düzenli - Türkçe İngilizce Sözlük

düzenli

"düzenli" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 100 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
düzenli neat s.
My daughter's room is always neat and tidy.
Kızımın odası her zaman temiz ve düzenlidir.

More Sentences
düzenli tidy s.
His room never stays tidy.
Odası hiç düzenli kalmıyor.

More Sentences
düzenli regular s.
The nurses check his blood pressure at regular intervals.
Hemşireler düzenli aralıklarla adamın kan basıncını kontrol ediyor.

More Sentences
General
düzenli order i.
Please keep your desks in good order at all times.
Lütfen masalarınızı her zaman düzenli tutunuz.

More Sentences
düzenli methodical s.
I know that Tom is methodical.
Tom'un düzenli olduğunu biliyorum.

More Sentences
düzenli orderly s.
We will now attempt to hold an orderly vote.
Şimdi düzenli bir oylama yapmaya çalışacağız.

More Sentences
düzenli coordinated s.
Tom isn't very coordinated.
Tom çok düzenli değil.

More Sentences
düzenli settled s.
I need to have a more settled lifestyle.
Daha düzenli bir yaşam tarzına ihtiyacım var.

More Sentences
düzenli steady s.
She wants more cooperation and more supervision, but as part of a steady process and not all at once.
Bir anda değil de düzenli bir sürecin parçası olarak daha fazla iş birliği ve daha fazla denetim istiyor.

More Sentences
düzenli in order s.
Everything's in order.
Her şey düzenli.

More Sentences
düzenli ordered s.
She was lucky to have led such an ordered life.
Böyle düzenli bir yaşam sürdüğü için şanslıydı.

More Sentences
düzenli harmonious s.
In chess, harmonious coordination of attack and defense forces is of utmost importance.
Satrançta, atağın düzenli koordinasyonu ve savunma güçleri son derece önemlidir.

More Sentences
düzenli organized s.
Always keep your workplace organized.
İş yerinizi her zaman düzenli tutun.

More Sentences
düzenli regular s.
The Commission does, however, provide them with regular training sessions.
Ancak Komisyon bu kişilere düzenli eğitimler vermektedir.

More Sentences
düzenli organised s.
I am very good at appearing organised, although the reality is somewhat different.
Gerçek biraz farklı olmasına rağmen düzenli görünmede çok iyiyim.

More Sentences
düzenli in order s.
Everything seems to be in order.
Her şey düzenli görünüyor.

More Sentences
Technical
düzenli methodical s.
I know Tom is methodical.
Tom'un düzenli olduğunu biliyorum.

More Sentences
Linguistics
düzenli regular s.
The importance of transport safety is highlighted on a regular basis in this Parliament, and rightly so.
Ulaşım güvenliğinin önemi bu Parlamentoda düzenli ve haklı olarak vurgulanmaktadır.

More Sentences
General
düzenli gim [dialect] i.
düzenli taut s.
düzenli ordinate s.
düzenli right s.
düzenli in good trim s.
düzenli measured s.
düzenli equable s.
düzenli trim s.
düzenli equal s.
düzenli arranged s.
düzenli set s.
düzenli snug s.
düzenli uniform s.
düzenli dainty s.
düzenli straight s.
düzenli systematic s.
düzenli crisp s.
düzenli even s.
düzenli systematical s.
düzenli stated s.
düzenli shipshape s.
düzenli periodic s.
düzenli clean-cut s.
düzenli well-ordered s.
düzenli well-arranged s.
düzenli elegant s.
düzenli squared away s.
düzenli uncluttered s.
düzenli just so s.
düzenli coordinate s.
düzenli routine s.
düzenli ruly s.
düzenli well-tended s.
düzenli tactic s.
düzenli tight s.
düzenli toshy [dialect] s.
düzenli kempt s.
düzenli undisordered s.
düzenli unrumpled s.
düzenli jimp s.
düzenli jimpy s.
düzenli fair s.
düzenli heppen [dialect] [uk] s.
düzenli compt [obsolete] s.
düzenli concinnous s.
düzenli cosh [scotland] s.
düzenli cosmic [rare] s.
düzenli donsie [dialect] s.
düzenli donsy [dialect] s.
düzenli doncy [dialect] s.
düzenli douce [dialect] [uk] s.
düzenli polite [obsolete] s.
düzenli consonous [obsolete] s.
düzenli feat [dialect] [uk] s.
düzenli fetis s.
düzenli in-line s.
düzenli fetuous s.
düzenli ordinee s.
düzenli ordonnant s.
düzenli prim s.
düzenli series s.
düzenli prest [obsolete] s.
düzenli slicked up s.
düzenli smirk s.
düzenli square-cut s.
düzenli streamlined s.
düzenli successional s.
düzenli surgeless s.
düzenli fluidly zf.
Colloquial
düzenli sorted (out) s.
düzenli together zf.
düzenli like clockwork expr.
düzenli all correct expr.
düzenli all correct expr.
Idioms
düzenli (as) nice as ninepence s.
düzenli (as) clean as a whistle s.
düzenli (as) neat as a pin s.
düzenli apple pie order s.
düzenli day in, day out, every day without fail expr.
Trade/Economic
düzenli businesslike s.
Archaic
düzenli tight [dialect] s.
düzenli undelayed s.

