düzenli - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

düzenli



"düzenli" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 85 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
düzenli neat s.
düzenli tidy s.
düzenli regular s.
General
düzenli gim [dialect] i.
düzenli taut s.
düzenli steady s.
düzenli in order s.
düzenli ordered s.
düzenli even s.
düzenli systematical s.
düzenli stated s.
düzenli harmonious s.
düzenli shipshape s.
düzenli organized s.
düzenli methodical s.
düzenli ordinate s.
düzenli right s.
düzenli in good trim s.
düzenli measured s.
düzenli equable s.
düzenli trim s.
düzenli orderly s.
düzenli equal s.
düzenli arranged s.
düzenli set s.
düzenli snug s.
düzenli uniform s.
düzenli dainty s.
düzenli coordinated s.
düzenli straight s.
düzenli systematic s.
düzenli crisp s.
düzenli settled s.
düzenli regular s.
düzenli periodic s.
düzenli clean-cut s.
düzenli well-ordered s.
düzenli well-arranged s.
düzenli elegant s.
düzenli squared away s.
düzenli uncluttered s.
düzenli just so s.
düzenli coordinate s.
düzenli routine s.
düzenli organised s.
düzenli ruly s.
düzenli well-tended s.
düzenli tactic s.
düzenli tight s.
düzenli toshy [dialect] s.
düzenli kempt s.
düzenli undisordered s.
düzenli unrumpled s.
düzenli jimp s.
düzenli jimpy s.
düzenli fair s.
düzenli heppen [dialect] [uk] s.
düzenli in order s.
düzenli compt [obsolete] s.
düzenli concinnous s.
düzenli cosh [scotland] s.
düzenli cosmic [rare] s.
düzenli donsie [dialect] s.
düzenli donsy [dialect] s.
düzenli doncy [dialect] s.
düzenli douce [dialect] [uk] s.
düzenli polite [obsolete] s.
düzenli consonous [obsolete] s.
düzenli feat [dialect] [uk] s.
düzenli fetis s.
düzenli in-line s.
Colloquial
düzenli together zf.
düzenli like clockwork expr.
düzenli all correct expr.
düzenli all correct expr.
Idioms
düzenli (as) nice as ninepence s.
düzenli (as) clean as a whistle s.
düzenli (as) neat as a pin s.
düzenli apple pie order s.
düzenli day in, day out, every day without fail expr.
Trade/Economic
düzenli businesslike s.
Technical
düzenli methodical s.
Linguistics
düzenli regular s.
Archaic
düzenli tight [dialect] s.
düzenli undelayed s.

"düzenli" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
düzenli olarak regularly zf.
General
düzenli hat koşulları lines terms i.
düzenli ödeme regular payment i.
düzenli olma regularity i.
belirli bir tarifeye uymak yerine düzenli aralıklarla çalışan sefer shuttle service i.
düzenli içicilik regular smoking i.
düzenli şehirleşme planned urbanization i.
düzenli kentleşme planned urbanization i.
düzenli kentleşme orderly urbanisation i.
düzenli kentleşme orderly urbanization i.
düzenli şehirleşme orderly urbanization i.
düzenli şehirleşme orderly urbanisation i.
düzenli kentleşme planned urbanisation i.
düzenli şehirleşme planned urbanisation i.
düzenli nokta regular point i.
düzenli olma apple-pie order i.
düzenli maaş regular salary i.
düzenli seks regular sex i.
düzenli bir seks hayatı a regular sex life i.
düzenli sefer regular service i.
düzenli yaşam regular life i.
düzenli yaşam orderly life i.
düzenli hayat orderly life i.
düzenli hayat regular life i.
düzenli aile yaşamı steady family life i.
düzenli aile hayatı steady family life i.
düzenli aile yaşamı regular family life i.
düzenli aile hayatı regular family life i.
düzenli beslenme proper nutrition i.
düzenli beslenme eating properly i.
düzenli beslenme balanced diet i.
düzenli beslenme proper diet i.
düzenli beslenme regular diet i.
düzenli beslenme well-balanced diet i.
düzenli tekrar regular repeat i.
düzenli tekrar regular repetition i.
düzenli bakım regular maintenance i.
takıntılı derecede düzenli kimse neatnik i.
düzenli aralık regular interval i.
