yemek - Turco Inglés Diccionario

yemek

Significados de "yemek" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
History
yemek n. kimek
yemek n. 8-10. yy orta asya türk kavmi

Significados de "yemek" en diccionario inglés turco : 98 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yemek food n.
Don't play with your food.
Yemeğinizle oynamayın.

More Sentences
yemek eat v.
If you go home late, your mom will eat you alive.
Eve geç kalırsan annen seni çiğ çiğ yer.

More Sentences
General
yemek dining n.
Decorative brick in the interior can be safely used in the design of the dining area of the kitchen.
İç mekandaki dekoratif tuğla, mutfağın yemek alanının tasarımında güvenle kullanılabilir.

More Sentences
yemek meal n.
When it is cleared away from the table, does the meal on the plate suddenly become special category waste?
Masadan kalktığında tabaktaki yemek birdenbire özel kategori atığı haline mi geliyor?

More Sentences
yemek dinner n.
A dinner party followed the opening ceremony.
Açılış töreninden sonra akşam yemeği partisi düzenlendi.

More Sentences
yemek dish n.
Choose a dish on the menu, please.
Menüden bir yemek seçin lütfen.

More Sentences
yemek food n.
Don't play with your food.
Yemeğinizle oynamayın.

More Sentences
yemek course n.
Diana was tired, but she stayed until the last course was served.
Diana yorgundu ama son yemek servisine kadar orada kaldı.

More Sentences
yemek grub n.
I need to eat some grub.
Benim biraz yemek yemem lazım.

More Sentences
yemek board n.
This rate includes room and board.
Bu ücrete oda ve yemek de dahildir.

More Sentences
yemek bite v.
Can I really stop biting my nails?
Tırnaklarımı yemeyi gerçekten bırakabilir miyim?

More Sentences
yemek get v.
Let's go get some food.
Gidip bir şeyler yiyelim.

More Sentences
yemek eat away v.
They eat away the surface of the rocks.
Kayaların yüzeyini yiyorlar.

More Sentences
yemek eat v.
If you go home late, your mom will eat you alive.
Eve geç kalırsan annen seni çiğ çiğ yer.

More Sentences
yemek devour v.
We are not devouring our children; we are nourishing them with this proposal.
Çocuklarımızı yemiyoruz; bu teklifle onları besliyoruz.

More Sentences
yemek have v.
Have you had dinner already?
Yemek yedin mi?

More Sentences
yemek meal v.
When it is cleared away from the table, does the meal on the plate suddenly become special category waste?
Masadan kalktığında tabaktaki yemek birdenbire özel kategori atığı haline mi geliyor?

More Sentences
Phrasals
yemek eat up v.
Do not eat up what you earn.
Kazandığınızı yemeyin.

More Sentences
Slang
yemek buy it v.
Did they buy it?
Yediler mi?

More Sentences
British Slang
yemek grub n.
I need to eat some grub.
Benim biraz yemek yemem lazım.

More Sentences
General
yemek recipe n.
yemek victuals n.
yemek eating n.
yemek nourishment n.
yemek repasture n.
yemek muckamuck n.
yemek peck n.
yemek pabulation n.
yemek scaff n.
yemek wear v.
yemek consume v.
yemek partake of v.
yemek touch v.
yemek swallow v.
yemek believe v.
yemek feed v.
yemek rub v.
yemek scoff v.
yemek crop v.
yemek exulcerate v.
yemek pick at v.
yemek repast v.
yemek ingest v.
yemek feed on v.
yemek chow v.
yemek be sent down v.
yemek spend v.
yemek rub away v.
yemek fret v.
yemek dispose of v.
yemek corrode v.
yemek erode v.
yemek pit v.
yemek keep v.
yemek make v.
yemek mouth v.
yemek muckamuck v.
yemek gnaw v.
yemek smouse v.
yemek suckle v.
yemek fare v.
Phrasals
yemek eat (something) off v.
yemek browse on v.
yemek eat off v.
Colloquial
yemek eats n.
yemek tuck v.
yemek chuck v.
yemek eat it up v.
yemek chop [west africa] v.
Idioms
yemek bite on something v.
yemek pass (one's) lips v.
yemek pass someone's lips v.
yemek pass lips v.
Technical
yemek abrade v.
yemek corrode v.
yemek erode v.
Gastronomy
yemek plat n.
yemek cooking n.
Archaic
yemek trencher n.
yemek mess n.
yemek victual v.
yemek manducate v.
yemek depasture v.
Slang
yemek grindage n.
yemek munch n.
yemek pecks n.
yemek peckings n.
yemek dodger [australia] n.
yemek skran n.
yemek slob up v.
yemek grub on v.
yemek scran v.
British Slang
yemek chow n.
yemek jackbit n.
yemek nose-bag n.
yemek snappin n.
yemek nosh v.
yemek shit on a raft v.