"düzenli" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
düzenli olarak regularly zf.
We made meetings regularly once a week in the office.
Haftada bir kez düzenli olarak ofiste toplantılar yaptık.

More Sentences
General
düzenli bakım regular maintenance i.
You should perform regular maintenance on your car.
Arabanıza düzenli bakım yaptırmalısınız.

More Sentences
(düzenli yayın) sayı volume i.
Our book store sells bound volumes of that magazine.
Kitapçımız bu derginin ciltlenmiş sayılarını satıyor.

More Sentences
düzenli tutmak keep (somewhere) tidy f.
Our classroom was kept tidy.
Sınıfımız düzenli tutuldu.

More Sentences
düzenli olmak be tidy f.
I think Tom is tidy.
Tom'un düzenli olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
düzenli olmak be in order f.
Everything should be in order.
Her şey düzenli olmalı.

More Sentences
düzenli egzersiz yapmak exercise regularly f.
Ninety percent of the people in this country don't exercise regularly.
Bu ülkedeki insanların yüzde doksanı düzenli egzersiz yapmıyor.

More Sentences
kadar düzenli as regular as s.
If only English were as regular as Esperanto.
Keşke İngilizce de Esperanto kadar düzenli olsaydı.

More Sentences
temiz ve düzenli neat and tidy s.
She always keeps her room neat and tidy.
Odasını her zaman temiz ve düzenli tutar.

More Sentences
düzenli olarak methodically zf.
Tom works methodically.
Tom düzenli olarak çalışır.

More Sentences
düzenli olarak regularly zf.
They also have difficulties in reading some of the official documents which we regularly present.
Ayrıca düzenli olarak sunduğumuz bazı resmi belgeleri okumakta da güçlük çekmektedirler.

More Sentences
düzenli olarak (on a) regular basis zf.
And where they do, they do not necessarily inspect it on a regular basis, so the vibrations increase.
Ve bunu yaptıkları yerlerde de düzenli olarak kontrol etmiyorlar, bu nedenle titreşimler artıyor.

More Sentences
düzenli aralıklarla regularly zf.
Regularly drinking water is important for your body.
Düzenli aralıklarla su içmek vücudunuz için önemlidir.

More Sentences
düzenli aralıklarla at regular intervals zf.
Elections are free and democratic and take place at regular intervals by secret ballot.
Seçimler, serbest ve demokratik olup, düzenli aralıklarla ve gizli oyla yapılır.

More Sentences
düzenli olarak regular zf.
You are all familiar with the regular technical examination of private cars.
Hepiniz özel araçların düzenli olarak teknik incelemeye tabi tutulduğunu biliyorsunuz.

More Sentences
düzenli ilişki içinde steady zf.
She has been going steady with Tim for years.
Tim ile yıllardan beri düzenli ilişki içerisinde.

More Sentences
düzenli bir şekilde regularly zf.
All of the chairs in the room were placed regularly.
Odadaki tüm sandalyeler düzenli bir şekilde yerleştirilmişti.

More Sentences
Colloquial
temiz ve düzenli clean and tidy s.
I want you to have this room clean and tidy.
Bu odayı temiz ve düzenli tutmanı istiyorum.

More Sentences
düzenli değil not regular expr.
The cycle of blood is not regular.
Kan dolaşımı düzenli değil.

More Sentences
Trade/Economic
düzenli müşteri regular customer i.
Tom isn't a regular customer.
Tom düzenli müşteri değil.

More Sentences
düzenli toplantı regular meeting i.
We have an ongoing discussion about the preparation of our regular meetings with the development NGOs.
Kalkınma STK'ları ile düzenli toplantılarımızın hazırlanması konusunda devam eden bir görüşmemiz var.

More Sentences
Politics
düzenli rapor regular report i.
As regards social dialogue at all levels no major progress has been made since the last Regular report.
Bütün düzeylerde sosyal diyalog konusunda, geçen düzenli rapordan bu yana büyük bir ilerleme sağlanmış değildir.

More Sentences
Technical
düzenli aralıklarla periodically zf.
Your software needs to be updated periodically.
Yazılımınızın düzenli aralıklarla güncellenmesi gerek.

More Sentences
düzenli olarak regularly zf.
That is why your proposals regularly end up in the Council's waste paper basket.
İşte bu yüzden teklifleriniz düzenli olarak Konsey'in atık kağıt sepetine gidiyor.

