match - Türkçe İngilizce Sözlük

match

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

match — Definition

Anlamı ve Tanımı:
eşleşmek, maç, kibrit
Okunuş (IPA):
(AmE /mætʃ/ – BrE /mætʃ/)
Terim Türü:
İsim: match (matches); Fiil: match (matches – matched – matching)
Uyumlu olmayı, spor karşılaşmasını ya da ateş yakma aracını anlatan çok anlamlı kelimedir. Eski İngilizce mæcca kökünden günümüze ulaşır. Spor, ilişki ve karşılaştırma anlatılarında bağlama göre farklı işlevler üstlenir.
Eş Anlamlılar:
pair, contest
Zıt Anlamlılar:
mismatch

"match" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
match i. kibrit
He struck a match and lit his cigar.
Bir kibrit çakıp purosunu yaktı.

More Sentences
match i.
She seemed like the perfect match for Seung Jo.
Seung Jo için mükemmel bir gibi görünüyordu.

More Sentences
match i. maç
The tennis match was delayed because of fog.
Tenis maçı sis nedeniyle ertelendi.

More Sentences
match f. eşleştirmek
He matched all flags to the correct countries.
Tüm bayrakları doğru ülkelerle eşleştirdi.

More Sentences
match f. eşlemek
Genel
match i. eşleme
Let us go over each in detail and figure out which match type is ideal for your situation.
Her birini ayrıntılı olarak inceleyelim ve durumunuz için hangi eşleme türünün ideal olduğunu bulalım.

More Sentences
match i. denk
Rachel is no match for her father at chess.
Rachel satrançta babasının dengi değildir.

More Sentences
match i. uygun
Please help me pick out a sweater which matches my new dress.
Lütfen yeni elbiseme uygun bir kazak seçmeme yardım edin.

More Sentences
match i. karşılaşma
When will the match start?
Karşılaşma ne zaman başlayacak?

More Sentences
match i. oyun
When will the match start?
Oyun ne zaman başlayacak?

More Sentences
match i. eşleşme
We pay attention to the match between the employee's needs and the mentor's field of expertise.
Çalışanın ihtiyaçları ile mentorun uzmanlık alanı arasındaki eşleşmeye dikkat ediyoruz.

More Sentences
match i. seçim
That carpet is a perfect match for our living room.
Bu halı oturma odamız için mükemmel bir seçim.

More Sentences
match i. benzer
We shall never see her match.
Biz onun benzerini asla görmeyeceğiz.

More Sentences
match f. uygun olmak
We found a candidate that matches their requirements.
Gereksinimlerine uygun olan bir aday bulduk.

More Sentences
match f. birbirine uymak
Tom's socks don't match.
Tom'un çorapları birbirine uymuyor.

More Sentences
match f. aşağı kalmamak (birinden/bir şeyden)
Her annoyance was only matched by her jealousy.
Kızgınlığı da kıskançlığından aşağı kalmıyordu.

More Sentences
match f. uydurmak (birbirine)
She matched her stride to the child's slower pace.
Adımlarını çocuğun yavaş temposuna uydurdu.

More Sentences
match f. boy ölçüşmek
In America, the down-and-out who passes by the tycoon's lavish mansion will aspire to match him.
Amerika'da bir iş adamının lüks malikanesinin önünden geçen bir yoksul, onunla boy ölçüşmeyi arzulayacaktır.

More Sentences
match f. uymak
I got blue throw pillows to match the curtains.
Perdelere uyacak mavi yastıklar aldım.

More Sentences
match f. benzemek
Match them to similar URLs on the new site.
Bunları yeni sitedeki benzer URL'lerle eşleştirin.

More Sentences
match f. (miktarı) karşılamak
The company was willing to match her current salary.
Şirket onun mevcut maaşını karşılamaya istekliydi.

More Sentences
match f. eşleşmek
Jason will match against Chris in the semifinal.
Jason yarı finalde Chris ile eşleşecek.

More Sentences
match f. uyuşmak
These cups and don't match the saucers.
Bu fincanlar tabaklarla uyuşmuyor.

More Sentences
Teknik
match i. kibrit
He struck a match and lit his cigar.
Bir kibrit çakıp purosunu yaktı.

More Sentences
match f. eş olmak
She will make a fine match for my son.
Oğlum için iyi bir eş olacak.

More Sentences
match f. uymak
I got blue throw pillows to match the curtains.
Perdelere uyacak mavi yastıklar aldım.

More Sentences
Silah/Atıcılık
match i. yarışma
John represented his class in the swimming match.
John, yüzme yarışmasında sınıfını temsil etti.

More Sentences
Spor
match i. karşılaşma
When will the match start?
Karşılaşma ne zaman başlayacak?

More Sentences
match i. maç
The tennis match was delayed because of fog.
Tenis maçı sis nedeniyle ertelendi.

