iyi - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

iyi



Bedeutungen von dem Begriff "iyi" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 82 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
iyi decent adj.
iyi well adj.
iyi good adj.
iyi fine adj.
General
iyi sound n.
iyi likely adj.
iyi comfortable adj.
iyi couthy (scottish) adj.
iyi agreeable adj.
iyi good adj.
iyi straight adj.
iyi happy adj.
iyi well- adj.
iyi nice adj.
iyi pretty adj.
iyi whole adj.
iyi gratifying adj.
iyi copacetic adj.
iyi dandy adj.
iyi cromulent adj.
iyi great adj.
iyi favorable adj.
iyi benevolent adj.
iyi well adj.
iyi enviable adj.
iyi ok adj.
iyi just adj.
iyi kind adj.
iyi kindly adj.
iyi handsome adj.
iyi beneficent adj.
iyi o.k. adj.
iyi right adj.
iyi couthie (scottish) adj.
iyi better adj.
iyi suitable adj.
iyi fine adj.
iyi cool adj.
iyi bonny adj.
iyi fair adj.
iyi favourable adj.
iyi passable adj.
iyi vintage adj.
iyi sympathetic adj.
iyi to the good adj.
iyi braw adj.
iyi okay adj.
iyi nicely adv.
iyi well enough adv.
iyi decently adv.
iyi ok! interj.
iyi alright interj.
Colloquial
iyi copacetic
iyi up to the mark
iyi on fleek
iyi a bit of all right
Idioms
iyi fine and dandy
iyi up to snuff
iyi not be half bad
Speaking
iyi all right
iyi bully for you
iyi all right!
Slang
iyi fat (rap slang)
iyi phat (rap slang)
iyi tight (rap slang)
iyi fly (rap slang)
iyi kickin’(rap slang)
iyi dope (rap slang)
iyi crunk
iyi def (rap slang)
iyi dench
iyi ill (rap slang)
iyi keen
iyi saucy
Technical
iyi well
Latin
iyi bon
iyi bona
British Slang
iyi canny
iyi hunky-dory
iyi tight
iyi irie
iyi barry (edinburgh)

Bedeutungen, die der Begriff "iyi" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
iyi arkadaş good friend n.
daha iyi better adj.
en iyi best adj.
iyi düşünebilen sane adj.
iyi ve kötüyü ayıramayan amoral adj.
yeni ve iyi durumda pristine adj.
General
(bir kıyafetin) içinde iyi görünmek look good in v.
(bir takıma karşı) iyi bir netice almak get a good result (against a team) v.
(birine) iyi dileklerini iletmek convey one's regards to v.
(birisi hakkında) iyi konuşmak speak well of v.
(işi) iyi yürütmek hold down v.
(iyi bilinmeyen bir şeyin) tam bir tanımlamasını yapmak reconstruct v.
(sonuçlar) iyi çıkmak (results) come out good v.
(şarkı vb) çok daha iyi söylemek sing much better than v.
aklına koyduğu her şeyde çok iyi olmak be great at anything he/she sets one's mind to v.
alanında iyi olmak be good in field of v.
alanında iyi olmak be good at v.
analitik problem çözmede iyi olmak be good at analytical problem solving v.
araları her zamankinden daha iyi olmak be on a better footing than ever v.
arası iyi olmak hit it off v.
arası iyi olmak be on good terms with v.
arası iyi olmak hit it off with v.
arası iyi olmamak be in bad with v.
artık daha iyi hissetmek feel better now v.
başarılı olmak veya iyi bir şekilde sonuçlanmak (plan/proje vb) work out v.
başkasından iyi yapmak emulate v.
belirli bir şeyi iyi yapmak be good at v.
besinlerle arası iyi olmamak disagree with v.
bir işaret olmak (iyi/kötü) augur v.
bir işi pek iyi bilmemek be bad of something v.
bir şeyde iyi olmak be good at something v.