More Sentences
düzenli aralıklarla at regular intervals zf.
Results will be made available at regular intervals.
Sonuçlar düzenli aralıklarla sunulacaktır.

More Sentences
General
belirli bir tarifeye uymak yerine düzenli aralıklarla çalışan sefer shuttle service i.
düzenli hat koşulları lines terms i.
düzenli ödeme regular payment i.
düzenli olma regularity i.
düzenli içicilik regular smoking i.
düzenli kentleşme planned urbanization i.
düzenli şehirleşme orderly urbanization i.
düzenli kentleşme planned urbanisation i.
düzenli şehirleşme planned urbanisation i.
düzenli şehirleşme planned urbanization i.
düzenli şehirleşme orderly urbanisation i.
düzenli kentleşme orderly urbanisation i.
düzenli kentleşme orderly urbanization i.
düzenli nokta regular point i.
düzenli olma apple-pie order i.
düzenli maaş regular salary i.
düzenli seks regular sex i.
düzenli bir seks hayatı a regular sex life i.
düzenli sefer regular service i.
düzenli yaşam regular life i.
düzenli yaşam orderly life i.
düzenli hayat orderly life i.
düzenli hayat regular life i.
düzenli aile yaşamı steady family life i.
düzenli aile yaşamı regular family life i.
düzenli aile hayatı regular family life i.
düzenli aile hayatı steady family life i.
düzenli beslenme eating properly i.
düzenli beslenme balanced diet i.
düzenli beslenme proper nutrition i.
düzenli beslenme proper diet i.
düzenli beslenme regular diet i.
düzenli beslenme well-balanced diet i.
düzenli tekrar regular repetition i.
düzenli tekrar regular repeat i.
takıntılı derecede düzenli kimse neatnik i.
düzenli aralık regular interval i.
her yıl düzenli yapılan kutlama annual celebration i.
düzenli ziyaret recourse [obsolete] i.
yakinen ve düzenli olarak sorgulama catechization i.
düzenli tekrar regular recurrence i.
düzenli tekrarlama regular recurrence i.
düzenli olan şey regularity i.
düzenli olma regularness i.
kanada'da büyük göller üzerinde düzenli sefer yapan tekne lake boat i.
düzenli iş tread [scottish] i.
tek düzenli şey uniformity i.
düzenli uyku regular sleep i.
düzenli aralıklandırma even spacing i.
düzenli adımlarla yürüme marching i.
zarif, düzenli veya taze görünüm mense [dialect] [uk] i.
düzenli sınıflandırma method i.
düzenli geliştirme method i.
selüloz, ipek, rayon lifi gibi doğal veya sentetik bir fiberin düzenli kısmı micelle i.
düzenli olma harmoniousness i.
düzenli bir prosedürün sekteye uğraması helter-skelter i.
vakit geçirmek için düzenli gelinen yer rendezvous i.
düzenli yapı bulk i.
düzenli katılımcı goer i.
parçaların düzenli ve işlevsel düzenlenmesi oeconomy i.
düzenli bir sistem oeconomy i.
düzenli ziyaret round i.
düzenli sosyal faaliyet round i.
(kadril dansı) düzenli bir dans old-time dance [uk] i.
düzenli olarak gübrelenen ve aynı mahsul için kullanılan tarla infield i.
düzenli olarak partileyen çapkın genç kadın good-time girl i.
düzenli toplantı club [obsolete] i.
düzenli asker creaght [ireland] i.
düzenli aralıklarla meydana gelme cyclicity i.
düzenli olarak sunulan şey diet i.
düzenli yararlanılan şey diet i.
düzenli grup dovecot i.
düzenli kuruluş dovecot i.
düzenli grup dovecote i.
düzenli kuruluş dovecote i.
orantılı miktarda ve düzenli eklenti increment i.
yavaş, düzenli, uzun adımlar ile yürüme pacing i.
düzenli bir bütün oluşturan insanlar people i.
düzenli davranış discipline i.
düzenli gerçekleştirilen aktivite fixture i.
ilk ve orta çağ ingilteresi'nde düzenli ödeme (kira, haraç) gavel i.
düzenli davranış orderliness i.
düzenli tedarik ordinary [obsolete] i.
düzenli ödenek ordinary [obsolete] i.
belirli bir konudaki kanunların düzenli şekilde derlenmesi ordonnance i.
düzenli olma organization i.
düzenli olma organisation i.
düzenli olma organisation i.
istasyon veya rıhtıma düzenli sefer yapan bagaj taşıyıcısı outporter i.
düzenli alıştırma practice i.
düzenli alıştırma practise i.
düzenli uygulama yapan kimse practicer i.
düzenli uygulama yapan kimse practiser i.
düzenli gaz veya buhar salınımı ile titreşimler üreten bir cihaz pulsator i.
