kalmamak - Turco Inglés Diccionario

kalmamak

Significados de "kalmamak" en diccionario inglés turco : 9 resultado(s)

Turco Inglés
General
kalmamak not to remain v.
It shows how determined Parliament is not to remain silent about this war.
Parlamentonun bu savaşa sessiz kalmama konusunda ne kadar kararlı olduğunu göstermektedir.

More Sentences
kalmamak be sold out v.
We are sold out of jeans.
Kot pantolonumuz kalmadı.

More Sentences
kalmamak not to stay v.
Will do my best not to stay again.
Bir daha kalmamak için elimden geleni yapacağım.

More Sentences
kalmamak wither v.
kalmamak wither away v.
kalmamak wear away v.
kalmamak be over v.
kalmamak be out of v.
Colloquial
kalmamak be out v.

Significados de "kalmamak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
hali kalmamak faint v.
mecali kalmamak have no strength left v.
hali kalmamak be exhausted v.
birinin vakti kalmamak run out of time v.
geri kalmamak not to fail to do something v.
geri kalmamak not to fail to do v.
mecali kalmamak be exhausted v.
mahal kalmamak be no longer necessary v.
zerre kadar şüphe kalmamak be beyond a shadow of a doubt v.
elde avuçta bir şey kalmamak have nothing left v.
takati kalmamak be exhausted v.
dayanacak gücü kalmamak be at the end of one's tether v.
hali kalmamak droop v.
minnet altında kalmamak repay a favour v.
aşağı kalmamak (birinden/bir şeyden) match v.
ayakta duracak hali kalmamak feel fatigued v.
anlamı kalmamak lose its meaning v.
bitmek (kalmamak) be over v.
altında kalmamak make it up to somebody v.
beti bereketi kalmamak run out v.
söz altında kalmamak be quick to retort v.
tadı tuzu kalmamak lose its charm v.
hali kalmamak languish v.
altında kalmamak repay v.
çağın gerisinde kalmamak keep up with the times v.
kafa kalmamak be unable to think v.
söyleyecek sözü kalmamak be talked out v.
borcu kalmamak be in the black v.
geri kalmamak be as good as v.
bet beniz kalmamak go pale v.
hali kalmamak have no strength left v.
hali kalmamak feel faint v.
hayır kalmamak be of no more use v.
beti bereketi kalmamak become scarce v.
hacet kalmamak be no longer necessary v.
geri kalmamak catch up v.
sabrı kalmamak run out of patience v.
memnun kalmamak be dissatisfied v.
laf altında kalmamak give the correct and necessary response v.
laf altında kalmamak give as good as one gets (in an argument) v.
anlaşmaya sadık kalmamak break the agreement v.
sözleşmeye sadık kalmamak break the contract v.
anlaşmaya sadık kalmamak go back on the agreement v.
sözleşmeye sadık kalmamak go back on the contract v.
anlaşmaya sadık kalmamak violate the agreement v.
anlaşmaya sadık kalmamak renege on the agreement v.
sözleşmeye sadık kalmamak renege on the contract v.
sözleşmeye sadık kalmamak violate the contract v.
mahal kalmamak for there to be no longer any need for v.
mahal kalmamak for there to be no room left for v.
altta kalmamak not to be outdone v.
tahammülü kalmamak run out of patience v.
tahammülü kalmamak be out of patience v.
tahammülü kalmamak lose patience v.
tahammülü kalmamak not bear any more v.
tahammülü kalmamak have no more patience left v.
tahammülü kalmamak have no more endurance left v.
bir esprisi kalmamak not need to v.
esprisi kalmamak not need to v.
bir esprisi kalmamak no need to v.
esprisi kalmamak not have to v.
esprisi kalmamak no need to v.
bir esprisi kalmamak not have to v.
sabır kalmamak run out of patience v.
sabır kalmamak be out of patience v.
kayıtsız kalmamak not be indifferent v.
kayıtsız kalmamak not be unconcerned v.
hayrı kalmamak go to the dogs v.
hayrı kalmamak go to pot v.
tutunacak dalı kalmamak have nobody to turn to v.
geçerliliği kalmamak lose validity v.
geçerliliği kalmamak become invalid v.
