrı başkasına söylemek let on v.
aynı şeyi tekrar tekrar söylemek ring the changes on v.
ne olduğunu söylemek identify v.
bir şeyi etkili bir şekilde açıklamak/söylemek put something over v.
tane tane söylemek mouth v.
söylemek (gerçeği/sözü) speak v.
tane tane söylemek articulate v.
pat diye söylemek snap out v.
gerçeği söylemek tell the truth v.
kimin olduğunu söylemek identify v.
doğaçtan söylemek extemporize v.
şarkı söylemek chant v.
yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek put someone right about v.
ilahi söylemek chant v.
romantik yalanlar söylemek tell romantic lies v.
ağzına geleni söylemek let fly v.
ilahi söylemek hymn v.
monoton bir sesle söylemek intone v.
arkadan söylemek backbite v.
herkese söylemek air v.
yalan söylemek fib v.
pat diye söylemek snap v.
pat diye söylemek plump v.
biri için iyi şeyler söylemek put in a good word for someone v.
fikrini söylemek commit oneself v.
yeminle söylemek swear v.
şakayla karışık iğneli söz söylemek quip v.
pat diye söylemek chop v.
şaka olarak söylemek say something in jest v.
soluk soluğa söylemek gasp v.
tekrar tekrar söylemek ding v.
incitici söz söylemek gibe v.
herkese söylemek broadcast v.
söz söylemek comment v.
dokunaklı söz söylemek gibe v.
doğru söylemek declare valid v.
ufak çapta bir yalan söylemek fudge v.
çabuk çabuk söylemek rattle off v.
önceden söylemek augur v.
ne düşündüğünü açıkça söylemek speak one's mind v.
uygun bir dille söylemek blazon v.
ne düşündüğünü açıkça söylemek speak out v.
yalan söylemek tell a fib v.
kendiliğinden söylemek volunteer v.
şarkı söylemek sing v.
dışarıdan yemek söylemek order food from outside v.
ağzına geleni söylemek call names v.
selam söylemek present one's compliments v.
fikirlerini açıkça söylemek lay the cards on the table v.
kulağına söylemek whisper v.
yalan söylemek prevaricate v.
yeminliyken yalan söylemek lie under oath v.
ince sesle söylemek pipe v.
ortaya dökülmesini istemediği bir şeyi başkasına söylemek tattle on v.
fikrini söylemek opine v.
köpek gibi kötü sözler söylemek call someone names v.
ağzında yuvarlayarak söylemek roll v.
ağzına geleni söylemek swear like a trooper v.
şarkılar söylemek carol v.
hakkında kötü sözler söylemek malign v.
korkunç yalanlar söylemek lie in one's teeth v.
topluca söylemek chorus v.
serenat söylemek serenade v.
düşüncesini söylemek remark v.
doğaçtan söylemek improvise v.
üstü kapalı söylemek hint at v.
yalan söylemek lie v.
iki anlama gelecek söz söylemek equivocate v.
birdenbire yüksek bir sesle söylemek ejaculate v.
titrek sesle söylemek trill v.
söylemek (hitabet kurallarına göre) declaim v.
resmi eda ile söylemek pronounce v.
farklı bir biçimde yazmak veya söylemek (başka birinin yazdıklarını/söylediklerini) rehash v.
nutuk söylemek hold forth v.
aynı şeyi söylemek tell the same thing v.
ağzına geleni söylemek rail v.
arada söz söylemek interject v.
tekrar tekrar söylemek din v.
çirkin sözler söylemek abuse v.
söz söylemek speak v.
bağıra bağıra şarkı söylemek troll v.
pat diye söylemek spring v.
ismini söylemek name v.
yüksek sesle şarkı söylemek troll v.
tersini söylemek contradict v.
ağzına geleni söylemek give a piece of one's mind v.
çabuk söylemek patter v.
birine sırrını söylemek confide in someone v.
söylemek (şarkı) sing v.
yalan söylemek fabricate v.
fikrini söylemek state one's opinion v.
kulak tırmalayıcı bir sesle söylemek veya konuşmak (törpü sesine benzeyen) rasp v.
yalan söylemek tell a lie v.
monoton bir sesle söylemek chant v.
kesin olarak fikrini söylemek dogmatise v.
kim olduğunu söylemek identify v.
kesin bir dille söylemek dogmatize v.
titrek sesle şarkı söylemek veya konuşmak quaver v.
birine doğru söylemek be straight with v.
ağır söylemek use hard words v.
doğruyu söylemek to tell the truth v.
kızgınlıkla söylemek snort v.
ağzına geleni söylemek talk without thinking v.