vatandan uzakta görev yapan askerin bakmakla yükümlü olduğu kişilere düzenli olarak ödenen para separation allowance i.
düzenli olma shipshape i.
(gösteride düzenli olarak yapılan) numara shtick i.
düzenli oyun shtick i.
düzenli gösteri shtick i.
düzenli gösteri schtick i.
gösteride düzenli olarak yapılan numara shtik i.
düzenli oyun shtik i.
düzenli gösteri shtik i.
düzenli işlemin durdurulması freeze i.
düzenli uğrama frequentage i.
düzenli uğrama frequentation i.
düzenli okuma frequentation i.
düzenli bir araya gelen kilo verme grubu slimming club i.
tehdit ile düzenli olarak alınan para protection money i.
kare düzenli meydan dansı için toplanma square dance i.
(basımevinden alınan) düzenli gelir stab [uk] i.
düzenli iş stab [uk] i.
(çözücü kristallerde) çözünen atomun düzenli dizilimi superstructure i.
(arasında) düzenli seferler yapmak ply between f.
düzenli hale getirmek make regular f.
düzenli katılım göstermek attend regularly f.
iki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak ply f.
düzenli yığmak stack up f.
bir şeyi düzenli bir şekilde (bir yere) koymak stow in f.
bir şeyi düzenli bir şekilde (bir yere) koymak stow away f.
düzenli olarak yapmak regularize f.
düzenli çalışmak study systematically f.
düzenli olmak be systematic f.
düzenli çalışmak study methodically f.
düzenli yerleştirmek place orderly f.
düzenli çalışmak work systematically f.
düzenli olmak be orderly f.
düzenli çalışmak work methodically f.
düzenli tutmak keep (something) in order f.
düzenli yerleştirmek set (down) orderly f.
düzenli tutmak keep (something) orderly f.
düzenli bırakmak (bir odayı vb) leave neat f.
düzenli yerleştirmek place well-ordered f.
düzenli sefer yapmak ply f.
düzenli bir işe girmek get a regular job f.
düzenli haber almak be well informed f.
düzenli aralıklarla ekokardiyografik incelemeye tabi tutulmak be assessed by echocardiography at regular intervals f.
düzenli seks yapmak have regular sex f.
düzenli seks yapmak have sex regularly f.
düzenli olarak seks yapmak have sex regularly f.
düzenli bir işi olmak have a regular job f.
düzenli bir işi olmak have regular job f.
düzenli olarak yapmak regularise f.
düzenli spor yapmak exercise regularly f.
düzenli kullanmak trade [obsolete] f.
düzenli olarak yapmak vape f.
maşa ile düzenli ve iri dalgalar yaparak saça şekil vermek marcel f.
düzenli olarak tüketmek have f.
(deniz feneri ışığı) düzenli aralıklarla kesilmek occult f.
düzenli bir rotada seyahat etmek run f.
(bedenin, zihnin) düzenli veya normal fonksiyonlarını bozmak disorder f.
düzenli veya normal işleyişini bozmak disorder f.
(düzenli veya sık sık) ilaç almak pop f.
düzenli yayılmak outray [obsolete] f.
düzenli tüketimini yapmak plough through f.
düzenli görüşmek see f.
düzenli okumak frequent f.
düzenli bir yol tutmak stair-step f.
düzenli bir örüntüde ilerlemek stair-step f.
düzenli müşterisi olmak support f.
düzenli biçimde straight s.
düzenli yayınlanan periodic s.
çok düzenli like clockwork s.
düzenli hareket olamayan erratic s.
düzenli aralarla meydana gelen periodic s.
sıkı düzenli regimented s.
ayaklarını hızlı ve düzenli biçimde hareket ettirebilen nimble-footed s.
düzenli olmayan nonregulated s.
düzenli ilişkisi olan attached s.
düzenli olmayan unarranged s.
düzenli olmayan unbusinesslike s.
düzenli olmayan unordinate [rare] s.
düzenli hareket etmeyen unorganized s.
düzenli hareket etmeyen unorganised s.
düzenli tempoda olmayan unpaced s.
zarif bir şekilde düzenli bandbox s.
düzenli olmayan unthorough s.
düzenli bir formu olmayan massive s.
metronom gibi düzenli metronomic s.
düzenli olarak iyileşen boomy s.
düzenli olarak büyüyen boomy s.
sıkı düzenli monastic s.
düzenli katılan going s.
doğası gereği düzenli clean s.
düzenli olmayan odd-job s.
düzenli çalışan onstream s.
aşırı düzenli overneat s.
fazla düzenli overnice s.
aşırı düzenli overstructured s.
düzenli şekilde işlemeyen disordered s.
düzenli meyve veremeyen barren s.
düzenli müşteri olma client s.
fazla düzenli feat [obsolete] s.
düzenli hareket etmeyen inorganized s.
düzenli hareket etmeyen inorganised s.
