good - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

good

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "good" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 57 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
good adj. güzel
good adj. hayırlı
good adj. iyi
General
good v. sağlamlaştırmak
good n. yarar
good n. doğruluk
good n. hayır
good n. hasenat
good n. menfaat
good n. fayda
good n. salah
good n. kazanç
good n. çıkar
good n. iyilik
good adj. muteber
good adj. çürümüş olmayan
good adj. dolgun
good adj. sağlığa yararlı
good adj. sıhhatli
good adj. cömert
good adj. şerefli
good adj. faydalı
good adj. itaatli
good adj. büyük
good adj. oldukça
good adj. taze
good adj. münasip
good adj. çok
good adj. uslu
good adj. hoş
good adj. rabıtalı
good adj. hünerli
good adj. doğru
good adj. mükemmel
good adj. cici
good adj. güvenilir
good adj. yerinde
good adj. dolu dolu
good adj. sağlam
good adj. emin
good adj. yararlı
good adj. iyi
good adj. çok iyi
good adj. uygun
good adj. yetenekli
good adj. sağlıklı
good adj. makbul
good adv. neredeyse
good interj. oh
good interj. pekala
Trade/Economic
good tüketiminden insanların fayda veya tatmin elde ettiği her şey
good tahsili mümkün (senet)
Technical
good uygun
Ottoman Turkish
good kerim
good muteber
good kifayetli
good sahih

Bedeutungen, die der Begriff "good" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
good luck n. uğur
good friend n. iyi arkadaş
good manners n. görgü
of good quality adj. kaliteli
General
give somebody a good beating v. allah yarattı dememek
be very good at v. adamı olmak
hold a good job v. dikiş tutturmak
give a good thrashing v. temiz bir dayak atmak
be as good as one's word v. sözünü yerine getirmek
make a good impression on someone v. iyi bir izlenim bırakmak
have a good time v. eğlenmek
be good at v. belirli bir şeyi iyi yapmak
put in a good word for someone v. biri için iyi şeyler söylemek
be as good as one's promise v. sözünü yerine getirmek
be in good taste v. yakışık almak
give somebody a piece of good news v. müjde vermek
make good time v. yolu hızla katetmek
hold good v. yürürlükte olmak
turn something to good account v. bir şeyi değerlendirmek
be good at repartee v. hazırcevap olmak
be in a good humor v. keyfi yerinde olmak
regard something as good riddance v. bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak
be as good as one's promise v. sözünü tutmak
be in good working order v. iyi işler durumda olmak
give a good account of oneself v. kendini göstermek
make good v. başarılı olmak
bring good luck v. şanslı gelmek
make good v. ödemek (zararı)
have a good run for one's money v. bir işte uzun süre başarılı olmak
set a good example v. iyi örnek olmak
do someone good v. birine iyi gelmek
do more harm than good v. faydadan çok zararı olmak
feel good v. iyi hissetmek
not to have a good word to say for v. hep tenkit etmek
hold good v. geçerli olmak
be in good taste v. bir şey uygun düşmek
enjoy a good smoke v. ciğerleri bayram etmek
be on good terms with v. biriyle arası iyi olmak
be as good as one's word v. sözünü tutmak
feel in a good mood v. keyfi gelmek
cement good relations with v. ile dostluk kurmak
hit on a good idea v. aklına parlak bir fikir gelmek
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
make something good v. ödemek (zararını)
dissuade from a good intention v. aklını çelmek
make something good v. telafi etmek
turn to good purpose v. yararı dokunmak
be good for v. dayanmak (belirli bir süre için)
give a good beating to v. pestilini çıkarmak
be as good as v. geri kalmamak
be up to no good v. halt karıştırmak
be as good as one's bond v. son derece güvenilir olmak
do good v. yaramak
come to no good v. adam olmamak
be in a good mood v. keyfi yerinde olmak
be good at v. alanında iyi olmak
do good v. iyi gelmek
be as good as one's word v. sözünde durmak
make something good v. yerine getirmek
tell the good news v. muştulamak
have a good time v. gülüp oynamak
bring good luck v. uğur getirmek
perform good deeds v. hayırlar işlemek
give a good lesson v. ders vermek
give somebody a good scolding v. veriştirmek
have a good time v. hoşça vakit geçirmek