her yıl düzenli yapılan kutlama annual celebration i.
düzenli ziyaret recourse [obsolete] i.
yakinen ve düzenli olarak sorgulama catechization i.
düzenli tekrar regular recurrence i.
düzenli tekrarlama regular recurrence i.
düzenli olan şey regularity i.
düzenli olma regularness i.
kanada'da büyük göller üzerinde düzenli sefer yapan tekne lake boat i.
düzenli iş tread [scottish] i.
tek düzenli şey uniformity i.
düzenli uyku regular sleep i.
düzenli aralıklandırma even spacing i.
düzenli adımlarla yürüme marching i.
zarif, düzenli veya taze görünüm mense [dialect] [uk] i.
düzenli sınıflandırma method i.
düzenli geliştirme method i.
selüloz, ipek, rayon lifi gibi doğal veya sentetik bir fiberin düzenli kısmı micelle i.
düzenli olma harmoniousness i.
düzenli bir prosedürün sekteye uğraması helter-skelter i.
vakit geçirmek için düzenli gelinen yer rendezvous i.
düzenli yapı bulk i.
düzenli katılımcı goer i.
ruhani yaşamı sürdürmek için gerekli olan şeyler (düzenli dua etme, ibadet, meditasyon) daily bread i.
parçaların düzenli ve işlevsel düzenlenmesi oeconomy i.
düzenli bir sistem oeconomy i.
düzenli ziyaret round i.
düzenli sosyal faaliyet round i.
(kadril dansı) düzenli bir dans old-time dance [uk] i.
düzenli olarak gübrelenen ve aynı mahsul için kullanılan tarla infield i.
düzenli olarak partileyen çapkın genç kadın good-time girl i.
düzenli toplantı club [obsolete] i.
düzenli asker creaght [ireland] i.
düzenli aralıklarla meydana gelme cyclicity i.
düzenli olarak sunulan şey diet i.
düzenli yararlanılan şey diet i.
düzenli grup dovecot i.
düzenli kuruluş dovecot i.
düzenli grup dovecote i.
düzenli kuruluş dovecote i.
orantılı miktarda ve düzenli eklenti increment i.
yavaş, düzenli, uzun adımlar ile yürüme pacing i.
düzenli bir bütün oluşturan insanlar people i.
iki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak ply f.
düzenli katılım göstermek attend regularly f.
düzenli hale getirmek make regular f.
düzenli yığmak stack up f.
bir şeyi düzenli bir şekilde (bir yere) koymak stow in f.
(arasında) düzenli seferler yapmak ply between f.
düzenli olarak yapmak regularize f.
bir şeyi düzenli bir şekilde (bir yere) koymak stow away f.
düzenli yerleştirmek place orderly f.
düzenli olmak be tidy f.
düzenli çalışmak study methodically f.
düzenli çalışmak study systematically f.
düzenli tutmak keep (somewhere) tidy f.
düzenli olmak be orderly f.
düzenli çalışmak work systematically f.
düzenli tutmak keep (something) in order f.
düzenli çalışmak work methodically f.
düzenli olmak be in order f.
düzenli olmak be systematic f.
düzenli yerleştirmek set (down) orderly f.
düzenli tutmak keep (something) orderly f.
düzenli bırakmak (bir odayı vb) leave neat f.
düzenli yerleştirmek place well-ordered f.
düzenli adımlarla yürümek march f.
düzenli sefer yapmak ply f.
düzenli bir işe girmek get a regular job f.
düzenli haber almak be well informed f.
düzenli aralıklarla ekokardiyografik incelemeye tabi tutulmak be assessed by echocardiography at regular intervals f.
düzenli seks yapmak have regular sex f.
düzenli seks yapmak have sex regularly f.
düzenli olarak seks yapmak have sex regularly f.
düzenli bir işi olmak have a regular job f.
düzenli bir işi olmak have regular job f.
düzenli olarak yapmak regularise f.
düzenli egzersiz yapmak exercise regularly f.
düzenli spor yapmak exercise regularly f.
düzenli kullanmak trade [obsolete] f.
düzenli olarak yapmak vape f.
maşa ile düzenli ve iri dalgalar yaparak saça şekil vermek marcel f.
düzenli olarak tüketmek have f.
