uygun - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

uygun



"uygun" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 151 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
uygun fit s.
uygun proper s.
uygun appropriate s.
uygun convenient s.
uygun favorable s.
uygun suitable s.
General
uygun match i.
uygun concordant s.
uygun in good taste s.
uygun apropos s.
uygun logical s.
uygun opportune s.
uygun consonant s.
uygun well s.
uygun amenable s.
uygun square s.
uygun pertinent s.
uygun relevant s.
uygun correct s.
uygun keen s.
uygun orthodox s.
uygun viable s.
uygun suited s.
uygun timely s.
uygun conformable s.
uygun congruent s.
uygun available s.
uygun congenial s.
uygun consistent s.
uygun expedient s.
uygun fitted s.
uygun becoming s.
uygun decent s.
uygun likely s.
uygun coherent s.
uygun consonantal s.
uygun comely s.
uygun congruous s.
uygun apposite s.
uygun done s.
uygun favourable s.
uygun optimal s.
uygun agreeable s.
uygun fitting s.
uygun seemly s.
uygun felicitous s.
uygun friendly s.
uygun happy s.
uygun propitious s.
uygun accommodating s.
uygun normal s.
uygun calculated s.
uygun equal s.
uygun qualified s.
uygun apt s.
uygun answerable s.
uygun seasonable s.
uygun eligible s.
uygun commensurate s.
uygun worthy s.
uygun allowable s.
uygun pursuant s.
uygun comparative s.
uygun popular s.
uygun prosperous s.
uygun reasonable s.
uygun savoury s.
uygun open s.
uygun sufficient s.
uygun due s.
uygun ripe s.
uygun appropriate s.
uygun advisable s.
uygun right s.
uygun corresponding s.
uygun suitable s.
uygun convenient s.
uygun fair s.
uygun applicative s.
uygun approbative s.
uygun approbatory s.
uygun agreeable to s.
uygun strategic s.
uygun suited to s.
uygun suitable for s.
uygun harmonious s.
uygun appropriate for s.
uygun acceptable s.
uygun adequate s.
uygun applicable s.
uygun befitting s.
uygun concurrent s.
uygun good s.
uygun decorous s.
uygun savory s.
uygun feasible s.
uygun matching s.
uygun matched s.
uygun okay s.
uygun presentable s.
uygun tailor-made s.
uygun proportionate s.
uygun idoneous s.
uygun adaptable s.
uygun cool s.
uygun ideal s.
uygun favorable s.
uygun accordable [obsolete] s.
uygun accordant s.
uygun in step with zf.
uygun fairly zf.
uygun concurrently with zf.
uygun in tune zf.
uygun for ed.
Colloquial
uygun a bit of all right
Idioms
uygun fair enough
uygun good and proper
uygun right and proper
Trade/Economic
uygun admissible
uygun right
uygun due
Law
uygun warrantable
uygun consistent
uygun compatible
uygun proper
Politics
uygun realistic
uygun competent
Technical
uygun conforming
uygun compatible
uygun favorable
uygun coherent
uygun feasible
uygun good
uygun applicable
uygun adequate
uygun advisable
uygun acceptable
uygun convenient
uygun proper
uygun appropriate
uygun suitable
uygun proportionate
uygun favourable
Computer
uygun compatible
Informatics
uygun best fit
Math
uygun congruent
Biochemistry
uygun optimum
Archaic
uygun meet
British Slang
uygun furry muff!
uygun fairy snuff!
uygun hairy muff!

"uygun" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
uygun görmemek disapprove f.
uygun olmak suit f.
uygun bulmak approve f.
uygun gelmek suit f.
uygun zaman convenience i.
uygun olmayan improper s.
mevsime uygun seasonable s.
uygun olmayan inappropriate s.
modaya uygun fashionable s.
akla uygun sensible s.
uygun bir şekilde properly zf.
