mean - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

mean

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "mean" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 78 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
mean v. demek istemek
mean v. kastetmek
mean v. anlamına gelmek
mean n. ortalama
mean n. orta
mean adj. alçak
mean adj. aşağılık
mean adj. adi
Irregular Verb
mean v. meant - meant
General
mean v. kastetmek
mean v. ifade etmek
mean v. demeye gelmek
mean v. niyetlenmek
mean v. amaçlamak
mean v. niyet etmek
mean v. demek
mean v. kurmak
mean v. tasarlamak
mean v. düşünmek
mean v. demek istemek
mean v. anlamına gelmek
mean v. demek olmak
mean v. anlam ifade etmek
mean v. istemek
mean v. anlamında olmak
mean v. ciddi olmak
mean adj. sefil
mean adj. ahlaksız
mean adj. değersiz
mean adj. utangaç
mean adj. orantılı
mean adj. tehlikeli
mean adj. kibritçi
mean adj. zor
mean adj. bayağı
mean adj. kötü davranan
mean adj. kötü (davranış)
mean adj. rezil
mean adj. şahsiyetsiz
mean adj. yoksul
mean adj. aşağı
mean adj. pinti
mean adj. vasat
mean adj. eli sıkı
mean adj. acımasız
mean adj. zalim
mean adj. keyifsiz
mean adj. huysuz
mean adj. kılıksız
mean adj. hasis
mean adj. vasati
mean adj. süfli
mean adj. pespaye
mean adj. kaba
mean adj. kanı bozuk
mean adj. kötü
mean adj. kubat
mean adj. keyifsiz
mean adj. rahatsız
Colloquial
mean adj. terbiyesiz
Idioms
mean adj. çok iyi
mean adj. muhteşem
mean adj. sağlam
mean adj. nefis
Technical
mean v. anlamına gelmek
mean v. demek istemek
mean v. demek olmak
mean n. iki şeyin ortası
mean n. iki seyin ortası
mean adj. ortalama
mean adj. vasat
Construction
mean n. ortalama
Statistics
mean n. ortalama
Linguistics
mean n. ortalama
Meteorology
mean n. ortalama
Slang
mean adj. harika
mean adj. mükemmel
mean adj. şahane

Bedeutungen, die der Begriff "mean" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
mean for v. hazırlamak (bir şeyi biri için)
mean business v. şaka yapmamak
mean well v. niyeti iyi olmak
mean everything to (me/him/her) v. çok şey ifade etmek
mean business v. niyetli olmak
come to mean v. anlamına gelmek
mean business v. ciddi olmak
mean business v. çok ciddi olmak
come to mean v. demeğe gelmek
mean for v. yapmak (bir şeyi biri için)
mean for v. yöneltmek (sözü birine)
not mean to do so v. böyle olmasını istememek
not mean to do so v. böyle olsun istememek
not mean to do so v. böyle yapmak istememek
not mean to do so v. öyle yapmak istememek
not mean to do so v. öyle olmasını istememek
not mean to do so v. öyle olsun istememek
mean more than (that) v. daha öte anlam taşımak
mean more than (that) v. daha öte bir anlam taşımak
mean something v. manidar olmak
mean a lot v. çok şey ifade etmek
be supposed to mean v. ...demek olmak
be supposed to mean v. ...anlamına gelmek
mean pole n. ortalama kutup
golden mean n. ılımlılık
mean time clock n. ortalama zaman saati
mean value theorem n. ortalama değer teoremi
mean depth n. ortalama derinlik
mean noon n. ortalama öğle
mean distance n. ortalama uzaklık
mean velocity n. ortalama hız
mean time n. ortalama zaman
mean solar day n. ortalama güneş günü
mean stress n. ortalama gerilim
mean sea level n. ortalama deniz seviyesi
mean sun n. ortalama güneş
mean square value n. ortalama kareler değeri
mean daily temperature n. günlük ortalama sıcaklık
mean sea level n. denizin kabarması ve çekilmesi seviyeleri ortasında kalan deniz seviyesi
mean time to repair n. ortalama onarım zamanı
greenwich mean time n. milletlerarası saat
mean solar time n. ortalama güneş zamanı
mean height n. ortalama yükseklik
emotional mean n. duygusal ortalama
mean water level n. ortalama su düzeyi
greenwich mean time n. greenwich ortalama zamanı
mean latitude n. ortalama enlem
mean time between failure n. arıza arası ortalama zaman
mean calorie n. ortalama kalori
mass mean diameter n. kütle ortalama çapı
