grup - Türkçe İngilizce Sözlük

grup

"grup" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 81 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
grup batch i.
A batch of epilators is being submerged in water.
Bir grup epilatör suya batırılıyor.

More Sentences
grup group i.
The small group of musicians was playing some popular jazz songs.
Küçük müzisyen grubu, bazı popüler caz şarkılarını çalıyordu.

More Sentences
Genel
grup lot i.
I don't like that lot you're hanging out with!
Ben birlikte takıldığın bu gruptan hoşlanmıyorum!

More Sentences
grup party i.
A party of new visitors has just arrived.
Bir grup yeni ziyaretçi geldi.

More Sentences
grup body i.
We need a body of food law, as you have said, and we need to agree this together.
Sizin de söylediğiniz gibi bir grup gıda yasasına ihtiyacımız var ve bunu birlikte kabul etmeliyiz.

More Sentences
grup troop i.
But we are about to destroy the bridge, and these are very green troops.
Fakat köprüyü havaya uçurmak üzereyiz ve bunlar oldukça acemi bir grup.

More Sentences
grup contingent i.
They sent a large contingent of troops for support.
Destek için büyük bir birlik grubu gönderdiler.

More Sentences
grup faction i.
The reasons why the negotiations collapsed are not entirely clear, but the Maoist factions first broke the cease-fire.
Müzakerelerin neden çöktüğü tam olarak belli değil ancak ateşkesi ilk bozan Maoist gruplar oldu.

More Sentences
grup clan i.
I will join the clan during the picnic.
Ben gruba piknikte katılacağım.

More Sentences
grup bunch i.
There is a bunch of angry people waiting in front of the bank.
Bankanın önünde bekleyen bir grup kızgın insan var.

More Sentences
grup ensemble i.
I play bass guitar in a guitar ensemble.
Bir gitar grubunda bas gitar çalıyorum.

More Sentences
grup clique i.
Unfortunately, a small clique of agents provocateurs also caused violence and disturbances.
Maalesef küçük bir ajan provokatör grubu da şiddete ve karışıklıklara neden oldu.

More Sentences
grup group i.
The small group of musicians was playing some popular jazz songs.
Küçük müzisyen grubu, bazı popüler caz şarkılarını çalıyordu.

More Sentences
grup band i.
A band of soldiers can capture a whole village.
Bir grup asker bütün köyü ele geçirebilir.

More Sentences
grup cluster i.
The holiday village was basically a cluster of bungalows.
Tatil köyü esas olarak bir grup bungalovdan oluşuyordu.

More Sentences
grup gang i.
Gangs of kids are hanging around the gym.
Spor salonunun çevresinde çocuk grupları dolaşıyor.

More Sentences
grup set i.
She worked hard to be in the top set for physics.
Fizikte en iyiler grubunda olmak için çok çalıştı.

More Sentences
grup community i.
Our project brings people from various ethnic communities together under the same roof.
Projemiz çeşitli etnik gruplardan insanları aynı çatı altında bir araya getiriyor.

More Sentences
grup squad i.
The school's cheerleader squad is now competing on a national level.
Okulun amigo grubu artık ulusal düzeyde yarışıyor.

More Sentences
grup pack i.
She walked past the pack of reporters and photographers.
Gazeteci ve fotoğrafçı grubunun yanından geçti.

More Sentences
grup brigade i.
She was accepted by the anti-gun brigade quickly.
O, silah karşıtı grupta hemen kabul gördü.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
grup lot i.
I don't like that lot you're hanging out with!
Ben birlikte takıldığın bu gruptan hoşlanmıyorum!

More Sentences
Hukuk
grup faction i.
The reasons why the negotiations collapsed are not entirely clear, but the Maoist factions first broke the cease-fire.
Müzakerelerin neden çöktüğü tam olarak belli değil ancak ateşkesi ilk bozan Maoist gruplar oldu.

More Sentences
Teknik
grup cluster i.
The holiday village was basically a cluster of bungalows.
Tatil köyü esas olarak bir grup bungalovdan oluşuyordu.

More Sentences
grup gang i.
Gangs of kids are hanging around the gym.
Spor salonunun çevresinde çocuk grupları dolaşıyor.

More Sentences
Bilgisayar
grup set i.
She worked hard to be in the top set for physics.
Fizikte en iyiler grubunda olmak için çok çalıştı.

More Sentences
grup grouping i.
There are different strata in both groupings.
Her iki grupta da farklı katmanlar var.