bir şeyde iyi olmamak be unskilled at v.
bir şeyde iyi olmamak be unskilled in v.
bir şeye iyi/olumlu açıdan bakmak look at something in a positive light v.
bir şeyi çok iyi bilmek know something very well v.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips v.
bir şeyi iyi kötü kullanabilecek kadar bilmek have a working knowledge of v.
bir şeyi iyi kullanmak make good use of something v.
bir şeyi iyi yapmak be skilled in v.
bir şeyi yapmayı iyi bilmek have a good command of something v.
bir şeyin ardındaki iyi niyeti kavrayarak kızmamak take something in the right spirit v.
birbiriyle iyi gitmemek clash v.
biri için iyi şeyler söylemek put in a good word for someone v.
biri iyi bir yolda olmak shape up v.
birinde iyi bir izlenim bırakmak leave a good impression with someone v.
birine iyi gelmek do someone good v.
birini çok iyi tanımak know someone very well v.
birini iyi hissettirmek make someone feel good v.
birinin iyi arkadaşı olmak be a good friend of someone v.
birisi için iyi gitmek fare well v.
birisine iyi davranmak be nice to someone v.
birisiyle iyi geçinmek be nice to someone v.
birisiyle iyi ilişkiler içinde olmak be on good terms with someone v.
biriyle arası iyi olmak be on good terms with v.
biriyle iyi geçinmek get on with v.
biriyle iyi geçinmek get along with v.
biriyle iyi ilişkide bulunmak have a good relationship with v.
birlikte iyi vakit geçirmek spend quality time together v.
bitki yetiştirme konusunda iyi olmak have green fingers v.
bitkilerden iyi anlamak be green thumbed v.
bitkilerden iyi anlayan biri olmak have a green thumb v.
bitkilerden iyi anlayan biri olmak be a green thumb v.
bitkileri iyi yetiştirebilen biri olmak be a green thumb v.
bitkileri iyi yetiştirebilen biri olmak have a green thumb v.
çiçek yetiştirme konusunda iyi olmak have green fingers v.
çok iyi biliyormuş gibi kullanmak (bir sözü) bandy about v.
çok iyi bilmek know something by heart v.
çok iyi bilmek know by heart v.
çok iyi bir aileden gelmek come from a very good family v.
çok iyi bir pozisyonda olmak fly high v.
çok iyi bir şey olmak be quite something v.
çok iyi dans etmek dance very well v.
çok iyi gelişmek/büyümek thrive v.
çok iyi gitmek go like a bomb v.
çok iyi gitmek (işler) thrive v.
çok iyi kondisyonda/durumda olmak be in great shape v.
çok iyi olmak excel v.
çok iyi öğrenmek learn something very well v.
çok iyi performans göstermek give a very good performance v.
çok iyi performans sergilemek give a very good performance v.
daha iyi anlamak understand better v.
daha iyi anlaşılmasını sağlamak clarify v.
daha iyi ateş etmek outgun v.
daha iyi bir duruma getirmek uplift v.
daha iyi bir gelecek oluşturmak carve out a better future v.
daha iyi bir iş çıkartmak do a better job v.
daha iyi bir pozisyona tayin olmak be promoted v.
daha iyi çalmak outperform v.
daha iyi dövüşmek outfight v.
daha iyi durumda olmak be better off v.
daha iyi görünmek look better v.
daha iyi hissetmesine neden olmak cause to feel better v.
daha iyi kokmak smell better v.
daha iyi olmak got better v.
daha iyi oynamak play better v.
daha iyi oynamak outperform v.
daha iyi oynamak outplay v.
daha iyi oynamak outact v.
daha iyi sonuç vermek give better results v.
daha iyi sürmek outride v.
daha iyi sürmek outdrive v.
daha iyi şartlarda yaşamak live in better conditions v.
daha iyi uzanmak outreach v.
daha iyi yapmak better v.
daha iyi yapmak do better v.
daha iyi yapmak outperform v.
daha iyi/ucuz bir fiyat aramak look for a better price v.
değişim yolunda biraz olsun iyi niyet göstermek show some good will towards change v.