(deniz feneri ışığı) düzenli aralıklarla kesilmek occult f.
düzenli bir rotada seyahat etmek run f.
(bedenin, zihnin) düzenli veya normal fonksiyonlarını bozmak disorder f.
düzenli veya normal işleyişini bozmak disorder f.
(düzenli veya sık sık) ilaç almak pop f.
çok düzenli like clockwork s.
düzenli yayınlanan periodic s.
kadar düzenli as regular as s.
düzenli biçimde straight s.
düzenli hareket olamayan erratic s.
düzenli aralarla meydana gelen periodic s.
temiz ve düzenli neat and tidy s.
sıkı düzenli regimented s.
ayaklarını hızlı ve düzenli biçimde hareket ettirebilen nimble-footed s.
düzenli olmayan nonregulated s.
düzenli ilişkisi olan attached s.
düzenli olmayan unarranged s.
düzenli olmayan unbusinesslike s.
düzenli olmayan unordinate [rare] s.
düzenli hareket etmeyen unorganized s.
düzenli hareket etmeyen unorganised s.
düzenli tempoda olmayan unpaced s.
zarif bir şekilde düzenli bandbox s.
düzenli olmayan unthorough s.
düzenli bir formu olmayan massive s.
metronom gibi düzenli metronomic s.
düzenli olarak iyileşen boomy s.
düzenli olarak büyüyen boomy s.
sıkı düzenli monastic s.
düzenli katılan going s.
doğası gereği düzenli clean s.
düzenli olmayan odd-job s.
düzenli çalışan onstream s.
aşırı düzenli overneat s.
fazla düzenli overnice s.
aşırı düzenli overstructured s.
düzenli şekilde işlemeyen disordered s.
düzenli meyve veremeyen barren s.
düzenli müşteri olma client s.
fazla düzenli feat [obsolete] s.
düzenli hareket etmeyen inorganized s.
düzenli hareket etmeyen inorganised s.
düzenli sıra ile yolunda in order zf.
çok düzenli in apple pie order zf.
düzenli olarak measuredly zf.
düzenli olarak crisply zf.
çok düzenli bir halde just so zf.
bozuk düzenli olarak uncoordinatedly zf.
düzenli olarak routinely zf.
düzenli olarak on a regular basis zf.
düzenli olarak methodically zf.
düzenli aralıklarda at regular intervals zf.
çok düzenli smoothly zf.
çok düzenli precisely zf.
düzenli olarak regularly zf.
düzenli olarak (on a) regular basis zf.
çok düzenli bir şekilde in apple-pie order zf.
düzenli aralarla regularly zf.
düzenli aralıklarla regularly zf.
düzenli biçimde on a regular basis zf.
düzenli aralıklarla at regular intervals zf.
düzenli bir biçimde in an orderly manner zf.
düzenli (bir şekilde) neatly zf.
düzenli aralıklarla in regular intervals zf.
düzenli olarak religiously zf.
düzenli aralarla at regular intervals zf.
düzenli bir biçimde in an orderly fashion zf.
düzenli olarak regular zf.
düzenli olarak unseldom zf.
metronom gibi düzenli bir şekilde metronomically zf.
düzenli olarak gradatim [obsolete] zf.
düzenli aralıklarla on a regular basis zf.
devletten düzenli işsizlik yardımı alarak on the dole zf.
fazla düzenli bir şekilde overnicely zf.
düzenli olarak in course zf.
düzenli olarak in due course zf.
düzenli bir şekilde cleanlily zf.
düzenli bir şekilde fetisely zf.
düzenli bir kimyasal bileşik serisinde ikinci olan anlamı veren ön ek deut- ök.
düzenli bir kimyasal bileşik serisinde ikinci olan anlamı veren ön ek deuto- ök.
düzenli olarak belirli bir faaliyeti yapan anlamındaki son ek -ard snk.
düzenli olarak belirli bir faaliyeti yapan anlamındaki son ek -art snk.
düzenli aralıklarla anlamı veren son ek -ly snk.
çok düzenli kas yapısına sahip canlı anlamı veren son ek -mya snk.
düzenli katılım anlamı veren son ek -going snk.
net ve düzenli bir şekilde in print [dialect] expr.
Phrasals
(resmi anlamda) birisiyle düzenli olarak görüşmek/iletişim kurmak check in with somebody f.
