mouth - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

mouth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "mouth" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 24 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
mouth n. ağız
General
mouth v. tane tane söylemek
mouth v. dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak
mouth v. geme alıştırmak
mouth v. dudak bükmek
mouth v. söylemek
mouth n. haliç
mouth n. kavşak
mouth n. kesici aletlerin keskin yanı
mouth n. boğaz
mouth n. akarsuyun göle döküldüğü yer
mouth n. gaga
mouth n. kapların veya içi boş şeylerin açık yanı
mouth n. mağaraların giriş yeri
mouth n. karamsar
mouth n. ağız kımıldat
mouth n. akarsuların denize veya göle döküldüğü yer
mouth n. giriş yeri
mouth n. akarsuyun denize döküldüğü yer
mouth n. ağız
mouth n. giriş ağzı
Technical
mouth giriş açıklığı
Dentistry
mouth ağız
Linguistics
mouth ağız

Bedeutungen, die der Begriff "mouth" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
take the words out of somebody's mouth v. lafı ağzından almak
live from hand to mouth v. elden ağıza yaşamak
foam at the mouth v. çok öfkeli olmak
put foot in mouth v. patavatsızlık yapmak
laugh on the other side of the mouth v. burnu sürtülmek
sneeze with the mouth shut v. tıksırmak
make one's mouth water v. imrendirmek
close one's mouth v. ağzını kapamak
have one's heart in one's mouth v. canı ağzına gelmek
put one's foot in one's mouth v. pot kırmak
blow out liquid from one's mouth v. püskürmek
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
foam at the mouth v. köpürmek
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
take the bread out of somebody's mouth v. ekmeğine mani olmak
put one’s foot in one’s mouth v. pot kırmak
live from hand to mouth v. kıt kanaat geçinmek
make one's water mouth v. ağzını sulandırmak
laugh on the wrong side of one's mouth v. gülerken ağlamak
have one's mouth water v. ağzı sulanmak
open one's mouth v. ağzını açmak
put words into someone's mouth v. uydurup birinin ağzından konuşmak
put words into someone's mouth v. birinden izin almadan onun adına konuşmak
live from hand to mouth v. kazandığını yemek
have one's heart in one's mouth v. yüreği ağzına gelmek
foam at the mouth v. ağzı köpürmek
put one's head in the lion's mouth v. tehlikeye atılmak
spread by word of mouth v. ağızdan ağıza yayılmak
shoot off one's mouth v. abartmak
put one's foot in one's mouth v. gaf yapmak
make one's mouth water v. ağzını sulandırmak
be down in the mouth v. kan ağlamak
shoot off one's mouth v. boşboğazlık etmek
live from hand to mouth v. kıtı kıtına idare etmek
make one's mouth water for v. ağzını sulandırmak
make somebody drool at the mouth over something v. ağzını sulandırmak
shoot one's mouth off v. cart curt etmek
leave a taste in the mouth v. damaklarda tat bırakmak
bad mouth v. kötülemek
breathe through one's mouth v. ağzından nefes almak
slurp one's mouth v. ağzını şapırdatmak
smack one's mouth v. ağız şapırdatmak
smack one's mouth v. ağzını şapırdatmak
slurp one's mouth v. ağız şapırdatmak
rinse one's mouth v. ağız çalkalamak
gargle one's mouth v. ağız çalkalamak
(one's mouth) go dry v. ağzı kurumak
make someone's mouth water v. birinin ağzını sulandırmak
turn to ashes in one's mouth v. tadı kaçmak
take the words out of someone’s mouth v. lafı ağızdan almak
duck-tape one's mouth v. ağzını bantlamak
breathe through the mouth v. ağızdan nefes almak
breathe in through the mouth v. ağzından nefes almak