şarkı söylemek descant v.
açıkça söylemek speak out v.
yalan söylemek knock about v.
yalan söylemek tell lies v.
monoton bir sesle söylemek singsong v.
tane tane söylemek chop one's words v.
koroda şarkı söylemek choir v.
noel ilahisi söylemek carol v.
üstü kapalı söylemek (kötü bir şeyi) insinuate v.
türkü söylemek sing a song v.
düşüncelerini açıkça söylemek put all the cards on the table v.
acı söylemek tell the painful truth bluntly v.
monoton bir sesle söylemek intonate v.
tirat söylemek harangue v.
büyük söylemek boast v.
üstü kapalı söylemek hint v.
üstü kapalı söylemek allude v.
ağzına geleni söylemek swear unreservedly v.
fikirlerini açıkça söylemek put the cards on the table v.
düşünmeden söylemek blurt something out v.
ağzıyla söylemek tell personally v.
pat diye söylemek blurt out v.
övgü dolu sözler söylemek speak well of v.
yanlış söylemek mispronounce v.
tiz bir sesle söylemek (çocuk sesi gibi) pipe v.
heyecanla söylemek sputter v.
yerinde söz söylemek strike the right note v.
düşüncelerini açıkça söylemek put the cards on the table v.
hazırlıksız söz söylemek extemporise v.
şaka söylemek jest v.
yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek set someone right about v.
cafcaflı bir şekilde söylemek spout v.
hakkında fikrini söylemek comment on v.
kekeleyerek söylemek stammer out v.
açık söylemek speak openly v.
birer birer söylemek enumerate v.
birinin yüzüne karşı söylemek tell one to one's face v.
tam tersini söylemek say the exact opposite v.
açıkça söylemek make no secret of v.
kibarca söylemek mince matters v.
birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek tell something to someone straight v.
tekrar tekrar söylemek say over and over again v.
fikrini söylemek take a stand v.
ezberden söylemek repeat v.
fikrini söylemek put one's two cents in v.
tükürür gibi söylemek splutter v.
harflerini söylemek (kelimenin) spell v.
adını söylemek name v.
üstü kapalı söylemek intimate v.
çok yalan söylemek lie like a trooper v.
düşünmeden söylemek blurt out v.
laf arasında söylemek interject v.
kulağına söylemek whisper in somebody's ear v.
ninni söylemek sing a lullaby v.
resmi bir şekilde söylemek declaim v.
esneyerek söylemek yawn v.
kesik kesik ve hızlı söylemek jerk out v.
ne düşündüğünü söylemek (bir konuda) commit oneself v.
önceden söylemek predict v.
söylemek (sırrını) confide to v.
küçümseyerek söylemek snort v.
ne düşündüğünü açıkça söylemek speak up v.
düşünmeden söylemek blunder v.
dudak bükerek söylemek sniff v.
bir şeyi açıkça söylemek put something plainly v.
monoton bir melodiyle söylemek chant v.
nutuk söylemek address v.
programının bittiğini söylemek (radyo spikeri) sign off v.
açıkça söylemek profess v.
anlaşılmaz sözler söylemek babble v.
söyleyeceğini söylemek say one's say v.
yumuşak bir tavırla söylemek mince matters v.
alçak sesle şarkı söylemek croon v.
şaka söylemek sport v.
tekrar tekrar söylemek rub in v.
açıkça söylemek articulate v.
cansız söylemek singsong v.
irticalen söylemek extemporise v.
irticalen söylemek improvise v.
selamını söylemek remember somebody to somebody v.
kaçamaklı söz söylemek prevaricate v.