General
uygun bulmamak discommend f.
uygun olmak be cut out for f.
uygun düşmek (bir yere/çevreye/gruba vb'ne) fit in f.
uygun olmak lend itself to f.
ahlaka uygun kılmak ethicise f.
tedavinin uygun olmadığını göstermek contraindicate f.
uygun düşmek befit f.
ahlaka uygun kılmak ethicize f.
uygun bulmak countenance f.
uygun görmemek frown upon something f.
son modaya uygun bir duruma getirmek update f.
belirlenen süreye uygun olarak ilerlemek (bir iş) be on target f.
bir yalancının karakterine uygun olmak lairier f.
uygun olmak pass muster f.
uygun gelmek correspond with f.
uygun olmak agree f.
kimyasal değişikliklerle daha uygun hale getirmek treat f.
bir şeye uygun olmamak be out of keeping with something f.
uygun bulmak choose f.
en uygun fiyatların peşinde çarşı pazar dolaşmak shop around f.
uygun görmemek disapprove of something f.
tarıma uygun hale getirmek make fit for cultivation f.
uygun hale getirmek make fit f.
uygun gelmek wear well f.
uygun hale getirmek make suitable f.
uygun sözcük ve cümlelerle ifade etmek phrase f.
uygun bulmak approve f.
uygun bulmamak frown upon something f.
uygun görmek choose f.
uygun düşmek apply f.
uygun düşmek be suitable f.
uygun hale getirmek tailor f.
uygun olmak be all right f.
bir kelime veya ifadeyi uygun bir bağlama yerleştirmek contextualize f.
uygun olmak belong f.
uygun görmek deem suitable f.
uygun olmak correspond f.
uygun görmemek disapprove f.
uygun olmak beseem f.
uygun bir dille söylemek blazon f.
uygun düşmek suit f.
uygun görmemek frown on f.
bir siyasi partinin çıkarlarına uygun düşecek şekilde ayarlamak (seçim bölgesini) gerrymander f.
uygun bulmamak frown on something f.
uygun olmak match f.
uygun olmak apply f.
uygun olmak be equal to f.
akla uygun hale getirmek rationalize f.
uygun gelmek suit f.
uygun görmek see fit to f.
uygun olmak be designed to f.
uygun hale getirmek predispose f.
uygun olmak permit f.
uygun olmak befit f.
uygun bulmamak disapprove of something f.
uygun görmemek frown on something f.
uygun bir yere yerleştirmek niche f.
bir işe uygun niteliklere sahip olmamak be unqualified for a job f.
uygun sayılmamak be out f.
uygun görmek approve f.
uygun olmak be in accordance with f.
uygun bir aday olduğu söylenmek (belirli bir yere) be ticketed for f.
uygun olmak (bir yere/çevreye/gruba vb'ne) fit in f.
uygun şartlar içinde büyümek thrive f.
uygun bulmak endorse f.
bir yalancının karakterine uygun olmak lairiest f.
uygun düşmemek be out of place f.
istenilen ölçülere uygun olmak measure up f.
uygun olmamak be inappropriate f.
uygun görmek think fit f.
ihtiyaca uygun olmak fit the bill f.
uygun bulmak deem suitable f.
uygun bulmak concede f.
uygun görmek countenance f.
uygun zamanı beklemek bide one's time f.
uygun bulmak uphold f.
uygun görmek see fit f.
bir şey uygun düşmek be in good taste f.
çalışan sayısını değiştirerek en uygun hale getirmek rightsize f.
bir şeyi uygun bulmak sit well with f.
uygun olmak be suitable f.
uygun bulmak see fit f.
uygun hale getirmek habilitate f.
uygun olmak comply with f.
en son duruma uygun hale getirmek update f.
uygun zamanı kollamak temporize f.
uygun zamanı kollamak temporise f.
en uygun hale getirmek optimize f.
uygun olmak be fitted to f.
uygun olmak be fitted for f.
uygun olmak be adapted for f.
amacına uygun olmak be suitable for the purpose of f.
uygun olmak lend to f.
uygun biçimde düzenlemek fix up f.
uygun yere koymak niche f.
istenene uygun olmak measure up f.
uygun koşullarda saklamak keep under suitable conditions f.
başka bir amaca uygun hale getirmek repurpose f.
uygun olmamak unbecome f.
gelenek ve göreneklere uygun bir hale getirmek conventionalise f.
gelenek ve göreneklere uygun bir hale getirmek conventionalize f.
