sağlam - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

sağlam



Bedeutungen von dem Begriff "sağlam" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 100 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sağlam solid adj.
sağlam durable adj.
sağlam sturdy adj.
sağlam steady adj.
sağlam able-bodied adj.
General
sağlam sure adj.
sağlam fit adj.
sağlam consolidated adj.
sağlam safe adj.
sağlam hard adj.
sağlam unfaltering adj.
sağlam undamaged adj.
sağlam rugged adj.
sağlam foursquare adj.
sağlam stalwart adj.
sağlam intact adj.
sağlam tough adj.
sağlam trustworthy adj.
sağlam stereo adj.
sağlam air tight adj.
sağlam whole adj.
sağlam as steady as a rock adj.
sağlam substantive adj.
sağlam calculable adj.
sağlam steely adj.
sağlam indissoluble adj.
sağlam stanch adj.
sağlam dyed in grain adj.
sağlam fast adj.
sağlam right adj.
sağlam valid adj.
sağlam unshakable adj.
sağlam staunch adj.
sağlam hearty adj.
sağlam thriving adj.
sağlam surefire adj.
sağlam entrenched adj.
sağlam in good condition adj.
sağlam four adj.
sağlam bouncing adj.
sağlam reliable adj.
sağlam as hard as nails adj.
sağlam stiff adj.
sağlam hale adj.
sağlam runproof adj.
sağlam single adj.
sağlam granitic adj.
sağlam good adj.
sağlam unshaken adj.
sağlam responsible adj.
sağlam scatheless adj.
sağlam invulnerable adj.
sağlam lusty adj.
sağlam bankable adj.
sağlam secured adj.
sağlam granite adj.
sağlam foolproof adj.
sağlam stable adj.
sağlam secure adj.
sağlam strong adj.
sağlam respectable adj.
sağlam firm adj.
sağlam healthy adj.
sağlam heil adj.
sağlam stout adj.
sağlam robust adj.
sağlam able-bodied adj.
sağlam flat-footed adj.
sağlam cast-iron adj.
sağlam gilt-edged adj.
sağlam well-founded adj.
sağlam hard-wearing adj.
sağlam lasting adj.
sağlam long-wearing adj.
sağlam unshakeable adj.
sağlam unflinching adj.
sağlam substantial adj.
sağlam sturdy adj.
sağlam well-supported adj.
sağlam well-set adj.
Idioms
sağlam on a firm footing
Speaking
sağlam all right
Slang
sağlam tight (rap slang)
Trade/Economic
sağlam secure
sağlam sound
sağlam substantial
Law
sağlam gilt edged
Technical
sağlam hard-wearing
sağlam firm
sağlam lasting
sağlam robust
sağlam strong
sağlam stout
sağlam valid
Informatics
sağlam rugged
Telecom
sağlam robust
Marine
sağlam stiff
Medical
sağlam intactus
Geology
sağlam competent
Latin
sağlam duro

Bedeutungen, die der Begriff "sağlam" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 290 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
sağlam olmayan bir hale getirmek make unstable v.
bir işi sağlam kazığa bağlamak sew something up v.
midesi sağlam olmak have a strong stomach v.
sıkı ve sağlam bir şekilde bağlanmak knit v.
sağlam kazığa bağlamak make sure v.
sıkı ve sağlam bir biçimde birbirine bağlamak knit v.
sağlam bir şekilde yerleştirmek entrench v.
sağlam kazığa bağlamak make safe v.
sağlam kalmak stand up v.
sağlam addedilmek deal in goods v.
sağlam temeller üzerine kurmak build on solid basis v.
sağlam temeller üzerine kurulmak be built on a strong foundation v.
sağlam addedilmek pass as good v.
sağlam bilgiye sahip olmak possess sound knowledge v.
birine (karşı) kuşku uyandıran/sağlam temellere dayanmayan (şüpheli/soru işaretli) bir dava açmak mount a questionable case against someone v.
sağlam raporu vermek give clean bill of health v.
sağlam bir temele oturtmak build on a solid ground v.
sağlam durmak hold firm v.
sağlam olmayan yatırım unsound investment n.
ayak basacak sağlam yer foothold n.