düzenli katkı veren contributing s.
düzenli üyelerden oluşan first-string s.
düzenli katılımcılardan meydana gelen first-string s.
düzenli çalışanlara ait ordinary s.
düzenli yapı oluşturan organific s.
düzenli işe ait olmayan outside s.
düzenli görevlerden olmayan outside s.
düzenli ve şiddetli yağış alan pluviose s.
düzenli ibadet eden praying s.
düzenli filizlenen shooty s.
tertipli düzenli snod s.
(at yürüyüşü) düzenli square s.
(at yürüyüş stili) düzenli square s.
düzenli olarak kasılarak genişleyen systaltic s.
düzenli olarak measuredly zf.
düzenli sıra ile yolunda in order zf.
çok düzenli in apple pie order zf.
bozuk düzenli olarak uncoordinatedly zf.
çok düzenli bir halde just so zf.
düzenli olarak crisply zf.
düzenli olarak on a regular basis zf.
düzenli olarak routinely zf.
düzenli aralıklarda at regular intervals zf.
çok düzenli smoothly zf.
çok düzenli precisely zf.
çok düzenli bir şekilde in apple-pie order zf.
düzenli aralarla regularly zf.
düzenli biçimde on a regular basis zf.
düzenli bir biçimde in an orderly manner zf.
düzenli (bir şekilde) neatly zf.
düzenli aralıklarla in regular intervals zf.
düzenli olarak religiously zf.
düzenli aralarla at regular intervals zf.
düzenli bir biçimde in an orderly fashion zf.
düzenli olarak unseldom zf.
metronom gibi düzenli bir şekilde metronomically zf.
düzenli olarak gradatim [obsolete] zf.
düzenli aralıklarla on a regular basis zf.
devletten düzenli işsizlik yardımı alarak on the dole zf.
fazla düzenli bir şekilde overnicely zf.
düzenli olarak in course zf.
düzenli olarak in due course zf.
düzenli bir şekilde cleanlily zf.
düzenli bir şekilde fetisely zf.
düzenli olarak orderly zf.
düzenli bir şekilde ordinately zf.
düzenli bir şekilde statedly zf.
düzenli bir kimyasal bileşik serisinde ikinci olan anlamı veren ön ek deut- ök.
düzenli bir kimyasal bileşik serisinde ikinci olan anlamı veren ön ek deuto- ök.
düzenli olarak belirli bir faaliyeti yapan anlamındaki son ek -ard snk.
düzenli olarak belirli bir faaliyeti yapan anlamındaki son ek -art snk.
düzenli aralıklarla anlamı veren son ek -ly snk.
çok düzenli kas yapısına sahip canlı anlamı veren son ek -mya snk.
düzenli katılım anlamı veren son ek -going snk.
düzenli yapan anlamı veren son ek -ive snk.
net ve düzenli bir şekilde in print [dialect] expr.
Phrasals
tanı veya tedaviyi takiben hastayı düzenli olarak kontrol etmek follow up f.
bir düzenli ödemeyi/görevi vaktinde/zamanında yapamamak fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemede/görevde geç kalmış olmak fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemenin/görevin vaktini/zamanını geçirmek fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemeyi/görevi vaktinde/zamanında yapamamak get behind on (something) f.
bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek get behind on (something) f.
bir düzenli ödemede/görevde geç kalmış olmak get behind on (something) f.
bir düzenli ödemenin/görevin vaktini/zamanını geçirmek get behind on (something) f.
(resmi anlamda) birisiyle düzenli olarak görüşmek/iletişim kurmak check in with somebody f.
(taksit/düzenli ödeme vb.) ödeyememek fall behind with something f.
bir ilacı düzenli olarak almayı sürdürmek remain on f.
(bir şeyin) düzenli ödemesini yapmak pay on (something) f.
çevresinde/çevrede sık sık/düzenli olarak görmek see around f.
(hidrolik güç) düzenli akışını sağlamak firm up f.
Phrases
düzenli olarak (bir şey) yapmak be given to (something) f.
düzenli olarak bir şey yapmak be given to something/to doing something f.
düzenli aralıklarla in regular intervals expr.
düzenli aralıklarla in regular basis expr.
(bir şeye/yere) düzenli olarak gitme in and out (of something) expr.
Colloquial
san jose (silikon vadisi) ve seattle gibi yüksek teknoloji şirketlerinin yoğun olduğu abd şehirleri arasında düzenli doğrudan uçuş yapan yolcu uçağı nerd bird i.
son derece düzenli olma apple-pie order i.
spor performansını artırmak için düzenli olarak steroid gibi maddeler kullanan kimse juicehead i.
düzenli öğünlerle beslenme yerine atıştırma grazing i.
