set - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

set

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"set" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 190 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
set f. kurmak
set i. set
set i. takım
set s. belirlenmiş
Irregular Verb
set f. set - set
General
set f. oturtmak
set f. oluşup gelişmek (meyve/tohum)
set f. kaydetmek
set f. kuluçkaya oturtmak (dişi kuşu)
set f. esmek
set f. vermek (bir ödev)
set f. saldırtmak
set f. batmak (gökcismi)
set f. yerleşmek
set f. üzerine salmak
set f. feshetmek
set f. oturmak
set f. riske atmak
set f. ayar etmek
set f. gelmek
set f. yapmak
set f. yerine koyup sarmak (kırık bir kemiğin uçlarını)
set f. yaptırmak
set f. süslemek
set f. pekişmek
set f. jöle kıvamına getirmek (reçel/pelte/muhallebi vb'ni)
set f. takmak
set f. belirginleştirmek
set f. kararlaştırmak
set f. katılaşmak
set f. hazırlamak (masa vb)
set f. kuluçkaya yatırmak
set f. donmak (çimento)
set f. resmetmek
set f. vermek (meyve/tohum)
set f. doğrultmak
set f. sarmak
set f. kurmak (sofrayı)
set f. tehlikeye atmak
set f. bir şekle sokmak (ıslak saçı)
set f. fitillemek
set f. jöle kıvamına gelmek (reçel/pelte/muhallebi vb)
set f. batmak
set f. koyulmak
set f. dondurmak
set f. donmak
set f. pıhtılaşmak
set f. ekmek
set f. çizmek
set f. şekil vermek
set f. avın yerini göstermek
set f. tartmak
set f. batmak (güneş)
set f. açmak
set f. pekiştirmek
set f. ayarlamak (saati)
set f. dikmek
set f. koyulaşmak
set f. sabitleşmek (renk)
set f. yazmak
set f. sabitleştirmek (rengi)
set f. hazırlamak (masa)
set f. fermaya geçmek (av köpeği)
set f. katılaştırmak
set f. dizmek
set f. kasılmak
set f. kaybolmak
set f. hazırlamak
set f. düzenlemek
set f. olgunlaşmak
set f. etkilemek
set f. koyulaştırmak
set f. rahatlatmak
set f. başlamak
set f. kakma işi yapmak (taş)
set f. tespit etmek
set f. girişmek
set f. meyve vermek
set f. göstermek
set f. alçaltmak
set f. tayin etmek
set f. anlatmak
set f. donatmak
set f. kışkırtmak
set f. kesilmek (süt)
set f. ayırmak
set f. yaymak
set f. şekle girmek (saç)
set f. kuluçkaya yatmak (dişi kuş)
set f. koymak
set f. kaynamak (kırık bir kemiğin uçları birbirine)
set f. fön çekmek (saça)
set f. yerleştirmek
set f. ayar çekmek
set f. geçirmek (bir hikaye vb'ni belirli bir mekan ve zaman içinde)
set f. (güneş) batmak
set f. -e yol açmak
set f. düzenlemek (belge)
set i. mizanpli
set i. klik
set i. yuva (porsuk)
set i. fidan
set i. dizi
set i. eğilim
set i. katılaşma (sıvı veya plastik madde için)
set i. hal
set i. sahne
set i. duruş
set i. mizanpili
set i. voleybol set
set i. yemek takımı
set i. mani
set i. yön (rüzgarın estiği veya akıntının aktığı)
set i. gurup
set i. batış
set i. küçük topluluk
set i. oturuş
set i. sertleşme
set i. muntazam
set i. yığın
set i. gidişat
set i. zümre
set i. topluluk
set i. batma
set i. vaziyet
set i. meyil
set i. fide
set i. durum
set i. seri
set i. aygıt
set i. cihaz
set i. takım
set i. küme
set s. inatçı
set s. düzenli
set s. basmakalıp
set s. hazır
set s. değişmez
set s. önceden belirtilmiş
set s. geleneksel
set s. muayyen
set s. belirli
set s. sabit
set s. aynı
set s. azimli
set s. yapmacık
set s. kararlı
set s. kurulmuş
set s. içten olmayan
set s. değişmeyen
set s. alışılmış
set s. önceden tayin edilmiş
Trade/Economic
set alıcı
set ayarlamak
Technical
set küme
set tutma
set elektriksel aygıt
set oturtma
set yerleştirme
set takım
set saptamak
set set etmek
set pozisyonuna getirmek
set konumuna / pozisyonuna getirmek
set belirlemek
set kurmak
set fikse etmek
set konumuna getirmek
set ayar
Computer
set küme kur
set ayarlandı
set ayarlama
set benimse
set ayar
set alıcı
set grup
set belirle
set ayarlamak
set ayarla
Construction
set katılaşma
set donma
set priz almak
set priz
Automotive
set kurma
Math
set küme
Volleyball
set oyun kurma
set set
Theatre
set dekor
Cinema
set plato
Printery
set dizmek (harfleri)

"set" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 47 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
set barrier i.