(taksit/düzenli ödeme vb.) ödeyememek fall behind with something f.
tanı veya tedaviyi takiben hastayı düzenli olarak kontrol etmek follow up f.
bir düzenli ödemeyi/görevi vaktinde/zamanında yapamamak fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemede/görevde geç kalmış olmak fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemenin/görevin vaktini/zamanını geçirmek fall behind on (something) f.
bir düzenli ödemeyi/görevi vaktinde/zamanında yapamamak get behind on (something) f.
bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek get behind on (something) f.
bir düzenli ödemede/görevde geç kalmış olmak get behind on (something) f.
bir düzenli ödemenin/görevin vaktini/zamanını geçirmek get behind on (something) f.
bir ilacı düzenli olarak almayı sürdürmek remain on f.
(bir şeyin) düzenli ödemesini yapmak pay on (something) f.
çevresinde/çevrede sık sık/düzenli olarak görmek see around f.
Phrases
düzenli olarak (bir şey) yapmak be given to (something) f.
düzenli olarak bir şey yapmak be given to something/to doing something f.
düzenli aralıklarla in regular basis expr.
düzenli aralıklarla in regular intervals expr.
(bir şeye/yere) düzenli olarak gitme in and out (of something) expr.
Colloquial
san jose (silikon vadisi) ve seattle gibi yüksek teknoloji şirketlerinin yoğun olduğu abd şehirleri arasında düzenli doğrudan uçuş yapan yolcu uçağı nerd bird i.
son derece düzenli olma apple-pie order i.
spor performansını artırmak için düzenli olarak steroid gibi maddeler kullanan kimse juicehead i.
düzenli öğünlerle beslenme yerine atıştırma grazing i.
gazete ve dergilerde ödül olarak tüketici ürünleri verilen yarışmalara düzenli katılan kimse comper i.
aşırı derecede düzenli/cimri/takıntılı olmak be anal about it f.
temiz ve düzenli clean and tidy s.
düzenli olmayan unrid [dialect] s.
düzenli olarak in good order expr.
düzenli değil not regular expr.
düzenli bir şekilde on the reg (on the regular) expr.
düzenli olarak on the reg (on the regular) expr.
düzenli bir şekilde on the regular expr.
düzenli olarak on the regular expr.
düzenli işini bırakma don't quit the day job expr.
eşyalarımızı düzenli tutmak bizim elimizde it is in our hands to keep our items organized expr.
düzenli olarak belli bir yerde görüşen kişiler arasında kullanılan vedalaşma kalıbı cuic (see you in church) kısalt.
Idioms
kolay okunup anlaşılabilen düzenli, işler kod clean code i.
düzenli ve verimli işleyen grup/yer/kuruluş a tight ship i.
düzenli iş day job i.
(birinin) düzenli işi (one's) day job i.
dış görünümü düzenli ruhu serseri adam dirty beau [obsolete] i.
düzenli yaşamaya başlamak make good f.
düzenli ve disiplinli yönetmek run a taut ship f.
düzenli ve disiplinli yönetmek run a tight ship f.
saat gibi düzenli olmak be as regular as clockwork f.
(düzenli) seks yapmak be getting one's oats f.
düzenli egzersiz yapmak keep in training f.
düzenli spor yapmak keep in training f.
düzenli tutmak keep something tidy f.
düzenli tutmak have something in order f.
düzenli tutmak get something in order f.
düzenli tutmak put something in order f.
bir şeyi düzenli olarak yapmak go in for something f.
erken yatma konusunda düzenli olmak keep good hours f.
düzenli olarak belli bir yolu yürüyerek dolaşmak pound a beat f.
birini/bir şeyi düzenli tutmak keep someone or something in order f.
birbirinden farklı fakat birbirini tamamlayan parçaları (kıyafet, eşya) seçip bir araya getirerek uyumlu/düzenli bir takım oluşturmak mix and match f.
uyku saatleri (düzenli, bozuk, erken, geç) olmak keep (some kind of) hours f.
çalışma saatleri (düzenli, bozuk, erken, geç) olmak keep (some kind of) hours f.
düzenli tutmak keep in order f.
düzenli bir işte çalışmak punch the (time) clock f.