-den çok daha iyi bir performans göstermek outdo v.
-den çok iyi olmak outclass v.
dilemek (iyi bir şey) wish v.
dili daha iyi öğrenmek learn the language better v.
durumu iyi olmak do well v.
durumu iyi olmak be well off v.
dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek make the world a better place v.
düşmandan daha iyi manevra yapmak outgeneral v.
-e iyi gözle bakmak look favourably on v.
en iyi biçimde sonuçlanmasını ummak hope for the best v.
en iyi dilekleri iletmek extend best wishes v.
en iyi durumda olmak be at one's best v.
en iyi eğitimi almak have the finest education v.
en iyi eğitimi almak have the best education v.
en iyi olmak be the best v.
en iyi şekilde kullanmak optimise v.
en iyi şekilde kullanmak optimize v.
en iyi şekilde yararlanmak get the most out of v.
fotoğrafta iyi çıkmak look good in a photo v.
görmek (iyi bir şey) receive v.
hakkında iyi düşünmemek think little of v.
hakkında iyi düşünmemek think nothing of v.
hakkında iyi/olumlu düşünmek think well of someone v.
harekete geçmek yerine beklemekle daha iyi/yararlı sonuç almak outwait v.
hayatını daha iyi bir yola koymak turn over a new leaf v.
hayatının en iyi/güzel/muhteşem vs. gösterisini yapmak put on a performance of a lifetime v.
hayvanlara iyi davranmak be kind to animals v.
hesabı iyi olmak be good at figures v.
hiç iyi olmamak be bad news v.
-i iyi bilmek be familiar with v.
-i iyi kavramak have a good grasp of v.
ile arası iyi olmak be in with v.
ile iyi gitmemek clash with v.
ile iyi ilişki kurmak relate to v.
insanlarla iyi ilişkiler kurmak form good relationships with people v.
insanlarla iyi ilişkiler kurmak build good relationships with people v.
iş vb iyi gitmek shape up v.
işi iyi gitmek thrive v.
işleri daha etkili çözebilmek için faaliyetlerini daha iyi düzenlemek get your act together v.
işleri iyi gitmek prosper v.
iyi anlama almak take in good part v.
iyi anlamak understand v.
iyi anlaşılmak be well understood v.
iyi anlaşılmış olmak be well understood v.
iyi anlaşmak get along well (with) v.
iyi anlaşmak (birisiyle) get along with v.
iyi aydınlatılmış salon well lit living-room v.
iyi aydınlatılmış salon brightly lit living-room v.
iyi babalık etmek make a good father v.
iyi babalık yapmak make a good father v.
iyi bakılmak be well-looked after v.
iyi başlangıç yapıp başarılı olmak shoot ahead v.
iyi başlayıp kötü bitmek fizzle out v.
iyi beslemek feast v.
iyi beslenmek eat well v.
iyi biçimde yapmak do up v.
iyi bilmek master v.
iyi bilmek know well v.
iyi bir ağlayıp kendine gelmek have a good cry and be fine v.
iyi bir antrenörün dikkatini çekmek be caught the eye of a good coach v.
iyi bir başlangıç yapmak make a good start v.
iyi bir ekip olmak make a great team v.
iyi bir espri anlayışına sahip olmak have a good sense of humor v.
iyi bir espri anlayışına sahip olmak have a good sense humor v.
iyi bir espri anlayışına sahip olmak have a good sense of humour v.
iyi bir espri yeteneğine sahip olmak have a good sense of humor v.
iyi bir espri yeteneğine sahip olmak have a good sense of humour v.
iyi bir gelecek bırakmak leave a good future v.
iyi bir hale getirmek condition v.
iyi bir işi sürdürmek keep the ball rolling v.
iyi bir izlenim bırakmak make a good impression on someone v.
