a - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

a

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "a" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 10 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
a n. ingiliz alfabesinin birinci harfi
a n. (herhangi) bir
a n. belirli bir tür veya nitelikteki
a n. en yüksek not
a n. bir
a n. en iyi kaliteyi simgeleyen harf
Technical
a argonun simgesi
a amperin simgesi
a atom ağırlığı
Linguistics
a miktar belirtir

Bedeutungen, die der Begriff "a" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
assert a claim v. bir iddia öne sürmek
get a fever v. ateşi olmak
give a speech v. konuşma yapmak
go on a walk v. yürüyüşe çıkmak
have a bath v. yıkanmak
leave a mark v. iz bırakmak
raise a claim v. bir iddia öne sürmek
a little bit adv. birazcık
a little bit adv. azıcık
General
(a bugle) to blow v. boru çalmak
(a bulb) flash on and off v. yanıp sönmek (lamba)
(a car) to hit v. araba çarpmak
(a certain thing) give someone a headache v. bir işten dolayı başı ağrımak
(a garment/cloth etc) be taken v. daraltılmak
(a house etc) overlook the sea v. denizi görmek
(a movie) come out v. vizyona girmek
(a question) apply/relate to (someone) v. sorunun muhatabı olmak
(a single) get (someone) to number one in the chart v. listede bir numaraya taşımak
(economy, budget) to have a deficit v. açık bulunmak
(finally) realize a desirable condition v. adama dönmek
(for a place) be deserted v. fareler cirit atmak
(for a pregnant woman) have an abortion v. düşük yapmak
(for a teacher) give a student hard time in school v. bir öğrenciye takmak
(never/hardly) miss a trick v. (genelde olumsuz) fırsatı kaçırmamak
(not) harm a hair of somebody's head v. birinin kılına bile dokunmamak
(of a suspected criminal) be sought by the police for questioning v. aranılmak
(police) take control of a road v. yolu tutmak
a fight for life v. yaşam savaşı vermek
a person's blood sugar level rocket up/shoot up v. şekeri azmak
a problem arise v. sorun oluşmak
accept a bribe v. rüşvet yemek
accept a case v. davayı kabul etmek
accomplish a result v. sonuç almak
achieve a dream v. hayale ulaşmak
achieve a phenomenal success v. tarihi bir başarıya imza atmak
achieve a significant breakthrough in v. önemli bir çığır açmak
achieve a solution v. çözüme ulaşmak
acquire a franchise v. franchise almak
acquire a taste v. dadanmak
act a little strange lately v. son zamanlarda biraz garip davranmak
act as a broker v. brokerlik yapmak
act as a broker v. komisyonculuk yapmak
act as a go-between v. köprü olmak
act as a prostitute v. fuhuş yapmak
act in a hostile manner v. kavgacı davranmak
act in a particular manner v. davranış sergilemek
act in a tv show v. dizide oynamak
add a clause in the contract v. anlaşmaya madde koymak
add a layer v. kat eklemek
add a storey v. kat çıkmak
addict someone to a drug or alcohol v. birini uyuşturucuya veya alkole alıştırmak
address a need v. gereksinim karşılamak
address a problem v. bir problemi ele almak
administer a medicine v. ilaç vermek
admit a patient to a hospital v. hasta yatırmak
adopt a child v. evlatlığa kabul etmek
adopt a manner v. tavır sergilemek
adopt a method v. yönteme başvurmak
adopt a particular attitude v. tavır almak
adopt a philosophy v. felsefe edinmek
adopt a policy v. politika gütmek
adopt a procedure v. prosedür uygulamak
adopt quality as a principle v. kaliteyi ilke edinmek
advise a draft v. poliçenin keşidesini bildirmek
affect in a negative way v. olumsuz anlamda etkilemek
aggravate a problem v. bir sorunu ağırlaştırmak
aim a gun at someone v. birisine nişan almak
aim a gun towards v. üzerine silah doğrultmak
allege as a pretext v. mazeret olarak göstermek
announce someone over a loudspeaker v. hoparlörle birini anons etmek
answer a call v. çağrıyı yanıtlamak