More Sentences
Genel
match i. akran
match i. uygun eş
match i. evlenme
match i. kısmet
match i. rakip
match i. müsabaka
match i. uygun çift
match i. münasip eş
match i. muadil
match i. emsal
match i. fitil
match i. ateşleme fitili
match i. kopya
match i. birbirini tamamlayan veya görünüm olarak birbiri ile uyumlu veya benzer olan ikili
match i. eskiden kandil ve lambalarda çokça kullanılan, yakıtı tutuşturmaya veya bir şeyi tütsülemeye yarayan, kıvılcımla alev alması için eritilmiş sülfüre batırılmış ip, kumaş, kağıt veya tahta çubuk
match i. sülfürik asit ile temas ettiğinde tutuşabilmesi için ucu potasyum klorat ve şekerle kaplanmış yanıcı bir malzemeden yapılmış parça
match i. ucu sürtünme ile tutuşan yanıcı bir karışımla kaplanmış tahtadan veya kolay tutuşan başka bir malzemeden elde edilen kısa ve ince parça
match i. en iyi üç/beş maç
match i. uyumlu parça
match i. denk olma
match f. aşık atmak
match f. geçmek
match f. evlenmek
match f. uymak (birbirine)
match f. eşlendirmek
match f. evlendirmek
match f. birleştirmek
match f. eşlemek
match f. uyumlamak
match f. geçirmek
match f. uydurmak
match f. karşılaştırmak
match f. at başı gitmek
match f. eşleştirme yapmak
match f. birbirine uydurmak
match f. alıştırmak
match f. eşit olmak
match f. dengi olmak
match f. (bir şeye) bütünleyici fon sağlamak
match f. yazı tura atmak
match f. (tahtaları) zıvana-kinişli geçme veya oluklu bağlantı ile yan yana veya uç uca monte etmek
match f. eşitlemek
match f. rakip olmak
match f. uymak (birbirine)
Teknik
match i. bir tarafında tümsek karşılık gelen diğer yarısında çukur bulunan seramik kalıbının iki yarısını birbirine monte etmeye yarayan bir alet
match i. alçıdan veya benzer bir malzeme ile kum, mürdesenk ve bezir yağı karışımından yapılan, bir şablonu desteklemek için oluşturulan şekil
match i. iki rengin aynı ton, canlılık ve açıklığa sahip olması
match i. (metal işlemede) kalıbın parçaları arasındaki ayrım yüzeylerine şekil vermek amacıyla kalıp çıkarılırken şablonun kısmen gömülü olduğu oluklu levha, sıva kalıbı, sertleşmiş kum gibi malzeme
match f. birbirine uygun olmak
Bilgisayar
match i. büyük/küçük
match expr. eşleştir
Elektrik
match f. (elektrik devrelerini) transformatör aracılığıyla birleştirmek
Silah/Atıcılık
match i. eskiden top, misket tüfeği gibi ateşli silahları ateşlemede veya barut zincirini tutuşturmada kullanılan, her tarafı eşit oranda yanması için kimyasal işlem görmüş fitil
match i. fitil yapımında kullanılan malzeme
Spor
match i. sahipleri farklı olan iki at arasında düzenlenen ve kuralların at sahipleri tarafından belirlendiği yarış
match i. (tenis veya voleybolda) oyunculardan birinin veya bir takımın belirlenen sayıdaki seti veya oyunu kazandığı müsabaka
Sinema
match i. uyuşum