mean anomaly n. ortalama anomali
mean effective pressure n. ortalama etkili basınç
mean temperature n. ortalama sıcaklık
mean reversion n. ortalamaya dönme
mean sea level n. orta deniz seviyesi
mean sidereal time n. ortalama yıldız zamanı
mean curvature n. ortalama eğrilik
mean diameter n. ortalama çap
mean free time n. ortalama serbest zaman
geometric mean n. geometrik ortalama
golden mean n. ılım
golden mean n. itidal
mean-time clock n. ortalama zaman saati
weighted mean n. ağırlıklı ortalama
golden mean n. ölçülük
happy mean n. tam ortası
greenwich mean time n. greenwich saati
local mean time n. mahalli vasati zaman
mean of results n. sonuç ortalaması
mean of results n. sonuçların ortalaması
harmonic mean n. harmonik ortalama
mean age n. ortalama yaş
mean proportional adj. orta orantılı
mean-spirited adj. kötü niyetli
mean-spirited adj. kötü kalpli
mean-minded adj. zalim
mean-minded adj. kaba
mean-minded adj. anlayışsız
mean-minded adj. acımasız
mean-minded adj. insafsız
in the mean adv. bu arada
mean-spiritedly adv. kötü niyetli bir biçimde
Phrasals
mean (something) by (something) v. (başka bir şey) demek istemek
mean (something) by (something) v. (başka bir şey) kastetmek
mean (something) by (something) v. sözlerinin altında başka bir anlam gizli olmak
mean (something) by (something) v. kinayeli/üstü kapalı konuşmak
mean by something v. (başka bir şey) demek istemek
mean by something v. (başka bir şey) kastetmek
mean by something v. sözlerinin altında başka bir anlam gizli olmak
mean by something v. kinayeli/üstü kapalı konuşmak
mean something as something v. manasında/anlamında olmak
Phrases
must not mean expr. anlamına gelmemeli
no mean cook expr. çok iyi bir aşçı
don’t be mean, go green expr. duyarsız olma, çevreci ol
do it like you mean it expr. hakkını vererek yap
I mean expr. şunu demek istiyorum ki
Proverb
treat them mean keep them keen ilgi gösterme ilgi duysun
treat them mean keep them keen seversen üzülürsün üzersen sevilirsin
Colloquial
mean business v. bir işi ciddiye almak
mean business v. bir işin üzerine ciddiyetle eğilmek
mean business v. ciddi olmak
mean nothing v. hiçbir anlam ifade etmemek
mean business v. niyeti ciddi olmak
not mean diddly v. bir şey/anlam ifade etmemek
not mean diddly v. bir değeri olmamak
not mean diddly v. bir anlamı olmamak
mean (one) no harm v. (birine) zarar vermek istememek
mean (one) no harm v. (birini) üzmek istememek
mean (one) no harm v. (birini) kırmak istememek
mean (one) no harm v. (birini) olumsuz etkilemek istememek
not mean (one) any harm v. (birine) zarar vermek istememek
not mean (one) any harm v. (birini) üzmek istememek
not mean (one) any harm v. (birini) kırmak istememek
not mean (one) any harm v. (birini) olumsuz etkilemek istememek
mean statement n. zehir zemberek açıklama
in the mean time adv. bu arada
really I mean it expr. gerçekten samimi söylüyorum
well... /I mean that expr. efendime söyleyeyim
wdym (what do you mean) expr. ne demek istiyorsun?
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. çok cimri
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. çok pinti
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. eli sıkı
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. eli cebine gitmeyen
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. günahını vermeyen
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. cebinde akrep olan
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. üç kuruşun/üçün beşin hesabını yapan
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. üç kuruşa tamah eden
not mean diddly expr. tamamen önemsiz
not mean diddly expr. bir önemi yok
(do) you mean to tell me (that) (something is the case)? expr. bana (…) mi söylemeye çalışıyorsun?
(do) you mean to say (that) (something is the case)? expr. (bir şey) mi demeye çalışıyorsun?