gazete ve dergilerde ödül olarak tüketici ürünleri verilen yarışmalara düzenli katılan kimse comper i.
aşırı derecede düzenli/cimri/takıntılı olmak be anal about it f.
düzenli olmayan unrid [dialect] s.
düzenli olarak in good order expr.
düzenli bir şekilde on the reg (on the regular) expr.
düzenli olarak on the reg (on the regular) expr.
düzenli bir şekilde on the regular expr.
düzenli olarak on the regular expr.
düzenli işini bırakma don't quit the day job expr.
eşyalarımızı düzenli tutmak bizim elimizde it is in our hands to keep our items organized expr.
düzenli olarak belli bir yerde görüşen kişiler arasında kullanılan vedalaşma kalıbı cuic (see you in church) kısalt.
Idioms
kolay okunup anlaşılabilen düzenli, işler kod clean code i.
düzenli ve verimli işleyen grup/yer/kuruluş a tight ship i.
düzenli iş day job i.
(birinin) düzenli işi (one's) day job i.
dış görünümü düzenli ruhu serseri adam dirty beau [obsolete] i.
erken yatma konusunda düzenli olmak keep good hours f.
düzenli olarak belli bir yolu yürüyerek dolaşmak pound a beat f.
bir şeyi düzenli olarak yapmak go in for something f.
düzenli ve disiplinli yönetmek run a tight ship f.
düzenli tutmak get something in order f.
düzenli tutmak keep something tidy f.
düzenli egzersiz yapmak keep in training f.
düzenli spor yapmak keep in training f.
düzenli tutmak put something in order f.
düzenli ve disiplinli yönetmek run a taut ship f.
düzenli tutmak have something in order f.
düzenli yaşamaya başlamak make good f.
saat gibi düzenli olmak be as regular as clockwork f.
(düzenli) seks yapmak be getting one's oats f.
birini/bir şeyi düzenli tutmak keep someone or something in order f.
birbirinden farklı fakat birbirini tamamlayan parçaları (kıyafet, eşya) seçip bir araya getirerek uyumlu/düzenli bir takım oluşturmak mix and match f.
uyku saatleri (düzenli, bozuk, erken, geç) olmak keep (some kind of) hours f.
çalışma saatleri (düzenli, bozuk, erken, geç) olmak keep (some kind of) hours f.
düzenli tutmak keep in order f.
düzenli bir işte çalışmak punch the (time) clock f.
(birini) düzenli tutmak stay on top of (someone or something) f.
düzenli (iş) bread and butter s.
düzenli gelir getiren bread and butter s.
son derece düzenli right as ninepence s.
tertipli düzenli spick and span s.
psikoterapiste düzenli giden in counseling s.
çok düzenli in apple-pie order expr.
düzenli işini bırakma don't give up your day job expr.
düzenli işini bırakma don't quit your day job expr.
düzenli değil not making a habit out of it expr.
düzenli olarak (ilaç vb almak) at full strength expr.
her şeyiyle düzenli in apple-pie order expr.
son derece düzenli as right as ninepence expr.
son derece düzenli as neat as ninepence expr.
son derece düzenli neat as ninepence expr.
saat gibi düzenli as regular as clockwork expr.
düzenli olarak day in, day out, every day without fail expr.
Speaking
araçlarınızı düzenli olarak servise götürün service your vehicles regularly i.
odanı düzenli bırak keep your room tidy expr.
odanı düzenli tut keep your room tidy expr.
sınıfınızı düzenli tutun keep your classroom tidy expr.
sınıfı düzenli tutun keep the classroom tidy expr.
Trade/Economic
bir hat üzerinde düzenli sefer yapan uçak veya yolcu gemisi liner i.
büyük bir bakım gerektirmeden makine veya tesisin düzenli çalışabilme süresi life i.
bir işletme hakkındaki mali bilgileri düzenli bir biçimde kaydetme tekniği accounting i.
düzenli işi olan kimse jobholder i.
düzenli transit servis regular transit service i.
düzenli hat konşimentosu liner bill of lading i.
düzenli tedarikçi regular supplier i.
düzenli sefer konşimentosu berth bill of lading i.
düzenli katkı payı regular contributions i.
düzenli piyasalar hipotezi coherent market hypothesis i.
düzenli dağıtım yolu regular way delivery i.
düzenli talep regular demand i.
düzenli gelir regular income i.
düzenli ödeme regular payment i.
düzenli ödeme emri direct debit mandate i.
düzenli nakit akışı regular cash flow i.
düzenli temettü regular dividend i.