iyi bir koca olmak make a good husband v.
iyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu) condition v.
iyi bir maaş teklif etmek offer a good salary v.
iyi bir mücadele sergilemek put up a good fight v.
iyi bir neden bulmak find a good reason v.
iyi bir netice almak get a good result v.
iyi bir sene geçirmek have a good year v.
iyi bir şöhret sahibi olmak enjoy a good reputation v.
iyi bir şöhrete sahip olmak enjoy a good reputation v.
iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak put one's best foot forward v.
iyi bir yere saklamak stash v.
iyi bir yıl geçirmek have a good year v.
iyi bir yükseliş gerçekleştirmek (müzik listelerinde vb) have a great run v.
iyi biri olmak be a good person v.
iyi bulmak choose v.
iyi çalışma koşullarına sahip olmak have good working conditions v.
iyi çalışmak perform well v.
iyi çalışmamak (içten yanmalı motor) misfire v.
iyi çiğnemek triturate v.
iyi davranmak behave well v.
iyi davranmak be nice to v.
iyi davranmak wear well v.
iyi dayanmak wear well v.
iyi dinlenmiş olmak doing well v.
iyi dinlenmiş olmak going well v.
iyi durumda olmak be in good condition v.
iyi durumda olmak be in good shape v.
iyi duyulmak be well-heard v.
iyi düşünmek think carefully v.
iyi eğitilmek be well trained v.
iyi eğitim almak receive good education v.
iyi eğitim almak receive first-class education v.
iyi eğitim almak receive decent education v.
iyi etki yapmak come across v.
iyi etkilemek redound v.
iyi etmek do well v.
iyi etmek nick v.
iyi etmek salve v.
iyi etmek cure v.
iyi etmek pinch v.
iyi etmek remedy v.
iyi etmek steal v.
iyi geceler öpücüğü vermek kiss someone good night v.
iyi geçinmek hit it off v.
iyi geçinmek agree v.
iyi geçinmek get on with v.
iyi geçinmek hit it off with v.
iyi gelişmek thrive v.
iyi gelişmek luxuriate v.
iyi gelmek fit v.
iyi gelmek agree with v.
iyi gelmek be good for v.
iyi gelmek benefit v.
iyi gelmek do good v.
iyi gelmek suit v.
iyi giderken bırakmak quit while one is ahead v.
iyi gitmek prosper v.
iyi gitmek suit v.
iyi gitmek progress well v.
iyi gitmek doing well v.
iyi gitmek get on v.
iyi gitmek go well v.
iyi gitmek going well v.
iyi gitmek (işler) tick along v.
iyi görmek see well v.
iyi görünmek look good v.
iyi görünmek seem well v.
iyi görünmek look well v.
iyi görünmek seem to be in good health v.
iyi göstermek (elbise vb) fit well v.
iyi göstermek (kendisini vb) flatter v.
iyi gözle bakmamak not to think much of v.
iyi haberler almak receive good news v.
iyi halde tutmak maintain v.
iyi halden bir senede çıkmak be out in a year with good behavior v.
iyi halden bir senede çıkmak be out in a year with good behaviour v.
iyi halden bir yılda çıkmak be out in a year with good behaviour v.
iyi halden bir yılda çıkmak be out in a year with good behavior v.
iyi hissetmek feel good v.
iyi hissettirmek gruntle v.
iyi idare etmek manage well v.
iyi ifade etmek express well v.
iyi iş çıkarmak do a good job v.
iyi iş yapmak do a good job v.
iyi işler durumda olmak be in good working order v.
iyi izlenim uyandırmak make a good impression v.
iyi izlenim vermek make a good impression v.
iyi karşılanmak be well-received v.
iyi karşılanmak be welcomed v.
iyi kazanmak going well v.
iyi kazanmak doing well v.
iyi kokmak smell nice v.
iyi kokmak smell good v.
iyi konuşmak speak well v.