(do) you mean to say (that) (something is the case)? expr. yani (bir şey) mi demek istiyorsun?
(do) you mean to say (that) (something is the case)? expr. (bir şey olduğunu) mu ima ediyorsun?
(do) you mean to say (that) (something is the case)? expr. yani (bir şey) mi diyorsun?
(do) you mean to say (that) (something is the case)? expr. yani (bir şey) olduğunu mu söylüyorsun?
Idioms
mean something v. bir şey ifade etmek
mean something v. bir anlama gelmek
mean something v. (biri için) değerli olmak
mean something v. (biri için) çok şey ifade etmek
mean all the world to somebody v. dünyalara değişmemek
mean all the world to somebody v. çok sevilmek
mean all the world to somebody v. her şeyden daha fazla sevilmek
mean all the world to somebody v. dünyalara bedel/değer olmak
mean all the world to somebody v. biri için çok kıymetli olmak
be/mean (all) the world to somebody v. dünyalara değişmemek
be/mean (all) the world to somebody v. çok sevmek
be/mean (all) the world to somebody v. her şeyden daha fazla sevmek
be/mean (all) the world to somebody v. dünyalara bedel/değer olmak
be/mean (all) the world to somebody v. biri için çok kıymetli/önemli/değerli olmak
be/mean (all) the world to somebody v. çok değer vermek
mean the world to (someone) v. dünyalara değişmemek
mean the world to (someone) v. çok sevmek
mean the world to (someone) v. her şeyden daha fazla sevmek
mean the world to (someone) v. dünyalara bedel/değer olmak
mean the world to (someone) v. biri için çok kıymetli/önemli/değerli olmak
mean the world to (someone) v. çok değer vermek
mean the world to (someone) v. dünya bir yana o bir yana
mean the world to (someone) v. minnettar olmak
mean the world to (someone) v. gönülden borçlu olmak
mean the world to (someone) v. çok teşekkür etmek
mean the world to (someone) v. dünyalara bedel/değer olmak
mean the world to (someone) v. biri için çok kıymetli/önemli/değerli/anlamlı olmak
do/mean something for the best v. iyi niyetle yapmak/söylemek
do/mean something for the best v. sonucu iyi/olumlu olur umuduyla yapmak/söylemek
do/mean something for the best v. sonucu iyi/olumlu olur niyetiyle yapmak/söylemek
do/mean something for the best v. iyi niyetli/olumlu düşünerek yapmak/söylemek
do/mean something for the best v. niyeti iyi olmak/kötü olmamak
do/mean something for the best v. iyi/olumlu sonuçlanmasını umarak yapmak/söylemek
mean (something) for the best v. iyi niyetle yapmak/söylemek
mean (something) for the best v. sonucu iyi/olumlu olur umuduyla yapmak/söylemek
mean (something) for the best v. sonucu iyi/olumlu olur niyetiyle yapmak/söylemek
mean (something) for the best v. iyi niyetli/olumlu düşünerek yapmak/söylemek
mean (something) for the best v. niyeti iyi olmak/kötü olmamak
mean (something) for the best v. iyi/olumlu sonuçlanmasını umarak yapmak/söylemek
mean something special for someone v. birine özel anlam ifade etmek
mean all the world to v. dünyaya bedel olmak
mean well v. iyi niyet göstermek
mean no offense v. kötü (bir) niyeti olmamak
mean well v. niyeti iyi olmak
run lean and mean v. verimli bir şekilde çalışmak
mean/do something for the best v. bir şeyi iyiliğine söylemek/yapmak
mean/do something for the best v. bir şeyi iyilik olsun diye söylemek/yapmak
mean/do something for the best v. bir şeyi yardımı dokunsun diye söylemek/yapmak
mean/do something for the best v. bir şeyi yardım olsun diye söylemek/yapmak
not mean any offense v. kötü niyetle söylememek
not mean any offense v. kötü niyetle yapmamak
not mean any offense v. kötü bir niyeti olmamak
not mean any offense v. kırmak/incitmek istememek
not mean any offense v. kıracak bir şey söylemek/yapmak istememek
mean (something) for the best v. iyi niyetle söylemek
mean (something) for the best v. sonucu iyi olur umuduyla söylemek
mean (something) for the best v. iyi niyetli düşünerek söylemek
mean (something) for the best v. niyeti iyi olmak
mean (something) for the best v. niyeti kötü olmamak