şaka söylemek joke v.
nasıl cevap vermesi gerektiğini önceden söylemek (birine) prime v.
gidip birine bir şey söylemek accost v.
bilmecenin cevabını söylemek riddle v.
selam söylemek give one's kind regards to v.
peşin söylemek tell in advance v.
ezbere söylemek rattle off v.
ağzına geleni söylemek tell somebody one's mind v.
gelişgüzel şarkı söylemek tweedle v.
açıkça söylemek avow v.
zorla söylemek cough up v.
son sözü söylemek have the last word v.
en doğru olanı söylemek put one's finger on v.
kalın sesle söylemek roll out v.
ezbere bilip kusursuz söylemek (şiir veya rol) word perfect v.
üstü kapalı söylemek insinuate v.
harflerini söylemek spell v.
ağzına geleni söylemek let fly at somebody v.
biri hakkında olumlu şeyler söylemek put in a good word (for someone) v.
son sözü söylemek have the final word v.
selamını söylemek send one's kindest regards v.
selam söylemek send one's kindest regards v.
haberleri söylemek break news v.
yüzüne söylemek say it to one's face v.
bir şeyin nakaratında söylemek sing to the tune of something v.
bir şeyin tonunda söylemek sing to the tune of something v.
yeminle söylemek swear up and down v.
sırrı söylemek divulge a secret v.
sırrı söylemek disclose the secret v.
sırrı söylemek tell a secret v.
çok söylemek talk too much v.
fısıldayarak söylemek say in whispers v.
fısıldayarak söylemek say in a whisper v.
nefes nefese söylemek pant v.
saatin kaç olduğunu söylemek tell the time v.
saati söylemek tell the time v.
doğrudan söylemek say explicitly v.
doğrudan söylemek put it bluntly v.
doğrudan söylemek say directly v.
yeniden söylemek say again v.
yeniden söylemek restate v.
tekrar söylemek reexpress v.
özetle söylemek put in a nutshell v.
açıkça söylemek make no bones of v.
açıkça söylemek make no bones about v.
yüksek sesle söylemek declaim v.
biri hakkında yalan söylemek lie about someone v.
o anda söylemek ad-lib v.
-e gidip söylemek confront with v.
bakarak söylemek sight-read v.
arada söylemek interject v.
derdini söylemek complain v.
tatlı söz söylemek compliment v.
yalan söylemek deceive v.
kızgın bir şekilde söylemek snap v.
ters bir şekilde söylemek snap v.
harflerini yanlış söylemek misspell v.
titreterek söylemek quaver v.
çay söylemek order tea v.
dışarıdan yemek söylemek order in v.
dan diye söylemek shoot from the hip v.
fikrini söylemek vermek pass an opinion on v.
herşeyi söylemek say everything v.
doğruyu söylemek tell the truth v.
son sözü söylemek get the final word v.
çekinmeden açıkça söylemek speak up v.
düşündüğünü dosdoğru söylemek tell straightforwardly v.
düşündüğünü dosdoğru söylemek talk straightforwardly v.
söylemek zorunda olmak have to say v.
söylemek zorunda olmak have to tell v.
düşündüğünü dosdoğru söylemek speak one's mind v.
acele ile söylemek splutter v.
bağırarak söylemek bark something out at someone v.
bağırarak söylemek bark something at someone v.
bağırarak söylemek bark something out to someone v.
bağırarak söylemek bark something to someone v.
yüzüne söylemek tell something to one's face v.
(şarkı vb) çok daha iyi söylemek sing much better than v.
kendine yalan söylemek lie to oneself v.
bir şeyi birine açık açık söylemek enunciate something to someone v.
pizza söylemek order pizza v.
homurdanarak söylemek grunt something out v.
ifadesiz bir şekilde söylemek/yapmak deadpan v.
dışarıdan eve yemek söylemek order a take away v.
beyaz yalan söylemek tell a white lie v.
caz müziğinde anlamsız hecelerle şarkı söylemek scat v.
peşinen söylemek tell in advance v.
tekrar tekrar söylemek/yapmak battologize v.
elde etmek içi yalan söylemek blag v.
sır söylemek tell a secret v.
girmesini söylemek order in v.
en yüksek sesten şarkı söylemek descant v.
irticalen söylemek extemporize v.
kesin olarak fikrini söylemek dogmatize v.
hazırlıksız söz söylemek extemporize v.
kesin bir dille söylemek dogmatise v.
doğaçtan söylemek extemporise v.
gerçek kimliğini söylemek reveal one's true identity v.
aşırı yalan söylemek outlie v.
