| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | match i. | kibrit | ||
|
He struck a match and lit his cigar. Bir kibrit çakıp purosunu yaktı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | match i. | eş | ||
|
She seemed like the perfect match for Seung Jo. Seung Jo için mükemmel bir eş gibi görünüyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | match i. | maç | ||
|
The tennis match was delayed because of fog. Tenis maçı sis nedeniyle ertelendi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | match f. | eşleştirmek | ||
|
He matched all flags to the correct countries. Tüm bayrakları doğru ülkelerle eşleştirdi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | match f. | eşlemek | ||
| Genel | ||||
| Genel | match i. | eşleme | ||
|
Let us go over each in detail and figure out which match type is ideal for your situation. Her birini ayrıntılı olarak inceleyelim ve durumunuz için hangi eşleme türünün ideal olduğunu bulalım. More Sentences |
||||
| Genel | match i. | denk | ||
|
Rachel is no match for her father at chess. Rachel satrançta babasının dengi değildir. More Sentences |
||||
| Genel | match i. | uygun | ||
|
Please help me pick out a sweater which matches my new dress. Lütfen yeni elbiseme uygun bir kazak seçmeme yardım edin. More Sentences |
||||
| Genel | match i. | karşılaşma | ||
|
When will the match start? Karşılaşma ne zaman başlayacak? More Sentences |
||||
| Genel | match i. | oyun | ||
|
When will the match start? Oyun ne zaman başlayacak? More Sentences |
||||
| Genel | match i. | eşleşme | ||
|
We pay attention to the match between the employee's needs and the mentor's field of expertise. Çalışanın ihtiyaçları ile mentorun uzmanlık alanı arasındaki eşleşmeye dikkat ediyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | match i. | seçim | ||
|
That carpet is a perfect match for our living room. Bu halı oturma odamız için mükemmel bir seçim. More Sentences |
||||
| Genel | match i. | benzer | ||
|
We shall never see her match. Biz onun benzerini asla görmeyeceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | uygun olmak | ||
|
We found a candidate that matches their requirements. Gereksinimlerine uygun olan bir aday bulduk. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | birbirine uymak | ||
|
Tom's socks don't match. Tom'un çorapları birbirine uymuyor. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | aşağı kalmamak (birinden/bir şeyden) | ||
|
Her annoyance was only matched by her jealousy. Kızgınlığı da kıskançlığından aşağı kalmıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | uydurmak (birbirine) | ||
|
She matched her stride to the child's slower pace. Adımlarını çocuğun yavaş temposuna uydurdu. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | boy ölçüşmek | ||
|
In America, the down-and-out who passes by the tycoon's lavish mansion will aspire to match him. Amerika'da bir iş adamının lüks malikanesinin önünden geçen bir yoksul, onunla boy ölçüşmeyi arzulayacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | uymak | ||
|
I got blue throw pillows to match the curtains. Perdelere uyacak mavi yastıklar aldım. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | benzemek | ||
|
Match them to similar URLs on the new site. Bunları yeni sitedeki benzer URL'lerle eşleştirin. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | (miktarı) karşılamak | ||
|
The company was willing to match her current salary. Şirket onun mevcut maaşını karşılamaya istekliydi. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | eşleşmek | ||
|
Jason will match against Chris in the semifinal. Jason yarı finalde Chris ile eşleşecek. More Sentences |
||||
| Genel | match f. | uyuşmak | ||
|
These cups and don't match the saucers. Bu fincanlar tabaklarla uyuşmuyor. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | match i. | kibrit | ||
|
He struck a match and lit his cigar. Bir kibrit çakıp purosunu yaktı. More Sentences |
||||
| Teknik | match f. | eş olmak | ||
|
She will make a fine match for my son. Oğlum için iyi bir eş olacak. More Sentences |
||||
| Teknik | match f. | uymak | ||
|
I got blue throw pillows to match the curtains. Perdelere uyacak mavi yastıklar aldım. More Sentences |
||||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | match i. | yarışma | ||
