believe - Turco Inglés Diccionario

believe

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

believe — Definition

Significado:
inanmak, zannetmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /bɪˈliːv/ – BrE /bɪˈliːv/)
Categoría gramatical:
Fiil: believe (believes – believed – believing)
Sinónimo:
think, trust, accept
Antónimos:
doubt, disbelieve, question

Significados de "believe" en diccionario turco inglés : 17 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
believe v. inanmak
You shouldn't believe such a liar.
Böyle bir yalancıya inanmamalısın.

More Sentences
General
believe v. iman etmek
Indeed, those who have believed and done righteous deeds will have gardens beneath which rivers flow.
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır.

More Sentences
believe v. güvenmek
You can believe him.
Ona güvenebilirsin.

More Sentences
believe v. inanmak
You shouldn't believe such a liar.
Böyle bir yalancıya inanmamalısın.

More Sentences
believe v. sanmak
I believe that our proceedings in this Chamber today are being broadcast live.
Sanırım bugün bu Meclisteki görüşmelerimiz canlı olarak yayınlanıyor.

More Sentences
believe v. kanmak
You shouldn't believe everything Tom says.
Tom'un söylediği her şeye kanmamalısın.

More Sentences
believe v. düşünmek
If you believe these fish have all moved to Iceland, you are deluding yourself.
Bu balıkların hepsinin İzlanda'ya taşındığını düşünüyorsanız, kendinizi kandırıyorsunuz demektir.

More Sentences
believe v. yemek
believe v. inancı olmak
believe v. zannetmek
believe v. güçlü bir inanç duymak
believe v. kani olmak
believe v. inanç duymak
believe v. varsaymak
believe v. güven duymak
believe v. beklemek
believe v. ummak