faiz oranı ve vadesinin belirli bir fondan ödenmesi gereken yıllık düzenli taksit miktarlarını belirleyici fonksiyonu annuity factor i.
işletmenin sürekli ve düzenli biçimde işlerini yürüttüğü ana merkezindeki çalışma yeri home office i.
makine veya tesisin tamir edilmez hale gelene kadar görevini düzenli olarak yaptığı süre life i.
patentin düzenli aralıklarla ufak tefek değişiklikler yapılarak yenilenmesi patent evergreening i.
sigorta poliçesinin sağlayacağı düzenli yıllık gelir tutarı annuitisation i.
yıllık düzenli gelir annuity i.
hisse senedinin fiyatına bakmadan düzenli olarak belirli miktarda yatırım yapma dollar averaging i.
menkul kıymetlerin fiyatına bakmadan düzenli olarak belirli miktarda yatırım yapma dollar–cost averaging i.
belirli bir dönem yeni şirketlere sermaye sağlayan ve düzenli aktarımlarla onların gelişimini destekleyen bir fon evergreen fund i.
hisselerini düzenli olarak satıp geri alan ve varlık havuzuna sahip denetime tabi yatırım şirketi mutual fund company i.
ticari bir oluşumun düzenli ödemeyi doğrudan kişinin banka hesabına yansıtmasını sağlayan tekli sipariş direct debit i.
hisselerini düzenli olarak satıp sonra geri alan yatırım şirketi open-end fund i.
düzenli tedarik ürünleri routine supplies i.
yıllık aşar ödemesinin yerine toprağa göre düzenli yapılan ödemenin getirilmesi commutation of tithes i.
her alım için aynı miktarda nakit ile düzenli aralıklarla menkul kıymet satın alınan bir sistem dollar day i.
düzenli veya belirli aralıklarla mevcut olan miktar draw i.
belirli bir varlığa düzenli aralıklarla belirli miktar yatırım yaparak gerçekleştirilen sermaye birikimi pound cost averaging i.
düzenli olarak ödenen sabit gider fixed cost i.
düzenli seferler düzenleyen şirket sealine i.
üyelerin büyüme mevsimi boyunca düzenli hasat payı almak için işletmeciye üyelik harcı ödediği çiftlik sistemi csa (csar-capable assets) i.
(hisse) düzenli olarak alıp satmak trade f.
(hisse senedi veya emtia piyasası) düzenli bir trendi olmayan irregular s.
düzenli ödeyen financial s.
Law
(britanya'da) suçlu gençlerin hapis cezası yerine düzenli olarak gelmeleri gereken yer attendance centre i.
mahkemenin çocuğun velayetinden yoksun bırakılan akrabaya tanıdığı çocuğu düzenli ziyaret etme hakkı visitation right i.
(iskoç hukuku'nda) kira kontratı yapıldığında düzenli kiraya ek olarak bir defada yapılan ödeme grassum [scotland] i.
Politics
kurulu ve düzenli siyasi partilerin hiçbirini desteklememe politikası nonpartisanism i.
atık düzenli depolama sahaları landfill of wastes i.
düzenli çaba concerted effort i.
düzenli izleme regular follow-up i.
düzenli aralıklarla yapılan seçim regular election i.
gizli, gayrı resmi yahut düzenli işlemeyen iletişim yolu/kanalı back-channel i.
ortak düzenli kuruluşlar coordinated organisation i.
görece olarak düzenli aralıklarla başa gelebilecek güce sahip siyasi parti major party i.
1835 yılında düzenli parti örgütlenmesine karşı kurulan radikal bir new york demokratları grubunun üyesi loco (locofoco) kısalt.
Industry
çalışanın maaşına ilişkin kararların alındığı düzenli değerlendirme salary review i.
düzenli bir işi olmak bundy f.
makinedeki işin düzenli aralıklarla tekrarı için (makine üstündeki parçayı) hareket ettirmek index f.
bir iş için düzenli ücret alan waged s.
Insurance
düzenli katkı payı regular contributions i.
Tourism
düzenli sefer regular service i.
Media
gazete ve benzeri yayınların reklam haricindeki düzenli içeriği reading matter i.
(gazetede vb.) düzenli bir yayının bulunduğu sayfa page i.
çeşitli yayınlarda çalışıp düzenli olarak benzer konuları birlikte ele alan gazeteciler press corps i.
Technical
çevirme düzenli fırın tilting furnace i.
düzenli birim göze ordered unit cell i.
düzenli nokta regular point i.
düzenli kestirici regular estimator i.
düzenli eşpolimer regular copolymer i.
düzenli yapı ordered structure i.
düzenli kopolimer regular copolymer i.
düzenli bakım systematic maintenance i.
düzenli katı çözelti ordered solid solution i.
düzenli işlev regular function i.
düzenli örgü superlattice i.
düzenli kristal ordered crystal i.
