mouth - Turco Inglés Diccionario

mouth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "mouth" en diccionario turco inglés : 89 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
mouth n. ağız
Children in this age group will put any toy in their mouths.
Bu yaş grubundaki çocuklar her oyuncağı ağızlarına götüreceklerdir.

More Sentences
General
mouth n. boğaz
Agricultural production is on the decline while the number of mouths to be fed is increasing.
Beslenmesi gereken boğaz sayısı artarken tarımsal üretim azalıyor.

More Sentences
mouth n. ağız
Children in this age group will put any toy in their mouths.
Bu yaş grubundaki çocuklar her oyuncağı ağızlarına götüreceklerdir.

More Sentences
mouth n. dudaklar
He tried to kiss me on the mouth.
Dudaklarımdan öpmeye çalıştı.

More Sentences
Dentistry
mouth n. ağız
Children in this age group will put any toy in their mouths.
Bu yaş grubundaki çocuklar her oyuncağı ağızlarına götüreceklerdir.

More Sentences
Linguistics
mouth n. ağız
Children in this age group will put any toy in their mouths.
Bu yaş grubundaki çocuklar her oyuncağı ağızlarına götüreceklerdir.

More Sentences
General
mouth n. gaga
mouth n. akarsuyun göle döküldüğü yer
mouth n. akarsuyun denize döküldüğü yer
mouth n. ağız kımıldat
mouth n. giriş yeri
mouth n. kesici aletlerin keskin yanı
mouth n. kavşak
mouth n. karamsar
mouth n. mağaraların giriş yeri
mouth n. haliç
mouth n. akarsuların denize veya göle döküldüğü yer
mouth n. kapların veya içi boş şeylerin açık yanı
mouth n. giriş ağzı
mouth n. birtakım hislerin ifadesi olarak yüzünü buruşturma
mouth n. hafifçe dudak bükme
mouth n. gemle yapılan yönlendirmelere karşılık verme (at)
mouth n. beslenmesi gereken birey
mouth n. tükürük bezleri
mouth n. tat alma organları
mouth n. damak zevki
mouth n. köpek uluması
mouth n. konuşmacı
mouth n. konuşan kimse
mouth n. fikir
mouth n. birine atfedilen beyan
mouth n. kelimelerle ifade etme
mouth n. söz söyleme
mouth n. başka birinin görüşlerini ifade eden veya yorumlayan kimse
mouth n. laubali şekilde konuşma
mouth n. saygısızca konuşma
mouth n. küstahça karşılık verme
mouth n. ara sokak ile caddenin birleştiği yer
mouth n. yeraltı kuyusunun veya geçidinin toprak üstüne açılan yüzeyi
mouth n. (mengene) aletin kesmeye veya sıkmaya yarayan uçları arasındaki boşluk
mouth n. savaş silahlarının ağzı
mouth n. marangoz rendesinin bıçağının ön tarafında yer alan, talaşların geçtiği boşluk
mouth n. üflemeli çalgının açık ucu
mouth n. üflemeli çalgıda çalgıcının üflediği yer
mouth n. orgun borularının uçları arasındaki açıklık
mouth n. atın alt dudağında gemin etki ettiği bölüm
mouth v. tane tane söylemek
mouth v. geme alıştırmak
mouth v. dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak
mouth v. söylemek
mouth v. dudak bükmek
mouth v. kısa ve özlü bir şekilde ifade etmek
mouth v. ağdalı bir şekilde dile getirmek
mouth v. abartarak ifade etmek
mouth v. anlamadan tekrar etmek
mouth v. samimiyetsizce yinelemek
mouth v. ağza atmak
mouth v. ağza almak
mouth v. yemek
mouth v. ağız veya dişlerle çiğnemek
mouth v. ağızda parçalamak
mouth v. (at veya koyunun) yaşını tespit etme gibi amaçlarla dişlerini incelemek
mouth v. (metal tenekenin) kapağını çıkarmak için tepesine vurmak
mouth v. küstahça konuşmak
mouth v. daha büyük bir su kütlesine akmak
mouth v. (akarsu kolu) açıklığa çıkmak
mouth v. alçak sesle söylemek
mouth v. düşük sesle telaffuz etmek
mouth v. belli belirsiz söylemek
mouth v. mırıldanmak
Idioms
mouth n. boşboğazlık
mouth n. küstahlık
mouth n. patavatsızlık
mouth n. ceza avukatı
mouth n. avukat
Technical
mouth n. giriş açıklığı
Architecture
mouth n. taban oluğu
Biology
mouth n. taç borusunun tepesi
mouth n. tek kabuklu deniz böceğinin dış ortama açıldığı boşluk
Archaic
mouth n. sözlü iletişim
mouth n. lisan
mouth n. sözlü aktarım
mouth n. sohbet
mouth n. ahmak kimse
mouth n. enayi
mouth n. bakış
mouth n. görüş
mouth n. otorite alanı
mouth n. yetki alanı