(birini) düzenli tutmak stay on top of (someone or something) f.
son derece düzenli right as ninepence s.
düzenli (iş) bread and butter s.
düzenli gelir getiren bread and butter s.
tertipli düzenli spick and span s.
psikoterapiste düzenli giden in counseling s.
saat gibi düzenli as regular as clockwork expr.
her şeyiyle düzenli in apple-pie order expr.
çok düzenli in apple-pie order expr.
düzenli işini bırakma don't give up your day job expr.
düzenli işini bırakma don't quit your day job expr.
düzenli olarak (ilaç vb almak) at full strength expr.
düzenli değil not making a habit out of it expr.
son derece düzenli as right as ninepence expr.
son derece düzenli as neat as ninepence expr.
son derece düzenli neat as ninepence expr.
düzenli olarak day in, day out, every day without fail expr.
Speaking
araçlarınızı düzenli olarak servise götürün service your vehicles regularly i.
sınıfınızı düzenli tutun keep your classroom tidy expr.
sınıfı düzenli tutun keep the classroom tidy expr.
odanı düzenli bırak keep your room tidy expr.
odanı düzenli tut keep your room tidy expr.
Trade/Economic
yıllık düzenli gelir annuity i.
düzenli temettü regular dividend i.
düzenli katkı payı regular contributions i.
bir işletme hakkındaki mali bilgileri düzenli bir biçimde kaydetme tekniği accounting i.
bir hat üzerinde düzenli sefer yapan uçak veya yolcu gemisi liner i.
işletmenin sürekli ve düzenli biçimde işlerini yürüttüğü ana merkezindeki çalışma yeri home office i.
düzenli gelir regular income i.
düzenli ödeme emri direct debit mandate i.
sigorta poliçesinin sağlayacağı düzenli yıllık gelir tutarı annuitisation i.
faiz oranı ve vadesinin belirli bir fondan ödenmesi gereken yıllık düzenli taksit miktarlarını belirleyici fonksiyonu annuity factor i.
düzenli transit servis regular transit service i.
büyük bir bakım gerektirmeden makine veya tesisin düzenli çalışabilme süresi life i.
makine veya tesisin tamir edilmez hale gelene kadar görevini düzenli olarak yaptığı süre life i.
düzenli sefer konşimentosu berth bill of lading i.
düzenli dağıtım yolu regular way delivery i.
düzenli ödeme regular payment i.
düzenli toplantı regular meeting i.
düzenli talep regular demand i.
düzenli işi olan kimse jobholder i.
düzenli hat konşimentosu liner bill of lading i.
düzenli nakit akışı regular cash flow i.
düzenli müşteri regular customer i.
düzenli tedarikçi regular supplier i.
düzenli piyasalar hipotezi coherent market hypothesis i.
patentin düzenli aralıklarla ufak tefek değişiklikler yapılarak yenilenmesi patent evergreening i.
hisse senedinin fiyatına bakmadan düzenli olarak belirli miktarda yatırım yapma dollar averaging i.
menkul kıymetlerin fiyatına bakmadan düzenli olarak belirli miktarda yatırım yapma dollar–cost averaging i.
belirli bir dönem yeni şirketlere sermaye sağlayan ve düzenli aktarımlarla onların gelişimini destekleyen bir fon evergreen fund i.
hisselerini düzenli olarak satıp geri alan ve varlık havuzuna sahip denetime tabi yatırım şirketi mutual fund company i.
ticari bir oluşumun düzenli ödemeyi doğrudan kişinin banka hesabına yansıtmasını sağlayan tekli sipariş direct debit i.
hisselerini düzenli olarak satıp sonra geri alan yatırım şirketi open-end fund i.
düzenli tedarik ürünleri routine supplies i.
yıllık aşar ödemesinin yerine toprağa göre düzenli yapılan ödemenin getirilmesi commutation of tithes i.
her alım için aynı miktarda nakit ile düzenli aralıklarla menkul kıymet satın alınan bir sistem dollar day i.
düzenli veya belirli aralıklarla mevcut olan miktar draw i.
belirli bir varlığa düzenli aralıklarla belirli miktar yatırım yaparak gerçekleştirilen sermaye birikimi pound cost averaging i.
(hisse) düzenli olarak alıp satmak trade f.