have a good time v. safa sürmek
enjoy good health v. sağlığı yerinde olmak
be good in field of v. alanında iyi olmak
have good manners v. yol yordam bilmek
stand somebody in good stead v. işine yaramak
be good at figures v. hesabı iyi olmak
throw good money after bad v. parayı sokağa atmak
bring good luck v. ayağı uğurlu gelmek
have a good time v. sefa sürmek
set a good example v. örnek oluşturmak
judge he is no good v. notunu vermek
make good v. iyileştirmek
kiss good bye to something v. birşeyi kaybedeceğini kabul etmek
announce good news v. müjdelemek
be in good health v. eli ayağı tutmak
be as good as one's promise v. sözünde durmak
stand somebody in good stead v. yararlı olmak
be as good as v. gibi olmak
have a good grasp of v. iyice vakıf olmak
be a good judge of v. anlamak
wish somebody good luck v. başarı dilemek
feel good v. kendini iyi hissetmek
throw good money after bad v. parasını sokağa atmak
be in good train v. idmanlı olmak
be good for v. iyi gelmek
be good for v. yaramak (bir işe)
make good one's charge v. iddiasını kanıtlamak
do good v. hayır işlemek
give somebody a good scolding v. verip veriştirmek
make good one's escape v. kaçmayı başarmak
make good use of v. iyi kullanmak
do more harm than good v. ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek
be equally good v. aratmamak
tell the good news v. müjdelemek
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
be good towards v. iyilik etmek
put to good use v. değerlendirmek
be good v. uslu durmak
be in good shape v. formda olmak
be in good taste v. yerinde olmak
bring something to good working order v. çalışır duruma getirmek
give a good beating v. pestilini çıkarmak
keep good time v. saat her zaman zamanı doğru göstermek
get on someone's good side v. birinin gözüne girmek
happen to have something good v. konmak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
make good v. yerine getirmek
be good enough to v. bir iyilik edip de bir yardımda bulunmak
suffer so much after having something good v. burnundan gelmek
make good on v. yerine getirmek (sözü)
give somebody a good scolding v. veryansın etmek
have a good time v. gününü güzel geçirmek
make good v. tazmin etmek
make good v. telafi etmek
have a good/brilliant mastery of v. hakim olmak (dile vb)
have a good/brilliant comprehension/understanding of v. hakim olmak (dile vb)
have a good/brilliant command of v. hakim olmak (dile vb)
have a good/brilliant knowledge of v. hakim olmak (dile vb)
make good a damage v. zararı gidermek
make good damages v. zararı gidermek
make good losses v. zararı gidermek
make good a loss v. zararı gidermek
give somebody a good scolding v. abdestini vermek
have a good ear v. kulağı hassas olmak
have a good ear v. iyi kulağı olmak
put in a good word (for someone) v. biri hakkında olumlu şeyler söylemek
be as good as your word v. verdiği sözü tutmak
give somebody a good thrashing v. eşek sudan gelinceye kadar dövmek
be having a hell of a good time v. gününü gün etmek
give as good as one gets (in an argument) v. laf altında kalmamak
put (something) to good use v. değerlendirmek
be on good terms with v. arası iyi olmak
have a good time to repletion v. doyasıya eğlenmek
go to have a good time v. eğlenceye gitmek
go to have a good time v. eğlenmeye gitmek
make good (a loss) v. zararını tazmin etmek
have a good time v. iyi vakit geçirmek
get in someone's good books v. göze girmek
good to ear v. kulağa iyi gelmek
be up to no good v. şeytanlık düşünmek
be good at v. bir şeyde başarılı olmak
have a good grade v. iyi not almak
have a good time v. iyi zaman geçirmek
receive good education v. iyi eğitim almak
spend good time together v. birlikte hoş vakit geçirmek
have good time together v. birlikte hoş vakit geçirmek
look good in a picture v. resimde güzel çıkmak
leave a good future v. iyi bir gelecek bırakmak
become good at v. -in esasını kavramak
become good at v. -i anlamak
become good at v. -i kavramak
become good at v. -in usulünü öğrenmek
be a good judge of v. -in ne olduğunu bilmek
become good at v. -in havasına girmek
have a good mind to v. -esi gelmek
have a good mind to v. -eceği gelmek