set set i.
General
set stereo i.
set levee i.
set music set i.
set weir i.
set wall i.
set service i.
set barrage i.
set rampart i.
set jetty i.
set embankment i.
set terrace i.
set groyne i.
set dike i.
set grading i.
set setting i.
set bank i.
set obstructing i.
set studio i.
set bar i.
set dam i.
set bund i.
set seawall i.
set dyke i.
set floodgate i.
set sluicegate i.
set penstock i.
set head gate i.
set sluice valve i.
set water gate i.
set causeway i.
set obstacle i.
set obstruction i.
set sluice i.
set groin i.
Technical
set obstruction
set a set of
set kit
Marine
set platform
set bulkhead
Geography
set bar
Military
set groyne
set groin
Hunting
set lands
Volleyball
set set
Cinema
set live stage

"set" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
set free f. serbest bırakmak
set up f. kurmak
General
(darkness) set in f. karanlık bastırmak
(night) set in f. karanlık bastırmak
(sun) to set/sink f. gün kavuşmak
(the sun) set f. güneş batmak
(tiredness) set in f. yorgunluk çökmek
be all set to tell something f. kendini bir şey söylemeye hazırlamak
be dead set on f. engel tanımamak
be dead set on something f. kafasına koymak
be set f. hazır olmak
be set f. hazırlanmış olmak
be set f. bulunmak
be set f. kurulmak (masa)
be set an example f. örnek gösterilmek
be set free f. azat olmak
be set in one's ways f. kendi kurduğu düzenden pek şaşmayan biri olmak
be set in stone f. sabit olmak
be set in stone f. değiştirilemez olmak
be set in type f. dizilmek
be set on f. aklına koymak
be set on edge f. kamaşmak (diş)
be set to a task f. göreve getirilmek
be set to zero f. sıfırlanmak
be set up f. dikilmek
be set up f. kurulmak
be set-off f. mahsup edilmek
confidently set forth f. yola güvenle çıkmak
confidently set forth f. güvenle yola çıkmak
get set f. hazırlanmak
have a set f. mizanpili yaptırmak
have a set-to f. kavga etmek
have a set-to f. tartışmak
have nothing set aside f. hiçbir birikimi olmamak
have one's hair set f. mizanpili yaptırmak
leave the set f. seti terk etmek
make a dead set at f. kancayı takmak
make a dead-set at f. saldırmak
race for the best seats in front of the television set f. televizyonun karşısındaki en iyi koltuğu kapmak için yarışmak
set (a matter) to rights f. yoluna koymak
set (down) orderly f. düzenli yerleştirmek
set (oneself/somebody) a goal f. hedef koymak
set a bad example f. kötü örnek olmak
set a boat afloat f. tekneyi yüzdürmek
set a bowl of food before the cats f. kedilerin önüne mama kasesi koymak
set a budget f. bütçe oluşturmak
set a budget f. bütçe hazırlamak
set a clock back f. saati geriye almak
set a clock forward f. saati ileriye almak
set a course f. rota/yol belirlemek
set a course for f. yol haritası belirlemek
set a course for f. strateji belirlemek
set a date f. bir tarih belirlemek
set a fire f. ateşe vermek
set a fixed price f. narh koymak
set a foot on f. ayak basmak
set a foot on the moon f. aya ayak basmak
set a framework f. çerçevesini belirlemek
set a framework f. çerçeveyi belirlemek
set a framework f. çerçevesini oluşturmak
set a goal f. hedef belirlemek
set a goal f. hedef tayin etmek
set a good example f. iyi örnek olmak
set a good example f. örnek oluşturmak
set a high value on f. çok kıymet vermek
set a higher standard f. çıtayı yükseltmek
set a match to f. yakmak
set a model f. model oluşturmak
set a new record f. yeni bir rekor kırmak
set a place in order f. bir yeri derleyip toplamak
set a place in order f. bir yeri düzene sokmak
set a poem to music f. bir şiiri bestelemek
set a precedent f. örnek oluşturmak
set a precedent f. emsal teşkil etmek
set a precedent f. emsal olmak
set a price f. fiyat belirlemek
set a price for f. ücretlendirmek
set a price on someone's head f. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
