good - Türkçe İngilizce Sözlük

good

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

good — Definition

Anlamı ve Tanımı:
iyi, yararlı
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡʊd/ – BrE /ɡʊd/)
Terim Türü:
Sıfat
Olumlu nitelik, ahlaki değer veya uygunluk durumunu tanımlayan sözcüktür; bağlama göre çok geniş anlam alanı taşır. Eski İngilizce gōd kökeni, doğruluk ve uygunluk fikrini temel değer olarak dile yerleştirir.
Eş Anlamlılar:
beneficial
Zıt Anlamlılar:
bad

"good" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
good s. güzel
This is all well and good, but the regulation did have two weaknesses.
Bunların hepsi iyi ve güzel, ancak düzenlemenin iki zayıf noktası vardı.

More Sentences
good s. hayırlı
Good for all of us and the next generations.
Hepimize ve gelecek nesillere hayırlı olsun.

More Sentences
good s. iyi
Garlic is good for your immune system.
Sarımsak bağışıklık sisteminize iyi gelir.

More Sentences
Genel
good i. yarar
Every failed summit does more harm than good, as it brings on a mood of resignation.
Başarısızlıkla sonuçlanan her zirve, bir yılgınlık havasına yol açtığı için yarardan çok zarar getirir.

More Sentences
good i. menfaat
Tom should quit for the good of the agency.
Tom, acentenin menfaatı icabı işi bırakmalıdır.

More Sentences
good i. fayda
It does no harm, it does some good.
Zararı yok, biraz da faydası var.

More Sentences
good i. iyilik
The use of white and black symbolizes good and evil.
Beyaz ve siyah renklerin kullanımı iyilik ve kötülüğü simgelemektedir.

More Sentences
good s. taze
I wonder if this milk is still good.
Acaba bu süt hala taze mi?

More Sentences
good s. çok
I see a good number of familiar faces.
Çok sayıda tanıdık yüz görüyorum.

More Sentences
good s. yerinde
Today, I have a good appetite.
Bugün iştahım yerinde.

More Sentences
good s. hoş
This all sounds good on paper but it depends entirely on the political will to implement.
Tüm bunlar kağıt üzerinde kulağa hoş gelse de tamamen siyasi iradenin uygulamasına bağlıdır.

More Sentences
good s. büyük
The European Commission will examine a good number of them.
Avrupa Komisyonu bunların büyük bir kısmını inceleyecektir.

More Sentences
good s. yararlı
Tom gave me three good pieces of advice.
Tom bana üç tane yararlı tavsiye verdi.

More Sentences
good s. doğru
Nor will there be a European code of good conduct for companies.
Şirketler için bir Avrupa doğru davranış kuralları da olmayacaktır.

More Sentences
good s. emin
We're in good hands.
Emin ellerdeyiz.

More Sentences
good s. uslu
Tommy is such a good boy!
Tommy ne kadar uslu bir çocuk!

More Sentences
good s. faydalı
He gave me some good advice.
Bana faydalı tavsiyeler verdi.

More Sentences
good s. sağlam
She gave him a good kick.
Ona sağlam bir tekme attı.

More Sentences
good s. dolgun
Tom gets a very good salary.
Tom'un maaşı dolgun.

More Sentences
good s. iyi
Garlic is good for your immune system.
Sarımsak bağışıklık sisteminize iyi gelir.

More Sentences
good s. yetenekli
The taught told my parents that I'm a good student.
Öğretmen aileme yetenekli bir öğrenci olduğumu söylemiş.

More Sentences
good s. uygun
This crisis makes it hard to find a car at a good price.
Bu krizde uygun fiyata araba bulmak zor iş.

More Sentences
good s. verimli
A thousand years ago this land was green and good.
Bin sene önce bu bölgeler verimli ve yeşillik idi.

More Sentences
good s. yararına olan
I think it is good for students to clean their classroom.
Kendi sınıflarını temizlemenin, öğrencilerin yararına olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
good s. iyi durumda
These tires are quite good.
Bu lastikler epey iyi durumda.

More Sentences
good s. yakın
Tom is a good sort.
Tom cana yakın biridir.

More Sentences
good ünl. sevgili
So, in this respect, I disagree with my good friend, Charles Tannock.
Bu bakımdan sevgili dostum Charles Tannock'a katılmıyorum.

More Sentences
Teknik
good s. uygun
This crisis makes it hard to find a car at a good price.
Bu krizde uygun fiyata araba bulmak zor iş.