breathe in through the mouth v. ağızdan nefes almak
tape one's mouth v. ağzını bantlamak
blow the ash off with one's mouth v. ağzıyla külleri üflemek
blood come out of one's back and mouth v. sırtından ve ağzından kan gelmek
put a cigarette in one's mouth v. ağzına bir sigara koymak
poor-mouth v. fakirlik edebiyatı yapmak
poor-mouth v. fakir edebiyatı yapmak
poor-mouth v. yoksulluk edebiyatı yapmak
be passed down by word of mouth v. dilden dile intikal etmek
give mouth-to-mouth resuscitation v. suni teneffüs yapmak
give mouth-to-mouth resuscitation v. yapay solunum yapmak
do mouth-to-mouth resuscitation v. yapay solunum yapmak
do mouth-to-mouth resuscitation v. suni teneffüs yapmak
mouth organ n. armonika
mouth organ n. mızıka
roof of the mouth n. damak
word of mouth n. söylenti
mouth of a river n. nehir ağzı
mouth organ n. ağız mızıkası
word of mouth n. dedikodu
mouth part n. ağız parçası
mouth spray n. ağız spreyi
mouth of a harbour n. liman ağzı
mouth of a cave n. mağara ağzı
mouth of a road n. yol ağzı
big mouth n. boşboğaz
loud mouth n. boş boğaz
big mouth n. boş boğaz
word of mouth n. dedikodu gazetesi
foot-and-mouth disease n. şap hastalığı
word-of-mouth advertising n. ağızdan ağıza reklam
mouth cavity n. ağız boşluğu
motor mouth n. çenesi durmayan
motor mouth n. çenesi düşmüş
motor mouth n. çenesi düşük
jungle mouth n. (pis) nefes kokusu
jungle mouth n. ağız kokusu
sleight of mouth n. laf cambazlığı
river mouth n. nehir ağzı
river mouth n. mansap
mouth breathing n. ağızdan soluma
mouth breathing n. ağızla solunum
breathing by mouth n. ağızla solunum
breathing by mouth n. ağızdan soluma
another mouth to feed n. doyurulacak bir boğaz daha
mouth-to-mouth resuscitation n. suni teneffüs
potty mouth n. lazımlık
downturned mouth n. aşağı doğru kıvrılmış dudak
mouth ulcer n. aft
down in the mouth adj. cesareti kırılmış
down in the mouth adj. karamsar
straight from the horse's mouth adj. en yetkili ağızdan öğrenilmiş
word of mouth adj. ağızdan ağıza
hand-to-mouth adj. yoksul
mouth-soluble adj. ağızda eriyen
mouth-watering adj. ağız sulandırıcı
mouth-dissolvable adj. ağızda eriyen
word-of-mouth (story etc.) adj. söylenegelmiş
word-of-mouth (story etc.) adj. söylenegelen
mouth-pleasing adj. lezzetli
mouth-pleasing adj. damak tadına hitap eden
mouth-pleasing adj. leziz
hand to mouth adv. kıt kanaat geçinerek
from mouth to mouth adv. ağızdan ağıza
from hand to mouth adv. har vurup harman savurarak
hand to mouth adv. kazandığını boğazına sarfederek
by word of mouth adv. ağızdan ağıza
by word of mouth adv. sözlü olarak
from hand to mouth adv. ilerisi için düşünmeyerek
by word of mouth adv. ağızdan
by word of mouth adv. sözle
from mouth to mouth adv. dilden dile
by mouth adv. ağız ile
(straight) from the horse's mouth adv. ilk ağızdan
from mouth to mouth adv. ağızdan ağıza aktarılan
Phrasals
mouth off boş boş konuşmak
mouth off yüksek sesle ve patavatsız bir tavırla konuşmak
mouth off tantana etmek
mouth off ağzına geleni söylemek
mouth off at someone birine sözle karşılık vermek
mouth off at someone (birine veya biriyle ilgili olarak) söylenmek
Phrases
birds fly not into our mouth ready roasted armut piş ağzıma düş
Proverb
never look a gift horse in the mouth beleş atın dişine bakılmaz
do not look a gift horse in the mouth misafir umduğunu değil bulduğunu yer
don't look a gift horse in the mouth beleş atın dişine bakılmaz
don't look a gift horse in the mouth bedava gelen şeyde kusur aranmaz