set a record f. rekor kırmak
set a snare f. dolap çevirmek
set a snare f. tuzak kurmak
set a snare for somebody f. kapana kıstırmak
set a snare for somebody f. tuzak kurmak
set a stage f. sahne kurmak
set a story f. hikaye kurmak
set a table f. sofra kurmak
set a table f. masa kurmak
set a table f. masa açmak
set a target f. hedef tayin etmek
set a target f. hedef belirlemek
set a term to f. süre tayin etmek
set a ticking bomb f. saatli bombayı ayarlamak
set a trap f. kapan kurmak
set a trap f. tuzak kurmak
set a trap for f. -e tuzak kurmak
set a trap for f. tuzak kurmak
set a watch f. bekçi koymak
set a watch f. saati ayarlamak
set a watch back f. saati geriye almak
set a watch forward f. saati ileriye almak
set ablaze f. ateşe vermek
set about f. girişmek
set about f. bir şeye başlamak
set about f. başlamak
set about f. koyulmak
set about doing something f. bir şeyi yapmaya girişmek
set about doing something f. bir şeye girişmek
set afire f. ateşe vermek
set aflame f. ateşe vermek
set against f. karşı olmak
set against f. birbirine düşürmek
set against f. saldırtmak
set against f. karşı koymak
set against f. karşılaştırmak
set against f. dayamak
set against f. karşı çıkmak
set alight f. tutuşturmak
set an alarm f. alarm kurmak
set an animal free f. bir hayvanı azat etmek
set an example f. örnek teşkil etmek
set an example f. emsal olmak
set an example f. emsal oluşturmak
set an example f. örnek olmak
set an example f. örnek sergilemek
set an example f. model olmak
set an objective f. amaç belirlemek
set apart f. tahsis etmek
set apart f. bir tarafa koymak
set apart f. ayırmak
set apart f. bir kenara koymak
set apart f. ayrı tutmak
set apart f. biriktirmek
set apart from f. ayırmak
set aright f. düzeltmek
set ashore f. kıyıya varmak
set aside f. kaldırmak
set aside f. iptal etmek
set aside f. bertaraf etmek
set aside f. feshetmek
set aside f. arka plana atmak
set aside f. bir tarafa koymak
set aside f. bir kenara koymak
set aside f. bir tarafa bırakmak
set aside f. ayırmak
set aside f. reddetmek
set aside ample time for the visit f. ziyarete bolca zaman ayırmak
set aside time for oneself f. kendine vakit ayırmak
set aside time for oneself f. kendine zaman ayırmak
set aside time for yourself f. kendine vakit ayırmak
set aside time for yourself f. kendine zaman ayırmak
set at f. -e hücum etmek
set at f. üstüne saldırmak
set at liberty f. saygısızlık etmek
set at liberty f. serbest bırakmak
set at liberty f. azat etmek
set at loggerheads f. birbirine düşürmek
set at naught f. önemsememek
set at naught f. önem vermemek
set at naught f. hiçe saymak
set at nought f. önemsememek
set at nought f. hiçe saymak
set at odds f. birbirine düşürmek
set at odds f. ara bozmak
set at variable f. aralarını açmak
set back f. geri almak
set back f. geri çekilmek
set back f. geciktirmek
set back f. patlamak
set back f. geri bırakmak
set back f. mal olmak
set back f. geride bırakmak
set back f. ötelemek
set back from f. bir yerden içerlek bir yerde bulunmak
set boundaries f. sınır belirlemek
set boundaries f. limit belirlemek
set bounds to f. sınır koymak
set budget f. bütçe oluşturmak
set by f. değer biçmek
set by f. hazırlamak
set by f. biriktirmek
set by the ears f. aralarını bozmak
set career goals f. kariyer hedefleri belirlemek
set conditions f. şart getirmek
set conditions f. şart koşmak
set cost for f. ücretlendirmek
set down f. alçaltmak
set down f. ihanet etmek
set down f. burnunu sürtmek
set down f. belirlemek
set down f. yolcuları indirmek
set down f. yazmak
set down f. indirmek
set down f. koymak
set down f. kaydetmek
set eyes on f. görmek
set eyes on f. bakmak
set eyes on someone f. gözüne birini kestirmek