anticipate a favorable reply v. olumlu cevap beklemek
appear as a guest on a tv show v. konuk olarak katılmak (bir tv programına vb)
apply a cold compress v. soğuk kompres uygulamak
apply a project v. proje uygulamak
apply a salve v. merhem sürmek
apply for a grant v. bursa başvurmak
apply for a loan v. kredi için başvurmak
apply for a loan v. krediye başvurmak
apply for a scholarship v. bursa başvurmak
appoint a person as an agent v. vekil tayin etmek
arouse a feeling in someone v. duygu uyandırmak
arouse a feeling of v. ...hissi uyandırmak
arrange a festival v. festival düzenlemek
arrange a meeting v. görüşme ayarlamak
arrange in a row v. dizilemek
arrange in a row v. dizmek
arrive at a decision or opinion v. hükme bağlamak
ascribe a meaning to v. anlam yüklemek
ask a favor v. iyilik istemek
ask a favour v. minnet etmek
ask a favour v. müdana etmek
ask a favour of somebody v. ricada bulunmak
ask a lady her age v. bir bayana yaşını sormak
ask a lady's age v. bir bayana yaşını sormak
ask a tough question v. zor bir soru sormak
ask for a date v. çıkma teklifi etmek
ask for a discount v. fiyatta indirim istemek
ask for a favor v. bir iyilik istemek
ask for a fee v. ücret talep etmek
ask for a light v. ateş istemek
ask for a raise v. zam talep etmek
ask for a raise v. zam istemek
ask someone to relieve from a job v. affını istemek
assemble a meeting v. toplantı düzenlemek
assert a claim v. iddiada bulunmak
assert a claim v. bir iddiada bulunmak
assign a different meaning to v. farklı anlam yüklemek
assign a meaning v. anlam yüklemek
assign a seat v. yer/koltuk tahsis etmek
assign value to a variable v. değişkene değer atamak
assume a pose v. tavır takınmak
attack someone with a knife v. birine bıçakla saldırmak
attend a class v. derse girmek
attend a desire v. bir arzuyu yerine getirmek
attend a public meeting v. mitinge katılmak
attend a/the class v. dersi almak
attract a great deal of attention v. çok dikkat çekmek
attribute a meaning to v. anlam yüklemek
attribute a partner to god v. eşkoşmak
avoid a contract v. sözleşmeyi iptal etmek
avoid a scene v. olay/hadise/rezalet çıkmasına mani/engel olmak
award a contract v. ihale etmek
award a contract v. sözleşmeyi vermek
award a medal v. madalyayla ödüllendirmek
award somebody a certificate v. tasdikname vermek
award someone with a plaque v. plaketle ödüllendirmek
bang a nail v. çivi çakmak
base upon a scientific foundation v. bilimsel temele dayandırmak
be a bad judge of v. anlamamak
be a basis v. dayanak teşkil etmek
be a basis to v. esas oluşturmak
be a basis to v. esas olmak
be a bed of roses v. güllük gülistanlık olmak
be a bit lucky v. şansın yaver gitmek
be a burden to v. ağırlık olmak
be a burden to v. yük olmak
be a candidate in an election v. adaylığını koymak
be a charge on somebody v. yük olmak
be a cliché v. klişe olmak
be a comment on something v. bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak
be a committee member v. komite üyesi olmak
be a complete substitute v. aratmamak
be a counterbalance to v. -e denk olmak
be a cradle to (a civilization etc) v. beşiklik etmek
be a decent person v. adam gibi adam olmak
be a dedicated follower of a cult v. tarikata bağlı olmak
be a distant relative v. uzaktan akraba olmak
be a first v. bir ilk olmak
be a first in the world v. dünyada bir ilk olmak
be a fugitive from justice v. adaletten kaçmak
be a good friend of someone v. birinin iyi arkadaşı olmak
be a good judge of v. -in ne olduğunu bilmek
be a good person v. iyi biri olmak
be a green thumb v. çiçek yetiştirme yeteneğine sahip olmak
be a guarantor v. kefil olmak
be a guest on a tv show v. konuk olarak katılmak (bir tv programına vb)
be a laughing stock v. komik duruma düşmek
be a law unto oneself v. kafasına göre hareket etmek
be a lesson to v. kulağına küpe olmak
be a little late v. biraz geç kalmak