sağlam ayakkabılık kumaş lasting n.
sağlam bir bina a safe building n.
bir çeşit sağlam ve esnek kereste ve bu kerestenin elde edildiği ağacın adı lancewood n.
ayak basacak sağlam yer footing n.
sağlam olma solidity n.
sağlam olmama insecurity n.
brezilya palmiyesinden elde edilen sağlam bir iplik türü tecum n.
sağlam kanıt valid evidence n.
sağlam olma durumu sempiternity n.
sağlam başlangıç solid start n.
sağlam muhakeme sound judgment n.
sağlam muhakeme strong reasoning n.
sağlam istatistikler robust statistics n.
sağlam durum sound condition n.
sağlam dilenci caird n.
sağlam zemin stable base n.
sağlam zemin sturdy base n.
sağlam zemin solid foundation n.
sağlam delil hard evidence n.
sağlam para hard currency n.
sağlam ve samimi inanç conviction n.
sağlam müessese well established firm n.
sağlam firma well established firm n.
sağlam adım unfaltering step n.
sağlam adım sound step n.
sağlam adım firm step n.
sağlam kanıt airtight case n.
sağlam altyapı solid background n.
sağlam altyapı solid infrastructure n.
sağlam altyapı sound infrastructure n.
sağlam kanıt mounting evidence n.
sağlam bir temele dayanma well-foundedness n.
sağlam irade strong will n.
sağlam irade iron will n.
sağlam performans solid performance n.
dağcılıkta ip emniyeti almak için kullanılan bir çeşit sağlam ip cordelette n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı clodhopper n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı brogue n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı wingtips n.
kalın ve sağlam bir ayakkabı brogan n.
sağlam kaynak strong source n.
sağlam yer/yüzey sound surface n.
sağlam sınır heavily fortified border n.
ağır/sağlam biçimde takviye edilmiş sınır heavily fortified border n.
sağlam basma sure-footedness n.
sağlam temeller strong bases n.
sağlam temeller solid basis n.
sağlam temeller solid bases n.
sağlam bir anlayış a solid understanding n.
sağlam bir temel a sound basis n.
sağlam temel/zemin sound basis n.
sağlam zemine dayanan olay strong case n.
sağlam altyapı strong infrastructure n.
sağlam bir hamle a sound stroke n.
daha sağlam yapma ruggedization n.
sağlam yaklaşım sound approach n.
sağlam vücutluya yapılan kayırma able-bodiedism n.
sağlam vücutluya yapılan kayırma able-bodism n.
hızlı büyüyen, sağlam japon eğrelti otu bamboo fern n.
sağlam olmayan unconsolidated adj.
sağlam ve kullanılması kolay foolproof adj.
sağlam karakterli solid adj.
sağlam olmayan unsubstantial adj.
kısa ama sağlam yapılı stocky adj.
sallanan (sağlam olmadığı için) unsteady adj.
sağlam ayakkabı değil untrustworthy adj.
turp gibi sağlam as fit as a fiddle adj.
sağlam ayakkabı olmayan unreliable adj.
sağlam olmayan tenuous adj.
sağlam olmayan shaky adj.
çok sağlam very firm adj.
sağlam olmayan unsound adj.
sağlam olmayan weak adj.
çok sağlam surefire adj.
sağlam olmayan unstable adj.
sağlam ve dayanıklı substantial adj.
sağlam (destekçi) stout adj.
sağlam bir temele dayanmayan unwarranted adj.
çok sağlam as good as gold adj.
sağlam (sinirler) steady adj.
sağlam ve kullanılması kolay surefire adj.
sağlam olmayan wobbly adj.
sağlam yapılı stalwart adj.
gayet sağlam invulnerable adj.
en sağlam firmest adj.
çok sağlam foolproof adj.
sağlam olmayan unsecured adj.
hiç sağlam olmayan (durum) slippery adj.
sağlam bir temele dayanmayan faulty adj.
sağlam olmayan insecure adj.
en sağlam securest adj.
çok sağlam rock solid adj.
taş gibi sağlam rock solid adj.