(bir şeyi) (başka bir şeye) uygun bir hale getirmek suit to f.
uygun olmak suit f.
en uygun şekle getirmek optimize f.
uygun görmemek frown upon f.
uygun gelmek be suitable f.
uygun bulmak find (something) acceptable f.
uygun görmek find (something) acceptable f.
uygun olmak belong to f.
akla uygun olarak düzenlemek rationalize f.
mantığa uygun kılmak rationalize f.
uygun olmak pertain f.
uygun bulmamak deprecate f.
uygun görülmek be found appropriate f.
uygun görmek favour f.
-e uygun gelmek accord with f.
-e uygun olmak be in keeping with f.
-e uygun olmak be suitable for f.
-e uygun olmak be accordant with f.
-e uygun olmak be in conformity with f.
-e uygun olmak accord with f.
-e uygun düşmek accord with f.
-e uygun olmak go with f.
-e uygun duruma getirmek key to f.
-e uygun olmak lend itself to f.
-e uygun pozisyona girmek position oneself to do something f.
uygun bir hale getirmek (bir başka şeye) suit to f.
bir kimsenin bir şey için hazır veya uygun olmasını sağlamak fit for f.
uygun görülmek be approved f.
uygun görülmek be found acceptable f.
uygun görülmek be found suitable f.
akla uygun gelmek make sense f.
uygun sözcük ya da tümcelerle ifade etmek phrase f.
-e uygun olmak be congenial with f.
-e uygun olmak fit f.
örneğe uygun olmak be equal to sample f.
örneğe uygun olmak be up to sample f.
uygun düşürmek suit f.
yasalara uygun davranmak keep on the right side of the law f.
uygun bulmak agree to f.
uygun olmak be conformed with f.
ölçüye uygun dikmek make to measure f.
uygun olmak be compatible f.
siparişe uygun olmak conform the order f.
uygun davranmak behave accordingly f.
uygun olmak fit f.
uygun bulmak approbate f.
uygun karşılamak receive favorably f.
bir kelime veya ifadeyi uygun bir bağlama yerleştirmek contextualise f.
uygun bulunmak be found suitable f.
uygun bulunmak be found favorable f.
uygun şekilde kullanmamak underutilise f.
uygun bulunmak be found appropriate f.
uygun bulunmak be approved by f.
uygun şekilde kullanmamak underutilize f.
reformlara uygun bir şekilde yaşamak live up to reforms f.
talimata uygun olarak hareket etmek act according to the instructions f.
uygun olmak lend itself to be suitable for f.
uygun olmak be applicable for f.
uygun olmak be appropriate for f.
uygun olmak be suited to f.
uygun olmamak suit ill f.
uygun olmamak misbecome f.
uygun düşmemek suit ill f.
uygun düşmemek misbecome f.
uygun bulmamak express disapproval f.
uygun hale gelmek become appropriate f.
uygun hale gelmek become suitable f.
uygun görünmek look appropriate f.
uygun görünmek look suitable f.
uygun gözükmek look suitable f.
uygun gözükmek look appropriate f.
birinin bir şeye uygun olduğunu düşünmek think someone fit for something f.
birini bir şeye uygun bulmak think someone fit for something f.
birini başka birine uygun görmek/bulmak think someone fit for someone f.
-e uygun yaşamak live up to f.
bir şeyi uygun bir zamana saklamak save something for the right occasion f.
role çok uygun olmak be great in the part f.
amacına uygun olmak fit the purpose of f.
sahnelenmeye uygun olmak dramatise f.
akla uygun olmak make sense f.
uygun bulmak condone f.
en uygun hale getirmek optimise f.
ortama/etkinliğe uygun giyinmek dress appropriately for the occasion f.
uygun görmek favor f.
sahnelenmeye uygun olmak dramatize f.
en uygun şekle getirmek optimise f.
akla uygun hale getirmek rationalise f.
akla uygun olarak düzenlemek rationalise f.
mantığa uygun kılmak rationalise f.
uygun olmamak be ill suited f.
uygun olmamak be unsuitable f.
uygun olmamak be improper f.
uygun kelime veya cümlelerle ifade etmek phrase f.
uygun görmek consider appropriate f.
kendine en uygun olanını seçmek cherry-pick f.
kendine uygun olan kısmını çekip almak cherry-pick f.
uygun hale getirmek bring in compliance with f.
kullanım için uygun konuma getirmek move into proper position for use f.
duruma uygun davranmak behave accordingly f.
ile uygun hale getirmek align with f.
bir işte yetkin/o işe uygun olmak be qualified f.