be a man of property v. mal mülk sahibi olmak
be a matter of indifference v. vız gelmek
be a member of a party v. partiye üye olmak
be a member of european union v. avrupa birliği üyesi olmak
be a model v. örnek olmak
be a mother to v. analık etmek
be a nervous wreck v. siniri bozulmak
be a part of solution v. çözümün bir parçası olmak
be a party to v. taraf olmak
be a party to v. katılmak
be a party to v. ortak olmak
be a party to v. desteklemek
be a person of distinction v. parmakla gösterilmek
be a picture of health v. turp gibi olmak
be a piece of v. parçası olmak
be a problem v. sorun olmak
be a protector v. bekçilik etmek (ilkelere vb)
be a pupil v. öğrenci olmak
be a reason for v. gerekçe oluşturmak
be a reflection v. yansıması olmak
be a regular customer of v. ayağı alışmak
be a resource v. kaynak olmak
be a shadow of one's former self v. eski halinden çok düşmüş olmak
be a short period of time v. az zaman kalmak
be a shot in the arm v. ilaç gibi gelmek
be a sign for v. bir göstergesi/kanıtı/belirtisi olmak
be a sign of the bad quality of something v. bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak
be a sign that v. haber vermek
be a sign to v. bir göstergesi/kanıtı/belirtisi olmak
be a slave v. kulluk etmek
be a spanner in something v. çomak sokmak
be a step ahead v. bir adım önde olmak
be a story v. haber olmak
be a stranger to v. bir şeye yabancı olmak
be a student v. öğrenci olmak
be a substitute for someone v. birine yedek olmak
be a sufferer by v. çekmek
be a talebearer v. laf taşımak
be a testament to v. bir göstergesi/kanıtı/belirtisi olmak
be a thing of the past v. mazi olmak
be a thorn in one's flesh v. içine dert olmak
be a threat v. tehdit oluşturmak
be a threat v. tehdit teşkil etmek
be a total fiasco v. beklentileri boşa çıkarmak
be a true copy of the original v. aslının aynısı olmak
be a victim of terorism v. terör kurbanı olmak
be a wannabe v. özenti olmak
be a weight off your mind v. sorundan kurtulmuş olmak
be a wet blanket v. oyunbozanlık etmek
be a witness to v. bir şeye işaret etmek
be a witness to v. -e şahitlik etmek
be a witness to v. tanık olmak
be all in a fluster v. çırpınmak
be an expert on a field v. bir şeyde uzman olmak
be an expert on a field v. bir alanda uzman olmak
be appointed (to a duty or office) v. tayini çıkmak
be as pissed as a newt v. dut gibi olmak
be as sick as a dog v. yataklara düşmek
be as sick as a dog v. yatak döşek hasta olmak
be as strong as a lion v. aslan kesilmek
be assaulted by someone with a gun v. silahlı saldırıya uğramak
be at a crossroads v. yol ayrımında olmak
be at a crossroads v. dönüm noktasında olmak
be at a disadvantage v. dezavantajlı olmak
be at a loss v. şaşırmak
be at a loss for words v. ağzında düğümlenmek
be at a premium v. tutulmak
be at a standstill v. hareket etmemek
be beset with a problem v. problem ile karşılaşmak
be beset with a problem v. bir sorunla karşılaşmak
be beset with a problem v. bir problemle karşılaşmak
be between a rock and a hard place v. iki arada kalmak
be born in a city v. şehirde doğmak
be brought to the er following a car accident v. bir araba kazasının ardından acile getirilmek
be burglarized a couple of times v. birkaç kez soyulmak
be caught in a cleft stick v. açmaza sürüklemek
be caught in a storm v. fırtınaya yakalanmak
be caught the eye of a good coach v. iyi bir antrenörün dikkatini çekmek
be champion three years in a row v. üç sene üst üste şampiyon olmak
be charged with criminal possession of a controlled substance in the first degree v. birinci dereceden yasaklı bir maddeyi üzerinde bulundurmaktan ötürü suçlanmak
be charged with criminal possession of a controlled substance in the third degree v. üçüncü dereceden yasaklı bir maddeyi üzerinde bulundurmaktan ötürü suçlanmak
be circulated as a rumour v. ağızdan ağıza yayılmak