iyi kötü geçinip gitmek muddle on v.
iyi kötü geçinip gitmek muddle along v.
iyi kötü idare etmek muddle on v.
iyi kötü idare etmek muddle along v.
iyi kulağı olmak have an ear for something v.
iyi kulağı olmak have a good ear v.
iyi kullanmak make good use of v.
iyi kullanmamak waste v.
iyi maaşlı bir işi bırakıp daha az kazandıran ve stressiz bir işi tercih etmek downshift v.
iyi maaşlı bir işi bırakıp daha az stresli olan bir işi seçmek downshift v.
iyi niyet gösterisinde bulunmak make a goodwill gesture v.
iyi niyet göstermek show goodwill v.
iyi niyeti suistimal etmek abuse the goodwill v.
iyi niyetini göstermek istemek want to show goodwill v.
iyi niyetini kötüye kullanmak take advantage of v.
iyi niyetli davranmak act in good faith v.
iyi not almak have a good grade v.
iyi not almak get a good grade v.
iyi notlar almak get good marks v.
iyi olmak be all right v.
iyi olmak going well v.
iyi olmak doing well v.
iyi olmak be ok v.
iyi olmak get better v.
iyi olmak recover v.
iyi olmak bode well v.
iyi olmak get over v.
i̇yi olmamak feel bad v.
i̇yi olmamak be not good v.
iyi oynamak sustain v.
iyi ödemek pay well v.
iyi ödemek pay handsomely v.
iyi örnek olmak set a good example v.
iyi para ödemek pay good money v.
iyi performans çıkarmak reveal excellent performance v.
iyi performans çıkarmak put in an excellent performance v.
iyi performans göstermek perform well v.
iyi performans göstermek reveal excellent performance v.
iyi performans sergilemek show great performance v.
iyi rol yapmak act well v.
iyi sevişmek be good in bed v.
iyi sonuç vermek work v.
iyi sonuçlanmasını ummak hope for the best v.
iyi su durumuna ulaşmak achieve good water status v.
iyi şans dilemek wish safe receipt v.
iyi şans dilemek wish good luck v.
iyi şans dilemek wish safe arrival v.
iyi şarkı söylemek sing well v.
iyi şekilde sonuçlanmak turn out well v.
iyi şeyler yok olmak go by the board v.
iyi tepki almak be well received v.
iyi uymak be pretty well suited to v.
iyi uymak wear well v.
iyi uyumak sleep well v.
iyi vakit geçirmek have a good time v.
iyi vakit geçirmek have lots of fun v.
iyi vakit geçirmek have a great time v.
iyi yetişmek luxuriate v.
iyi yön vermek take a good turn v.
iyi yönetmek manage well v.
iyi zaman geçirmek have a good time v.
iyi zaman geçirmek have good time v.
iyi/etkili bir şekilde yönetilmek be run efficiently v.
iyi/güzel giyinmek dress well v.
kadar iyi olmak measure up to v.
kartlarını iyi oynamak play one's cards well v.
kendine iyi bakmak take good care of oneself v.
kendine iyi/güzel bir hayat kurmak make a good life for oneself v.
kendini iyi hissetmek feel good v.
kendini iyi hissetmemek not feel like oneself v.
kendini iyi hissetmemek not feeling oneself v.
kendini iyi hissetmemek feel unwell v.
kendini iyi hissetmemek feel bad v.
kendini iyi ifade etmek express oneself well v.
keyfi iyi olmak feel well v.
kondisyonu iyi olmak be in shape for v.
kondisyonu iyi olmak be in shape v.
kozunu iyi oynamak play one's cards well v.
kötü yola sapmak (iyi yoldayken) backslide v.
kredi notu iyi/yüksek olmak have a good credit rating v.
kulağa iyi gelmek sound great v.
kulağa iyi gelmek sound nice v.
kulağa iyi gelmek good to ear v.
maddi açıdan daha iyi bir duruma girmek get ahead v.
maddi olarak daha iyi bir duruma gelmek get ahead v.
matematiği iyi olmak be good at math v.
morali iyi olmamak feel down v.
niyeti iyi olmak mean well v.
normalden iyi göstermek (kendisini vb) flatter v.
olduğundan fazla iyi saymak overrate v.
olduğundan iyi gibi göstermek fake v.