Colloquial
muckle-mouth n. geveze
muckle-mouth n. çenesi düşük
motor-mouth n. çenesi düşük
motor-mouth n. geveze
be down in the mouth çok mutsuz gözükmek
be down in the mouth melankoliye düşmek
be down in the mouth neşesiz olmak
be down in the mouth melankolik bir halde olmak
be down in the mouth çok mutsuz olmak
straight from the horse's mouth en yetkili ağızdan öğrenilmiş
right from the horse's mouth en yetkili ağızdan öğrenilmiş
melt in the mouth ağızda erimek
dissolve in the mouth ağızda erimek
dissolve in the mouth ağızda dağılmak
melt in the mouth ağızda dağılmak
born with a silver spoon in one's mouth şanslı doğmuş
born with a silver spoon in one's mouth varlıklı bir ailede doğmuş
shut one's mouth susmak
shut someone's mouth susturmak
down in the mouth cesareti kırılmış
down in the mouth üzgün
down in the mouth karamsar
down in the mouth morali bozuk
shut one's mouth bir şey söylememek
shut one's mouth çenesini kapamak
shut someone's mouth çenesini kapatmak
stick to the roof of one’s mouth damağına yapışmak
shut your filthy mouth kapa şu pis çeneni
shut your mouth! kes sesini!
shut your mouth! kapa çeneni!
put your money where your mouth is söylediklerini uygula lafta bırakma
open your mouth ağzını aç
a mouth to feed beslenecek bir boğaz
a mouth to feed doyurulacak bir boğaz
put your money where your mouth is! lafı bırak icraata bak
well, shut my mouth çok şaşırdım!/ağzım açık kaldı!
poor mouth fakir edebiyatı
poor mouth mağdur edebiyatı
don't smart-mouth me bana bilmişlik taslama
Idioms
all mouth and no trousers laf çok icraat yok
all mouth and no trousers laf var icraat yok
don't look a gift horse in the mouth üzümünü ye bağını sorma
don't look a gift horse in the mouth hediye atın dişine bakılmaz
put one's head in the lion's mouth kellesini koltuğuna almak
make someone's mouth water ağzını sulandırmak
melt in one's mouth ağzında erimek
melt the mouth ağzında erimek
born with a silver spoon in one's mouth kadir gecesi doğmuş
be all mouth and trousers boş keseden sallamak
born with a silver spoon in one's mouth zengin doğmuş
be all mouth and trousers atıp tutmak
foam at the mouth kan beynine sıçramak
have one's heart in one's mouth aşırı heyecanlı bir mizaca sahip olmak
keep one's mouth shut çenesini tutmak
keep one's mouth shut ağzını tutmak
live from hand to mouth kıt kanaat geçinmek
not open one's mouth ağzını açmamak
put one's foot in one's mouth çam devirmek
put words into someone's mouth birinin avukatlığını yapmak
put one's foot in one's mouth pot kırmak
put your money where your mouth is halep oradaysa arşın burada
shoot off one's mouth konuşulmaması gereken şeyler hakkında konuşmak
shut one's mouth çenesini kapamak
take the words out of someone's mouth lafı birinin ağzından almak
take the words out of one's mouth lafı ağzından almak
put one's head in the lion's mouth kelleyi koltuğa almak
take the bread out of someone's mouth ekmeğini elinden almak
take the words out of someone's mouth lafı ağzından almak
put one's head in the lion's mouth kelle koltukta
have one's heart in one's mouth yüreği ağzına gelmek
must not look a gift-horse in the mouth armağana paha biçilmez
laugh on the wrong side of one's mouth güvendiği dağlara kar yağmak
keep one's mouth trap shut çenesini tutmak
keep one's mouth shut dilini tutmak
be in the lion's mouth topun ağzında olmak
live from hand mouth elden ağıza yaşamak
keep one's mouth trap shut ağzını kapalı tutmak
keep one's mouth shut ağzını kapalı tutmak