set eyes on someone f. birini gözüne kestirmek
set eyes on someone f. birisini gözüne kestirmek
set fire f. ateşlemek
set fire f. ateşe vermek
set fire f. yangın çıkarmak
set fire f. yakmak
set fire to f. yakmak
set fire to f. kundaklamak
set fire to f. tutuşturmak
set fire to f. ateşe vermek
set foot f. ayak basmak
set foot in f. ayak basmak
set foot in f. -e gelmek
set foot in f. -e girmek
set foot in f. ayağını atmak
set foot in f. bulunmak
set foot in f. -e ayak basmak
set foot on f. ayak basmak
set foot on f. -e ayak basmak
set foot on f. -e gelmek
set foot on something f. ayak basmak
set foot outside f. dışarıya adımını atmak
set forth f. meydana koymak
set forth f. ortaya koymak
set forth f. yola çıkmak
set forth f. izah etmek
set forth f. öne sürmek
set forth f. ifade etmek
set forth f. ileri sürmek
set forth f. yola koyulmak
set forth f. öngörmek
set forth a reason f. sebep öne sürmek
set forth one's final opinion in scathing terms f. rest çekmek
set forward f. ileri sürmek
set forward f. yol açmak
set forward f. ileri almak
set free f. tahliye etmek
set free f. engel olmamak
set free f. serbestlik getirmek
set free f. kurtarmak
set free f. salmak
set free f. özgür bırakmak
set free f. koyuvermek
set free f. bağımsız kılmak
set free f. azat etmek
set free f. salıvermek
set free f. özgürlüğüne kavuşturmak
set goal f. hedef koymak
set goals f. hedef koymak
set going f. yürütmek
set going f. harekete geçirmek
set going f. hareketlendirmek
set going f. etkin hale getirmek
set great store on f. bir şeye çok önem vermek
set ground for f. zemin hazırlamak
set ground for f. temel hazırlamak/oluşturmak
set hands to f. işe el atmak
set hands to f. işe elatmak
set homework f. ödev vermek
set in f. işe elkoymak
set in f. başlamak
set in f. işe el koymak
set in f. bastırmak
set in f. basmak
set in f. ... geçmek (yer)
set in f. oturtmak
set in f. takmak (kıymetli bir taşı bir yüzük vb'ne)
set in motion f. hareketlendirmek
set in motion f. harekete geçirmek
set in motion f. etkin hale getirmek
set in one's way f. bir düzen kurmak
set in stone f. değiştirilemez olmak
set in the midst f. ortalamak
set in train f. başlatmak (etkinlik vb)
set in type f. dizmek
set in type f. dizilmek
set initially f. donmak
set initially f. katılaşmak
set into motion f. harekete geçirmek
set light to f. aydınlatmak
set light to f. ışık tutmak
set loose f. başı boş bırakmak
set loose f. serbest bırakmak
set loose f. salıvermek
set loose f. özgür bırakmak
set measures to f. limit koymak
set measures to f. sınır koymak
set new standard f. yeni standart belirlemek
set off f. oluşturmak
set off f. tetiklemek
set off f. ateşlemek
set off f. patlatmak
set off f. kalkışmak
set off f. bir şeyin güzelliğini ortaya çıkarmak
set off f. meydana getirmek
set off f. yola koyulmak
set off f. yola revan olmak
set off f. hareket etmek
set off f. yollanmak
set off f. başlatmak
set off f. ayrı tutmak
set off f. mahsup etmek
set off f. yola çıkmak
set off f. belirginleştirmek
set off (on a journey) f. yola çıkmak
set off (on a journey) f. yola koyulmak
set off (on a journey) f. yola düşmek
set off (on a journey) f. yola düzülmek
set off (on a journey) f. yola revan olmak
set off (on a journey) f. yola gitmek
set off a reaction f. bir reaksiyon tetiklemek
set off a reaction f. akis uyandırmak
set off a reaction f. bir olaya/baskıya/haksızlığa tepki olarak ses getirmek
set off firework f. havai fişek atmak
set off fireworks f. havai fişekler atmak
set off on f. yolculuğa başlamak
set off on a quest f. arayışı içerisine girmek
set off on a quest f. arayışı içine girmek
set off on a quest f. arayış içine girmek
set off on a quest f. arayışına girmek
set off reaction f. tepki uyandırmak
set off the cost f. maliyeti gidermek/kurtarmak/karşılamak