-e'ye uygun olmak apply to f.
yerel geleneklere ve kullanımlara uygun olarak değişiklik yapmak nativize f.
yerel geleneklere ve kullanımlara uygun olarak değişiklik yapmak nativise f.
uygun davranmak abear f.
uygun olma accordance i.
en uygun durum optimum i.
uygun adım yürüyen kimse marcher i.
uçağın yolcu kabininde taşınmaya uygun küçük çanta cabin bag i.
bir şeye uygun olarak hareket etme acting on i.
uygun bulmama disapprobation i.
uygun zamanı kollayan kimse temporizer i.
sağlığa uygun bir duruma getirme sanitation i.
yahudi inançlarına uygun olarak hazırlama koshering i.
uygun olmama inapplicability i.
kızak için uygun yokuş coast i.
kilise prensip veya usullerine uygun şekilde olma ecclesiasticalness i.
uygun olma fit i.
yatak çarşafı yapmaya uygun kumaş sheeting i.
uygun görme approval i.
uygun hale getiren equipper i.
uygun olma suitability i.
uygun zaman psychologic moment i.
uygun olmama unsuitability i.
uygun hale getirme tailoring i.
uygun zaman leisure i.
yolcuların etrafı seyretmelerine uygun, geniş pencereli vagon observatin car i.
uygun zaman time i.
adaba uygun olma decorum i.
uygun gelmeyiş misfit i.
kanal veya su taşımacılığına uygun ırmağa paralel ve mavnaları halatla çeken atların kullandığı yol tow path i.
tedavinin uygun olmaması contraindication i.
uygun olmama inaptitude i.
kurallara uygun ama haksız kazanma gamesmanship i.
uygun adımla yürüyüş march i.
uygun olma conforming i.
uygun kayıt legitimate record i.
aslına uygun bir kopya a true copy i.
uygun olmama inappropriateness i.
uygun görme sanction i.
ahlaka uygun kılma ethicising i.
uygun bulma approbation i.
modaya uygun olma modishness i.
uygun olmayış inapplicability i.
uygun zaman occasion i.
uygun durum opportunity i.
uygun eş match i.
uygun yer niche i.
uygun görülmeme inadmissibility i.
uygun adım yürüyüş pace i.
uygun bulan endorsor i.
modaya uygun olan, genel eğilim trend i.
uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme culture i.
internette birçok kullanıcıya gönderilen uygun olmayan ya da istenmeyen mesajlar spam i.
uygun adım step i.
ahlaka uygun kılma ethicizing i.
bulunduğu yere hiç uygun olmayan kimse a round peg in a square hole i.
uygun olma fitness i.
uygun olmama inadaptability i.
tesviye hatlarına uygun sürüm (arsa vb) contour plowing i.
ev hayatı için uygun hale getir make fit for domestic life i.
uygun olmama inconvenience i.
uygun rüzgar fair wind i.
uygun bulma approval i.
uygun olma eligibility i.
uygun bulma endorsing i.
uygun zamanı kollama temporisation i.
uygun ortam backdrop i.
en uygun şekle getirme optimization i.
uygun görmeme disapproval i.
en uygun best fit i.
ahlaka uygun olmama nonethicalness i.
uygun hale getirme habilitation i.
uygun teknoloji appropriate technology i.
uygun maliyeti olan cost efficiency i.
uygun maliyetlilik cost efficiency i.
işyerine uygun rahat giyim business casual i.
işyerine uygun rahat giyim smart casual i.
en uygun zaman high time i.
uygun zaman psychological moment i.
uygun fiyat affordable price i.
uygun iş proper job i.
yasaya uygun legal compliance i.
akla uygun kılma rationalization i.
uygun görme concurrence i.
uygun bulma countenance i.
uygun davranış decorum i.
uygun gelme fit i.
aslına uygun letter-perfect i.
yasaya uygun olarak alınması gereken para legal-tender i.
uygun fiyat fair price i.
en uygun zamanda yapma timing i.
amerikan engelliler yasası'nın koştuğu şartlara uygun oda ada room i.
cepte taşınmaya uygun içki şişesi flask i.
uygun kapasite appropriate capacity i.
uygun çift matched-pair i.
