sağlıklı - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

sağlıklı



Bedeutungen von dem Begriff "sağlıklı" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 41 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sağlıklı healthy adj.
General
sağlıklı sanatory adj.
sağlıklı salutiferous adj.
sağlıklı healthful adj.
sağlıklı in good nick adj.
sağlıklı ruddy adj.
sağlıklı well adj.
sağlıklı healthy adj.
sağlıklı sanative adj.
sağlıklı florid adj.
sağlıklı salutary adj.
sağlıklı right adj.
sağlıklı hearty adj.
sağlıklı wholesome adj.
sağlıklı fit adj.
sağlıklı salubrious adj.
sağlıklı bouncing adj.
sağlıklı sturdy adj.
sağlıklı rugged adj.
sağlıklı healthier adj.
sağlıklı bonny adj.
sağlıklı reliable adj.
sağlıklı whole adj.
sağlıklı husky adj.
sağlıklı sanitary adj.
sağlıklı hale adj.
sağlıklı fine adj.
sağlıklı good adj.
sağlıklı able-bodied adj.
sağlıklı hygienic adj.
sağlıklı sound adj.
sağlıklı in good health adv.
Colloquial
sağlıklı fat and sassy
sağlıklı bonny
sağlıklı bonnie
Idioms
sağlıklı as fit as a fiddle
sağlıklı as fit as a flea
sağlıklı in fine fettle
Speaking
sağlıklı all right
Medical
sağlıklı sanitary
sağlıklı healthy