çok sağlam cast-iron adj.
sağlam zeminli well-founded adj.
sağlam temelleri olan well-grounded adj.
sağlam bir nedene dayanan well-founded adj.
sağlam konumlandırılmış well-positioned adj.
sağlam temelli well based adj.
sağlam olmayan unsafe adj.
sağlam karakterli character-wise adj.
sağlam (giysi) wearproof adj.
donanımlı/sağlam/gerekli altyapıya sahip well-supported adj.
iradesi sağlam strong-willed adj.
sağlam temellere dayanmayan unanchored adj.
sağlam temellere dayanmayan not having a firm basis or foundation adj.
sağlam temellere dayanmayan baseless adj.
sağlam temellere dayanmayan groundless adj.
sağlam temellere dayanmayan unfounded adj.
sağlam iradeli iron-willed adj.
sağlam kurulmuş well-set adj.
sağlam olmayan aeriform adj.
sağlam temelle on sure ground adv.
sağlam bir biçimde indissolubly adv.
sağlam bir şekilde steadyingly adv.
sağlam bir biçimde unfalteringly adv.
sağlam bir biçimde steelily adv.
sağlam bir halde imperviously adv.
sağlam bir şekilde firmly adv.
Phrasals
daha sağlam olmasını sağlamak hot up
daha sağlam olmasını sağlamak soup up
daha sağlam olmasını sağlamak hop up
Phrases
sağlam ancak henüz kırılgan robust-yet-fragile
Proverb
eşeğini sağlam kazığa bağla mouse that has but one hole is quickly taken
eşeğini önce sağlam kazığa bağla sonra tanrı'ya emanet et put your trust in god and keep your powder dry
sağlam kafa sağlam vücutta bulunur mens sana in corpore sano
sağlam kafa sağlam vücutta bulunur a healthy mind in a healthy body
Colloquial
ayağını sağlam tahtaya basmak be on the safe side
cebi sağlam olmak in the black
sağlam ayakkabı değil a bad lot
sağlam kafa sağlam vücutta bulunur a sound mind in a sound body
sağlam zemine oturtulmamış on shaky ground
sağlam zemine oturtulmamış on dangerous ground
sağlam/güvenilir bir kaynaktan from a reliable source
sağlam bir kaynak a reliable source
Idioms
ayağını sağlam basmak get one's feet on the ground
kaya gibi sağlam as steady as a rock
turp gibi sağlam hale and hearty
kaya gibi sağlam steady as a rock
sağlam yatırım gilt-edged investment
sağlam temelli on a firm footing
temeli sağlam on a firm footing
sağlam bazlı on a firm footing
sağlam kaynaktan bilgi almak have it on good authority
sağlam yapılmış built like a brick shithouse
sağlam yapılmış built like a brick outhouse
kale gibi sağlam inşa edilmiş built like a brick shithouse
kale gibi sağlam inşa edilmiş built like a brick outhouse
eşeği sağlam kazığa bağlama belt and braces
sağlam mide (kolay kolay bulanmayan) cast-iron stomach
midesi sağlam olmak have a cast-iron stomach
sağlam olmamak be built on sand
arkası sağlam olmak be in the catbird seat
arkası sağlam olmak be sitting in the catbird seat
sağlam delillere/kanıtlara dayanmak stand up in court
turp gibi sağlam as fit as a flea
kale gibi sağlam be like fort knox
sağlam temele oturtmamak build on sand
sağlam temele oturtulmamak be built on sand
tank gibi sağlam yapılmak be built like a tank
Speaking
sağlam içici big drinker
Slang
arkası sağlam/taşaklı olmak have friends in high place
arkası sağlam mahkum hardrock
çok sağlam biridir he's got some serious balls
sağlam mal (uyuşturucu) good shit
Trade/Economic
sağlam para sound money
sağlam olmayan unreliable
sağlam hisse senedi ve tahviller gilt edged securities
sağlam senet prime bill
sağlam senet safe bill
sağlam para hard money
sağlam kambiyo senedi ya da poliçe primary bill of exchange
sağlam para hard currency
sağlam poliçe prime bill
sağlam değer sound value
sağlam bir vergilendirme politikasının dayandığı ilkeler canons of taxation
sağlam senet gilt edged bill
net sağlam değer net sound value
sağlam borç good debt
