wear - Turco Inglés Diccionario

wear

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

wear — Definition

Significado:
giymek, yıpranmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /wɛr/ – BrE /weə/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: wear (wears – wore – worn - wearing)
Sinónimo:
don, erode
Antónimos:
remove, preserve

Significados de "wear" en diccionario turco inglés : 69 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
wear n. aşınma
Three axles give better circulating conditions and cause less wear on roads.
Üç dingil daha iyi dolaşım koşulları sağlar ve yollarda daha az aşınmaya neden olur.

More Sentences
wear n. yıpranma
His leather jacket showed signs of wear.
Deri ceketinde yıpranma belirtileri vardı.

More Sentences
wear v. giymek
She wore a long silver dress to the ball.
Baloda uzun gümüş rengi bir elbise giymişti.

More Sentences
wear v. yıpratmak
Your jeans seem rather worn.
Kot pantolonun oldukça yıpranmış görünüyor.

More Sentences
wear n. giyinme
wear n. giysi
wear n. eskime
wear v. aşındırmak
wear v. takmak
General
wear n. yıpranma
His leather jacket showed signs of wear.
Deri ceketinde yıpranma belirtileri vardı.

More Sentences
wear n. kullanma
You should get years of wear out of that ottoman.
O sediri yıllarca kullanmanız mümkün olacaktır.

More Sentences
wear n. aşınma
Three axles give better circulating conditions and cause less wear on roads.
Üç dingil daha iyi dolaşım koşulları sağlar ve yollarda daha az aşınmaya neden olur.

More Sentences
wear n. giyim
He prefers smart-casual wear for the office.
Ofiste spor-şık giyimi tercih ediyor.

More Sentences
wear v. giymek
She wore a long silver dress to the ball.
Baloda uzun gümüş rengi bir elbise giymişti.

More Sentences
wear v. dayanmak
This T-shirt wore quite well.
Bu tişört oldukça iyi dayandı.

More Sentences
wear v. takınmak
She wore a permanent smile on her face.
Yüzüne daimi bir gülümseme takınmıştı.

More Sentences
wear v. takmak (gözlük/kolye/küpe vb'ni)
Perhaps in future every Member of this House could explain exactly which hat they are wearing when they address us.
Belki de gelecekte bu Meclis'in her üyesi bize hitap ederken tam olarak hangi şapkayı taktığını açıklayabilir.

More Sentences
wear v. taşımak
An engine that has never misfired and never stopped, and I believe that you can wear that badge with pride.
Hiç teklememiş ve hiç durmamış bir motor ve bu rozeti gururla taşıyabileceğinize inanıyorum.

More Sentences
wear v. aşınmak
The jacket's wearing through at the elbows.
Ceketin dirsekleri aşındı.

More Sentences
wear v. yıpratmak
Your jeans seem rather worn.
Kot pantolonun oldukça yıpranmış görünüyor.

More Sentences
wear v. takınmak
She wore a permanent smile on her face.
Yüzüne daimi bir gülümseme takınmıştı.

More Sentences
wear v. (saç) şeklinde yapmak
Jenny usually wore her hair in a loose bun.
Jenny genellikle saçını gevşek bir topuz şeklinde yapardı.

More Sentences
Technical
wear v. kullanmak
Do you remember the first perfume you ever wore?
İlk kullandığınız parfümü hatırlıyor musunuz?

More Sentences
wear v. yıpratmak
Your jeans seem rather worn.
Kot pantolonun oldukça yıpranmış görünüyor.

More Sentences
Automotive
wear n. aşınma
Three axles give better circulating conditions and cause less wear on roads.
Üç dingil daha iyi dolaşım koşulları sağlar ve yollarda daha az aşınmaya neden olur.

More Sentences
General
wear n. eskime
wear n. dayanıklılık
wear n. eskitme
wear n. giyinme
wear n. giysi
wear n. giyim eşyası
wear n. elbise
wear n. dayanma
wear v. eskimek
wear v. göstermek
wear v. taşımak (silah)
wear v. yıpranmak
wear v. yıpranmamak
wear v. soldurmak
wear v. yormak
wear v. solmak
wear v. üzerinde olmak
wear v. boca etmek
wear v. eskitmek
wear v. yemek
wear v. aşındırmak
wear v. -i olmak
wear v. takmak
wear v. göstermek
wear v. (zaman) yavaş ilerlemek
wear v. rengi uçmak
wear v. (renkleri) görüntülemek
wear v. zamanla gelişmek
wear v. günbegün büyümek
wear v. yavaş yavaş sona ermek
wear v. yavaş yavaş ölmek
wear v. devamlı olarak sahip olmak
wear v. sürdürmek
wear v. giyinmek
Irregular Verb
wear v. wore - worn
Technical
wear v. takmak
Textile
wear n. moda
Automotive
wear n. aşındırma
Marine
wear n. orsa alabanda tramola
wear n. gemiyi boca alabanda edip kıçını rüzgara karşı getirme
wear v. boca alabanda edip dönmek
wear v. bocalamak
wear v. gemiyi boca alabanda edip kıçını rüzgara karşı getirmek
Geography
wear n. ingiltere'de bir nehir