(hisse senedi veya emtia piyasası) düzenli bir trendi olmayan irregular s.
Law
(britanya'da) suçlu gençlerin hapis cezası yerine düzenli olarak gelmeleri gereken yer attendance centre i.
mahkemenin çocuğun velayetinden yoksun bırakılan akrabaya tanıdığı çocuğu düzenli ziyaret etme hakkı visitation right i.
(iskoç hukuku'nda) kira kontratı yapıldığında düzenli kiraya ek olarak bir defada yapılan ödeme grassum [scotland] i.
Politics
düzenli rapor regular report i.
ortak düzenli kuruluşlar coordinated organisation i.
atık düzenli depolama sahaları landfill of wastes i.
düzenli çaba concerted effort i.
gizli, gayrı resmi yahut düzenli işlemeyen iletişim yolu/kanalı back-channel i.
düzenli aralıklarla yapılan seçim regular election i.
düzenli izleme regular follow-up i.
kurulu ve düzenli siyasi partilerin hiçbirini desteklememe politikası nonpartisanism i.
görece olarak düzenli aralıklarla başa gelebilecek güce sahip siyasi parti major party i.
1835 yılında düzenli parti örgütlenmesine karşı kurulan radikal bir new york demokratları grubunun üyesi loco (locofoco) kısalt.
Industry
çalışanın maaşına ilişkin kararların alındığı düzenli değerlendirme salary review i.
düzenli bir işi olmak bundy f.
makinedeki işin düzenli aralıklarla tekrarı için (makine üstündeki parçayı) hareket ettirmek index f.
bir iş için düzenli ücret alan waged s.
Insurance
düzenli katkı payı regular contributions i.
Tourism
düzenli sefer regular service i.
Media
gazete ve benzeri yayınların reklam haricindeki düzenli içeriği reading matter i.
(gazetede vb.) düzenli bir yayının bulunduğu sayfa page i.
Technical
düzenli kestirici regular estimator i.
düzenli nokta regular point i.
düzenli bakım systematic maintenance i.
yavaş ve düzenli aşınma slow and regular wear i.
uzam-düzenli kauçuklar stereo-regular rubbers i.
sıfır düzenli tepkime zero order reaction i.
düzenli kopolimer regular copolymer i.
düzenli yapı ordered structure i.
düzenli birim göze ordered unit cell i.
düzenli eşpolimer regular copolymer i.
düzenli örgü superlattice i.
düzenli kristal ordered crystal i.
düzenli işlev regular function i.
düzenli eğri regular curve i.
düzenli katı çözelti ordered solid solution i.
düzenli evre ordered phase i.
düzenli örüt ordered crystal i.
düzenli çözelti regular solution i.
çevirme düzenli fırın tilting furnace i.
bir nesne veya olayı ifade eden kısa ve düzenli ses dizini earcon i.
periyodik değişkene ait düzenli nükseden değerler grubu cycle i.
(metal levha gibi malzemeyi) düz, paralel, düzenli ve eşit derecede kavisli sırtlar ve oyuklar halinde şekillendirmek corrugate f.
(demiryolu, karayolu dolgusu) enine konturlar çizmek için düzenli olarak tesviye etmek cross-section f.
sıra düzenli hierarchical s.
düzenli bir şekilde birbirine bağlı articulate s.
sürekli veya düzenli aralıklarla ışık yayan emitting a continuous or regular intermittent light s.
düzenli çapraz aralıklarla çentikli (arma) raguled s.
düzenli aralıklarla tekrar etmeyen nonperiodic s.
çalışır durumda kalmak için düzenli bakım gerektiren high-maintenance s.
düzenli olarak regularly zf.
düzenli aralıklarla at regular intervals zf.
düzenli aralıklarla periodically zf.
Computer
düzenli durdurma orderly closedown i.
düzenli dil regular language i.
düzenli ifade regular expression i.
düzenli ziyaretçi frequent visitor i.
youtube'da düzenli olarak video yayınlayan kimse youtuber i.
çevrimiçi ortamları düzenli takip ettiği halde etkileşim vermeyen kimse lurker i.
düzenli olarak bilgisayar kullanan kimse onliner i.
düzenli gerilim dalga formuna ait tekli salınım cycle i.
bir koşulun sağlanma durumunu düzenli kontrol eden talimat poller i.
içeriği düzenli bir hal sırasından geçen sicil counter i.
standart düzenli qwerty s.
solda düzenli ragged right expr.
sağda düzenli ragged left expr.