be born with a silver spoon in one's mouth kadir gecesi doğmuş olmak
keep one's mouth trap shut dilini tutmak
shoot off one's mouth abartmak
shoot off one's mouth mübalağa etmek
shoot off one's mouth boşboğazlık etmek
shoot off one's mouth patavatsızlık etmek
shoot off one's mouth yüksekten atmak
take the bread out of someone's mouth ekmeğiyle oynamak
take the bread out of someone's mouth rızkıyla oynamak
have one's heart in one's mouth çok korkmak
have one's heart in one's mouth çok endişeli olmak
look as if butter wouldn't melt in one's mouth suçlu olduğu halde masum görünmek
live from hand to mouth ucu ucuna yaşamak
live from hand to mouth zar zor geçinmek
shoot off one's mouth desteksiz atmak
live from hand to mouth kazandığıyla ancak karnını doyurmak
shoot off one's mouth bilip bilmeden konuşmak
live from hand to mouth zar zor yaşamak
put one's head in the lion's mouth kendini ateşe atmak
put one's head in the lion's mouth kendisini aslanın ağzına atmak
place one's head in the lion's mouth kendisini aslanın ağzına atmak
place one's head in the lion's mouth kendisini tehlikeye atmak
put one's head in the lion's mouth kendini tehlikeye atmak
place one's head in the lion's mouth kendini ateşe atmak
put words into someone's mouth birine söylemediği sözleri atfetmek
have a plum in one's mouth havalı havalı konuşmak
have marbles in one's mouth havalı havalı konuşmak
have marbles in one's mouth atıp tutmak
have a plum in one's mouth atıp tutmak
down in the mouth karadenizde gemileri batmak
down in the mouth suratından düşen bin parça
down in the mouth üzgün görünmek
make one's mouth water ağzını sulandırmak
make one's mouth water imrendirmek
speak with a plum in mouth böbürlene böbürlene konuşmak
look as if butter wouldn't melt in one's mouth soğuk görünmek
look as if butter wouldn't melt in one's mouth hissiz görünmek
laugh out of the other side of one's mouth ağız değiştirmek
talk out of both sides of your mouth adamına göre konuşmak
speak out of both sides of your mouth nabza göre şerbet vermek
speak out of both sides of your mouth adamına göre konuşmak
talk out of both sides of your mouth nabza göre şerbet vermek
be born with a silver spoon in one's mouth varlıklı bir ailede doğmuş olmak
be born with a silver spoon in one's mouth zengin bir ailede doğmuş olmak
put your foot in your mouth utancından yerin dibine girmek
make someone's mouth water ağzının suyunu akıtmak
keep one's mouth shut sesini çıkarmamak
butter wouldn't melt in somebody's mouth sütten çıkma ak kaşık gibi görünmek
run off at the mouth çenesi düşük olmak
run off at the mouth çok konuşmak
be all mouth sadece konuşup icraata dökmeyen/geçmeyen birisi olmak
be all mouth and no trousers sadece konuşup icraata dökmeyen/geçmeyen birisi olmak
have one's heart in one's mouth yüreği ağzında olmak
foaming at the mouth sinirden küplere binmiş
foaming at the mouth sinirden köpürmüş
leave a bad taste in someone's mouth ağzında kötü bir tat bırakmak
leave a bad taste in someone's mouth kötü bir izlenim bırakmak
leave a bad taste in someone's mouth kötü hatırlamak
have a big mouth patavatsız olmak
a big mouth patavatsız
have a big mouth dedikoducu olmak
a big mouth boşboğaz
have a big mouth boşboğaz olmak
shout one’s mouth off avazı çıktığı kadar bağırmak
be laughing out of the other side of one's mouth gününü görmek
laugh out of the other side of one's mouth burnu sürtülmek
be laughing out of the other side of one's mouth burnu sürtülmek