düzenli örüt ordered crystal i.
düzenli çözelti regular solution i.
düzenli eğri regular curve i.
düzenli evre ordered phase i.
sıfır düzenli tepkime zero order reaction i.
uzam-düzenli kauçuklar stereo-regular rubbers i.
yavaş ve düzenli aşınma slow and regular wear i.
bir nesne veya olayı ifade eden kısa ve düzenli ses dizini earcon i.
periyodik değişkene ait düzenli nükseden değerler grubu cycle i.
düzenli ve sistemli referans standardı scale of measurement i.
(metal levha gibi malzemeyi) düz, paralel, düzenli ve eşit derecede kavisli sırtlar ve oyuklar halinde şekillendirmek corrugate f.
(demiryolu, karayolu dolgusu) enine konturlar çizmek için düzenli olarak tesviye etmek cross-section f.
(grafiği) düzenli hale getirmek smooth f.
düzenli çapraz aralıklarla çentikli (arma) raguled s.
düzenli aralıklarla tekrar etmeyen nonperiodic s.
düzenli bir şekilde birbirine bağlı articulate s.
sıra düzenli hierarchical s.
sürekli veya düzenli aralıklarla ışık yayan emitting a continuous or regular intermittent light s.
çalışır durumda kalmak için düzenli bakım gerektiren high-maintenance s.
Computer
düzenli durdurma orderly closedown i.
düzenli dil regular language i.
düzenli ifade regular expression i.
düzenli ziyaretçi frequent visitor i.
youtube'da düzenli olarak video yayınlayan kimse youtuber i.
çevrimiçi ortamları düzenli takip ettiği halde etkileşim vermeyen kimse lurker i.
düzenli olarak bilgisayar kullanan kimse onliner i.
düzenli gerilim dalga formuna ait tekli salınım cycle i.
bir koşulun sağlanma durumunu düzenli kontrol eden talimat poller i.
içeriği düzenli bir hal sırasından geçen sicil counter i.
standart düzenli qwerty s.
solda düzenli ragged right expr.
sağda düzenli ragged left expr.
Informatics
küçük bilgi birimlerini büyük ve düzenli birimler haline getirme unitisation i.
küçük bilgi birimlerini büyük ve düzenli birimler haline getirme unitization i.
Telecom
düzenli gelen çağrılar smooth call arrival i.
düzenli işaretleşme hattı regular signalling link i.
Electric
düzenli aralıklarla yön değiştirmek alternate f.
Television
düzenli yayınlanarak on the air zf.
Radio
(yayında) düzenli olarak belirli bir konuya atfedilen köşe department i.
Textile
(dokumayı) düzenli aralıklar ile genişletmek pace f.
(dokumayı) düzenli aralıklar ile daraltmak pace f.
Architecture
norman mimarisinde düzenli aralıklarla yerleştirilmiş kütük şeklindeki süsleme billet i.
düzenli küçük bindirmeliklerin kullanıldığı bir bindirme kemer türü mayan arch i.
korint düzenli abaküs kenarlarının ortasında yer alan küçük çiçek fleuron i.
Construction
düzenli katı çözelti ordered solid solution i.
üst düzenli kafes superlattice i.
Lighting
optik düzenli lamba pressed glass lamp i.
Automotive
ingiliz hükümeti'nin motorlu taşıtların güvenlik standartlarına uygunluğunu denetlemek için zorunlu tuttuğu düzenli muayene mot i.
düzenli olmayan non-uniform s.
Transportation
çoğunlukla iki nokta arasında düzenli seyahat edenleri taşıyan tren commuter i.
düzenli yolcu straphanger i.
toplu taşımayı düzenli kullanan kimse straphanger i.
Traffic
düzenli yolcu servisi regular passenger service i.
Aeronautic
düzenli bazda toplu hava taşımacılığı yapan taşıyıcı airline business i.
düzenli bazda toplu hava taşımacılığı yapan taşıyıcı airline i.
düzenli uçuş planına sahip hava yolu firması sked i.
(hava aracı veya uçuş) düzenli seferin parçası olan scheduled s.
Marine
düzenli dalgalar monochromatic waves i.
düzenli uğranılan liman port of regular calling i.
düzenli yerleşme regular placing i.
düzenli olarak bir hatta çalışan yolcu vapuru liner i.
düzenli hat gemi şirketlerinin aralarında yaptıkları anlaşmanın koşulları conference terms i.
düzenli dalgalar regular waves i.
ırmak, göl, kanal vs üzerinden düzenli olarak yolcu taşıyan tekne water bus i.
sahili düzenli hale getirme yöntemi beach stabilizing method i.
belirli bir süreliğine düzenli olarak seyahat edilmesi beklenen yön mean line of advance i.
düzenli seferler yapmak ply f.
düzenli sefer yapmak ply to f.
düzenli olmayan lubberly s.