Significados de "mouth" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
mouth part n. ağız parçası
word of mouth n. dedikodu
word of mouth n. söylenti
mouth organ n. armonika
mouth of a river n. nehir ağzı
roof of the mouth n. damak
mouth organ n. ağız mızıkası
mouth organ n. mızıka
mouth spray n. ağız spreyi
mouth of a harbour n. liman ağzı
mouth of a cave n. mağara ağzı
mouth of a road n. yol ağzı
big mouth n. boşboğaz
loud mouth n. boş boğaz
big mouth n. boş boğaz
word of mouth n. dedikodu gazetesi
foot-and-mouth disease n. şap hastalığı
word-of-mouth advertising n. ağızdan ağıza reklam
mouth cavity n. ağız boşluğu
motor mouth n. çenesi düşmüş
motor mouth n. çenesi düşük
motor mouth n. çenesi durmayan
jungle mouth n. ağız kokusu
jungle mouth n. (pis) nefes kokusu
sleight of mouth n. laf cambazlığı
river mouth n. nehir ağzı
river mouth n. mansap
mouth breathing n. ağızdan soluma
mouth breathing n. ağızla solunum
breathing by mouth n. ağızla solunum
breathing by mouth n. ağızdan soluma
another mouth to feed n. doyurulacak bir boğaz daha
mouth-to-mouth resuscitation n. suni teneffüs
potty mouth n. lazımlık
downturned mouth n. aşağı doğru kıvrılmış dudak
mouth ulcer n. aft
loud-mouth n. geveze
loud-mouth n. boşboğaz
mouth [obsolete] n. tehlikeli muhit
mouth [obsolete] n. ses çıkarma aracı
mouth hole n. (kayak maskesinde) ağız için bırakılmış açıklık
mouth friend [obsolete] [uk] n. arkadaşlığı samimiyetsizce sürdüren kimse
mouth–breather n. mankafa
mouth honor n. samimiyetsiz övgü
mouth organ n. ağza yakın bulunan yapı veya uzantı (böcek)
mouth honor n. sözde verilen fakat samimi olmayan paye
mouth mask n. ağız maskesi
plaice mouth n. küçük ağız
plaice mouth n. yamuk ağız
pouch mouth n. şişkin dudaklı ağız
have one's mouth water v. ağzı sulanmak
shoot off one's mouth v. boşboğazlık etmek
foam at the mouth v. köpürmek
laugh on the other side of the mouth v. burnu sürtülmek
put words into someone's mouth v. uydurup birinin ağzından konuşmak
shoot one's mouth off v. cart curt etmek
be down in the mouth v. kan ağlamak
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
sneeze with the mouth shut v. tıksırmak
have one's heart in one's mouth v. yüreği ağzına gelmek
put one's head in the lion's mouth v. tehlikeye atılmak
put one's foot in one's mouth v. gaf yapmak
blow out liquid from one's mouth v. püskürmek
make one's mouth water for v. ağzını sulandırmak
put one’s foot in one’s mouth v. pot kırmak
put one's foot in one's mouth v. pot kırmak
spread by word of mouth v. ağızdan ağıza yayılmak
make one's mouth water v. ağzını sulandırmak
close one's mouth v. ağzını kapamak
put foot in mouth v. patavatsızlık yapmak
make one's water mouth v. ağzını sulandırmak
take the bread out of somebody's mouth v. ekmeğine mani olmak
have one's heart in one's mouth v. canı ağzına gelmek
foam at the mouth v. ağzı köpürmek
foam at the mouth v. çok öfkeli olmak
put one's head in the lion's mouth v. kellesini koltuğuna almak
take the words out of somebody's mouth v. lafı ağzından almak
laugh on the wrong side of one's mouth v. gülerken ağlamak