laugh out of the other side of one's mouth gününü görmek
foaming at the mouth tepesi atmış
foaming at the mouth küplere binmiş
foaming at the mouth çok sinirlenmiş
stick one's foot in one's mouth pot kırmak
stick one's foot in one's mouth gaf yapmak
stick one's foot in one's mouth çam devirmek
foot-in-mouth disease patavatsızlık yapmaya meyilli
foot-in-mouth disease patavatsız
get something straight from the horse's mouth (bir bilgiyi vb) en yetkili ağızdan öğrenmek
have one's heart in one's mouth aşırı heyecan/coşku duymak
put one's money where one's mouth is söyledikleri (düşünceleri) doğrultusunda hareket etmek
put one's money where one's mouth is söylediği/konuştuğu şekilde davranmak
somebody's heart is in their mouth (heyecandan/meraktan) yüreği ağzına gelmiş
hold one's mouth the right way bir işi titizlikle yapmak
open one’s mouth to someone birilerine ağzını açmak (bilgi vermek)
keep one's mouth shut çenesini kapalı tutmak
keep your mouth shut çeneni kapa
keep your mouth shut ağzını sıkı tut
(straight) from the horse's mouth birinci ağızdan
leave a bad taste in the mouth kötü bir tat bırakmak
be down in the mouth yüzünden düşen bin parça olmak
rinse someone's mouth out with soap ağzını sabunla yıkayarak cezalandırmak
wash someone's mouth out with soap ağzını sabunla yıkayarak cezalandırmak
smart mouth someone birine bilmişlik/ukalalık etmek
mouth on someone birini ihbar etmek/ele vermek
a smart mouth ukalaca konuşan
mouth off terbiyesiz/küstah bir şekilde konuşmak
straight from the horse's mouth ilk/birinci ağızdan
(someone's) mouth fell open ağzı açık kalmak/kaldı
have one's mouth hit the floor ağzı bir karış açık kalmak
have one's mouth gaped open wide çok şaşırmak
have one's mouth gaped open wide ağzı bir karış açık kalmak
have one's mouth hit the floor çok şaşırmak
complain about living hand to mouth ucu ucuna geçinmekten yakınmak
live hand to mouth kıt kanaat geçinmek
live hand to mouth ucu ucuna geçinmek
put words in someone's mouth birine söylemediği sözleri atfetmek
put words into someone's mouth birine söylemediği sözleri atfetmek
engage brain before mouth konuşmadan önce düşün
talk out of both sides of your mouth ona öyle buna böyle konuşmak
speak out of both sides of your mouth ona öyle buna böyle konuşmak
wash someone's mouth out with soap ağzına (acı) biber sürmek/çalmak
put your foot in your mouth (american) çam devirmek
put your foot in your mouth (american) pot kırmak
all mouth and (no) trousers lafa gelince mangalda kül bırakmaz
such a big mouth dilin kemiği yok
you and your big mouth! dilin kemiği yok
such a big mouth! torba değil ki büzesin!
you and your big mouth! torba değil ki büzesin!
world-of-mouth ağızdan ağıza
heart in your mouth çok korkmak
slap the taste out of your mouth paylamak
slap the taste out of your mouth uygun görmediğin bir davranıştan birini men etmek
feel down in the mouth çok üzgün olmak
slap the taste out of your mouth paylamak
slap the taste out of your mouth uygun görmediğin bir davranıştan birini men etmek
(from) hand to mouth kıt kanaat
Speaking
don't talk with your mouth full ağzın doluyken konuşma
don't look a gift horse in the mouth bahşiş atın dişine bakılmaz
you took the words out of my mouth lafı ağzımdan aldın
you took the words right out of my mouth lafı ağzımdan aldın
watch your mouth diline hakim ol
watch your mouth sözlerine dikkat et
he kept his mouth shut çenesini kapalı tuttu
watch your mouth! ağzına/diline hakim ol!