no mean feat n. büyük bir başarı
no mean feat n. büyük başarı
no mean something n. hatırı sayılır bir şey
golden mean n. orta yol
mean streak n. sert/haşin huy veya karakter
a mean (something) adj. muhteşem
a mean (something) adj. sağlam
a mean (something) adj. nefis
lean and mean adj. sıkı bir çalışmaya hazır ve nazır
a mean something adv. muhteşem
a mean something adv. başarılı
a mean something adv. sağlam
a mean something adv. nefis
no mean expr. çok iyi
no mean expr. harika
lean and mean expr. kollarını sıvamış bekliyor
mean as a junkyard dog expr. kavgacı
mean as a junkyard dog expr. kindar
as mean as a junkyard dog expr. kavgacı
as mean as a junkyard dog expr. kindar
no mean expr. mükemmel
the end justifies the mean expr. sonuç yöntemin haklılığını ortaya koyar
no mean expr. yabana atılmayacak
no mean something expr. yabana atılacak bir şey değil
no mean something expr. yabana atılmayacak (başarı vs)
as mean as a junkyard dog expr. zalim
mean as a junkyard dog expr. zalim
no mean expr. yabana atılır değil
no mean something expr. yabana atılmayacak bir şey
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. çok cimri
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. pintinin önde gideni
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. canını alırsın parasını alamazsın
mean enough to steal a penny off a dead man's eyes [uk] expr. günahını vermez
Speaking
what does it mean v. bu ne demek
what does your name mean? n. adın/ismin ne anlama geliyor
what does your name mean? expr. adın ne anlama geliyor?
what does your name mean? expr. adının anlamı ne?
what does your name mean? expr. adının anlamı nedir?
what does your name mean? expr. adınız ne anlama geliyor?
i don't mean to complain expr. amacım şikayet etmek değil
it doesn't mean what you think expr. anlamı düşündüğün gibi değil
you mean a lot expr. benim için değerlisin
I didn't mean to expr. bunu yapmak istememiştim
why does it mean so much to you? expr. bu senin için neden bu kadar önemli?
do you mean that in a good way? expr. bunu iyi anlamda mı söylüyorsun?
I mean what i say expr. bu konuda ciddiyim
d'you know what i mean? expr. bilmem anlatabildim mi?
what does this word mean? expr. bu kelime/sözcük ne demek/ne anlama geliyor?
you do not mean anything at all to me expr. benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun
I don't mean to make a comparison expr. benzetmek/ karşılaştırmak gibi olması
that doesn't mean he doesn't care expr. bu onun aldırmadığı anlamına gelmez
you know what I mean? expr. beni/dediğimi anlıyor musun?
what do you mean by that? expr. bununla ne demek istiyorsun?
does this mean anything to you? expr. bu size bir şey ifade ediyor mu?
what you say one minute doesn't mean anything the next expr. bir dakika önce söylediğin bir dakika sonrasını tutmuyor
you mean a lot to me expr. benim için değerlisin
what she says one minute doesn't mean anything the next expr. bir dakika önce söylediği bir dakika sonrasını tutmuyor
I didn't mean to do it expr. bunu yapmak istememiştim
did you mean me? expr. beni mi kastettin?
I don't mean today expr. bugün demiyorum
that doesn't mean she doesn't care expr. bu onun umursamadığı anlamına gelmiyor
call me I mean it expr. beni ara ama mutlaka
what does that mean? expr. bunun anlamı ne?
I didn't mean to say that expr. ben öyle demek istemedim
does this mean anything to you? expr. bunun sizin için bir anlamı var mı?
what's that supposed to mean? expr. bu da ne demek oluyor?
what does that mean? expr. bu ne demek?
that doesn't mean she doesn't care expr. bu onun umursamadığı anlamına gelmez
if you know what i mean expr. bilmem anlatabiliyor muyum?
that doesn't mean she doesn't care expr. bu onun aldırmadığı anlamına gelmez
I don't mean maybe! expr. belki demiyorum!
did he mean me? expr. beni mi kastetti?
that's the sort of thing i mean expr. böyle bir şey demek istiyorum
what do you mean you don't know? expr. bilmiyorum da ne demek?