be considered a crime v. suç sayılmak
be converted into a church v. kiliseye dönüştürülmek
be correct to a limited degree v. doğruluk payı olmak
be dependent on a condition v. şarta bağlı olmak
be desperate for a toilet v. tuvaleti gelmek
be desperate for a toilet v. tuvalete gitmek istemek
be desperate for a toilet v. çok sıkışmak
be disturbed by a bad smell v. burnunun direği kırılmak
be dogged by a problem v. problemle karşılaşmak
be dogged by a problem v. problem yaşamak
be dogged by a problem v. bir sorunla karşılaşmak
be drawn in the presence of a notary public v. noter huzurunda çekilmek
be drawn into a vortex v. girdaba sürüklenmek
be drawn into a vortex v. girdaba kapılmak
be drawn under the supervision of a notary public v. noter huzurunda çekilmek
be driving on a suspended driving licence v. ehliyetine geçici olarak el konulmuş olmasına rağmen araç kullanmak
be engaged in a lawsuit v. davalı olmak
be enough to make a saint swear v. dinden imandan çıkarmak
be entitled to a discount v. indirim almaya hak kazanmak
be entrusted with a task v. göreve getirilmek
be expecting a baby v. bebek beklemek
be expelled (from a group) v. çıkarılmak
be exposed to a danger v. tehlikeyle burun buruna gelmek
be faced with a crisis v. kriz yaşamak
be faced with a problem v. sorunla karşılaşmak
be in a bad condition v. kötü durumda olmak
be in a bad state v. kötü durumda olmak
be in a bad way v. meydanda kalmak
be in a bit of a jam v. darda olmak
be in a difficulty v. dara düşmek
be in a fix v. zor bir duruma düşmek
be in a fix v. ortada kalmak
be in a good mood v. keyfi yerinde olmak
be in a hurry v. acelesi olmak
be in a hurry to v. bir an evvel (yapmak) istemek
be in a mess v. karmakarışık olmak
be in a mess v. altüst olmak
be in a poor condition v. kötü durumda olmak
be in a position to v. durumda olmak
be in a rage v. zıvanadan çıkmak
be in a rage v. çileden çıkmak
be in a relationship with v. ilişki içinde bulunmak
be in a struggle for v. çaba içinde olmak
be in a struggle for v. çabası içinde olmak
be in a tight corner v. zor durumda olmak
be in a tight situation v. iki arada bir derede kalmak
be in a wheelchair one’s entire life v. hayatı boyunca tekerlekli sandalyede olmak
be in the forefront of (a movement) v. bayraktarlık etmek
be inducted as a governor v. vali olarak atanmak
be involved in a fight v. kavgaya karışmak
be kept as a back up v. yedekte bulundurulmak
be killed by a firing squad v. kurşuna dizilmek
be killed in a burglary v. bir soygun sırasında öldürülmek
be killed in a burglary v. bir soygunda öldürülmek
be locked in a close embrace v. sarmaş dolaş olmak
be married into a (family) v. bir aileye gelin gitmek
be no longer a problem v. problem olmaktan çıkmak
be of a certain age v. yaşı kemale ermek
be offered/given a seat v. (otobüste vb) yer verilmek
be on a better footing than ever v. araları her zamankinden daha iyi olmak
be on a diet v. rejim yapmak
be on a leave of absence v. izinde olmak
be on a natural high v. çok mutlu olmak
be on a salary v. maaş almak
be on the edge of a cliff v. uçurumun kenarında olmak
be on the lookout for a suitable opportunity v. bir fırsatını kollamak
be out in a year with good behaviour v. iyi halden bir senede çıkmak
be possessed by a demon v. (içine) cin/ruh girmek
be put in charge of a newly-formed investigative unit v. yeni kurulmuş bir araştırma biriminin başına getirilmek
be rather a recent application v. yeni yeni uygulanıyor olmak
be rejected for a job v. işe kabul edilmemek
be seated next to a female v. bayan yanına bilet verilmek
be seized by a fit of laughter v. zembereği boşalmak
be sly as a fox v. tilki gibi kurnaz olmak
be sold at a very cheap price v. bedavaya gitmek
be somewhat of a v. biri kendi çapında bir ... olmak
be somewhat of a v. gibi bir şey olmak