öfkesini en iyi arkadaşına yansıtmak project one's anger onto one's best friends v.
rakamlarla arası iyi olmak be good with numbers v.
resimde iyi çıkmak look good in a photo v.
sağlığa iyi gelmek be good for health v.
sağlığı iyi olmamak be in poor health v.
sayılarla arası iyi olmak be good with numbers v.
-se iyi olur ought v.
sınavda iyi yapmak do well in the exam v.
sınavı iyi geçmek (one's exam/test) go well v.
sindirime iyi gelmek be good for digestion v.
sözcüklerle arası iyi olmak be good with words v.
şimdi daha iyi hissetmek feel better now v.
tekrar iyi hissetmek feel better again v.
televizyonun karşısındaki en iyi koltuğu kapmak için yarışmak race for the best seats in front of the television set v.
topluluk/insanların/kalabalık önünde hitabeti/konuşma yapmakta iyi/olmak excel at public speaking v.
topluluk/insanların/kalabalık önünde hitabeti/konuşma yapmakta iyi/olmak be good at public speaking v.
uzun zamandan beri bir şeyi yapmadığı için onu iyi yapamamak be out of practice v.
ülkesini uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmek to represent his/her country at the highest level in the international arena v.
ülkesini uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmek represent his/her country in the best possible way in the international arena v.
yaptığı iyi olmamak put up a poor show v.
yatakta iyi olmak be good in bed v.
yüksek/iyi notlar almak get good grades v.
zamanı iyi değerlendirmek make use of the time well v.
zamanı iyi kullanmak use the time well v.
zamanını iyi kullanmak use one's time well v.
zamanını iyi kullanmak make the best of one's time v.
ailesine iyi bakan kimse a good provider n.
alınan en iyi verim thruput n.
anlatılan konuyu dinleyicilerin daha iyi anlamasına yardımcı olmaya yönelik işaretlerin kullanıldığı bir teknik signposting n.
beklenmedik sorunlarla iyi başa çıkabilme forehandedness n.
besinlerle arası iyi olmama cause to feel sick due to food or drink n.
beysbolda çok sayıda iyi vuruşun yapıldığı oyun slugfest n.
bilgisayar oyunlarında bir oyunun konusunun ve temel oyun mekaniğinin ne kadar iyi tasarlanmış ve oyunda ne kadar verimli bir şekilde uygulanmış olduğunu ifade eden sözcük gameplay n.
bilgisayarı iyi bilen kullanıcı power user n.
bir kimsenin iyi özellikleri good qualities n.
bir kimsenin iyi özellikleri a person´s good qualities n.
bir kişinin en iyi yaptığı şey forte n.
bir toplantı ya da partide geçirilen iyi vakit big time n.
birinin en iyi yaptığı iş forte n.
bordeaux cinsi en iyi kırmızı şarap cabernet n.
çevresiyle iyi geçinen kimse good mixer n.
çok iyi alpha plus n.
çok iyi funkiness n.
çok iyi bir iş a plum post n.
çok iyi bir iş a plum job n.
çok iyi işitme acute hearing n.
çok iyi kişi beauty n.
çok iyi şans best of luck n.
çok iyi şey beauty n.
daha iyi bir açı a better angle n.
daha iyi bir duruma getirme uplift n.
daha iyi kalite better quality n.
daha iyi konum better position n.
daha iyi maaşlı iş better paid job n.
daha iyi olanaklar better opportunities n.
daha iyi olma betterness n.
daha iyi performans sergileme outperformance n.
daha iyi pozisyon better position n.
daha iyi uymak (duruma) fit better n.
daha iyi yaşam koşulları better living conditions n.