set on f. kışkırtmak
set on f. görevlendirmek
set on f. teşvik etmek
set on edge f. kamaştırmak
set on fire f. ateşe vermek
set on fire f. tutuşturmak
set on fire f. orman yakmak
set on fire f. yakmak
set on fire f. alevlendirmek
set on his feet f. sağlığına yeniden kavuşmak
set on somebody f. üstüne salmak
set one person against another f. fitne sokmak
set one's cap at f. kancayı takmak
set one's eye on f. göz dikmek
set one's face against f. ısrarlı biçimde karşı çıkmak
set one's face against f. muhalefet etmek
set one's hands to a task f. işe el atmak
set one's heart f. baş koymak
set one's heart on f. -i çok istemek
set one's heart on f. baş koymak
set one's heart on f. gönül vermek
set one's heart on f. gönül bağlamak
set one's heart on f. çok istemek
set one's heart on something f. baş koymak
set one's mind f. baş koymak
set one's mind on f. -i çok arzu etmek
set one's mind on f. baş koymak
set one's mind on f. çok istemek
set one's mind on f. kafasına koymak
set one's mind on doing something f. kafaya koymak
set one's mind on doing something f. kafasına koymak
set one's mind on something f. kafasına koymak
set one's mind on something f. kafaya koymak
set one's seal on f. damgasını vurmak
set one's seal to f. mühürlemek
set one's sight on f. -e gözünü dikmek
set one's sights on f. amaçlamak
set one's sights on f. hedeflemek
set one's sights on f. gözünü dikmek
set one's sights on the silver screen f. gözünü beyazperdeye dikmek
set one's watch f. saatini ayarlamak
set oneself to do something f. koyulmak
set out f. koyulmak
set out f. düzenlemek
set out f. başlamak
set out f. yola çıkmak
set out f. sergilemek
set out f. dizmek
set out f. dikmek
set out f. ekmek
set out f. hareket etmek
set out f. göstermek
set out f. seyahate çıkmak
set out a condition f. koşul öne sürmek
set out a plan f. plan ortaya koymak
set out a plan f. plana geçirmek
set out for (somewhere) f. yoluna düşmek
set out in full f. eksik nokta bırakmamak
set out in full f. tam olarak açıklamak
set out on a journey f. yolculuğa çıkmak
set out the bait f. yem takmak
set out to f. koyulmak
set out to f. kalkışmak
set out to f. girişmek
set over f. komutan olarak atanmak
set over f. harekete geçmek
set over f. hareket etmek
set place f. yer ayırmak
set quantity f. asgari ya da azami miktar sınırı koymak
set right f. yoluna koymak
set right f. düzeltmek
set sail f. yelken açmak
set seed f. tohum açmak
set sight on something f. kafasına koymak
set sight on something f. hedeflemek
set sight on something f. amaçlamak
set sight on something f. odaklanmak
set somebody against somebody f. birbirine düşürmek
set somebody back something f. mal olmak
set somebody free f. tahliye etmek
set somebody thinking f. düşündürmek
set somebody's mind at rest f. yüreğine su serpmek
set somebody's mind at rest f. rahatlatmak
set someone against something f. birini bir şeyin aleyhine çevirmek
set someone an example f. birine örnek olmak
set someone at ease f. birini rahatlatmak
set someone at large f. bir mahpusu serbest bırakmak
set someone back f. bir oyuncuya puan kaybettirmek
set someone back f. birini (belirli bir zaman için) geciktirmek
set someone down f. birini bir yere indirmek
set someone free f. birini serbest bırakmak
set someone homework f. ödev vermek
set someone in motion f. birini harekete geçirmek
set someone on a pedestal f. birine adeta tapınmak
set someone on a pedestal f. birine fazla değer vermek
set someone right f. birinin yanlış bilgisini düzeltmek
set someone right f. birini düzeltmek
set someone right about f. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
set someone straight f. birini hizaya getirmek
set someone to work f. birini işe koşmak
set someone up f. birine tuzak kurmak