be spotted by a plane v. (kazazedeler için kullanılır) bir uçak tarafından fark edilmek
be still in a critical condition v. hayati riski atlatamamak
be subjected to a test v. teste tabi tutulmak
be sucked into a maelstrom v. girdaba kapılmak
be sucked into a vortex v. girdaba sürüklenmek
be sucked into a whirlpool v. girdaba sürüklenmek
be taken as a reference v. referans alınmak
be taken for a fool v. enayi yerine konmak
be taken to hospital suffering a suspected broken leg/arm v. kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak
be the right person for a job v. adamı olmak
be treated as a fool v. enayi yerine konmak
be turned a blind eye v. gözardı edilmek
be turned into a screenplay v. beyaz perdeye aktarılmak
be unable to find a job v. bir baltaya sap olamamak
be unable to get one's tongue around a word v. dili dönmemek
be unable to settle a matter v. işin içinden çıkamamak
be under a ban v. yasaklanmak
be under a cloud of suspicion v. şüphe altında olmak
be up shit creek (without a paddle) v. hapı yutmak
be up the creek (without a paddle) v. hapı yutmak
be up the creek (without a paddle) v. ayvayı yemek
be washed up onto a shore v. karaya vurmak
bear a grudge v. kin beslemek
bear a grudge v. düşmanlık beslemek
bear a grudge against v. kuyruk acısı olmak
bear a grudge against v. kin duymak
bear a message v. mesaj iletmek
bear a resentment v. kin beslemek
bear a resentment v. garezi olmak
bear a striking resemblance to v. tam bir kopyası olmak
bear somebody a grudge v. kin beslemek
bear somebody a grudge v. kin duymak
beat a charge v. cezadan kurtulmak
beat a child v. bir çocuğu dövmek
beat a path v. yol açmak
beat a record v. rekora imza atmak
beat a retreat v. vazgeçmek
beat somebody into a jelly v. pestilini çıkarmak
beat somebody to a jelly v. pestilini çıkarmak
beat somebody to a pulp v. eşek sudan gelinceye kadar dövmek
beat with a hammer v. balta ile vurmak
become a bride v. gelin olmak
become a burden v. zulüm olmak
become a city v. il olmak
become a cliche v. klişeleşmek
become a dad v. baba olmak
become a desert v. çöl olmak
become a doctor v. doktor olmak
become a dominant player in the market v. piyasada hakim olmak
become a family v. aile olmak
become a foreman v. ustabaşı olmak
become a franchisee v. acente olmak
become a habit v. adet olmak (bir davranış vb)
become a highly controversial topic v. tartışılır hale gelmek
become a highly controversial topic v. son derece tartışmalı bir konu halini almak
become a huge celebrity v. büyük bir şöhret kazanmak
become a legend v. efsane halini almak
become a mess v. çorbaya dönmek
become a mother v. anne olmak
become a nation v. ulus halini almak
become a nuisance v. çekilmez bir hale gelmek
become a nuisance v. çekilmez hale gelmek
become a parent v. evlat sahibi olmak
become a part of an activity v. devreye girmek
become a popular hangout v. uğrak mekan haline gelmek
become a popular place to go v. uğrak mekan olmak
become a puddle v. göl olmak
become a putty in one's hands v. oyuncağı olmak
become a regular at v. abone olmak
become a requirement v. gerekli bir hal almak
become a routine v. rutinleşmek
become a saint v. ermek
become a scandal v. bir skandala dönüşmek
become a society v. toplumlaşmak
become a stamping ground v. uğrak mekan halini almak
become a subject of gossip v. dile düşmek
become a teacher v. öğretmen olmak
become a teetotal v. yeşilaycı olmak
become a threat v. tehdit oluşturmak
become a town v. ilçe olmak
become a tradition v. gelenek halini almak
become a transhipment point v. bir aktarma noktası haline gelmek
become a very hot issue v. gündeme bomba gibi düşmek
become a worry v. dert olmak
become famous at a young age v. küçük yaşta şöhreti yakalamak
become into a long-winded story v. yılan hikayesine dönmek
become like a prison to v. zindan olmak
begin a career v. meslek hayatına atılmak