have a good grasp of v. -i iyi kavramak
not to have a good word to say for v. -i hep tenkit etmek
say good-bye v. veda etmek
not to have a good word to say for v. -i hiç beğenmemek
say good-bye to each other v. vedalaşmak
stay on someone’s good side v. (biriyle) ters düşmemek
make good use of something v. bir şeyi iyi kullanmak
make good use of something v. bir şeyi heba etmemek
put money to good use v. parayı değerlendirmek
make good use of money v. parayı değerlendirmek
hold it good v. doğru bulmak
receive good news v. iyi haberler almak
be in good company v. kendi yerine yapacak başkaları olmak
have the good fortune v. şansı olmak
make a good impression v. iyi izlenim uyandırmak
make a good impression v. iyi izlenim vermek
make a good impression v. beğenilecek şekilde davranmak
seem to be in good health v. sağlıklı görünmek
seem to be in good health v. iyi görünmek
be in good condition v. iyi durumda olmak
be on good terms with someone v. birisiyle iyi ilişkiler içinde olmak
look good v. hoş görünmek
look good v. iyi görünmek
be good for v. yaramak
have a good sense humor v. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good right v. çok hakkı olmak
give the good news v. müjde evermek
have a good sense of humor v. iyi bir espri yeteneğine sahip olmak
have a good sense of humour v. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good sense of humour v. iyi bir espri yeteneğine sahip olmak
give the good news v. müjdeyi evermek
have a good sense of humor v. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
be good at sewing and embroidery v. dikiş nakıştan anlamak
be good at sewing and embroidery v. dikiş nakıştan anlıyor olmak
be in a good mood v. gününde olmak
have good time v. iyi zaman geçirmek
enjoy a good reputation v. iyi bir şöhrete sahip olmak
put up a good fight v. iyi bir mücadele sergilemek
have good time v. güzel zaman geçirmek
enjoy a good reputation v. iyi bir şöhret sahibi olmak
make good v. bir hatayı düzeltmek
pass as good v. sağlam addedilmek
look good in a photo v. resimde iyi çıkmak
make a good thing of v. istifade etmek
take a good turn v. iyi yön vermek
look good in a photo v. fotoğrafta iyi çıkmak
make a good thing of v. yararlanmak
take in good part v. iyi anlama almak
make good v. tamir etmek
make a good thing of v. kar çıkarmak
sound good v. kulağa güzel gelmek
act in good faith v. iyi niyetli davranmak
be on good terms v. dost olmak
be good to v. -mekte/-makta fayda var
leave a good impression with someone v. birinde iyi bir izlenim bırakmak
get a good rest v. iyice dinlenmek
be a good person v. iyi biri olmak
get a good grade v. iyi not almak
do a good job v. iyi iş yapmak
do a good job v. iyi iş çıkarmak
be good in bed v. iyi sevişmek
be good in bed v. yatakta iyi olmak
have a good command of something v. bir şeyi yapmayı iyi bilmek
have a good command of something v. bir şeyi yapmaya vakıf olmak
have a good year v. iyi bir sene geçirmek
have a good year v. iyi bir yıl geçirmek
do someone a good turn v. birisine bir iyilik yapmak
give someone a good bawling out v. iyice azarlamak
give/make a good talk/speech v. güzel bir konuşma yapmak
have a good credit rating v. kredi notu iyi/yüksek olmak
give for good luck v. şans getirmesi için vermek
find a good reason v. iyi bir neden bulmak
dance good v. güzel dans etmek
be good for digestion v. sindirime iyi gelmek
be good at something v. bir şeyde iyi olmak
be a good friend of someone v. birinin iyi arkadaşı olmak
be out in a year with good behavior v. iyi halden bir yılda çıkmak
kiss someone good night v. iyi geceler öpücüğü vermek
make a good father v. iyi babalık etmek
make a good father v. iyi babalık yapmak
make a good husband v. iyi bir koca olmak
make a good husband v. kocalık vazifesini/görevini yapmak
be good with words v. sözcüklerle arası iyi olmak
be in good shape v. sorunu/problemi olmamak
be in good shape v. iyi durumda olmak
be caught the eye of a good coach v. iyi bir antrenörün dikkatini çekmek
get a good result v. iyi bir netice almak
get a good result (against a team) v. (bir takıma karşı) iyi bir netice almak