örneğe en uygun samples of something similar i.
küçük kayıkların seyrine uygun nispeten küçük nehir ve sular boatable waters i.
uygun tavır correct etiquette i.
uygun olan zamanda gerçekleştirmeme unpunctuality i.
uygun olma correctitude i.
uygun görme discretion i.
uygun olma properness i.
uygun olma propriety i.
bir kelime veya ifadeyi uygun bir bağlama yerleştirme contextualization i.
bir kelime veya ifadeyi uygun bir bağlama yerleştirme contextualisation i.
uygun pozisyon appropriate position i.
uygun pozisyon proper position i.
uygun hız convenient speed i.
uygun sürat convenient speed i.
uygun şart suitable condition i.
uygun koşul proper condition i.
uygun koşul suitable condition i.
uygun şart appropriate condition i.
uygun koşul appropriate condition i.
uygun şart proper condition i.
uygun şartlar proper conditions i.
uygun şartlar suitable conditions i.
uygun şart convenience i.
uygun şartlar appropriate conditions i.
uygun koşullar proper conditions i.
uygun koşul convenience i.
uygun koşullar appropriate conditions i.
uygun koşullar suitable conditions i.
uygun davranış proper conduct i.
uygun davranış appropriate behaviour i.
uygun olmama unfeasibility i.
uygun olmama infeasibility i.
islami usullere uygun kesim halal slaughtering i.
uygun olmayan eleman/parça/öğe non-conforming element i.
daha uygun koşul more suitable condition i.
daha uygun koşul more favorable condition i.
uygun politika appropriate policy i.
uygun ilaç suitable medicine i.
uygun bir zaman a suitable time i.
uygun bir zaman a convenient time i.
uygun motor suitable engine i.
uygun motor proper engine i.
uygun motor appropriate engine i.
evlilik için uygun olma marriageability i.
uygun olmama inconveniency i.
gelişim gereklerine uygun uygulama developmentally appropriate practice i.
gelişimsel bakımdan uygun uygulama developmentally appropriate practice i.
gelenek ve kurallara uygun davranış conformity i.
kelime ritmine uygun recitative i.
uygunsuz/uygun olmayan (davranış) bad form i.
uygun/doğru olan hareket proper action i.
modaya uygun kıyafet fashionable dress i.
modaya uygun elbise fashionable dress i.
uygun işaret appropriate sign i.
en uygun çözüm the most suitable solution i.
(genelde iş adamlarının giydiği) modaya uygun/şık takım elbise power suit i.
en uygun seviye optimum level i.
uygun sonuç çıkartma teorisi correspondent inference theory i.
uygun ortam backcloth i.
uygun bulma consent i.
uygun zaman appropriate time i.
uygun fiyat convenient price i.
uygun fiyat appropriate price i.
uygun zamanı kollama temporization i.
en uygun şekle getirme optimisation i.
uygun zamanı kollayan kimse temporiser i.
akla uygun kılma rationalisation i.
uygun yol convenient way i.
toplumsal kurallara uygun davranış common courtesy i.
uygun deterjan suitable detergent i.
eğitime uygun çevre learning-friendly environment i.
uygun/ucuz fıyat budget price i.
tasarıma veya temaya uygun kapı statement door i.
en uygun seviyeye getirme optimisation i.
en uygun seviyeye getirme optimization i.
uygun hareket tarzı proper course of action i.
bütün dünyanın birbirine bağlı ve bağımlı olması ve insanların buna uygun davranması one-world i.
uygun fiyatlı giysiler affordable clothes i.
fiyatı uygun elbiseler affordable dresses i.
fiyatı uygun elbiseler affordable clothes i.
fiyatı uygun giysiler affordable dresses i.
uygun fiyatlı elbiseler affordable dresses i.
fiyatı uygun giysiler affordable clothes i.
uygun fiyatlı giysiler affordable dresses i.
uygun fiyatlı elbiseler affordable clothes i.
engellilere uygun duş roll-in-shower i.
içmeye uygun şişe drinking bottle i.
uygun meslek suitable job i.