watch your mouth! sözlerine dikkat et!
watch your mouth! söylediklerine dikkat et!
you run your mouth too much çenen çok çalışıyor
wash your mouth out! git ağzını yıka!
do you eat with that mouth? (küfürlü konuşanlara söylenir) bu ağızla mı yemek yiyorsun?
do you kiss your momma with that mouth? (küfürlü konuşanlara söylenir) bu ağızla mı anneni öpüyorsun?
don't talk with your mouth full ağzında lokma varken konuşma
watch your mouth laflarına dikkat et
watch your mouth ağzını topla
put mind in gear before opening mouth bin kez düşün bir kere konuş
i couldn't hear you your mouth was full seni duyamadım ağzın doluydu
soon as you opened your mouth ağzını açar açmaz
you shouldn't talk with your mouth full ağzın doluyken konuşmamalısın
watch your mouth! ağzını bozma!
watch your mouth! doğru konuş!
you got a big mouth senin dilin çok uzamış
is your mouth burning? ağzın yanıyor mu?
don't put the pen in your mouth kalemi ağzına koyma
Slang
bad mouth bok atmak
diarrhea of the mouth çenesi düşmek
diarrhea of the mouth carcar konuşmak
mouth full of south güneyli ağzı
mouth full of south güney/güneyli aksanı
you shut your fucking mouth kapa o pis çeneni
come in one's mouth ağzına boşalmak
hush your mouth! kes sesini!
hush your mouth! kapa çeneni!
don't be a smart mouth with me bana ukalalık yapma
don't be a smart mouth with me bana bilmişlik taslama
shut your fucking mouth kahrolası çeneni kapa
shut your fucking mouth lanet olası çeneni kapa
zip one's lip mouth susmak/konuşmamak
shut your fucking mouth kapa şu lanet çeneni
mouth bath oral seks
dead mouth felçli ağız
don't let your mouth write a check that your ass can't cash yiyemeyeceğin yarağın altına yatma
monkey mouth boş konuşan tip
run your mouth küfür edip durmak
shut your freakin' mouth kapa çeneni
fresh mouth çok bilmiş
fresh mouth ukala
fresh mouth saygısız
Trade/Economic
hand to-mouth buying stok noksanını geçici olarak takviye etmek üzere perakendeciler tarafından yapılan satın alımlar
hand to-mouth buying mevcut gereksinimlerin karşılanması için yapılan satın alımlar
word of mouth marketing kulaktan kulağa pazarlama
word of mouth marketing ağızdan ağıza pazarlama
Institutes
foot and mouth diseases institute şap enstitüsü
foot-and-mouth disease institute şap enstitüsü müdürlüğü
Tourism
word-of-mouth advertising kulaktan kulağa reklam
Technical
wide mouth geniş ağızlı
harbour mouth liman ağzı
bird's mouth kertik
bell-mouth çan ağızlı
bell-mouth konik ağızlı
bell-mouth genişletilmiş ağız
mouth of the pipe boru ağzı
blast furnace mouth yüksek fırın ağzı
wide mouth containers geniş ağızlı kaplar
port mouth port ağzı
cork mouth bantlı kafa
narrow mouth containers dar ağızlı cam kaplar
crack mouth opening displacement çatlak ağzı açılımı kayması
crack mouth çatlak ağzı
oval mouth oval ağız
mouth tools el üfleme avadanlığı
burner mouth yakıcı ağızı
wide-mouth glass container geniş ağızlı cam kap
Textile
pocket mouth cep ağzı
Construction
tunnel mouth tünelin ağzı
tunnel mouth tünel ağzı
Automotive
motor mouth motor ağızlı
bell mouth çanağzı
bell-mouth wear çanağzı aşınma
Marine
minimum river mouth cross section minimum nehir ağzı kesiti
flow at river-mouth nehir ağzında akış