behave in a relaxed manner v. rahat davranmak
behave like a beast v. canavarlaşmak
behave like a know it all v. hariçten gazel okumak
bend a spoon (paranormal terminology) v. kaşık bükmek
bend a spoon (paranormal terminology) v. bir kaşığı bükmek
bestow a favour v. iyilik etmek
bestow a favour v. iyilikte bulunmak
bestow a privilege upon v. iltimas geçmek
bestow a prize v. ödül vermek
bet on a horse race v. altılı oynamak
bet on a losing racehorse v. kaybeden ata oynamak
betray a secret v. sır vermek
bind someone to a specific or a certain condition v. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement v. şarta bağlamak
bind with a promise to wed v. söz yüzüğü takmak
blaze a trail v. (yol olmayan bir yerde) yol yapmak
blaze a trail v. çığır açmak
blow a raspberry v. yuhalamak
blow up a bomb v. bomba patlatmak
bone up on a subject v. kısa zamanda bir konuyu çalışıp öğrenmek
book a place at the hotel v. otelde yer ayırtmak
book a room at the hotel v. otelde oda ayırtmak
book a room at the hotel v. otelde yer ayarlamak
bore a hole v. delik delmek
bore a hole in v. delik açmak
bore a hole in v. azıcık çürütmek (bir fikri)
borrow a book v. ödünç kitap almak
borrow a loan v. kredi almak
break a code v. kod kırmak
break a contract v. sözleşmeyi bozmak
break a drug addiction v. uyuşturucu kullanmayı bırakmak
break a habit v. kötü alışkanlıktan kurtulmak
break a heart v. kalp kırmak
break a promise v. sözünü tutmamak
break a seal v. mührü kırmak
break a will v. vasiyeti ihlal etmek
break a will v. bir vasiyeti bozmak
break oneself of a habit v. kurtulmak
break rudely in a conversation v. hariçten gazel okumak
break the terms of a contract v. sözleşme hükümlerini ihlal etmek
break up a family v. yuva yıkmak
breathe a sigh of relief v. rahat bir nefes almak
bring a matter to a solution v. çözüm üretmek
bring a new dimension to v. yeni bir boyut getirmek
bring a new perspective v. yeni bir bakış açısı getirmek
bring a prosecution against v. soruşturma açmak
bring a suit v. dava açmak
bring a trouble in the past v. geçmişte başına iş açmak
bring about a marriage v. evliliği gerçekleştirmek
bring down a gang v. çete çökertmek
bring forward a proposal v. öneri götürmek
bring into a different state v. farklı bir duruma getirmek
bring on a headache v. baş ağrısına neden olmak
bring someone to the verge of a nervous breakdown v. sinir krizinin eşiğine getirmek
bring something to a successful conclusion v. başarılı bir şekilde bitirmek
bring to a close v. sonuna getirmek
bring to a halt v. durma noktasına getirmek
bring to a head v. karar noktasına getirmek
bring to a standstill v. sekteye uğratmak
bring up (a matter) repeatedly v. dilden düşürmemek
bring up a baby v. bebek büyütmek
build a caring society v. duyarlı bir toplum yaratmak/inşa etmek
build a dam v. baraj inşaa etmek
build a facility v. tesis kurmak
build a foundation v. zemin yaratmak
build a harbour v. liman yapmak
build a model plane v. maket uçak yapmak
build a nest v. yuva kurmak
build a project v. proje oluşturmak
build a raft v. bir sal yapmak
build a relationship v. bir ilişki kurmak
build a reputation v. ün yapmak
build a reputation v. itibar yapmak
build a sewer v. lağım açmak
build a shack v. gecekondu yapmak
build a ship v. gemi yapmak
build a website v. web sayfası hazırlamak
build a website v. websitesi kurmak
build a website v. web sitesi yapmak
build a website v. websitesi oluşturmak
build up a profile v. profil çıkarmak
build up a profile v. profilini çıkartmak
burn a dead body v. ölü yakmak
burn someone with a lighted cigarette v. üzerinde sigara söndürmek
buy a beer v. bira almak
buy a cleaning robot v. temizlik robotu almak
buy a franchise v. franchise almak
buy a house v. ev almak
buy a house v. ev satın almak
buy a plane v. bir uçak almak
call a halt v. son vermek
call a halt v. durdurmak