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı/durum potemkin village n.
dışarıdan etkileyici görünüp aslında çok iyi olmayan yapı/durum potyomkin village n.
dil öğrenmenin en iyi yolu the best way to learn language n.
duygusal iyi oluş emotional well-being n.
dünyanın en iyi şaraplarının üretildiği fransa'da malikane chateau mouton rothschild n.
en iyi star n.
en iyi arkadaş best friend n.
en iyi çıkış yapan grup best newcomer band n.
en iyi çıkış yapan grup best new band n.
en iyi çocukluk arkadaşı best childhood friend n.
en iyi değer best value n.
en iyi dilekler best wishes n.
en iyi durum senaryosu best-case scenario n.
en iyi giysiler glad rags n.
en iyi giysiler best bib and tucker n.
en iyi kaliteyi simgeleyen harf a n.
en iyi kestirici best estimator n.
en iyi kısım cream n.
en iyi kısım tidbit n.
en iyi kısım titbit n.
en iyi kısım the best part n.
en iyi kısım the fat n.
en iyi kitaplar best books n.
en iyi köy ödülü the best village award n.
en iyi lokma tidbit n.
en iyi lokma titbit n.
en iyi on the top ten n.
en iyi oyuncu powerhouse n.
en iyi örnek paragon n.
en iyi satanlar listesi the bestsellers list n.
en iyi senaryo best-case scenario n.
en iyi seviyeye getirme optimization n.
en iyi seviyeye getirme optimisation n.
en iyi sığır eti prime beef n.
en iyi smaççı best smasher n.
en iyi smaçör best smasher n.
en iyi tahmin best guess n.
en iyi teknik yaklaşım best technical approach n.
en iyi uygulamalar best practices n.
en iyi uygulamalar best practises n.
en iyi üniversite the best university n.
en iyi video geri dönüşü best video return n.
en iyi yedek hot spare n.
en iyi yedek hot standby n.
en iyi yöntemler best practises n.
en iyi zamanı in season n.
en iyi/en yakın arkadaş best friend n.
en yüksek/iyi performans the highest performance n.
eski iyi haline getirme refurbishment n.
geçen on yılın en iyi filmleri the best movies of the past decade n.
geçtiğimiz on yılın en iyi filmleri the best movies of the past decade n.
gelmiş geçmiş en iyi all-time best n.
gelmiş geçmiş en iyi takım best team ever n.
hangi seçeneğin daha iyi olduğu hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
hayatının en iyi günü best day of your life n.
hedefi iyi vuramayan kimse a poor shot n.
hem iyi hem kötü mixed blessing n.
hem iyi hem kötü a curate's egg n.
her şeyin nihayetinde iyi ile sonuçlanacağına inanan düşünce akımı agathology n.
her şeyin nihayetinde iyi ile sonuçlanacağına inanan düşünce akımı agathism n.
içindeki potansiyelini iyi kullanmaktan doğan memnuniyet self-fulfillment n.
içindeki potansiyelini iyi kullanmaktan doğan memnuniyet fulfillment n.
içindeki potansiyelini iyi kullanmaktan doğan memnuniyet self-fulfilment n.
içindeki potansiyelini iyi kullanmaktan doğan memnuniyet fulfilment n.
iki müzik grubunun ya da müzisyenin kimin daha iyi olduğunu görmek için karşı karşıya gelmesi rock off n.
insanlar ile iletişimi iyi olmayan/zayıf olan kimse poor communicator n.
insanlar ile sağlıklı/iyi iletişim kuramayan kimse poor communicator n.
insanlara iyi geçinme being a people person n.
insanlarla iyi geçinen birisi olma being a people person n.
iyi (bir) iş decent work n.
iyi (ibranice) tov n.
iyi adam topper n.
iyi adam good man n.
iyi adam trump n.
iyi adam good guy n.
iyi akademik durum good academic standing n.