üzülerek söylemek regret to say v.
üzülerek söylemek regret to tell v.
aklındakini söylemek speak someone's mind v.
milli marş söylemek sing national anthem v.
marş söylemek sing an anthem v.
tek tek söylemek name v.
yanlış bir şey söylemek say something wrong v.
(fr) şarkı söylemek chante v.
üzülerek söylemek be sorry to tell v.
üzülerek söylemek be sorry to say v.
fiyatından fazla rakam söylemek overprice v.
iyi şarkı söylemek sing well v.
kötü söz söylemek swear v.
kötü söz söylemek curse v.
kötü söz söylemek use bad language v.
kötü söz söylemek use bad words v.
kötü söz söylemek say bad words v.
aksini söylemek say the opposite v.
üstüne basa basa söylemek emphasize v.
ön yargılı fikrini söylemek angle v.
hiç çekinmeden düşündüğünü söylemek animadvert (about/on/upon) v.
doğaçlama okumak/söylemek ad-lib v.
doğaçlama okumak/söylemek ad-lib v.
iş işten geçtikten sonra fikrini söylemek second-guess v.
gidip birine bir şey söylemek accoast [obsolete] v.
yaklaşıp bir şey söylemek accoast [obsolete] v.
laf söylemek talk v.
kötü sözler söylemek call v.
söylemek fiilinin geçmiş zamandaki hali tauld [scottish] v.
söylemek fiilinin geçmiş zamandaki hali tauld [scottish] v.
söylemek fiilinin geçmiş zamandaki hali tauld [scottish] v.
çabucak söylemek rap out v.
tekrar açıkça söylemek reavow v.
tek tek söylemek recite v.
yeniden söylemek re-articulate v.
sivri bir dille söylemek tang v.
farklı şekilde söylemek reframe v.
birilerine yaptığı şeyin yanlış olduğunu söylemek admonish v.
(şarkıyı) nağmeli söylemek relish [obsolete] v.
(birinin) selamını söylemek remember v.
bir haberi ilk olarak söylemek news v.
hazırlıksız söz söylemek temporize v.
hazırlıksız söz söylemek temporise v.
monoton bir sesle söylemek thrum v.
tekrar tekrar söylemek thrum v.
duygusal şarkı söylemek torch v.
aşk şarkısı söylemek torch v.
şarkının bölümlerini arka arkaya söylemek trawl v.
coşkuyla şarkı söylemek trawl v.
titreyerek konuşmak/söylemek tremble v.
resmi bir şekilde söylemek exhibit an essay v.
(kandırılan kimseye) gerçeği söylemek undeceive v.
doğrusunu söylemek gerekirse truthfully adv.
açık söylemek gerekirse frankly adv.
doğruyu söylemek gerekirse as a matter of fact adv.
gerçeği söylemek gerekirse indeed adv.
gerçeği söylemek gerekirse to be truthful adv.
basitçe söylemek gerekirse simply adv.
doğrusunu söylemek gerekirse indeed adv.
doğrusunu söylemek gerekirse actually adv.
Phrasals
öne çıkmasını söylemek call forth v.
hızlı ve yüksek sesle söylemek rattle out v.
hızlı ve yüksek sesle söylemek rattle down v.
dışarıdan birşey söylemek (sipariş vermek) send out for v.
uyduruk bir tarzda yapmak/söylemek throw away v.
laf arasında söylemek throw in v.
üstü kapalı söylemek hint at v.
çekinmeden söylemek speak out v.
dolaylı yoldan söylemek hint at v.
tekrar tekrar söylemek trot out v.
bir konu hakkındaki fikirlerini söylemek throw around v.
olduğunu söylemek/demek describe (someone or something) as (something) v.
olduğunu söylemek/demek describe someone or something as something v.
fikrini söylemek throw around v.
(birine) kötü bir haberi vermek/söylemek break (something) to (someone) v.
(birine) kötü bir haberi vermek/söylemek break something to someone v.
(birine) bir şeyi söylemek( birine) bir fikri açmak broach (something) with (someone) v.