More Sentences
Telekom
grup cluster i.
The holiday village was basically a cluster of bungalows.
Tatil köyü esas olarak bir grup bungalovdan oluşuyordu.

More Sentences
Matematik
grup group i.
The small group of musicians was playing some popular jazz songs.
Küçük müzisyen grubu, bazı popüler caz şarkılarını çalıyordu.

More Sentences
İstatistik
grup group i.
The small group of musicians was playing some popular jazz songs.
Küçük müzisyen grubu, bazı popüler caz şarkılarını çalıyordu.

More Sentences
Çevre
grup cohort i.
The cohorts are five years ago groups.
Gruplar, beş yıl önceki gruplardır.

More Sentences
Müzik
grup band i.
A band of soldiers can capture a whole village.
Bir grup asker bütün köyü ele geçirebilir.

More Sentences
Genel
grup class i.
grup coterie i.
grup bevy i.
grup company i.
grup fellowship i.
grup covey i.
grup section i.
grup series i.
grup ingroup i.
grup push i.
grup tribe i.
grup clutch i.
grup circle i.
grup clump i.
grup flock i.
grup crop i.
grup pocket i.
grup team i.
grup panel i.
grup racemation i.
grup rafter i.
grup unit i.
grup league i.
grup bourock [scotland] i.
grup breed i.
grup round i.
grup consort [obsolete] i.
grup panorama i.
grup flotilla i.
grup plump i.
grup shoot i.
grup shooting match i.
grup sors i.
Ticaret/Ekonomi
grup bracket i.
Teknik
grup outfit i.
grup category i.
Bilgisayar
grup groups i.
İnşaat
grup category i.
Havacılık
grup battery i.
Biyoloji
grup order i.
Gökbilim
grup reseau i.
Eski Kullanım
grup nation i.
grup boiling i.
grup ging i.
grup distinction i.
grup coville i.
grup sept i.
grup smytrie [scotland] i.
grup sort i.