uygun meslek suitable occupation i.
uygun meslek suitable profession i.
uygun teknik belge appropriate technical document i.
uygun ürün appropriate product i.
gösterilmeye uygun hale getirme spectacularization i.
bir kelimenin veya ifadenin kullanıldığı duruma uygun olmaması inappropriacy i.
uygun olmayan lame i.
eldiven ve ayakkabı yapımına uygun yumuşak koyun derisi cabretta i.
ayıp/çirkin şeylerin daha uygun/usturuplu şekilde söylenmesi euphemism i.
kurallara uygun fair s.
cenaze törenine uygun defunctive s.
en uygun likeliest s.
taşıtların seyrine uygun zemini olmayan (yol vb) unsurfaced s.
birinin karısı olma durumuna daha uygun wifelier s.
amaca uygun düşmeyen inexpedient s.
halkın zevkine uygun popular s.
görgü kurallarına uygun decorous s.
hakikate uygun truthful s.
formaliteye uygun olmayan informal s.
değerlendirilmeye uygun olan salvational s.
akla, kanunlara, toplumca makbul sayılana uygun olan due s.
bütçeye uygun affordable s.
onay ya da izin almaya uygun olma sanctionative s.
uygun olmayan disagreeable s.
güne uygun olarak up to date s.
akla uygun conceiving s.
uygun şartlara sahip eligible s.
gerçeğe uygun veridical s.
akla uygun politic s.
uygun olmayan wrong s.
uygun olmayan unapt s.
kabul edilmiş kurallara uygun legitimate s.
uygun kimse eligible s.
birinin karısı olma durumuna en uygun wifeliest s.
modaya uygun a la mode s.
akla uygun conceivable s.
kurallara uygun canonical s.
ahlaka uygun ethical s.
uygun olmayan indelicate s.
gerçeğe uygun truthful s.
uygun ısıya sahip euthermic s.
yahudi inançlarına uygun olarak hazırlanmış koshered s.
uygun olmayan unsuitable s.
kurallara uygun proper s.
hiç entelektüel olmayan birine uygun lowbrow s.
uygun olmayan (bir göreve vb) noneligible s.
şartlara uygun strategic s.
büyücülük yapmaya uygun witching s.
uygun olmayan non conforming s.
içinde yaşamaya uygun livable s.
gramer kurallarına uygun grammatical s.
kurallara uygun regular s.
birbirine uygun consentaneous s.
yapılması uygun görülen allowable s.
modaya uygun olmayan daggy s.
uygun olmayan unbeseeming s.
geleneklere uygun canonical s.
akla uygun reasoned s.
akla uygun judicious s.
en uygun best s.
-e uygun congenial to s.
uygun olmayan unfortunate s.
amacına uygun relevant s.
yahudi inançlarına uygun hazırlanan kosher s.
uygun olmayan unsuited s.
modaya uygun up to date s.
uygun bulunabilir endorsable s.
numunesine uygun up to sample s.
akla uygun sensible s.
modaya uygun groovy s.
yenilmeye uygun eating s.
modaya uygun snazzy s.
akla uygun colorable s.
amaca uygun fit for purpose s.
modaya uygun in vogue s.
hukuka uygun justifiable s.
gerçeğe uygun realistic s.
uygun görülmez inadmissible s.
akla uygun advisable s.
tabiata uygun naturalistic s.
mevsime uygun seasonal s.
uygun sayılmayan wrong s.
ifade tarzına uygun (bir dilin) idiomatic s.
yasalara uygun lawful s.
en uygun fittest s.
aslına uygun literal s.
adalete uygun just s.
akla uygun olmayan absonant s.
ahlaka uygun kılınmış ethicized s.
adalete uygun equitable s.
uygun olmayan unbecoming s.
akla uygun possible s.
uygun bulunan endorsed s.
uygun bulunmuş endorsed s.
çıkarlara uygun düşen expedient s.
ahlaka uygun kılınmış ethicised s.
her iki cinse uygun unisex s.
akla uygun legitimate s.
sağlık açısından uygun olmayan unfit s.
uygun bulunamaz ineligible s.
her amaca uygun general purpose s.
çağa uygun avantgarde s.
sahneye uygun stagy s.
zamanına uygun timely s.