Significados de "believe" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
make-believe n. hayal ürünü
make-believe n. hayal
make-believe n. yalandan inanma
make believe n. sahte şey
make-believe n. inanıyormuş gibi yapma
make believe n. gerçek olmayan şey
make-believe n. mış gibi yapan kimse
believe to be guilty v. suçlu olduğuna inanmak
make believe v. inandırmak
believe in v. güvenmek
believe in god v. allah'a inanmak
not to be able to believe one's eyes v. gözlerine inanamamak
believe in someone v. birine güvenmek
make somebody believe v. yutturmak
not to believe v. inanmamak
not to believe in v. inanmamak
believe in v. itikat etmek
make believe v. gibi davranmak
come to believe v. inanmak
believe that something is possible v. aklı kesmek
believe in v. inanmak
make believe v. olarak düşünmek
make believe v. olarak hayal etmek
believe in v. inanmak (bir şeye)
not to believe in religions v. dinlere inanmamak
not believe a word of something v. bir kelimesine bile inanmamak
not believe a word of something v. tek kelimesine bile inanmamak
be hard to believe v. inanması zor olmak
be hard to believe v. inanması güç olmak
can not believe v. inanamamak
not able to believe v. inanamamak
be at a loss as to whom to believe v. iki arada kalmak
believe something impossible v. imkansız gözüyle bakmak
firmly believe v. gerçekten inanmak
really believe v. gerçekten inanmak
believe wholeheartedly v. yürekten inanmak
make believe v. kendine ... süsü vermek
firmly believe in v. itikat etmek
believe someone's words v. sözüne inanmak
believe someone guilty v. suçlu olduğuna inanmak
believe mistakenly that v. yanılgıya düşmek
believe in superstitions v. batıl inançları olmak
believe in superstitions v. hurafelere inanmak
believe in magic v. büyüye inanmak
can not believe what one hear v. kulaklarına inanmamak
can not believe what one hear v. kulaklarına inanamamak
believe the miracles v. mucizelere inanmak
lead someone to believe something v. inanmasına neden olmak
believe in oneself v. kendine güvenmek
believe in fortune telling v. fala inanmak
believe in islam v. islama inanmak
lead someone to believe v. inanmasına neden olmak
cause someone to believe v. inanmasına neden olmak
make someone believe v. inanmasına neden olmak
lead someone to believe something v. birini bir şeye inandırmak
come to believe v. inanır olmak
come to believe v. inanmaya başlamak
make someone believe that something is true v. (bir şeyin) doğruluğuna inandırmaya çalışmak
believe in miracles v. mucizelere inanmak
believe in religion v. dine inanmak
believe in yourself v. kendine inanmak
half believe v. şüphelenmek
believe in god v. tanrı'ya inanmak
cause someone to believe v. inandırmak
make-believe adj. sahtekar
make-believe adj. sahte
make-believe adj. hayali
make-believe adj. hayal ürünü olan
make-believe adj. yapmacık
believe me! interj. sözüme inan!
Phrasals
make believe v. inandırmak
believe on v. inanç duymak
believe in v. gerçekleştiğine inanmak
believe on v. inancı olmak
believe in v. gerçekleşeceğine inanmak
believe in (something) v. (bir şeyin) varlığına inanmak
believe (something) of (someone) v. (biriyle) ilgili (bir şeye) inanmak
believe in (something) v. (bir şeye) itimat etmek
believe (something) of (someone) v. (biri) hakkında (bir şeye) inanmak
believe in someone or something v. birine/bir şeye inancı olmak
believe in (someone) v. (birine) inanmak
believe in (something) v. (bir şeyi) onaylamak
believe in someone or something v. birine/bir şeye güvenmek
believe something of someone v. biriyle ilgili söylenen bir şeye inanmak
believe in (something) v. (bir şeyin) gerçekliğine inanmak
believe in (someone) v. (birine) güvenmek
believe something of someone v. biriyle ilgili söylenenlere itibar etmek
believe in someone or something v. birine/bir şeye inanç duymak
believe in someone or something v. birine/bir şeye inanmak
believe in (someone) v. (birine) inancı olmak
believe in someone or something v. birine/bir şeye güveni olmak
believe of v. ile ilgili söylenenlere itibar etmek
believe of v. ile ilgili söylenen bir şeye inanmak
Phrases
I have come to believe that expr. şu kanaate vardım ki
believe me, I'm not lying to you expr. gözüm çıksın ki
a man in whom I can believe expr. inanabileceğim bir adam
believe nothing of what you hear, and only half of what you see expr. duyduğunun hiçbirine, gördüğünün yarısına inan.
don't you believe it expr. sakın ha/hiç inanma/inanmayasın
Proverb
believe nothing of what you hear, and only half of what you see duyduğunun hiç birine, gördüğünün yarısına inan
believe you can and you're halfway there inanmak başarmanın yarısıdır
believe nothing of what you hear, and only half of what you see duyduğuna inanma, gördüğünün yarısına inan
believe nothing of what you hear, and only half of what you see gördüğünün yarısına inan, duyduğuna inanma
Colloquial
something to believe in n. inanacak bir şey
can't believe one's ears v. kulaklarına inanamamak
can't believe one's ears v. şaşkınlıktan donakalmak
can't believe one's eyes v. gözlerine inanamamak
can't believe one's eyes v. şaşkınlıktan donakalmak
make believe that... v. -mış gibi yapmak
hard to believe adj. inanması güç
make-believe expr. görünürde
make-believe expr. görünüşte
oh I don't believe expr. ay inanmıyorum
hard to believe expr. inanması zor
like you wouldn't believe expr. inanamayacağın kadar
nobody will believe it! expr. buna kimse inanmaz/itibar etmez!
make believe that... expr. olduğunu bir düşün
I can't believe my ears! expr. duyduklarıma inanamıyorum!
bIon (believe it or not) expr. ister inan ister inanma
bIon (believe it or not) expr. inan ya da inanma
(one) can't believe (one's) (own) ears expr. (biri) kulaklarına inanamıyor
(one) can't believe (one's) (own) ears expr. (biri) şaşkınlıktan donakalmış
(one) can't believe (one's) (own) ears expr. (biri) duyduklarına inanamıyor
believe you me expr. inan ki
believe you me expr. inan bana gerçekten
believe you me expr. inan bana
don't believe I've had the pleasure expr. daha önce sizinle tanışma şerefine ermedim
don't believe everything you read expr. okuduğun her şeye inanma
don't believe everything you read expr. her okuduğuna inanma
don't you believe it! expr. sakın inanma!
don't you believe it! expr. inanayım deme!
I believe you, (but) thousands wouldn't [uk] expr. pek inanmadım
I believe you, (but) thousands wouldn't [uk] expr. bence yalan söylüyorsun
I believe you, (but) thousands wouldn't [uk] expr. sana kimse inanmaz
I believe you, (but) thousands wouldn't [uk] expr. sana kim inanır
I believe you, (but) thousands wouldn't [uk] expr. pek inandırıcı değil
I'll believe it/that when I see it expr. gözümle görmeden inanmam
I'll believe it/that when I see it expr. görürsem inanırım
would you believe (it) expr. inanabiliyor musun?
would you believe (it) expr. olacak iş değil
would you believe (it) expr. inanılır gibi değil
would you believe (it) expr. harika değil mi?
don't you believe it expr. sakın inanayım deme
I can't believe it/that/this exclam. bu inanılır gibi değil
I don't believe this exclam. bu inanılmaz
I can't believe! exclam. inanılır gibi değil
I don't believe this exclam. inanmıyorum
I can't believe it/that/this exclam. bu inanılmaz
I can't believe! exclam. inanılmaz
I can't believe! exclam. inanamıyorum
I don't believe this exclam. vay be