"grup" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
grup şuuru group consciousness i.
grup türleri group structures i.
yorulanın yerini alan grup relay i.
grup etkileri group influences i.
grup çatışması group conflicts i.
bir grup içindeki birlik ruhu esprit de corps i.
sosyal grup çalışması social group work i.
geçici bir süre için işbirliği yapanlardan oluşan grup task force i.
sosyal grup social group i.
bir yönetim altında bulunan aynı türden bir grup ticari kuruluş syndicate i.
grup (insanlardan oluşan) cohort i.
kendine dönük grup çalışması self directed group work i.
etnik grup üyesi ethnic i.
yasadışı siyasi grup junto i.
grup özdeşimi group identity i.
beş kişilik grup quintet i.
grup teorisi group theory i.
odaklanmış grup görüşmesi focused group interviewing i.
grup düşünmesi groupthink i.
grup standartları group norms i.
karma grup mixed group i.
grup dayanışması group solidarity i.
tanzaya'da yaşayan etnik bir grup kwere i.
grup tedavisi group therapy i.
siyasi grup junto i.
grup anlamına gelecek şekilde kullanılan sözcük party i.
grup ayniyeti group identity i.
grup normu group norm i.
grup normları group norms i.
java adasında yaşayan bir etnik grup sundanese i.
grup tartışması group discussion i.
grup kimliği çatışması group identity conflict i.
üçlü grup threesome i.
etnik grup ethnic group i.
grup ortalaması ensemble average i.
grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etme junketing i.
grup davranışı group behaviour i.
kuzey afrika'da yaşayan etnik bir grup nubian i.
bir grup insanın oturduğu yer homeland i.
kombinatoryal grup teorisi combinatorial group theory i.
sosyal grup çeşitleri forms of groups i.
dokuzdan oluşan grup veya set ennead i.
grup kimliği group identity i.
grup sınırları group boundaries i.
fransa'nın kuzeybatı kıyıları açıklarında bir grup ingiliz adası channel islands i.
grup sigortası group insurance i.
güney sudan’da yaşayan etnik bir grup tacho i.
grup yapıları group structures i.
eğitimde grup rehberliği group guidance in education i.
belirli bir amaçla bir araya gelen insanların veya milletlerin oluşturduğu grup league i.
yedilik grup heptad i.
bir grup insana sunma exposal i.
bir grup grev gözcüsü picket i.
çatılmış bir grup (silah) stack i.
grup içi çatışma group conflicts i.
kalabalık bir grup bevy i.
grup duygusu group feeling i.
grup lideri courier i.
abd'de gizli bir yasadışı grup cosa nostra i.
grup turu package tour i.
alt grup element i.
grup çalışması group action i.
ortak bir amaç veya çıkarla bağlanan bir grup insan affinity group i.
bir grup danışman brain trust i.
bir grup damızlık at stud i.
modaya yön veren/etkileyen kişi veya grup taste maker i.
ortak özellikleri olan grup species i.
bütün siyasi gücü elinde tutan grup oligarchy i.
grup testi group test i.
grup çalışmaları group studies i.
anket uygulanan grup panel i.
sosyal grup group i.
bir ihtilal veya darbe ertesinde iktidarı ele geçiren siyasi veya askeri grup junta i.
selam makamında grup ateşi eden takım firing squad i.
sosyal grup çeşitleri group structures i.
grup türleri forms of groups i.
dokuz kişilik grup ennead i.
hedef grup focus group i.
bir grup nöbetçi asker picket i.
devrimci grup revolutionary group i.
grup yapıları forms of groups i.
alt grup subgroup i.
mimaride grup çalışması group work in architecture i.
grup şirket group company i.
altı kopyadan oluşan grup sextuplicate i.
altı kişilik grup sestet i.
üçlü grup trinity i.
bir grup insan passel i.
grup yemeği potluck i.
bir grup insanın aynı sigarayı sırayla içmesi chainsmoke i.
grup şirketi group company i.
grup üyeleri group members i.
çizgi roman dünyasında en güçlü kötüleri temsil eden grup archnemesis i.
çizgi roman dünyasında en güçlü kötüleri temsil eden grup archvillain i.
çizgi roman dünyasında en güçlü kötüleri temsil eden grup archenemy i.
çizgi roman dünyasında en güçlü kötüleri temsil eden grup archfoe i.
yolda yürüyerek müzik yapan grup marching band i.
meksika'nın hermosillo bölgesinde bulunan etnik bir grup yaquis i.
grup turizmi group tourism i.
onlu grup decade i.
grup kalıp gang mold i.
bağışık grup charmed-circle i.
örgüt içinde grup oluşturan topluluk in-group i.
sosyo-kültürel grup socio-cultural group i.
kendine dönük grup çalışması self-directed group work i.
geleneksel fikirlere sahip grup old school i.
alt-grup sub-group i.
144'lük grup gross i.
kamu yararına çalışan grup public interest group i.
grup dersi tuition i.
üç kişilik grup trio i.
üçlü grup triad i.
grup üyeliği group membership i.
grup üyeliği group affiliation i.
abhazlara bağlı bir alt etnik grup asadzwa i.
abhazlara bağlı bir alt etnik grup sadz i.
abhazlara bağlı bir alt etnik grup jigets i.
filipinler'de bir etnik grup bicolano i.
burundi ve ruanda'da bulunan bir etnik grup hutu i.
kuzey namibya'da yaşayan bir etnik grup himba i.
güney amerika'da bir etnik grup fuegians i.
kuzey namibya'da bir etnik grup himba i.
tayland'da yaşayan bir etnik grup saisiat i.
yunanistan'da yaşayan etnik bir grup arnavit i.
rusya'da yaşayan bir etnik grup udmurtia i.
bir grup insan a score of people i.
güçsüz durumda olan grup underdog i.
grup göçü group migration i.
odak grup görüşmesi focus group discussion i.
dış grup outgroup i.
davetlilerin kendi yemeklerini hazırladıkları grup yemeği potluck i.
grup lideri group leader i.
kalabalık bir grup insan topluluğu a bevy of people i.
seçilmiş grup selected group i.
acaristanda yaşayan etnik bir grup ajar i.
en iyi çıkış yapan grup best new band i.
en iyi çıkış yapan grup best newcomer band i.
konser öncesi ana grup öncesi çıkan grup supporting act [uk] i.
ön grup warm-up act (us) i.
konser öncesi ana grup öncesi çıkan grup warm-up act (us) i.
(bir konserdeki) ana grup headliner i.
konser öncesi ana grup öncesi çıkan grup opening act (us) i.
ön grup opening act (us) i.
ön grup supporting act [uk] i.
grup müdürü group manager i.
itfaiye grup amiri station manager i.
kar amacı gütmeyen grup non-profit group i.
itfaiye grup amir yardımcısı fire company assistant chief i.
itfaiye grup amiri fire company chief i.
grup yapısı group structure i.