(birine) bir şeyi söylemek( birine) bir fikri açmak broach something with someone v.
(birine) bir şeyi söylemek( birine) bir fikri açmak broach something to someone v.
ne yapacağını bir bir söylemek lead someone by something v.
(birine bir şeyi) anlatmak/söylemek/açıklamak/göstermek run by v.
bir şey yaptığını söylemek confess to something v.
(birisine bir şey) söylemek convey (something) from (someone or something) v.
(birisine bir şey) söylemek convey (something) from (someone or sth) to (someone or sth) v.
(selam, saygılar) söylemek convey (something) from (someone or sth) to (someone or sth) v.
(birisine bir şey) söylemek convey (something) to (someone or something) v.
(selam vb.ni) söylemek convey (something) to (someone or something) v.
düşüncesini açıkça söylemek come out v.
(bir konu hakkında) gerçeği söylemek come clean about (something) v.
iğneleyici söz söylemek needle (one) about (something) v.
iğneleyici söz söylemek needle someone about someone or something v.
açık açık söylemek give out v.
açık ve net söylemek lay down something v.
açık ve net söylemek lay something down v.
ağzına geleni söylemek mouth off v.
böğürerek/bağırarak söylemek roar something out v.
bir şeyi bağırarak dile getirmek/söylemek holler something out v.
birine bir yere girmesini söylemek/emretmek order someone into something v.
bağırarak söylemek scream something out v.
birine bir yere girmesini söylemek/emretmek order someone in something v.
birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek order someone out v.
biri hakkında bir şey söylemek say something about someone v.
birine ağzına geleni söylemek read someone out v.
böğürerek/bağırarak söylemek bellow something out loudly v.
birine bir yerden/bir şeyden inmesini söylemek/emretmek command someone to get off something v.
birine bir şeyler söylemek talk at someone v.
birine bir yerden/bir şeyden inmesini söylemek/emretmek order someone off (of something) v.
bir şeyi inleyerek söylemek moan out something v.
birine dışarıya çıkmasını söylemek/emretmek order someone out of some place v.
bağırarak söylemek boom something out v.
dışarından yemek söylemek order something in v.
hızlı hızlı bir şeyler söylemek rattle off something v.
hızla/bir çırpıda söylemek rattle off something v.
hızla/bir çırpıda söylemek rattle something off v.
hıçkırarak söylemek/anlatmak sob something out v.
hızlı hızlı bir şeyler söylemek rattle something off v.
nefes nefese (soluk soluğa) söylemek pant something out v.
tıslayarak/dişlerinin arasından söylemek hiss something out v.
(şarkıyı) birlikte söylemek sing along v.
(bir şarkıyı vb.) yüksek sesle ve coşkuyla söylemek belt something out v.
yüksek sesle söylemek boom something out v.
(bir şarkıyı vb.) yüksek sesle ve coşkuyla söylemek belt out something v.
(şarkıyı) birine/biri için söylemek sing to someone v.
(şarkıyı) birlikte söylemek sing together v.
monoton bir sesle konuşmak/söylemek drone out v.
tek düze bir sesle konuşmak/söylemek drone out v.
kalın ve yüksek bir sesle söylemek/bildirmek drone (something) out v.
kalın ve monoton bir sesle söylemek/bildirmek drone (something) out v.
bir şeyleri arka arkaya söylemek fire off v.
bir şeyi belli bir tutumla söylemek frame something in something v.
birine bir şeyi söylemek disclose something to someone v.
birine bir şeyi açıkça söylemek/göstermek disclose something to someone v.
birine veya bir şeye kötü söz söylemek curse at someone or something v.
(birinin veya bir şeyin bir yerde) olduğunu söylemek place (someone or something) at (some place) v.
bağırarak söylemek yell out v.
haykırarak söylemek yell out v.
yüksek sesle söylemek yell out v.
(birine bir şeyi) bağırarak söylemek yell something out (at someone or something) v.
(birine bir şeyi) haykırarak söylemek yell something out (at someone or something) v.
arayıp işe gelemeyecek kadar hasta olduğunu söylemek bang something in v.
bir şeyi söylemek/anlatmak give with something v.