make one's mouth water v. imrendirmek
put words into someone's mouth v. birinden izin almadan onun adına konuşmak
shoot off one's mouth v. abartmak
make somebody drool at the mouth over something v. ağzını sulandırmak
live from hand to mouth v. kıt kanaat geçinmek
live from hand to mouth v. kazandığını yemek
live from hand to mouth v. elden ağıza yaşamak
open one's mouth v. ağzını açmak
live from hand to mouth v. kıtı kıtına idare etmek
leave a taste in the mouth v. damaklarda tat bırakmak
bad mouth v. kötülemek
breathe through one's mouth v. ağzından nefes almak
slurp one's mouth v. ağız şapırdatmak
smack one's mouth v. ağız şapırdatmak
smack one's mouth v. ağzını şapırdatmak
slurp one's mouth v. ağzını şapırdatmak
rinse one's mouth v. ağız çalkalamak
gargle one's mouth v. ağız çalkalamak
(one's mouth) go dry v. ağzı kurumak
make someone's mouth water v. birinin ağzını sulandırmak
turn to ashes in one's mouth v. tadı kaçmak
take the words out of someone’s mouth v. lafı ağızdan almak
duck-tape one's mouth v. ağzını bantlamak
breathe through the mouth v. ağızdan nefes almak
breathe in through the mouth v. ağzından nefes almak
breathe in through the mouth v. ağızdan nefes almak
tape one's mouth v. ağzını bantlamak
blow the ash off with one's mouth v. ağzıyla külleri üflemek
blood come out of one's back and mouth v. sırtından ve ağzından kan gelmek
put a cigarette in one's mouth v. ağzına bir sigara koymak
poor-mouth v. yoksulluk edebiyatı yapmak
poor-mouth v. fakirlik edebiyatı yapmak
poor-mouth v. fakir edebiyatı yapmak
be passed down by word of mouth v. dilden dile intikal etmek
do mouth-to-mouth resuscitation v. yapay solunum yapmak
give mouth-to-mouth resuscitation v. yapay solunum yapmak
do mouth-to-mouth resuscitation v. suni teneffüs yapmak
give mouth-to-mouth resuscitation v. suni teneffüs yapmak
froth at the mouth v. ağzından köpükler çıkmak/saçmak
mouth [obsolete] v. öpmek
word of mouth adj. ağızdan ağıza
straight from the horse's mouth adj. en yetkili ağızdan öğrenilmiş
down in the mouth adj. cesareti kırılmış
down in the mouth adj. karamsar
mouth-watering adj. ağız sulandırıcı
mouth-soluble adj. ağızda eriyen
mouth-dissolvable adj. ağızda eriyen
word-of-mouth (story etc.) adj. söylenegelmiş
word-of-mouth (story etc.) adj. söylenegelen
mouth-pleasing adj. lezzetli
mouth-pleasing adj. leziz
mouth-pleasing adj. damak tadına hitap eden
word of mouth adj. dilden dile
hand-to-mouth adj. ucu ucuna
hand-to-mouth adj. kıt kanaat
mouth-made [obsolete] adj. lafta olan
mouth-made [obsolete] adj. ikiyüzlü
mouth-made [obsolete] adj. samimiyetsiz
down-in-the-mouth adj. kederli
down-in-the-mouth adj. kasvetli
down-in-the-mouth adj. efkarlı
down-in-the-mouth adj. karamsar
from mouth to mouth adv. ağızdan ağıza
from mouth to mouth adv. dilden dile
by word of mouth adv. sözlü olarak
from hand to mouth adv. ilerisi için düşünmeyerek
hand to mouth adv. kıt kanaat geçinerek
by word of mouth adv. sözle
from hand to mouth adv. har vurup harman savurarak
hand to mouth adv. kazandığını boğazına sarfederek
by mouth adv. ağız ile
by word of mouth adv. ağızdan