I didn't mean it expr. bunu demek istemedim
I don't mean it expr. bunu demek istemedim
that doesn't mean he doesn't care expr. bu onun umursamadığı anlamına gelmiyor
it has to mean something expr. bir anlamı olmalı
what he says one minute doesn't mean anything the next expr. bir dakika önce söylediği bir dakika sonrasını tutmuyor
I didn't mean it expr. böyle olmasını istemedim
what does success mean to you? expr. başarı senin için ne anlama geliyor?
that doesn't mean he doesn't care expr. bu onun aldırmadığı anlamına gelmiyor
you mean this one? expr. bunu mu kastediyorsun?
that doesn't mean she doesn't care expr. bu onun aldırmadığı anlamına gelmiyor
what's that supposed to mean? expr. bu da ne demek şimdi?
what does success mean to you? expr. başarı senin ne için ne anlam ifade ediyor?
that does not mean i'm going there expr. bu oraya gideceğim anlamına gelmez
I don't mean to intrude expr. burnumu sokmak istemem
what does that mean? expr. bu ne demek oluyor?
what is that supposed to mean? expr. bu ne demek oluyor?
you mean nothing at all to me expr. benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun
it doesn't mean a thing expr. bir anlam ifade etmiyor
what does that mean exactly? expr. bu tam olarak ne anlama geliyor?
does that mean anything to you? expr. bunun senin için bir anlamı var mı?
do you know what i mean? expr. beni/dediğimi anlıyor musun?
what does this word mean? expr. bu kelimenin/sözcüğün anlamı nedir?
what does it mean expr. bunun anlamı nedir
I didn't mean to do it expr. bunu yapmak istemedim
that doesn't mean he doesn't care expr. bu onun umursamadığı anlamına gelmez
I mean it expr. ciddiyim
you know what I mean? expr. dediğimi anlıyor musun?
do you know what i mean? expr. dediğimi anlıyor musun?
I don't mean maybe! expr. ciddiyim!
I mean expr. demek istedim
you can't mean i·t expr. ciddi olamazsın
I mean expr. demek istediğim
what I mean is… expr. demek istediğim şu ki
I mean it expr. çok ciddiyim
I mean expr. demek istiyorum ki
if you know what I mean expr. demek istediğimi anlıyorsan eğer
I mean it expr. cidden
what I intended to say; what I mean expr. demek istediğim
I mean expr. demek istediğim
I mean it expr. doğru söylüyorum
I mean it! expr. ciddiyim
what I mean expr. demek istediğim
I'm laughing but I don't mean it expr. gülüyorum ama komik olduğundan değil
hope this doesn't mean something bad's going to happen expr. hayırdır inşallah
I mean expr. efendime söyleyeyim
you can't mean that! expr. hadi canım!
what does your name mean? expr. isminin anlamı ne?
what does your name mean? expr. isminin anlamı nedir?
what does your name mean? expr. ismin ne anlama geliyor?
we didn't mean it expr. isteyerek yapmadık
let me explain what i mean expr. izin verirseniz ne demek istediğimi açıklayayım
what does your name mean? expr. isminiz ne anlama geliyor?
what did you mean? expr. ne demek istediniz?
I know what you mean expr. ne demek istediğini anladım
I didn't mean that expr. onu kastetmedim
you are mean expr. kötüsün
I don't mean it expr. onu demek istemedim
I didn't mean to upset you expr. niyetim sizi üzmek değildi
what does it mean? expr. ne demek?
I did not mean that expr. o anlamda söylemedim
how do you mean? expr. neyi kastediyorsunuz?
what do you mean? expr. ne demek istiyorsun?
I didn't mean to scare anybody expr. kimseyi korkutmak istememiştim
I did not mean that expr. onu demek istemedim
who do you mean? expr. kimi kastediyorsun?
I did not mean that expr. onu kastetmedim
say what you mean expr. ne demek istediğini söyle
I don't understand what you mean expr. ne demek istediğini anlamıyorum
what's that supposed to mean? expr. ne demek şimdi bu?
I didn't mean to eavesdrop expr. kulak misafiri olmak istemezdim
I know what you mean expr. ne demek istediğini anlıyorum
how do you mean? expr. ne demek istiyorsunuz?
you know what i mean expr. neden bahsettiğimi biliyorsun
I didn't mean that expr. o anlamda demedim
you know what i mean! expr. ne dediğimi anladın!