Significados de "yemek" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yemek pişirme cooking n.
yemek odası dining room n.
yemek tarifi recipe n.
yemek yemek eat v.
yemek pişirmek cook v.
General
baş yemek entrée n.
sonra gelen yemek remove n.
hafif yemek refection n.
yemek sonunda yenen tuzlu şey savory n.
yoksullara parasız yemek verilen yer soup kitchen n.
bir kişilik yemek takımı setting n.
yemek zamanı repast n.
yemek sonunda yenen tuzlu şey savoury n.
tadı yavan olan sulu yemek slop n.
yemek takımı set n.
hazır yemek ve salata dükkanı delicatessen n.
yemek takımı dinner service n.
fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı) range n.
yemek salonu dining hall n.
etli/sebzeli sulu yemek stew n.
yemek salonu mess hall n.
yemek asansörü food elevator n.
yardımlaşmalı yemek potluck dinner n.
yemek odası diningroom n.
yemek odası dinette n.
farklı yemek çeşitleri sunan büfe smorgasbord n.
yemek takımı dinner set n.
acı ve baharatlı yemek devil n.
yemek (lokantaya has) special n.
tatlı (yemek aralarında yenilen) snack n.
yemek çubuğu (uzakdoğuda kullanılan) chopstick n.
açık havada yenilen yemek picnic n.
yemek zamanı mealtime n.
hafif yemek büfesi snack bar n.
yemek tarifesi recipe n.
yemek kaşığı table spoon n.
yemek tarifi talebi recipe request n.
yemek takımı chafing dish n.
yemek seçme durumu olmayan öğün set meal n.
yemek vakti dinnertime n.
yemek artıklarından oluşan sulu yiyecek (hayvana verilen) slop n.
iyi yemek yeme ve yemekten anlama sanatı gastronomy n.
yemek artıkları remains n.
hazır yemek convenience foods n.
yemek pişirmede kullanılan cooking n.
yemek odası lunchroom n.
yemek yiyen diner n.
eve yemek götürme hizmetleri food transport services to home n.
yemek salonu dininghall n.
hafif yemek snack food n.
yemek masası dining table n.
turfa olmayan yemek kasher n.
baş yemek dışındaki yiyecek side dish n.
yemek çubuğu chopstick n.
otomatlardan yemek alınan kafeterya automat n.
hafif yemek luncheon n.
ağırlık (yemek) richness n.
yemek sanatı gastronomy n.
hazır yemek fast food n.
bedava yemek kuyruğu bread line n.
yemek tarifi talepleri recipe requests n.
işçi yemek hizmet employee food service n.
yemek takımı dinnerware n.
balıkla baş yemek arasında yenilen yemek entrée n.
hafif yemek refreshment n.
yemek listesi bill of fare n.
yemek sonrası postprandial n.
toprak veya cam kapta pişirilen yemek casserole n.
yemek pişirme sanatı cuisine n.
artık yemek leftover n.
yemek pişirme sanatı cooking n.
yemek zili dinner bell n.
kötü sulu yemek wash n.
yemek odası grillroom n.
yemeğin başında veya sonunda yenen bir yemek savory n.
bedava yemek kuyruğu breadline n.
paketlenmiş olarak hazırlanan (sıcak yemek) takeaway n.
liverpool'a özgü bir yemek scouse n.
domuzlara verilen yemek artıkları hogwash n.
yemek yeme intake n.
sulandırılmış yemek artıkları (domuza yedirilen) swill n.
yemek pişirme sanatı cookery n.
yemek artığı leftover n.
meksika mutfağına özgü böreğe benzeyen acılı bir yemek enchilada n.
açık büfe yemek buffet n.
yemek geleneği eating customs n.
yemek pişirme sanatı culinary art n.
yemek servis asansörü dumbwaiter n.
yemek tarifinde istenen call for n.
yemek kitapları cookbooks n.
yemek servisi food service n.
yemek yardımı food allowance n.
yemek sosu gravy n.
yemek yiyen kimse diner n.
yemek uzmanı gastronome n.
basımevlerinde çalışanların düzenlediği yıllık yemek veya toplantı wayzgoose n.
açık büfe yemek servisi yapan restoran smorgasbord n.
yemek odaları dining rooms n.
baş yemek main dish n.
aşçıbaşının o gün için önerdiği yemek plat du jour n.
hafif yemek collation n.
yemek stoğu food stock n.
yemek zamanı dinner time n.
fazlasıyla (yemek) surfeit n.
dikkatsizce pişirilen yemek slopping n.
kafeterya'da ya da pub'da bulunan yemek tezgahı servery n.
hafif yemek satan yer snackette n.
yemek saati dinner time n.
yağlı yemek oily food n.
yağlı yemek fatty food n.
ana yemek piece de resistance n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde becerikli kişi deipnosofist n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde usta olan kimse deipnosofist n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde becerikli kişi deipnosophist n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde usta olan kimse deipnosophist n.
yağlı yemek greasy food n.
yemek odası triclinium n.
yapış yapış iğenç yemek ya da içecek glop n.
fırında kullanılmaya müsait yemek takımları bakeware n.
yanmaz yemek takımları bakeware n.
yemek esnasında ağızdaki yiyeceklerin salya ile karışması insalivation n.
hazır yemek üreticileri ve üretimi caterers and catering n.
bozuk yemek rotten food n.
bozulmuş yemek rotten food n.
en sevdiği yemek one's favorite food n.
yemek odaları lunchrooms n.
lezzetli yemek delicious food n.
lezzetli yemek tasty food n.
aşırı yemek veya içmek sonucunda rahatsızlanmış kimse cropsick n.
yemek kültürü food culture n.
yemek masası triclinium n.
yemek listesi menu n.
yemek şirketi catering company n.
yemek firması catering firm n.
mutfak yemek asansörü lifter n.
yemek tarifi kitabı recipe book n.
yemek asansörü dumbwaiter n.
hazır yemek sektörü catering sector n.
hazır yemek sektörü catering industry n.
çinlilerin yemek çubuğu chopstick n.
yemek alışkanlığı eating habit n.
yemek köşeli mutfak dining kitchen n.
küçük yemek odası dinette n.
yemek köşesi dining nook n.
yemek yeme alışkanlığı eating habit n.
yemek asansörü dumb waiter n.
yemek pişirme yöntemi cuisine n.
yemek daveti dinner invitation n.
yemek ve içkinin iyisinden anlayan kimse gourmet n.
yemek odası dining-room n.