More Sentences
Genel
good i. hayır
good i. hasenat
good i. salah
good i. doğruluk
good i. kazanç
good i. çıkar
good i. etik olan şey
good i. evrenin ahlaki düzeni ile uyumlu olan şey
good i. nihai hedef
good i. nihai hedef için araç
good i. insanların ahlaki açıdan övgüye layık yönleri
good i. belirli bir avantaj veya fayda
good i. istenilen şey
good i. emek harcanan şey
good i. faydalı şey
good i. ekonomik faydası olan şey
good i. ekonomik bir talebi karşılayan şey
good i. asli değeri bulunan, taşınabilir ve maddi kişisel servet
good i. kumaş
good i. bez
good i. orta kalite etin resmi puanı
good f. sağlamlaştırmak
good s. hünerli
good s. oldukça
good s. itaatli
good s. cömert
good s. sıhhatli
good s. güvenilir
good s. mükemmel
good s. rabıtalı
good s. münasip
good s. dolu dolu
good s. cici
good s. şerefli
good s. muteber
good s. çürümüş olmayan
good s. sağlığa yararlı
good s. çok iyi
good s. sağlıklı
good s. makbul
good s. bereketli
good s. hasadı bol olan
good s. iyi mahsul veren
good s. istenen sonuca götüren
good s. kazanç getiren
good s. onay içeren
good s. takdir eden
good s. onaylayan
good s. özel günler için saklanan
good s. yırtık pırtık olmayan
good s. yıpranmamış
good s. en iyisi olan
good s. sahte olmayan
good s. hakiki
good s. değerini koruyan
good s. değer yitirmemiş
good s. kazançlı
good s. karlı
good s. avantajlı
good s. ince zekası ile eğlendiren
good s. eğlenceli
good s. zeki
good s. matrak
good s. neredeyse karara bağlanmış
good s. hemen hemen çözülmüş
good s. kesin
good s. somut
good s. mevcut
good s. gerçek
good s. yaptırımı olan
good s. bağlayıcılığı olan
good s. onaylı
good s. tanınan
good s. kabul edilen
good s. önemli ayırt edici özelliklere dayanan (takson)
good s. sınıflandırmak için yeterli dayanağı bulunan (takson)
good s. geçerli olarak yayınlanmış (takson)
good s. fark gözeten
good s. seçkin
good s. vasatın üstü olup mükemmel olmayan (bilimsel çalışma)
good s. belirli bir ideale uygun
good s. ahlak ve erdemlilik standardına uygun
good s. bütünüyle övgüye değer
good s. faziletli
good s. erdemli
good s. saf
good s. kötülükten uzak
good s. mutlak değeri olan
good s. içsel değeri olan
good s. aristokrasiye mensup
good s. ayrıcalıklı sosyal sınıfa mensup
good s. asil
good s. saygıdeğer
good s. şahane (şehir, gemi)
good s. sosyal mevkii yüksek olan
good s. yüksek statülü
good s. sadık
good s. çok sevilen
good zf. neredeyse
good zf. yeterli şekilde
good zf. ustaca
good zf. yeterince
good zf. başarılı şekilde
good zf. ikbal ve saadetle
good zf. refahla
good zf. bütünüyle
good zf. etraflıca
good zf. büsbütün
good ünl. pekala
good ünl. oh
good ünl. pek kıymetli
Ticaret/Ekonomi
good i. tüketiminden insanların fayda veya tatmin elde ettiği her şey
good s. tahsili mümkün (senet)
Mutfak
good s. yüksek kaliteli etlere göre daha çok yağsız kası ve daha az yağı bulunan (et)
Spor
good s. tenis gibi porlarda sahanın uygun yerine düşen (servis veya atış)
good s. başarılı (atış, vuruş)
Osmanlıca
good s. kerim
good s. muteber
good s. kifayetli
good s. sahih
Eski Kullanım
good ünl. muhterem
good ünl. sayın