sağlam alındı good receipt
parası sağlam ülke hard currency country
sağlam tahvil sound bond
sağlam senetler fine bills
sağlam teminat good security
sağlam olmayan senet worthless bill
sağlam poliçe good paper
sağlam olmayan unsecured
sağlam plasman sound investment
sağlam ticaretevi solvent house
sağlam senet good paper
sağlam ticari senet fine trade bill
sağlam para sound currency
sağlam senet gilt-edged bill
sağlam olmayan şirket wild-cat company
sağlam olmayan wild-cat
sağlam karakter steady character
sağlam poliçe gilt edged bill
sağlam belge good paper
sağlam senet gilt bill
sağlam akreditif confirmed letter of credit
sağlam olmayan akreditif unconfirmed letter of credit
sağlam para birimi hard currency
sağlam bütçe strong budget
sağlam bütçe sound budget
sağlam borç active debt
sağlam ekonomi sound economy
sağlam yatırım sound investment
sağlam yapı solid structure
sağlam mali yönetim sound financial management
sağlam para hard currency
sağlam teslim alınan mallar için taşımacı tarafından düzenlenen konşimento clean bill of lading
Law
kaya gibi sağlam deliller rock solid evidence
(suç işlediği zamanda başka yerde olduğunu gösteren) güçlü/sağlam gerekçe cast iron alibi
sağlam temele dayanan iddia merit
Politics
sağlam politikalar sound policies
Insurance
varış tarihinde sağlam brüt değer gross arrived sound value
sağlam değer sound value
Technical
bir tür sağlam yün ipinden yapılan giysi ragg n.
sağlam malzeme solid material
yarı sağlam kömür semibituminous
sağlam zemin hardground
sağlam kaya sound rock
sağlam zemin hard ground
sağlam yön head grain
sağlam olmayan beton unsound concrete
sağlam zemin resistant soil
sağlam zemin solid ground
sağlam zemin load-bearing soil
sağlam zemin load-bearing ground
koyu renkli sağlam ambalaj kağıdı kraft paper
koyu renkli sağlam ambalaj kağıdı kraft
sağlam buhar live steam
sağlam gereçler strong materials
sağlam dökümler sound castings
sağlam temel/dayanak sound footing
sağlam arayüz bağı sound interfacial bond
Textile
sağlam yün ipi ragg n.
Construction
sağlam zemin firm ground
sağlam zemin firm soil
sağlam döküm sound casting
Woodworking
bir çeşit sağlam ve esnek kereste ve bu kerestenin elde edildiği ağacın adı lancewood
Aeronautic
uçak gövdesi ve kanatları için kullanılan sağlam bir tür kumaş aeroplane cloth n.
Marine
gemi sağlam belgesi bill of health
Medical
sağlam raporu a clean bill of health
sağlam çocuk izlemi well child follow-up
immün sistemi sağlam immunocompetent
immünolojik yönden sağlam kişi immunocompetent individual
sağlam bacak/kol sound limb
sağlam ekstremite sound limb
Statistics
sağlam tahmin edici robust estimator
en küçük-en büyük sağlam tahmin edicisi minimax robust estimator
Botanic
yapraklarını dökmeyen sağlam bir tropik bölge ağacı greenheart
kaba tüylü, nahoş kokulu, zehirli kabuklu ve sağlam odun veren ağaç cabbage bark
Agriculture
basit ve sağlam çit kapısı taranaki gate [new zeland] n.
Environment
sağlam kaya hard rock
Geology
sağlam kayaç competent rock
sağlam kayaç firm rock
sağlam tabaka competent bed
Military
sağlam bomba wooden bomb
sağlam temel hardpan
sağlam madde insurance item
Sport
vücudu sağlam able-bodied
Latin
sağlam bir kafanın ürünü değil non compos mentis
sağlam kafa sağlam vücutta bulunur mens sana in corpore sano
British Slang
sağlam ve ağır çizmeler bovverboots
birine sağlam bir sopa çekmek kick seven bells out of someone
birine sağlam bir sopa çekmek kick seven shades of shit out of someone
birine sağlam bir sopa çekmek beat seven shades of shit out of someone
birine sağlam bir sopa çekmek kick the stuffing out of someone
birine sağlam bir sopa çekmek kick ten bells out of someone