Informatics
küçük bilgi birimlerini büyük ve düzenli birimler haline getirme unitisation i.
küçük bilgi birimlerini büyük ve düzenli birimler haline getirme unitization i.
Telecom
düzenli gelen çağrılar smooth call arrival i.
düzenli işaretleşme hattı regular signalling link i.
Electric
düzenli aralıklarla yön değiştirmek alternate f.
Television
düzenli yayınlanarak on the air zf.
Radio
(yayında) düzenli olarak belirli bir konuya atfedilen köşe department i.
Textile
(dokumayı) düzenli aralıklar ile genişletmek pace f.
(dokumayı) düzenli aralıklar ile daraltmak pace f.
Architecture
norman mimarisinde düzenli aralıklarla yerleştirilmiş kütük şeklindeki süsleme billet i.
düzenli küçük bindirmeliklerin kullanıldığı bir bindirme kemer türü mayan arch i.
Construction
düzenli katı çözelti ordered solid solution i.
üst düzenli kafes superlattice i.
Lighting
optik düzenli lamba pressed glass lamp i.
Automotive
ingiliz hükümeti'nin motorlu taşıtların güvenlik standartlarına uygunluğunu denetlemek için zorunlu tuttuğu düzenli muayene mot i.
düzenli olmayan non-uniform s.
Transportation
çoğunlukla iki nokta arasında düzenli seyahat edenleri taşıyan tren commuter i.
Traffic
düzenli yolcu servisi regular passenger service i.
Aeronautic
düzenli bazda toplu hava taşımacılığı yapan taşıyıcı airline i.
düzenli bazda toplu hava taşımacılığı yapan taşıyıcı airline business i.
Marine
düzenli dalgalar regular waves i.
düzenli hat gemi şirketlerinin aralarında yaptıkları anlaşmanın koşulları conference terms i.
düzenli dalgalar monochromatic waves i.
düzenli uğranılan liman port of regular calling i.
düzenli yerleşme regular placing i.
ırmak, göl, kanal vs üzerinden düzenli olarak yolcu taşıyan tekne water bus i.
sahili düzenli hale getirme yöntemi beach stabilizing method i.
düzenli olarak bir hatta çalışan yolcu vapuru liner i.
belirli bir süreliğine düzenli olarak seyahat edilmesi beklenen yön mean line of advance i.
düzenli sefer yapmak ply to f.
düzenli seferler yapmak ply f.
düzenli olmayan lubberly s.
Mining
düzenli dodekahedron pentagonal dodecahedron i.
Medical
düzenli bakım programları managed care programs i.
düzenli tarama regular screening i.
düzenli sıvı alımı regular fluid intake i.
düzenli bir tedavi rejimi a regular treatment regimen i.
dönemde düzenli folik asit alınımı regular intake of folic acid i.
alkol, uyuşturucu gibi maddeleri düzenli olarak aşırı kullanan kimse misuser i.
hastanenin düzenli kadrosunda olan attending s.
Psychology
başkalarına karşı düzenli olarak cinsel çekim yaşayan kişi allosexual i.
Physiology
kalp kasına özgü özelliklerden ötürü ritmik ve düzenli meydana gelen (kalp kası kasılması) myogenic s.
Pathology
semptomların düzenli aralıklarla geçici olarak azaldığı, ancak tamamen durmadığı bir ateş remittent fever i.
Pharmaceutics
uzun bir süre boyunca düzenli aralıklarla düşük dozlarda kullanılan (ilaç, reçete) metronomical s.
uzun bir süre boyunca düzenli aralıklarla düşük dozlarda kullanılan (ilaç, reçete) metronomic s.
Optics
düzenli astigmatizm regular astigmatism i.
Food Engineering
düzenli akış laminar flow i.
Math
tümel düzenli uzay completely regular space i.
tümel düzenli uzay tychonoff space i.
düzenli nokta ordinary point i.
düzenli çokyüzlü regular polyhedron i.
düzenli yirmiyüzlü regular icosahedron i.
düzenli matris regular matrix i.
düzenli dörtyüzlü regular tetrahedron i.
düzenli fonksiyon regular function i.
düzenli çokgen regular polygon i.
düzenli dizey regular matrix i.
düzenli adlanım regular representation i.
düzenli işlev regular function i.