"good" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
good luck i. uğur
good friend i. iyi arkadaş
good manners i. görgü
of good quality s. kaliteli
of good manners s. görgülü
Genel
good manners i. terbiye
good guy i. iyi adam
good manner i. iyi terbiye
good will i. sağistem
good fortune i. iyi talih
good fellowship i. arkadaşlık
good weather i. iyi hava
good samaritan i. merhametli insan
good example i. iyi örnek
good offices i. iyi niyet
good fellowship i. dostluk
good times i. iyi zamanlar
good friday i. isa'nın çarmıha gerildiği günün yıldönümü
good luck i. iyi şans
good deal i. iyi el
good faith i. güven (birine karşı beslenen)
a good turn i. bir iyilik
good nature i. iyi mizaç
good fortune i. ongunluk
good luck i. akyazı
a good deed i. salih amel
good health i. iyilik
good luck i. talih kuşu
good name i. yüzakı
good hand i. gayretli işçi
good friday i. kutsal cuma
good hand i. çalışkan işçi
good news i. sava
a good bit i. hayli
good samaritan i. (başkalarına) çıkarı olmadan yardım eden kimse
good fortune i. bahtiyarlık
good word i. iyi söz
good humoredness i. şakacılık
certificate of good health i. temiz raporu
good manners i. adap
a good while i. uzun bir süre
good person i. iyi insan
a good way i. çok uzak
good luck i. baht
unclaimed good i. sahipsiz mal
want of good manners i. terbiyesizlik
good naturedness i. iyi huyluluk
a good long time i. hayli uzun zaman
good hand i. hamarat işçi
a good bit i. oldukça
a good sign i. hayra alamet
good behaviour i. usluluk
good for nothing i. beceriksiz
domestic good i. yerli malı
a good distance i. uzun bir mesafe
final good i. nihai mal
a person´s good qualities i. bir kimsenin iyi özellikleri
a good loser i. oyunu kaybedince kızmayan kimse
good news i. muştu
good fortune i. şans
good company i. hoşsohbet
good old i. canım
the good i. iyi insanlar
good fortune i. talih
good works i. hayır işleri
good health i. sağlıklı olma
good sense i. akıllılık
good friday i. paskalya yortusundan önceki cuma
good sense i. aklıselim
a good mixer i. sosyal kimse
good works i. sevap
good judgment i. iyi karar
good sense i. iyi duyu
good bargain i. kelepir
a good mixer i. sokulgan kimse
good housekeeping i. hamaratlık
good manners i. görgü
cape of good hope i. ümit burnu
good luck i. şans
leather good i. deri eşya
good news i. erim
good judgement i. iyi karar
good luck i. bol şans
state of good quality i. iyi kalitede olma durumu
rules of good manners i. görgü kuralları
good temper i. iyi huy
the rules of good manners i. edep erkan
good deed i. sevap
good manners i. terbiyeli olma
good chance i. büyük olasılık
certificate of good conduct i. iyi hal kağıdı
good faith i. iyiniyet
good shot i. nişancı
good conduct i. ahlaklılık
the ultimate good i. en büyük iyilik
good book i. iyi kitap
good taste i. zevk
good news i. müjde
good will i. hüsnüniyet
good taste i. sağbeğeni
good name i. namus
tinned good i. konserve gıda
good book i. incil
certificate of good service i. bonservis
good shoot i. atıcı
good sport i. şaka kaldırabilen kimse
a good turn i. iyilik
good humor i. hoş mizaç
good looks i. güzellik
good conduct i. aktöre
good luck i. kadem
bearer of good tidings i. müjdeci
good offices i. arabuluculuk
good old i. güzelim
good intention i. sağistem
good shape i. iyi şekil
good luck charm i. iyi şans duası
good old times i. özlem duyulan eski güzel günler
good mixer i. uyumlu kimse
good taste i. beğeni
good temperedness i. iyi serleşmişlik
good person i. insan evladı
good judgement i. mantık
good shepherd i. iyi kılavuz
good buy i. kelepir
good mixer i. sokulgan kimse
good faith i. niyetin ciddiliği
good shot i. atıcı
good faith i. itimat
good deal i. birçok
common good i. amme menfaati
good looks i. yakışıklılık
public good i. kamusal mal
good hope i. ümit burnu
a good mouser i. avcı kedi
a good provider i. ailesine iyi bakan kimse
good qualities i. bir kimsenin iyi özellikleri
good condition i. iyi durum
good form i. görgü kuralları
good mixer i. çevresiyle iyi geçinen kimse
a good judge of character i. adam sarrafı
good fortune i. baht
good man i. iyi adam
good quality i. iki vasıf
good faith i. hüsnüniyet
good faith i. iyi niyet
good quality i. iyi kalite
good job i. iyi iş
unexpected good luck i. devlet kuşu (konmak)
good humour i. güleryüzlülük