Bedeutungen, die der Begriff "sağlıklı" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 161 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
sağlıklı olmak flourish v.
sağlıklı yaşamak live a healthy life v.
sağlıklı hale getirmek hygienize v.
sağlıklı hale sokmak make someone healthy v.
sağlıklı kılmak make someone healthy v.
sağlıklı beslenmek eat healthily v.
sağlıklı beslenmek eat properly v.
sağlıklı görünmek look well v.
sağlıklı görünmek seem to be in good health v.
sağlıklı düşünmek think clearly v.
sağlıklı düşünmek think straight v.
sağlıklı şekilde temin etmek obtain healthily v.
sağlıklı olmak keep healthy v.
sağlıklı düşünememek not be thinking clearly v.
sağlıklı hale getirmek hygienise v.
sağlıklı kalmak stay healthy v.
sağlıklı beslenmek eat healthy foods v.
sağlıklı gıdalar yemek eat healthy foods v.
sağlıklı bir yemek pişirmek cook a healthy meal v.
sağlıklı hal tone n.
işin sağlıklı ve kolay takibi proper and easy monitoring of work n.
sağlıklı olma good health n.
sağlıklı besin health food n.
sağlıklı iletişim healthy communication n.
sağlıklı bir yaşam/hayat a healthy life n.
sağlıklı hayat healthy life n.
sağlıklı gıda nutritious food n.
sağlıklı gıda healthy food n.
sağlıklı gıda nourishing food n.
sağlıklı kişi healthy person n.
sağlıklı beslenme healthy diet n.
sağlıklı ilişki healthy relationship n.
sağlıklı yaşama koşulları sanitary living conditions n.
sağlıklı sonuç good result n.
sağlıklı sonuç healthy result n.
sağlıklı sonuç positive result n.
sağlıklı çevre healthy environment n.
temelde tahıl ve bakliyat tüketimine dayalı bir diyet uygulayarak uzun ve sağlıklı bir hayat yaşamayı öngören bir öğreti macrobiotics n.
sağlıklı toplum healthy society n.
sağlıklı diet healthy diet n.
sağlıklı ortam healthy environment n.
sağlıklı bir çevre a healthy environment n.
sağlıklı gıdalar healthy foods n.
sağlıklı besin healthy food n.
sağlıklı besinler healthy foods n.
sağlıklı olma able-bodiedness n.
sağlıklı karar healthy decision n.
sağlıklı olma wellness n.
sağlıklı yaşam healthy life n.
sağlıklı bilgi reliable information n.
sağlıklı sorunu olan insanlar people with a health problem n.
sağlıklı/ayağı yere basan bir analiz a sound analysis n.
sağlıklı beslenme bilinci healthy eating awareness n.
sağlıklı sonuçlar healthy results n.
sağlıklı beslenme healthy nutrition n.
sağlıklı diş etleri healthy gums n.
insanlar ile sağlıklı/iyi iletişim kuramayan kimse poor communicator n.
sağlıklı yaşam healthy living n.
sağlıklı cilt healthy skin n.
sağlıklı cilt intact skin n.
sağlıklı karar sound judgement n.
sağlıklı kahvaltı healthy breakfast n.
sağlıklı uyku healthy sleep n.
sağlıklı zayıflama healthy loss of weight n.
sağlıklı kilo vermek healthy loss of weight n.
sağlıklı oğlan heathy boy n.
sağlıklı yiyecek healthy food n.
sağlıklı sporcu healthy athlete n.
sağlıklı yaşam süresi healthspan n.
sağlıklı olarak yaşanan süre healthspan n.
sağlıklı yaşam süresi healthspan n.
bir kişinin genellikle sağlıklı ve ciddi bir hastalığı olmadan geçirdiği yaşam süresi healthspan n.
sağlıklı olma accommodateness n.
sağlıklı aile wholesome family n.
en sağlıklı healthiest adj.
çok sağlıklı robust adj.
dinç ve sağlıklı hale and hearty adj.
sağlıklı olmayan (iklim) sickly adj.
ruhsal açıdan sağlıklı olmayan morbid adj.
daha sağlıklı healthier adj.
sağlıklı (bebek) bouncing adj.
temiz ve sağlıklı bracing adj.
sağlıklı bir biçimde salubriously adv.
sağlıklı bir şekilde wholesomely adv.
sağlıklı olarak healthily adv.
sağlıklı olarak buxomly adv.
sağlıklı bir şekilde sturdily adv.
sağlıklı bir şekilde healthfully adv.
sağlıklı bir biçimde healthfully adv.
sağlıklı biçimde healthily adv.
Phrases
sağlıklı ve mutlu bir yıl dileğiyle wishing you a healthy and happy new year
sağlıklı dişler, mutlu gülüşler healthy teeth, happy smile
sağlıklı bir zeminde on a sound basis
Proverb
erken yatmak erken kalkmak insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise
Colloquial
çok sağlıklı in the pink
sağ ve sağlıklı alive and well
Idioms
turp gibi sağlıklı fighting fit
son derece sağlıklı hale and hearty
çok sağlıklı olmak be as fit as a fiddle
çok sağlıklı olmak be as fit as a flea
çok sağlıklı olmak be in the best of health
kendini sağlıklı hissetmek feel fit
zinde ve sağlıklı olmak be fighting fit
sağlıklı ve zinde in fine feather
sağlıklı düşünememek have just one oar in the water
çok sağlıklı olmak be in the pink of health
çok sağlıklı olmak be in the pink of condition
sağlıklı düşünememek not be thinking straight
sağlıklı düşünememek can't think straight
çok sağlıklı görünmek look the picture of health
düzgün ve sağlıklı tuvalet alışkanlığına sahip regular as clockwork
düzgün ve sağlıklı tuvalet alışkanlığına sahip as regular as clockwork
Speaking
sağlıklı olman lazım you should be healthy
bu sağlıklı değil it isn't healthy
daha sağlıklı beslenmak eat better
sağlıklı beslen eat healthily
sağlıklı düşünemiyorsun you can't think straight
sağlıklı düşünemiyorum I can't think straight
daha sağlıklı olmak için ne yapabilirim? what should i do to be healthier?
daha sağlıklı olmak ister misin? do you want to be healthier?
daha sağlıklı olmak ister misiniz? do you want to be healthier?
senin sağlıklı beslenmen gerek you need to eat healthily
senin sağlıklı beslenmen lazım you need to eat healthily
senin sağlıklı beslenmen gerek you need to eat healthy foods
senin sağlıklı beslenmen lazım you need to eat healthy foods
Slang
sağlıklı yaşıyıp doğal beslenen tip crunchy granola
Trade/Economic
şirketin sağlıklı yoldan devralınması well-negotiated merger
sağlıklı büyüme oranı healthy growth rate
Tourism
deniz termal ve sağlıklı yaşam sea thermal and health center
sağlıklı yaşam merkezi fitness center
Technical
sağlıklı hale getirme decontamination
sağlıklı bölge sanitary zone
Construction
dağınık su kaynaklarının bir araya toplanması ve mevcut suların sağlıklı ve teknik bir şekilde isale hattına verilmesi catchwork
dağınık su kaynaklarının bir araya toplanması ve mevcut suların sağlıklı ve teknik bir şekilde isale hattına verilmesi spring tapping
Medical
sağlıklı insan well person
sağlıklı insan bakımı well-person care
sağlıklı insan healthy person
sağlıklı taşıyıcı healthy carrier
sağlıklı bebek healthy baby
sağlıklı bireyler healthy individuals
sağlıklı çocuk izlemi well child follow-up
sağlıklı bebekler healthy babies
sağlıklı beslenme ilkeleri principles of healthy nutrition
prepubertal sağlıklı çocuk prepubertal healthy child
normal ağırlıklı sağlıklı kadın normal weight healthy woman
sağlıklı taraf healthy side
sağlıklı doku healthy tissue
sağlıklı verici healthy donor
sağlıklı kemikler healthy bones
sağlıklı bebekler healthy infants
sağlıklı bebek kliniği well-baby clinic
sağlıklı dışkı healthy stool
Food Engineering
sağlıklı ve güvenilir gıdalar healthy and safe foods
Marine Biology
sağlıklı stok healthy stock
Agriculture
aşı kalemleri üzerinde bulunan ve göz aşılarının yapılmasında kullanılan normal gelişmiş sağlıklı göz ya da tomurcuklar bud eye
Social Sciences
sağlıklı olma eğilimi healthism
sağlıklı olma kültürü healthism
Linguistics
sağlıklı ayrıştırma sound discrimination
Sport
sağlıklı koşul sanitary
British Slang
çok sağlıklı ve güçlü fit as a butcher's dog
Pscyhology
sağlıklı yiyecek tüketme takıntısı orthorexia