set someone up in f. birinin bir iş yapmaya başlamasını sağlamak
set someone up on a throne f. birini bir tahta geçirmek
set someone's mind at ease f. içine su serpmek
set someone's mind at rest f. birinin kuşkularını ortadan kaldırmak
set someone's mind at rest f. birini rahatlatmak
set someone's mind at rest f. içine su serpmek
set someone's teeth on edge f. birini sinirlendirmek
set someone's teeth on edge f. birinin sinirlerini bozmak
set something afloat f. bir şeyi yüzdürmek
set something apart f. bir şeyi bir tarafa ayırmak
set something aside f. bir şeyi bir kenara bırakmak (birşeyi)
set something aside f. bir şeyi önemsememek
set something aside f. bir şeyi bir tarafa ayırmak
set something aside f. bir şeyi kale almamak
set something aside f. bir kenara koymak
set something aside for future use f. ileride kullanmak üzere bir kenara koymak/kaldırmak
set something at naught f. bir şeyi hiçe saymak
set something back f. bir işi (bir süre için) geciktirmek
set something back f. bir şeyi aksatmak
set something back f. bir şeyi engellemek
set something down f. kaydetmek
set something down f. bir şeyi yazmak
set something down f. bir şeyi bir yere koymak
set something in motion f. bir şeyi başlatmak
set something on end f. bir şeyi dikine koymak
set something on fire f. bir şeyi ateşe vermek
set something on foot f. yapmak (plan)
set something on foot f. bir şeyi başlatmak
set something right f. bir şeyi düzeltmek
set something to music f. bestelemek
set something to rights f. bir şeyi yoluna koymak
set something up on fire f. ateşe vermek
set something up on fire f. yangın çıkarmak
set something up with someone f. biriyle birlikte bir şeyler ayarlamak/planlamak
set standard f. standart belirlemek
set standards for something f. standarda bağlamak
set standards for something f. standart belirlemek
set store by f. önemsemek
set store by f. önem vermek
set table f. masayı hazırlamak
set table f. masa hazırlamak
set the agenda f. gündemi belirlemek
set the alarm f. alarmı kurmak
set the alarm for 07:00 a.m f. saati 7'ye kurmak
set the bar high f. çıtayı yükseltmek
set the building on fire f. binayı ateşe vermek
set the building on fire f. binayı yakmak
set the clock ahead f. saatleri ileri almak
set the clock back f. saatleri geri almak
set the dice f. zar tutmak
set the dog on somebody f. üşürmek
set the fashion f. modada öncülük etmek
set the framework of f. çerçevesini çizmek
set the goal f. hedef koymak
set the hen f. kuluçkaya yatırmak
set the house on fire f. evi ateşe vermek
set the law at naught f. kanunu hiçe saymak
set the mood f. birşey için doğru ortamı oluşturmak
set the mood f. birşey için doğru atmosferi oluşturmak
set the neighbourhood in an uproar f. mahalleyi ayağa kaldırmak
set the pace f. örnek olmak
set the pace for f. bir grup sporcunun temposunu ayarlamak
set the park brake f. el frenini çekmek
set the parking brake f. el frenini çekmek
set the phone to vibrate mode f. telefonu titreşime almak
set the phone to vibrate mode f. titreşime almak
set the price f. fiyatını belirlemek
set the record straight f. insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili doğruları açıklamak
set the record straight f. olası yanlış anlaşılmaları önlemek için açıklama yapmak
set the schedule f. müfredat yapmak
set the seal on f. sonunda onaylamak
set the stage f. sahneyi kurmak
set the stage for f. zemini hazırlamak
set the standards f. standartları belirlemek
set the table f. sofrayı kurmak
set the table f. masayı kurmak
set the table f. masayı donatmak
set the thermostat at a lower temperature f. termostatı daha düşük bir ısıya ayarlamak/sabitlemek
set the things right f. işleri yoluna koymak
set the tone f. (ses tonu) ayarlamak