|
John represented his class in the swimming match. John, yüzme yarışmasında sınıfını temsil etti. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | match i. | karşılaşma | ||
|
When will the match start? Karşılaşma ne zaman başlayacak? More Sentences |
||||
| Spor | match i. | maç | ||
|
The tennis match was delayed because of fog. Tenis maçı sis nedeniyle ertelendi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | match i. | akran | ||
| Genel | match i. | uygun eş | ||
| Genel | match i. | evlenme | ||
| Genel | match i. | kısmet | ||
| Genel | match i. | rakip | ||
| Genel | match i. | müsabaka | ||
| Genel | match i. | uygun çift | ||
| Genel | match i. | münasip eş | ||
| Genel | match i. | muadil | ||
| Genel | match i. | emsal | ||
| Genel | match i. | fitil | ||
| Genel | match i. | ateşleme fitili | ||
| Genel | match i. | kopya | ||
| Genel | match i. | birbirini tamamlayan veya görünüm olarak birbiri ile uyumlu veya benzer olan ikili | ||
| Genel | match i. | eskiden kandil ve lambalarda çokça kullanılan, yakıtı tutuşturmaya veya bir şeyi tütsülemeye yarayan, kıvılcımla alev alması için eritilmiş sülfüre batırılmış ip, kumaş, kağıt veya tahta çubuk | ||
| Genel | match i. | sülfürik asit ile temas ettiğinde tutuşabilmesi için ucu potasyum klorat ve şekerle kaplanmış yanıcı bir malzemeden yapılmış parça | ||
| Genel | match i. | ucu sürtünme ile tutuşan yanıcı bir karışımla kaplanmış tahtadan veya kolay tutuşan başka bir malzemeden elde edilen kısa ve ince parça | ||
| Genel | match i. | en iyi üç/beş maç | ||
| Genel | match i. | uyumlu parça | ||
| Genel | match i. | denk olma | ||
| Genel | match f. | aşık atmak | ||
| Genel | match f. | geçmek | ||
| Genel | match f. | evlenmek | ||
| Genel | match f. | uymak (birbirine) | ||
| Genel | match f. | eşlendirmek | ||
| Genel | match f. | evlendirmek | ||
| Genel | match f. | birleştirmek | ||
| Genel | match f. | eşlemek | ||
| Genel | match f. | uyumlamak | ||
| Genel | match f. | geçirmek | ||
| Genel | match f. | uydurmak | ||
| Genel | match f. | karşılaştırmak | ||
| Genel | match f. | at başı gitmek | ||
| Genel | match f. | eşleştirme yapmak | ||
| Genel | match f. | birbirine uydurmak | ||
| Genel | match f. | alıştırmak | ||
| Genel | match f. | eşit olmak | ||
| Genel | match f. | dengi olmak | ||
| Genel | match f. | (bir şeye) bütünleyici fon sağlamak | ||
| Genel | match f. | yazı tura atmak | ||
| Genel | match f. | (tahtaları) zıvana-kinişli geçme veya oluklu bağlantı ile yan yana veya uç uca monte etmek | ||
| Genel | match f. | eşitlemek | ||
| Genel | match f. | rakip olmak | ||
| Genel | match f. | uymak (birbirine) | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | match i. | bir tarafında tümsek karşılık gelen diğer yarısında çukur bulunan seramik kalıbının iki yarısını birbirine monte etmeye yarayan bir alet | ||
| Teknik | match i. | alçıdan veya benzer bir malzeme ile kum, mürdesenk ve bezir yağı karışımından yapılan, bir şablonu desteklemek için oluşturulan şekil | ||
| Teknik | match i. | iki rengin aynı ton, canlılık ve açıklığa sahip olması | ||
| Teknik | match i. | (metal işlemede) kalıbın parçaları arasındaki ayrım yüzeylerine şekil vermek amacıyla kalıp çıkarılırken şablonun kısmen gömülü olduğu oluklu levha, sıva kalıbı, sertleşmiş kum gibi malzeme | ||
| Teknik | match f. | birbirine uygun olmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | match i. | büyük/küçük | ||
| Bilgisayar | match expr. | eşleştir | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | match f. | (elektrik devrelerini) transformatör aracılığıyla birleştirmek | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | match i. | eskiden top, misket tüfeği gibi ateşli silahları ateşlemede veya barut zincirini tutuşturmada kullanılan, her tarafı eşit oranda yanması için kimyasal işlem görmüş fitil | ||
| Silah/Atıcılık | match i. | fitil yapımında kullanılan malzeme | ||
| Spor | ||||
| Spor | match i. | sahipleri farklı olan iki at arasında düzenlenen ve kuralların at sahipleri tarafından belirlendiği yarış | ||
| Spor | match i. | (tenis veya voleybolda) oyunculardan birinin veya bir takımın belirlenen sayıdaki seti veya oyunu kazandığı müsabaka | ||
| Sinema | ||||
| Sinema | match i. | uyuşum | ||