I don't know what you mean expr. ne kastettiğini bilmiyorum
I did not mean that expr. o anlamda demedim
I didn't mean that expr. o anlamda söylemedim
what do you mean? expr. nasıl yani?
I don't know what you mean expr. ne demek istediğini anlamıyorum
what is this supposed to mean expr. ne demek şimdi bu
what do you mean? expr. ne demek istedin?
what do you mean you don't know? expr. nasıl bilmiyorsun?
do you know what i mean? expr. ne demek istediğimi anladın mı?
I didn't mean it that way expr. o anlamda söylememiştim
you know what i mean expr. ne demek istediğimi biliyorsun
what do you mean? expr. ne demek istiyorsunuz?
how do you mean? expr. ne demek istiyorsun?
I have no idea what you mean expr. ne dediğin hakkında hiçbir fikrim yok
I didn't mean that expr. onu demek istemedim
what do you mean what happened? expr. ne demek ne oldu?
I can't say I know what you mean expr. ne demek istediğini anladığımı pek söyleyemem
why does it mean that? expr. niye öyle bir anlama gelsin ki?
you know i didn't mean it expr. onu kastetmediğimi biliyorsun
what do you mean? expr. ne demek istiyorsun?
what on earth do you mean? expr. ne diyorsun tanrı aşkına?
what did you mean? expr. ne demek istedin?
I didn't mean to offend anyone expr. kimseyi incitmek istememiştim
I didn't mean to make you wait expr. sizi bekletmek istemezdim
what does success mean to you? expr. senin için başarı nedir?
I mean no disrespect expr. saygısızlık etmek istemedim
what does success mean to you? expr. senin için başarı neyi ifade ediyor?
who do you mean when you say you expr. sen derken kimi kastediyorsun
I mean no disrespect expr. saygısızlık etmek istemiyorum
I didn't mean to scare you expr. seni korkutmak istememiştim
I didn't mean to get you involved in all this expr. seni buna bulaştırmak istememiştim
I don't mean to interrupt you expr. sözünüzü kesmek istemem
we don't mean you any harm expr. size zarar vermek niyetinde değiliz
I didn’t mean to wake you expr. seni uyandırmak istemedim
what does success mean to you? expr. senin için başarının anlamı nedir?
I didn't mean to worry you expr. seni endişelendirmek istememiştim
I think I know what you mean expr. sanırım ne demek istediğini anlıyorum
you mean everything to me expr. sen benim her şeyimsin
I mean it expr. söylediklerimde ciddiydim
I don't mean to disrespect expr. saygısızlık etmek istemedim
what does success mean to you? expr. senin için başarı ne anlama geliyor?
dreams mean opposite expr. rüyaların tersi çıkar
what do you mean exactly? expr. tam olarak ne demek istiyorsun?
what's all that mean? expr. tüm bunlar ne anlama geliyor?
just because you're older it doesn't mean you 're right expr. yaşlısın diye haklı olman gerekmiyor
you can't mean that! expr. yok daha neler!