"match" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
friction match i. kibrit
wrestling match i. güreş müsabakası
shooting match i. atış müsabakası
shooting match i. atışma
elimination match i. eleme maçı
football match i. futbol maçı
match box i. kibrit kutusu
return match i. rövanş maçı
test match i. uluslararası kriket maçı
final match i. final maçı
football match i. futbol karşılaşması
slanging match i. ağız kavgası
shooting match i. tartışma
return match i. rövanş
semifinal match i. yarıfinal
match seller i. kibritçi
away match i. deplasman maçı
match industry i. kibrit endüstrisi
shooting match i. kavga
perfect match i. tam uyum
perfect match i. iki eş arasındaki mükemmel uyum
perfect match i. bir çift arasındaki mükemmel uyum
match maker i. çöp çatan
basketball match i. basketbol maçı
best match i. uyumlu çift
screaming match i. ağız dalaşı
slanging match i. ağız dalaşı
best match i. uyumlu karı-koca
match-making i. çöpçatanlık
safety match i. sürt-yansın
match case i. büyük küçük harfe duyarlı
safety match i. emniyet kibriti
safety match i. kibrit
love match i. aşk evliliği
match ticket i. maç bileti
match highlights i. maç özetleri
match highlight i. maç özeti
color match i. renk uyumu
color match i. renk eşleşmesi
rest of the match i. maçın geri kalanı
match-up i. eşleşme
match-up i. eşleştirme
tennis match i. tenis maçı
the match day i. maç günü
half-drop-match i. yarım (soter) raport
death match i. ölüm müsabakası
spelling match i. heceleme yarışması
challenge match i. intikam maçı
grudge match i. intikam maçı
exact match i. tam eşleme
black match i. siyah fitil
strong match i. sağlam eşleşme
strong match i. iyi eşleşme
fitting match i. uygun eşleşme
chess match i. satranç müsabakası
chess match i. satranç maçı
chess match i. satranç karşılaşması
kitchen match i. mutfak kibriti
kitchen match i. pürüzlü yüzeye sürtüldüğünde yanabilen, ahşap ve gaz sobasını tutuşturmaya elverişli ahşap kibrit
kitchen match i. aşçı kibriti
match [obsolete] i. uzlaşma
match [obsolete] i. lamba veya kandil fitili
match [obsolete] i. sözleşme
match [obsolete] i. antlaşma
book match i. kibrit kutusundan alınan kibrit
book match i. kibrit kutusundaki kibrit
exact match i. tam eşleşme
parlor match i. sülfürsüz veya çok az sülfür içeren bir kibrit
percussion match i. vurarak yanan kibrit
shooting match i. öbek
shooting match i. yığın
shooting match i.
shooting match i. insan topluluğu
shooting match i. bütün bir olay
shooting match i. genel husus
shooting match i. grup
shooting match i. kalabalık
shooting match i. parti
shooting match i. sorun
shooting match i. mesele
shouting match i. hararetli tartışma
shouting match i. ağız dalaşı
shouting match i. sözlü atışma
slugging match i. kıran kırana geçen boks maçı
slugging match i. yumruklu kavga
slugging match i. iyi atışlarla dolu beyzbol maçı
slugging match i. ateşli tartışma
make a match f. evlenmek
match against f. karşılaştırmak
match well together f. birbirine tam anlamıyla uymak (renk vb)
match up with f. örtüşmek
meet one's match f. adamına çatmak
hold a match f. maç yapmak
be a match for f. eş olmak
match the description f. tarife uymak
strike a match f. kibrit çakmak
not to match f. uymamak
apply a match to f. kibritle tutuşturmak
meet one's match f. hakkından gelebilecek birine rastlamak
set a match to f. yakmak
be a match for f. birinin dengi olmak
go to the match f. maça gitmek
win the match f. maç kazanmak
watch the match f. maç izlemek
see the match f. maçı izlemek
watch the match f. maç seyretmek
light the match f. kibrit yakmak
refree a match f. maç yönetmek
conduct a match f. maç yönetmek
strike the match f. kibriti çakmak
light the match f. kibriti çakmak
meet one's match f. tam adamına çatmak
match colours f. renkleri uyuşturmak
match each other f. birbirine uymak
match each other f. birbirine yakışmak
play a football match f. maç yapmak
play a football match f. maç oynamak
postpone the match f. maçı tatil etmek
put off the match f. maçı tatil etmek
postpone the match f. maçı ertelemek
strike the match f. kibrit çakmak
watch a football match f. futbol maçı izlemek
watch a soccer match f. futbol maçı izlemek
play a football/soccer match f. futbol maçı yapmak
win the match f. maçı galip bitirmek
win the match f. maçı kazanmak
win the match f. maçı galibiyetle kapatmak
win the match f. maçtan galip ayrılmak
win the match f. maçı galibiyetle tamamlamak
win the match f. maçı galibiyetle bitirmek
win the match f. maçı galip tamamlamak
light the fire with the match f. ateşi kibritle yakmak
get involved in match-fixing activities f. şikeye adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şike faaliyetleri içerisinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetleri içerisinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerinde bulunmak
get involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerine adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şikeye adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerine adı karışmak
be involved in match-fixing activities f. şike faaliyetlerinde bulunmak
break one's silence over match-fixing allegations against him/her f. hakkındaki şike iddialarına karşı sessizliğini bozmak
be detained under allegations of match-fixing f. şike soruşturması kapsamında gözaltına alınmak
rasp a match f. kibriti sürtmek/çakmak
get a match on fingerprints f. parmak izinde eşleşme bulmak
match [obsolete] f. yakın çevreye yerleştirmek
match [obsolete] f. yakın işbirliğinde bulunmak
book-match f. (yer döşeme levhalarını) simetrik bir etki yaratacak şekilde eşleştirmek
cross-match f. (bir şeyi) birden fazla liste ya da gruptaki ilgili elemanlarla eşleştirmek
supposedly being involved in match-fixing scandal s. şike skandalında adı geçen
mix-and-match s. birbirini tamamlayan farklı parçaları bir araya getiren