geçerliliği kalmamak expire v.
yapacak bir şeyi kalmamak have nothing to do v.
yapacak bir şeyi kalmamak have nothing else to do v.
yapacak başka bir şeyi kalmamak have nothing else to do v.
yapacak bir şeyi kalmamak got nothing left to do v.
yapacak bir şeyi kalmamak have nothing else (left) to do v.
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak cry one's eyes out v.
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak cry one's eyes v.
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak cry one's heart out v.
-den geri kalmamak keep up with v.
yer kalmamak be no vacancy v.
tadı tuzu kalmamak be no longer pleasurable v.
gerek kalmamak not necessary anymore v.
hükmü kalmamak become unfashionable v.
dayanma gücü kalmamak have no (more) strength to stand v.
dayanacak gücü kalmamak have no (more) strength to stand v.
gidecek bir yeri kalmamak have nowhere else to go v.
bir esprisi kalmamak be not interesting/matter any more v.
yer kalmamak be booked up v.
yer kalmamak be fully booked up v.
yer kalmamak no room available v.
yer kalmamak have no room available v.
yer kalmamak be fully booked v.
hoşnut kalmamak be displeased with/by v.
gücü kalmamak have no strength left v.
hevesi kalmamak languish v.
hükmü kalmamak lapse v.
eski halinden eser kalmamak degenerate v.
eski halinden eser kalmamak degrade v.
tadı kalmamak distaste [obsolete] v.
yer kalmamak pack v.
ile sınırlı kalmamak üzere not limited to prep.
Phrasals
altında kalmamak serve one out v.
altta kalmamak clap back v.
(korku, tiksinme nedeniyle) yüzünde renk kalmamak blanch at (something) v.
(birinin) yediği/içtiği vücudunda kalmamak go through (one) v.
(biriyle/bir şeyle) ilgisi kalmamak finish with (someone or something) v.
(biriyle/bir şeyle) işi kalmamak finish with (someone or something) v.
yer kalmamak chock up v.
(bir şeye) sadık kalmamak renege on (something) v.
dermanı kalmamak conk out v.
gitmediği/başvurmadığı (biri/bir şey) kalmamak shuttle from (someone) to (someone else) v.
Phrases
ile sınırlı kalmamak üzere not to be restricted with expr.
ile sınırlı kalmamak üzere not to be bounded by expr.
(ancak) bununla sınırlı kalmamak üzere including but not limited to expr.
Colloquial
isteği kalmamak be off v.
hiç parası kalmamak be on the rocks v.
(çişini) tutacak gücü kalmamak can't hold it (in) v.
parası kalmamak be busted v.
takati kalmamak do (one's) dash v.
yapabileceği bir şey kalmamak have shot your bolt v.
hiç şansı kalmamak have had it v.
başarma şansı kalmamak have had it v.
hayatta kalma şansı kalmamak have had it v.
(bir şeyi) kalmamak be stuck for (something) v.
'-i kalmamak be stuck for v.
alacağı vereceği kalmamak be even v.
(biriyle) alacağı vereceği kalmamak be even (with someone) v.
elinde avucunda kalmamak be cleaned out v.
eski gücü kalmamak be past v.
bir alakası kalmamak get shut of v.
bir ilişkisi kalmamak get shut of v.
bir ilişkisi kalmamak be shut of v.
bir alakası kalmamak be shut of v.
biriyle/bir şeyle işi kalmamak have done with somebody/something [uk] v.
biriyle/bir şeyle işi kalmamak be done with somebody/something [uk] v.
elle tutulur yanı kalmamak become unglued v.
(bir şey) yeterli miktarda kalmamak go short (of something) v.
(biriyle/bir şeyle) işi kalmamak have done with (someone or something) v.
Idioms
zerre kadar şüphe kalmamak be without a shadow of a doubt v.
kimseden aşağı kalmamak be second to none v.
bir hayrı kalmamak go to pot v.
hayır kalmamak go to pot v.
altta kalmamak give as good as one gets v.
elde avuçta bir şey kalmamak not have two pennies to rub together v.
bet beniz kalmamak be scared out of one's wits v.
sempatisi kalmamak fall out of love with v.
yüzü kalmamak lose face v.