you are mean expr. zalimsin
I mean expr. yani
I mean expr. yani anlayacağın
I mean expr. yani
hope this doesn't mean something bad's going to happen expr. umarım bu bir şeylerin kötüye gideceğine işaret etmiyordur
Trade/Economic
mean-end chain n. araç-sonuç zinciri
arithmetic mean formula n. aritmetik ortalama formülü
arithmetic mean n. basit ortalama
eat like you mean it (an advertisement slogan) n. dilediğin gibi ye
assumed mean n. farazi ortalama
harmonic mean n. harmonik ortalama
root-mean-square error n. hataların ortalama kare kökü
eat like you mean it (an advertisement slogan) n. istediğin gibi ye
quadratic mean n. kuadratik ortalama
mean values n. ortalama değerler
mean price n. ortalama fiyat
mean deviation n. ortalama sapma
mean value n. ortalama değer
pecuniary mean n. ödeme vasıtası
mean rank n. sıralar ortalaması
unweighted mean n. tartısız ortalama
Law
take to mean v. anlam çıkarmak
take to mean v. çıkarım yapmak
take to mean v. sonucuna varmak
take to mean v. varsaymak
Technical
arithmetic mean diameter n. aritmetik ortalama çapı
the mean relative molecular mass of the alkane monosulfonates n. alkan monosülfonatların ortalama bağıl molekül kütlesi
mean time between failures n. arızalar arası ortalama zaman
mean time between failures n. arızalararası ortalama süre
mean time between failure n. arızasız geçen ortalama süre
mean monthly temperature n. aylık ortalama sıcaklık
mean time between maintenance n. bakımlar arası ortalama süre
mean time between failures n. bozulmalararası ortalama süre
cauchy mean value theorem n. cauchy ortalama değer teoremi
mean draft n. çekilen ortalama su miktarı
electron mean free path n. elektron ortalama özgür gidimi
temporal mean velocity n. geçici ortalama hız
brake mean effective pressure n. fren ortalama basıncı
root mean square value n. etkin değer
mean daily flow n. günlük ortalama akım
true mean n. gerçek ortalama
harmonic mean n. harmonik ortalama
hydraulic mean depth n. hidrolik yarıçap
root mean square n. kare ortalamalarının kökü
trimmed mean n. kırpılmış ortalama
mass mean diameter n. kütle ortalama çapı
log mean temperature difference n. logarıtmik sıcaklık farkı
log mean temperature difference n. logaritmik sıcaklık farkı
mean water n. normal su
mean radius n. ortalama yarıçap
coefficient of mean linear thermal expansion n. ortalama lineer termal genleşme katsayısı
mean deviation n. ortalama sapma
mean calorie n. ortalama kalori
mean time to repair n. onarım için harcanan ortalama zaman
mean aerodynamic chord n. ortalama aerodinamik veter
mean distance n. ortalama uzaklık
mean effective wind n. ortalama rüzgar sürati
mean effective pressure n. ortalama etkili basınç
root mean square n. ortalama karekök
mean slope n. ortalama eğim
mean-square approximation n. ortalama karesel yaklaşıklama
mean square error n. ortalama karekök hatası
mean water level n. normal su seviyesi
mean time to repair n. ortalama tamır süresi
mean repair time n. ortalama onarım zamanı
mean value n. ortalama kıymet
mean pressure n. orta basınç
mean opinion score n. ortalama yargı değeri
mean stress n. ortalama gerilim
mean velocity n. ortalama hız
mean velocity n. ortalama sürat
mean velocity curve n. ortalama sürat eğrisi
mean height n. ortalama boy
sample mean n. numune ortalaması
mean diameter n. ortalama çap
mean angle n. ortalama açı
mean life n. ortalama ömür
mean free path n. ortalama gidim
mean power n. ortalama güç
mean chords length n. ortalama kiriş uzunluğu
mean annual rain fall n. ortalama senelik yağış
mean depth n. ortalama derinlik
convergence in mean n. ortalama yakınsaklık
mean water level n. ortalama su düzeyi
mean stress n. ortalama gerileme
mean pressure cylinder n. orta basınç silindiri
mean radiant temperature n. ortalama ışıma sıcaklığı
mean strength n. ortalama kuvvet
mean range n. ortalama aralık
acceptable mean life n. onanır ortalama ömür
mean strength n. ortalama dayanım
mean access time n. ortalama erişim süresi
mean fatigue stress n. ortalama yorulma gerilimi
mean temperature n. ortalama sıcaklık
mean speed n. ortalama hız
mean life n. ortalama hayat
mean holding time n. ortalama meşguliyet süresi
coefficient of mean linear thermal expansion n. ortalama doğrusal termal uzama katsayısı
mean sea level n. ortalama deniz seviyesi
mean square deviation n. ortalama kare sapması
mean ordinate method n. ortalama ordinat yöntemi
mean blading diameter n. ortalama kanat çapı
mean-field expression n. orta alan denklemi
mean processing time n. ortalama işlem süresi
mean absolute deviation n. ortalama mutlak sapma
mean square error n. ortalama karesel yanılgı
mean temperature n. ortalama ısı
mean sea level n. ortalama deniz düzeyi
mean temperature difference n. ortalama sıcaklık farkı
mean velocity of steam n. ortalama buhar hızı
mean piston speed n. ortalama piston hızı