Phrases
aceleyle söylemek veya yapmak rattle through v.
tam olarak söylemek/belirtmek gerekirse to be (more) exact expr.
açık söylemek gerekirse to be truthful expr.
açık söylemek gerekirse to put it bluntly expr.
açık söylemek gerekirse frankly speaking expr.
açık söylemek gerekirse to be quite frank expr.
açık söylemek gerekirse in all honesty expr.
açık söylemek gerekirse to be honest expr.
açık söylemek gerekirse to be frank expr.
açıkça söylemek gerekirse tell openly expr.
açıkça söylemek gerekirse not to put too fine a point on it expr.
aslını söylemek gerekirse strictly speaking expr.
aslını söylemek gerekirse properly speaking expr.
aslını söylemek gerekirse to be precise expr.
basitçe söylemek gerekirse to put it all in simple terms expr.
basitçe söylemek gerekirse simply put expr.
doğruyu söylemek gerekirse in all fairness expr.
dürüstçe söylemek gerekirse to speak honestly expr.
daha net olarak söylemek gerekirse to put a finer point on it expr.
doğrusunu söylemek gerekirse not to put too fine a point on it expr.
doğrusunu söylemek gerekirse if truth be told expr.
doğruyu söylemek gerekirse speaking quite candidly expr.
doğrusunu söylemek gerekirse to speak honestly expr.
doğrusunu söylemek gerekirse strictly speaking expr.
daha doğrusunu söylemek gerekirse to be more precise expr.
doğruyu söylemek gerekirse speaking candidly expr.
dürüstçe söylemek gerekirse speaking quite candidly expr.
doğruyu söylemek gerekirse to be honest expr.
doğrusunu söylemek gerekirse to be truthful expr.
doğrusunu söylemek gerekirse to be honest expr.
doğruyu/gerçeği söylemek gerekirse if the truth were known expr.
doğrusunu söylemek gerekirse to tell the truth expr.
doğruyu söylemek gerekirse to speak honestly expr.
dürüstçe söylemek gerekirse speaking candidly expr.
gerçeği söylemek gerekirse if truth be told expr.
kısaca söylemek gerekirse in the interest of brevity expr.
kabaca söylemek gerekirse roughly speaking expr.
şunu söylemek isterim ki I have to say that expr.
sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir in a time of universal deceit, telling the truth is a revolutionary act expr.
söylemek zorundayım ki I have to say that expr.
tam olarak söylemek gerekirse to be more precise expr.
yerinde söylemek gerekirse in a manner of speaking expr.
...dığını söylemek abartı değildir it is not too much to say that expr.
ve şunları da söylemek gerekir ki and there is something more expr.
Proverb
birinin iyiliği için onu şimdi üzecek bir şey söylemek you have to be cruel to be kind
Colloquial
kötü, hoşa gitmeyen ve keyif kaçırıcı sözler söylemek bite v.
ağır söz söylemek burn v.
aynı anda aynı şeyi söylemek jinx v.
birine bir şey hakkında yalan söylemek lie to someone about something v.
düşüncesini söylemek say one's piece v.
düşüncesini söylemek speak one's piece v.
fikrini söylemek say one's piece v.
fikrini söylemek speak one's piece v.
ismi hakkında yalan söylemek lie about one’s name v.
bir şeyi alçak, boğuk sesle söylemek croak out v.
alıştıra alıştıra söylemek let down easy v.
kırmadan/incitmeden söylemek let down easy v.
kendinin (bir şey) olduğunu söylemek call (oneself) a (something) v.
gerçekleri söylemek fack v.
birinin (bir şeyi yapan, bir yerde olan) kişi olduğunu söylemek finger v.
kalkıp bir şey yapmak/söylemek turn round and do something v.
beklenmedik şekilde bir şey yapmak/söylemek turn round and do something v.
olmadık şekilde bir şey yapmak/söylemek turn round and do something v.
bir anda dönüp bir şey yapmak/söylemek turn round and do something v.
durup dururken bir şey yapmak/söylemek turn round and do something v.
durduk yere bir şey yapmak/söylemek turn round and do something v.
kalkıp bir şey yapmak/söylemek turn around and do something v.
beklenmedik şekilde bir şey yapmak/söylemek turn around and do something v.
olmadık şekilde bir şey yapmak/söylemek turn around and do something v.