river-mouth bar nehir ağzı çizgisi
river-mouth dune nehir ağzı kumulu
river-mouth barrage nehir ağzı barajı
river-mouth clogging nehir ağzı tıkanması
prevention of river-mouth closing nehir ağzı kapanmasının önlenmesi
river-mouth nehir ağzı
river-mouth cross-section nehir ağzı kesiti
river-mouth closure nehir ağzı kapanması
river-mouth improvement nehir ağzı iyileştirilmesi
stable river-mouth cross-section dengeli nehir ağzı kesiti
river-mouth bank nehir ağzı yakası
river-mouth control nehir ağzı denetimi
river-mouth delta nehir ağzı deltası
Medical
foot and mouth disease el ayak hastalığı
foot and mouth disease şap hastalığı
mouth to mouth respiration ağız ağıza solunum yöntemi
mouth mucosa ağız mukozası
mouth neoplasms ağız tümörleri
mouth to mouth ventilation ağızdan ağıza solunum
mouth diseases ağız hastalıkları
exophytic carcinoma of mouth ağızın ekzofitik karsinomu
mouth wash ağız yıkama
mouth to mouth respiration ağız ağıza solunum
mouth abnormalities ağız anomalileri
mouth rehabilitation ağız rehabilitasyonu
floor of mouth cancer ağız tabanı kanseri
foot and mouth disease dabak hastalığı
edentulous mouth dişsiz ağız
mouth wash tablet for solution ağız yıkama çözelti tableti
mouth and dental health ağız ve diş sağlığı
mouth dryness ağızda kuruluk
mouth and teeth health ağız ve diş sağlığı
mouth cancer ağız kanseri
desert mouth ağız kuruluğu
dryness of the mouth ağız kuruluğu
cotton mouth ağız kuruluğu
in-mouth ağız içi
dry mouth dubin-johnson sendromu
foot-and-mouth disease el ayak hastalığı
foot-and-mouth disease of cattle şap hastalığı
mouth-to-mouth ventilation ağızdan ağıza solunum
vestibule of mouth ağız boşluğu
mouth ulcer ağız ülseri
mouth mucosa ağız mukosası
trench mouth vinsan anjini
mouth-to-mouth resuscitation suni solunum
mouth-to-mouth resuscitation ağız ağza suni solunum
right side of mouth sağ ağız kenarı
purpuric lesion on the sublingual region of the mouth ağzın sublingual bölgesinde morumsu lezyon
patient with restricted mouth opening ağzı açılamayan hasta
mouth to mouth breathing methods ağız ağıza solunum yöntemleri
mouth occlusion pressure ağız içi tıkanma basıncı
portals of the nose and mouth ağız ve burun girişi
dry eyes and mouth kuru göz ve kuru ağız
mouth sore ağız yarası
floor of the mouth cancer ağız tabanı kanseri
burning mouth syndrome yanan ağız sendromu
burning mouth hastanın hiç bir dental veya tıbbi neden olmamaksızın ağzında yanma hissetmesi
sore mouth hastanın hiç bir dental veya tıbbi neden olmamaksızın ağzında yanma hissetmesi
Anatomy
mouth cavity ağız boşluğu
mouth opening ağız açıklığı
Psychology
symptoms of mouth-eye dryness ağız-göz kuruluğu semptomları
Dentistry
mouth mirror ağız aynası
mouth guard ağız koruyucusu
mouth rinse ağız çalkalayıcı
limited mouth opening ağız açıklığında azalma
mouth gag ağız açacağı
metallic and bitter taste in the mouth metalik ve acı tat şikayetleri
mouth opening ağız açma
burning mouth syndrome ağız yanması sendromu
Veterinary
foot-in-mouth disease tabak hastalığı
hoof-and-mouth disease tabak hastalığı
foot-and-mouth disease tabak hastalığı
foot-and-mouth disease şap hastalığı
foot-in-mouth disease şap hastalığı