be good at math v. matematiği iyi olmak
say good-bye to someone and leave v. (birisiyle) vedalaşıp gitmek/ayrılmak
show some good will towards change v. değişim yolunda biraz olsun iyi niyet göstermek
make a good life for oneself v. kendine iyi/güzel bir hayat kurmak
have good working conditions v. iyi çalışma koşullarına sahip olmak
get good grades v. yüksek/iyi notlar almak
have a good look at v. iyice/dikkatlice bakmak
taste very good v. çok lezzetli olmak
be good at analytical problem solving v. analitik problem çözmede iyi olmak
build good relationships with people v. insanlarla iyi ilişkiler kurmak
form good relationships with people v. insanlarla iyi ilişkiler kurmak
take good care of oneself v. kendine iyi bakmak
smell good v. güzel kokmak
smell good v. iyi kokmak
come from a very good family v. çok iyi bir aileden gelmek
be good with numbers v. rakamlarla arası iyi olmak
be good with numbers v. sayılarla arası iyi olmak
have a good/nice time together v. birlikte hoş vakit geçirmek
make a good start v. iyi bir başlangıç yapmak
have a good relationship with v. biriyle iyi ilişkide bulunmak
make someone feel good v. birini iyi hissettirmek
be good for health v. sağlığa iyi gelmek
pay good money v. iyi para ödemek
be out in a year with good behaviour v. iyi halden bir yılda çıkmak
be out in a year with good behaviour v. iyi halden bir senede çıkmak
be out in a year with good behavior v. iyi halden bir senede çıkmak
look good in v. (bir kıyafetin) içinde iyi görünmek
be good at public speaking v. topluluk/insanların/kalabalık önünde hitabeti/konuşma yapmakta iyi/olmak
have a good cry and be fine v. iyi bir ağlayıp kendine gelmek
reach a good state v. mazhar olmak
offer a good salary v. iyi bir maaş teklif etmek
(results) come out good v. (sonuçlar) iyi çıkmak
do a good deed v. sevap işlemek
wish good luck v. iyi şans dilemek
get good marks v. iyi notlar almak
give a very good performance v. çok iyi performans göstermek
give a very good performance v. çok iyi performans sergilemek
go to a good cause v. hayır işine gitmek
go to a good cause v. hayır işlerine gitmek
be not good v. i̇yi olmamak
achieve good water status v. iyi su durumuna ulaşmak
have a good faith belief v. samimi olarak inanmak
bring good fortune v. şans getirmek
hear good news v. güzel haber duymak
hold good v. doğru olmak
be in good shape v. formda olmak
good luck n. akyazı
state of good quality n. kaliteli devlet
a person´s good qualities n. bir kimsenin iyi özellikleri
good samaritan n. (başkalarına) çıkarı olmadan yardım eden kimse
good housekeeping n. hamaratlık
good friday n. paskalya yortusundan önceki cuma
good looks n. yakışıklılık
good naturedness n. iyi huyluluk
good condition n. iyi durum
certificate of good conduct n. iyi hal kağıdı
good person n. iyi insan
good luck n. şans
good conduct n. aktöre
a good sign n. hayra alamet
good hand n. hamarat işçi
good nature n. iyi mizaç
good sense n. aklıselim
good will n. sağistem
good deal n. iyi el
good manner n. iyi terbiye
good temper n. iyi huy
good sense n. akıllılık
final good n. nihai mal
good old n. canım
a good judge of character n. adam sarrafı
a good mixer n. sokulgan kimse
a good distance n. uzun bir mesafe
good deal n. bir çok
good faith n. iyiniyet
a good way n. çok uzak
a good deed n. salih amel
good word n. iyi söz
leather good n. deri eşya
good humoredness n. şakacılık
good luck n. talih kuşu
bearer of good tidings n. müjdeci
good mixer n. çevresiyle iyi geçinen kimse
good company n. hoşsohbet
good offices n. iyi niyet
good hand n. çalışkan işçi
good old times n. özlem duyulan eski güzel günler
good temperedness n. iyi serleşmişlik
a good bit n. oldukça
good intention n. sağistem
good manners n. görgü
a good loser n. oyunu kaybedince kızmayan kimse
good fortune n. ongunluk
good taste n. zevk
good shot n. atıcı
good luck n. iyi şans
domestic good n. yerli malı
good person n. insan evladı
good luck n. baht
good taste n. sağbeğeni
good works n. hayır işleri
common good n. amme menfaati
good news n. sava
good faith n. güven (birine karşı beslenen)
good faith n. niyetin ciddiliği
good fortune n. baht
a good turn n. bir iyilik