Statistics
düzenli grup bölünebilir tamamlanmamış blok tasarı regular group divisible incomplete block design i.
düzenli durum regular state i.
düzenli tahmin edici regular estimator i.
düzenli durağan nokta süreci regular stationary point process i.
düzenli markov yenileme süreci regular markov renewal process i.
düzenli en iyi asimptotik normal tahmin edici regular best asymptotically normal estimator i.
Physics
düzenli yansıma regular reflection i.
doğal yasalara tabi düzenli bir sistem olarak kabul edilen fiziksel evren natural order i.
Chemistry
peryodik olarak düzenli sıralı ve kuyruk-başa bağlı (polimer) regioregular i.
moleküler olarak kuyruk-başa olacak şekilde düzenli bir zincir bağ yapısında olan (polimer) regioregular i.
selüloz, ipek, rayon lifi gibi doğal veya sentetik bir fiberin düzenli kısmı micell i.
birbirini izleyen üyeleri arasında düzenli farka sahip olan bir dizideki kimyasal bileşikler arasındaki ilişki homology i.
atomları asimetrik, sağa doğru düzenli anlamı veren ek d ök.
Biology
kümelenmiş düzenli aralıklı kısa palindromik yinelemeler clustered regularly interspaced short palindromic repeats i.
(belirli hayvan türlerinin sayısında meydana gelen) düzenli periyodik dalgalanma cycle i.
karmaşık düzenli high s.
düzenli dizilime sahip (hücre, spor) muriform s.
Biochemistry
düzenli mekanizma ordered mechanism i.
Marine Biology
düzenli işlerge ordered mechanism i.
düzenli olarak kıyıya gelip yumurtlayan, kaliforniya sahillerine özgü bir gümüşbalığı grunion (leuresthes tenuis) i.
Astronomy
parlaklığında düzenli bir değişkenlik olan yıldız cepheid i.
iki astronomik cismi düzenli aralıklarla birbirine yaklaştıran yörünge cycler i.
parlaklığında düzenli bir değişkenlik olan cepheid s.
parlaklığında düzenli bir değişkenlik olan yıldıza benzer cepheid s.
Botanic
dalların düzenli olarak dökülmesi cladoptosis i.
doğal biçimi amorf olan çiçekte anomali olarak ortaya çıkan düzenli yapı epanody i.
düzenli aralıklarla büzülmüş constricted s.
(çiçek) anormal biçimde düzenli peloric s.
(çiçek) anormal biçimde düzenli pelorian s.
(çiçek) anormal biçimde düzenli peloriate s.
Breeding
düzenli otlatma browsing i.
Tobacco
düzenli sulama regularly watered i.
Forestry
düzenli kesim periodical cutting i.
farklı yıllardaki değişen koşullardan bağımsız olarak yaş halkaları düzenli büyümüş olan (ağaç veya orman) complacent i.
Social Sciences
sıkı düzenli olmayan unregimented s.
Education
düzenli yapılan uygulama dersi recitation i.
öğretmenlerin öğrencilerin durumuna dair velileri bilgilendirmek için düzenli yaptığı yazılı açıklama report [uk] i.
küçük çocukların sosyalleşmeleri için düzenli olarak bir araya getirilmesi play-centre [new zealand] i.
eğitim kurumunun kampüs dışında yer alan öğretim üyeleri veya öğrencilerinin düzenli olarak yararlandığı tesislere ilişkin off-campus [us] s.
eğitim kurumunun kampüs dışında yer alan öğretim üyeleri veya öğrencilerinin düzenli olarak yararlandığı faaliyetlere ilişkin off-campus [us] s.
Literature
süreli yayının belirli bir satıcıya düzenli gönderilen her bir basımının sayısı draw i.
düzenli vezin vurgusuyla birlikte düzensiz vezin vurgusu kullanımı counterpoint i.
Linguistics
düzenli konuşma articulate speech i.
düzenli eylem regular verb i.
düzenli eylem weak verb i.
düzenli fiil çekimi weak conjugation i.
düzenli fiil çekimi new conjugation i.