Significados de "wear" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
wear out v. yıpratmak
wear off v. yıpranmak
wear out v. eskitmek
wear off v. eskitmek
wear off v. eskimek
General
wash and wear fabric n. ütü istemeyen giyecek
wear and tear n. normal kullanılma sonucu eskime
wear and surface processing n. aşınma ve yüzey işlemleri
wear and tear n. yıpranma ve aşınma
casual wear n. gündelik giysi
traditional wear n. yöresel kıyafet
traditional wear n. geleneksel kıyafet
traditional wear n. yerel kıyafet
casual wear n. rahat giyim
natural wear n. doğal aşınma
ready-to-wear n. hazır giyim eşyası
wear and tear n. yıpranma
athletic wear n. spor giyim
athletic wear n. spor kıyafetleri
tear and wear n. kullanılma yüzünden yıpranma
regular wear n. günlük giyim
ready-to-wear spectacles n. takmaya hazır gözlükler
beach wear n. plaj kıyafeti
kids wear n. çocuk giyim
hand wear n. el giysisi
hand wear n. eldiven
men's wear n. erkek giyimine uygun olup kadın giyimde de kullanılabilen kumaş
men's wear n. erkek giyim
men's wear n. erkek giyim mağazası
wear away v. aşındırmak
wear out v. aşındırmak
wear oneself out v. parçalanmak
wear out one's welcome v. fazla kalıp tadını kaçırmak
wear out one's welcome v. ziyareti uzatıp bıktırmak
wear on v. geçmek bilmemek
wear on v. can sıkmak
wear something out v. deforme etmek
wear down v. azar azar gücünü tüketmek
wear out v. yormak
wear armour v. pusatlanmak
wear thin v. incelmek
wear down v. birini yormak
wear away v. tüketmek
wear perfume v. parfüm sürmek
wear glove v. eldiven takmak
wear a seat belt v. emniyet kemeri bağlamak
wear well v. süregelmek
wear down v. yavaş yavaş yıpranmak
wear off v. yavaş yavaş azalmak
wear well v. iyi dayanmak
wear something out v. eskitmek
wear away v. eskimek
wear out v. tüketmek
wear down v. aşınmak
wear red v. allar giymek
wear on v. yavaş ilerlemek
wear down v. yenmek
wear away v. kalmamak
wear revealing clothes v. açılıp saçılmak
wear out v. aşınmak
wear thin v. aşınmak
wear thin v. aşınıp incelmek
wear oneself out v. yırtınmak
wear somebody out v. birini yormak
wear away v. aşınmak
wear oneself down to a shadow v. kendini helak etmek
wear out v. kullanarak eskitmek
wear away v. tükenmek
wear away v. geçmek bilmemek
wear down v. yavaş yavaş yıpratmak
wear the king's coat v. asker olmak
wear mourning v. karalar bağlamak
wear out v. tükenmek
wear well v. iyi uymak
wear down v. aşındırmak
wear away v. yıpranmak
wear out v. yıpranmak
wear down v. yıpratmak
wear away v. yıpratmak
wear off v. aşındırmak
wear well v. uygun gelmek
wear down v. eskimek
wear away v. solmak
wear away v. eskitmek
wear away v. zayıflatmak
wear off v. zamanla yok olmak
wear glasses v. gözlük takmak
wear elegant clothes v. şık giyinmek
wear oneself down to a shadow v. erim erim erimek
wear one's hair in a bun v. saçını topuz yapmak
wear the enemy down v. düşmanı bitap düşürmek
wear the enemy down v. düşmanı yormak
wear down v. azar azar tüketmek
wear a ring v. yüzük takmak
wear out v. bitkin düşmek
wear overshoes v. galoş giymek
wear overshoes v. galoş takmak
wear an amulet v. muska taşımak
wear a strange expression v. garip bir ifade takınmak
wear an expression v. ifade takınmak
wear one's best clothes v. en güzel kıyafetlerini giymek
wear one's hair loose v. saçlarını açmak
wear a spiky hair v. saçlarını dikmek
wear a spiky hair v. saçlarını dik dik yapmak
wear jeans v. kot giymek
wear earring v. küpe takmak
wear watch v. saat takmak
(one's pain) to wear off v. ağrısı dinmek
wear someone a frazzle v. paçavrasını çıkarmak
wear someone a frazzle v. paçavraya çevirmek
wear a name tag on v. isimlik takmak
wear a name tag on v. yaka kartı takmak
wear thin v. (şakanın vb) tadı kaçmak
wear one's heart upon one's sleeve v. içi dışı bir olmak
wear the trousers v. dediği dedik olmak
wear more than one hat v. bir koltukta iki karpuz taşımak
wear one's heart on one's sleeve v. içi dışı bir olmak
wear seat belt v. emniyet kemeri takmak
wear down v. yıpramak
wear badly v. dayanıksız olmak
wear well v. iyi davranmak
wear out v. eskimek
wear down v. devamlı ısrarla kırmak
wear well v. yaşını göstermemek
wear well v. yıpranmamak
wear well v. yıllara meydan okumak
wear down v. yıpranmak
wear down v. eskitmek
wear down v. zayıflatmak
wear on v. uzamak
wear off v. geçmek
wear on v. bitmek bilmemek
wear away v. zamanla aşınmak
wear a face of v. surat ifadesi takınmak
wear a face of v. yüz ifadesi takınmak
wear lipstick v. ruj sürmek
wear out v. cıcığını çıkarmak
wear a suit v. takım giymek
wear a suit v. takım giyinmek
wear a wedding dress v. gelinlik giymek
wear a wedding gown v. gelinlik giymek
wear make-up v. makyaj yapmak
wear out the liver v. karaciğeri yormak
wear a pair of trousers v. pantolon giymek
wear corrective lenses v. numaralı lens takmak
wear corrective glasses v. numaralı gözlük takmak
wear a mask v. maske takmak
wear a medallion v. madalyon takmak
wear an engagement ring v. nişan yüzüğü takmak
wear a wig v. peruk takmak