good weather n. iyi hava
certificate of good health n. temiz raporu
a good while n. uzun bir süre
the good n. iyi insanlar
good sense n. iyi duyu
good news n. muştu
good old n. güzelim
good health n. sağlıklı olma
good will n. hüsnüniyet
good samaritan n. merhametli insan
good guy n. iyi adam
the rules of good manners n. edep erkan
good deed n. sevap
good luck charm n. iyi şans duası
tinned good n. konserve gıda
good shepherd n. iyi kılavuz
good hope n. ümit burnu
unclaimed good n. sahipsiz mal
certificate of good service n. bonservis
good faith n. itimat
good offices n. arabuluculuk
good book n. incil
good friday n. kutsal cuma
good works n. sevap
good shape n. iyi şekil
a good mouser n. avcı kedi
good for nothing n. beceriksiz
good judgement n. iyi karar
good fellowship n. dostluk
good hand n. gayretli işçi
good bargain n. kelepir
good buy n. kelepir
good shoot n. atıcı
good example n. iyi örnek
good fellowship n. arkadaşlık
good name n. namus
good fortune n. iyi talih
good manners n. adap
rules of good manners n. görgü kuralları
good news n. erim
good mixer n. uyumlu kimse
public good n. kamusal mal
good man n. iyi adam
a good bit n. hayli
good health n. iyilik
good luck n. bol şans
want of good manners n. terbiyesizlik
the ultimate good n. en büyük iyilik
good chance n. büyük olasılık
good behaviour n. usluluk
cape of good hope n. ümit burnu
a good turn n. iyilik
good book n. iyi kitap
good manners n. terbiyeli olma
good fortune n. talih
a good long time n. hayli uzun zaman
good fortune n. şans
a good mixer n. sosyal kimse
good friday n. isa'nın çarmıha gerildiği günün yıldönümü
good times n. iyi zamanlar
good sport n. şaka kaldırabilen kimse
good conduct n. ahlaklılık
good manners n. terbiye
good qualities n. bir kimsenin iyi özellikleri
good shot n. nişancı
good humor n. hoş mizaç
good news n. müjde
good form n. görgü kuralları
good looks n. güzellik
good judgement n. mantık
good mixer n. sokulgan kimse
good fortune n. bahtiyarlık
good taste n. beğeni
good name n. yüzakı
good judgment n. iyi karar
a good provider n. ailesine iyi bakan kimse
good luck n. kadem
good quality n. iki vasıf
good faith n. hüsnüniyet
good faith n. iyi niyet
good quality n. iyi kalite
good job n. iyi iş
unexpected good luck n. devlet kuşu (konmak)
good humour n. güleryüzlü mizaç
good humour n. güleryüzlülük
good reputation n. saygın itibar
good reputation n. iyi itibar
good relations n. iyi ilişkiler
good life n. yüksek hayat stili
good partnership n. iyi ortaklık
good life n. yüksek hayat standardı
plain good sense n. akıl fikir
plain good sense n. sağduyu
good of the general population n. amme yararı
good of the community n. amme yararı
good solution n. iyi çözüm
good quaity n. iyi kalite
a good night's sleep n. iyi geceler öpücüğü
good standing n. itibar sahibi
good opinion n. iyi fikir
good opinion n. iyi görüş
good opinion n. olumlu kanaat
good opinion n. iyi düşünce
good performance n. iyi performans
certificate of good conduct n. durum belgesi
a good news n. güzel bir haber
certificate of good conduct n. iyi durum belgesi
good listener n. iyi dinleyici
a good news n. iyi bir haber
good result n. sağlıklı sonuç
good result n. iyi sonuç
good taste n. tat
good image n. iyi imaj
good practice n. iyi deneyim
beautiful-good person n. güzel insan
beautiful-good person n. iyi insan
good-humour n. hoş mizaç
good-humor n. güleryüzlü mizaç
good-humour n. güleryüzlülük
good-for-nothing n. külhanbeyi
good action n. amel-i salih
good-luck charm n. muska
fine-good treatment n. hüsn-ü muamele
good-time n. iyi zaman
good opinion of someone or something n. hüsn-ü zan
good-looker n. çekici
good old son-of-a-gun n. eski toprak
good-time charlie n. zevk düşkünü kimse
good-for-nothing person n. moloz
good-humour n. güleryüzlü mizaç
good-looker n. güzel
good-time n. hoş zaman
good-bye n. veda
good form n. adab-ı muaşeret
good-looker n. hoş görünen
good-looker n. yakışıklı
good-time n. eğlenme
good-humor n. hoş mizaç
good-looker n. hoş
rules of good manner n. adab-ı umumiye
the absolute will of good n. irade-i külliye
no-good n. aşağılık kimse
sultan’s good deed n. atiyye-i seniyye